Ramazan ayı ve infak etmek-2

YORUM | Prof. Dr. MUHİTTİN AKGÜL

İçinde bulunduğumuz mübarek ve bereketli zaman dilimlerinde özellikle unutmamamız gereken bir ibadet vardır ki Kur’ân buna infak diyor. Efendiler Efendisi (s.a.s.) bu ay içerisinde infak noktasında esen bereketli bir rüzgardan daha hızlı olur, sahip olduğu imkanlardan, ihtiyaç içerisinde bulunanlara bol bol dağıtırdı.

Zaten oruç ibadetinin bize hatırlattıkları önemli hususların başında, aç-susuz kalmak suretiyle, fakirlerin halini hatırlamak, dolayısıyla onlarla daha yakından ilgilenmek ve dertlerini yaşayarak yakından hissetmekti.

Kazandığı ve sahip olduğu malın-mülkün sadece kendisinin olduğunu zanneden gafil kimselerin, bu bataklıkta boğulmamaları ve böyle çarpık bir düşünce içerisinde olmamaları için Kur’ân-ı Kerim, pek çok ayetiyle tarihten örnekler sunarak, insanları bu konuda uyarıyor. 

İnfak, zekattan daha geniş anlam çerçevesine sahip bir kavramdır. Bedenden, bilgiden, imkanların her türlüsünden, maldan mülkten insanın Allah için verdiği her şey infaktır. Ve infakın en zirveye ulaştığı ay da, içinde bulunduğumuz bu Ramazan Ayıdır.

İnfak, mü’minin en temel özelliklerinden biridir. Kazancı sadece verilene değil, aslında verene yönelik bir ibadettir. İnfak, aynı zamanda insanı tehlikelerden koruyan bir hayat sigortasıdır. 

Cimrilik yapıp infak etmeme, insanın kendi eliyle kendini tehlikeye atması, sigorta kapsamının dışına çıkarması anlamına gelir. Zira infak, belaları önleyen, Yüce Mevla’nın insana gadabını merhamete çeviren, başa gelecek kötü ölümlerden kurtaran bir can simidi gibidir.

İnfak etmeme, ansızın gelen ölüm karşısında: “keşke ölüm gelip çatmadan önce vermem gerekenleri verip de sadakatimi Rabbime karşı gösterebilseydim!” şeklindeki faydasız pişmanlığa götüren çirkin bir davranıştır.

İnfak etme, alış-verişin, dostluğun ve hiçbir şefaatçinin faydasının olmayacağı günde, insanın elinden tutan sıcak bir dosttur.

İnfak, toprağa atılan bereketli bir buğday tanesi; her taneden yedi başağın meydana geldiği, her başağında da yüz tanenin bulunduğu bereketli bir başak tanesidir.

İnfak, aslında malın eksilmesi değil, aksine artması, bereketlenmesi ve yerine daha fazlasıyla yenisinin konulmasına vesile bir ibadettir.

İnfak, infak edenin meleğin duasını arkasına almasına vesile olan bereketli bir duaya, aday olma vesilesidir. İnfak, Yüce Mevla’nın bire, en az on katı karşılığını verdiği bereketli bir alış-veriştir.

İnfak, verilen malın, verilen kimsenin eline değmeden Yüce Mevla’nın eline ulaşmasına vesile olan kazançlı bir muameledir.

İnfak, Yüce Allah’ın, insanın darda kaldığı zamanlarda elinden tutmasına vesile olan bir kurtarıcıdır. 

İnfak, insanlığa rehber olarak gönderilen Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ahlakıyla ahlaklanmanın göstergesidir.

İnfak, hem içimizdeki manevi kirleri ve hem de malımızdaki şüpheleri ve kirleri gideren bir temizleyicidir.

İnfak, insanı insanlara, Cennet’e ve Allah’a yaklaştıran, Cehennem’den de uzaklaştıran değerli bir ameldir.

İnfak, milletinden olmakla övündüğümüz, her namazın sonunda kendisine hayır ve bereket duasında bulunduğumuz Hz. İbrahim’in izinden gitme bahtiyarlığıdır. İnfak, ilahi ahlakla ahlaklanmanın en güzel bir göstergesidir.

İnsanın malından mülkünden verememesi, aslında şeytanın tezgahına düşmenin belirtisidir. Zira şeytan insanı, fakirlikle korkutur ve vermemesi için sürekli çeşitli telkinlerde bulunur.

Verilmeyen mal, Cehennem’de kızdırılıp sahibinin yüzünün, sırtının ve yanlarının dağlanmasına vesile bir yakıcıdır; boyna dolandırılacak ağır bir yüktür.

Mü’min, vereceği sadakayı, zekâtı, hayır ve hasenatı diğer zamanlarda da yapabilir. Ancak özellikle bu ayda, bu hayırlı işin yerine getirilmesi, oldukça önemlidir. İftar çadırlarına katkıda bulunma, çevremizdeki muhtaçları keşfetme, fakir bir aileyle iftarı paylaşma, yapmamız gereken oldukça önemli faaliyetlerdendir. İnfak duygularınızın, esen bereketli rüzgârlardan daha coşkun ve daha hızlı olması temennisiyle.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin