Sevdalı bulut

YORUM | M.NEDİM HAZAR

Henüz 12’sinde bir çocuk Nebiler Nebisi (ASM). Amcasıyla Şam’a ilk gidişi Bahîra’yla tanışma, Bahîra’nın son peygamberi hissetmesi…

Busra panayırına yakın küçük bir manastırda yaşıyordu Bahîra…

Hatırı sayılır bir alim, klasik papazların çok dışında etkileyici birisi.  Kureyş’in ticaret kafilesi, her sene olduğu gibi bu sene de rahibin bu manastırına yakın bir yerde konaklıyor. Enteresan olan, daha önceki senelerde gelen Kureyş dahil hiçbir kervanla ilgilenmeyen, muhatap almayan, konuşmayan Bahîra, bu kafileye yakın ilgi gösteriyor. Ve hatta bir ziyafet veriyor.

Bir olağanüstülüğü hissetmiş lakin hissettirmeden emin olmak zorunda. Birer birer eleyerek geçiyor insanları ve Hz. Peygamber’in kafilenin eşyalarını beklemek üzere ağacın altında bekçi olarak bırakıldığını öğreniyor. Asılmış olan yüzü bir anda mutluluk ile neşeli bir hal alıyor. Zira dikkatini çeken bulut orada, ağacın tepesinde ve altındaki küçük çocuğu gölgeliyor.

Peygambere sevdalı bulut müjdeliyor son Nebi’yi. (ASM) Bahira, dikkatle inceliyor küçük çocuğu, sonra başını kaldırıp buluta dikkat kesiliyor.

Şam’a ikinci gidiş…

Fahr-i Kainat’ın (SAV) Nübüvvetinden 15 yıl önce.. Bir kadın var; güzeller güzeli, edep ve haya timsalı; Hatice Binti Hüveylid…Bir kadın; ilmi, malı, şerefi, iffeti ve edebi pek ziyade. Ticaret ile uğraşan, devrin, büyük tüccarlarından. Memurları, katipleri ve köleleri var. Sadece kendisi yapmıyor, büyük iş ortaklıkları kurup, yürütüyor. Hz. Peygambere iş teklifinde bulunuyor. Kafileyle Şam’a giderken Busra’da Bahira’nın manastırına yakın bir yerinde konaklıyor yine kervan.

Bahîra ölmüş, onun yerine Nastûra gelmiş.

O da işin künhünde.

Bir de Meysere var. Aslında bir tür ajan, Hz. Hatice’nin, Efendimiz’i (SAV) yakından takip edip rapor vermesi için vazifelendirilmiş kurmay kölesi.

Bu seyahatin bir tür test amaçlı olduğunu da bir tek o biliyor. Nastûra ile Meysere küçük bir istişare yapıyorlar; mevzu elbette ki Muhammed ül Emin (SAS)… Nastûra’nın nübüvvet ile ilgili detaylı soruları cevap buldukça resim netleşiyor ama Meysere’nin dikkatini yıllar önce Bahîra’nın gördüğü ayrıntı çekiyor; Bulut…

Aynı sevdalı bulutu Meysere de görüyor.

Çölde güneş gördünüz mü hiç?

Garip durur, hani düştü düşecek gibi hissedersiniz, o kadar yakın ve muvakkaten asılı gibidir tavanda. Ne ki, yakıcılığından hiçbir şey eksiltmez bu durum. Çöl güneşi sadece yakmaz, aynı zamanda eritir derler. Metalleri, kumaşları ve bedenleri…

Güneş etkisini artırdıkça çırpınıyor adeta sevdalı bulut ve alemlerin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Son Peygamber’i koruyor, kolluyor, gölgeliyor.

Upuzun çöl yolu, daha pek çok mucizevi detay ile süslü ama en büyüğü bu; sevgilinin (ASM) peşine takılmış bulut.

Kervan dönerken şehrin girişinde kadınlar, çocuklar gidenleri bekliyor. Yol uzun ve amansız ama çok önemli ve mutlu bir müjde ile dönüyor Meysere.

Sadece bir zevç değil, bir Nebi’yi müjdeliyor annelerin en güzeline.

Ve o bulut, sevdasından tek gram bir şey yitirmeden vazifesini yapmaya devam ediyor, sessizce ve vakar içinde. Kimileri fark ediyor bunu, kimileri nasiplenemiyor bu isimsiz musahharlıktan.

Sevdalılardan bir sevdalı oysa, kim bilir daha nicesi var, bizim bilmediğiniz!

Sonra bu sevdanın fanilere açık edildiği ilk zaman; ilk bayram namazı Medine yakınları Münâha diye bir yer. Sonrasında elini açıp yağmur duasına yöneldiği Nebi’nin. Ve bulutun perdesiz bir şekilde, son derece net şekilde belirginleşmesi…

Ki bugün orada, o mübarek noktada bir mescit yer alıyor şimdi: Mescid ül Gamame…

Yani Bulut Mescidi!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin