Risale-i Nur’u anlamada mühim bir sır: İncelikleri keşfetmek

YORUM | CEMİL TOKPINAR

Risale-i Nur’u anlamaya çalışırken dikkat edilecek çok mühim noktalar vardır.  Diyebiliriz ki, “bu eserlerde fazladan ve gereksiz hiçbir kelime, cümle, tabir, terim ve misal yoktur.” Her şey yerli yerinde, önemli bir maksat için ve genel mananın bir unsuru olarak zikredilmiştir.  Bu eserler eskilerin “efradını câmi, ağyarını mâni” sözüne uygundur. Bu bakımdan hiçbir kelimeyi atlamamak, anlamadan geçmemek gerekir.

Sözgelişi 23. Sözün Birinci Noktasının sonunda, “İşte, küfür böyle mahiyet-i insaniyeyi yıkar, elmastan kömüre kalb eder” cümlesindeki elmas-kömür benzetmesi rastgele söylenmemiş, bununla çok uzun bir hakikat özetlenmiştir. Çünkü elmas ve kömürün ana maddesi karbondur. Ancak tonlarca kömür, bir gram elmas etmez.

İşte müminle kâfir madde itibarıyla et ve kemikten meydana gelir.  Ancak iman, mümine Allah katında öyle bir değer kazandırır ki, hiçbir şeyle mukayese edilmez.

Yine aynı Sözün Üçüncü Nüktesinde insanla hayvanın farkının anlatıldığı misaldeki, insafsız dükkâncının bin altın karşılığında en çürüğünden bir kat elbise vermesi çok geniş bir manayı hatıra getirmektedir.  Demek ki insan, bin altınla ifade edilen harikulâde kabiliyetlerini sadece dünya hayatına sarf ederse, çürük elbiseye benzetilen mutsuzlukla dolu bir dünya hayatı geçirir.

Risaledeki simetrik anlamlar

Özellikle temsilî hikâyeciklerde ve misallerde çok güzel simetriler vardır. O kadar ki, misalde ne varsa, en ince ayrıntısına kadar hakikatte de vardır.

Burada simetriyi, “misalle hakikat arasındaki benzerlik, cümlelerde arka arkaya gelen kelimelerin seçilişindeki ahenk” olarak kullanıyoruz.

Mesela Yirmi Birinci Sözün İkinci İkazında peş peşe gelen kelimeleri gruplandırırsak şöyle bir ahenk ortaya çıkıyor:

Ekmek, kalp, gıda, kapı, niyaz, elde etmek.

Su, ruh, âb-ı hayat, çeşme-i rahmet, namaz, içmek.

Hava, lâtife-i Rabbaniye, hava-i nesîm, teneffüs, pencere, nefes almak.

Görüldüğü gibi, maddî hayat için zarurî üç önemli ihtiyaç olan ekmek, su, hava ile üç manevî varlığımız kalp, ruh, lâtife-i Rabbaniye ve bunların fonksiyonları arasında irtibat kuruluyor, mukayese yapılıyor.  Bedene ekmek, su, hava nasıl gerekliyse, kalp, ruh ve lâtife-i Rabbaniye için de namazın o derece gerekli olduğu ispatlanıyor. Ayrıca namazın manevî bir gıda, bir âb-ı hayat, bir hava-i nesim olduğu vurgulanıyor.

Yine Münazarat isimli eserdeki ulema, meşayih ve hutebanın zikredildiği bölümde ahenkli bir şekilde dizilen sadef, mağara, kehf benzetmeleri, dimağ, kalp, fem ifadeleri ne kadar mükemmel bir şekilde uyumlu zikredilmiş… Misalle gerçek arasında tam bir benzeyiş var.

Sık geçen kelimeler iyi bilinmeli

Risale-i Nur’da çok sık kullanılan kelime ve terimlerin manalarını çok iyi bilmek gerekir; çünkü onlar, manaların anahtarlarıdır.  Belki yüzlerce, binlerce defa karşımıza çıkacaktır.

Vahidiyyet, Ehadiyyet, mana-yı harfî, mana-yı ismî, tesbih, vahdet, İsm-i Azam, arş, cüz, küll, câmiiyyet ve bunlar gibi daha sayabileceğimiz yüzlerce terim çok sık zikredilmektedir. Bunların anlamını biraz genişçe öğrenmek gerekir. Defalarca karşımıza çıkacağı için bir kere öğrenilse binlerce kelimeyi öğrenmiş gibi anlamamızı kolaylaştırır. Maalesef lügatlerde verilen manalar çok kısa olduğu için yetersiz kalıyor. Bunlar için kavram ve terim çalışması yapmak lazımdır.

Kelime anlamlarına dikkat!

Risale-i Nur’un birçok yerinde Arapça veya Farsça bir kelimenin manası aynı satırda verilmiştir. Bunun için biraz dikkatli olmak yetecektir.

İşte, Sözler’de yaptığımız araştırmada bulduğumuz bazı örnekler ve sayfa numaraları:

O Sultana muhâtab ve halil ve dost ol! (10)

O rahmetin kuvvetidir ki, zîşuurun nazarlarını celb eder, kendine çeker. (12)

Nihayet ihtilât içinde ve karışmış oldukları halde, nihayet derecede imtiyaz ve farkla birbirinden ayrılıyor. (55)

…Sâni-i Zülcelâl, onun mukabilinde zîşuurdan marziyyatı ve arzuları ne olduğunu bir elçi vasıtasıyla bildirmesin. (55)

Hakikî istib’ad, hakîkî muhaliyet ve akıldan uzaklık… (59)

Her şeyde maslahat ve fâidelere riâyet etmesidir. (61)

…Iztırar lisaniyle sual edilen ve istenilen her şeye dâimî cevap vermek… (60)

…Vazifedar mevcûdâtın gelmesine yer hazırlamaktır ve ihzarattır. (69)

Mahşer ise bir beyderdir, harmandır. (75)

…Bütün kat’iyetle açtıkları âhiret yolunu ve küşad ettikleri Cennet kapısını… (80)

Onu bütün hakaikına temel taşı ve üssü’l-esas yapıyor. (96)

…Yani mâzi, müstakbel, yani geçmiş ve gelecek mahlûkatın… (100)

Hem kendi mârifetinin garîbelerini izhar edip göstersin. (108)

Akıl alâkadarlığı ile ona zulmetler, karanlıklar veriyor. (131)

…Dükkân, şeksiz bir fevkâlâde iâşe ve erzak mâlikini ve sahibini ve memurunu bildirir. (142)

Levh-i mahv ve isbat namında yazar bozar tahtası hükmündedir. (148)

Merdane kabre bak, dinle ne talep eder.  Erkekçesine ölümün yüzüne gül; bak ne ister. (155)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin