Rakamlar-İktidar ve Yalanlar!

YORUM | M.NEDİM HAZAR

Çok beylik bir giriş olacak ama Mark Twain’in o enfes cümlesi ile yazıya girmek isterim: “Rakamlar yalan söylemez; insanlar rakamlarla yalan söyler.”

Aslında masumdur rakamlar. Orda öylece dururlar, zalimler ve yalancıların eline geçince tehlike arz etmeye başlarlar. Yapılan şey aslında yalan değildir, yalandan çok daha fenası; gerçeği bükerek kendi amacına rakamları alet etmekten bahsediyoruz.

Yalancıların elinde bir süreliğine epey işlevsel olarak kullanılabilen rakamlar elbette sonsuza kadar bu görevi yerine getiremezler. Zira başka bir hakikat daha var; yalan ne kadar hızlı olursa olsun, gerçek ona bir gün yetişir ve geçer.

Günümüz iktidarı, kontrolü elinden kaybettikçe bu yöntemi tercih etti.

Öyle ki şimdi geldiği noktada elinde neredeyse hiç hakikat kalmadı.

Söylediği her şey çarpıtma, açıkladığı tüm rakamlar bir amaca yönelik hakikati bükmekten başka bir şey değil.

En çok seçim döneminde kullanılır rakamlar. Anketlerden başlar da meydanları dolduran seçmen sayısına kadar bir dolu rakamın ağzı gözü yamultulur.

Oylar sayılırken de sağlam şekilde hırpalanır rakamlar.

Açıklanan enflasyon rakamları da gerçek rakam değil. Bunu en iyi ekonomistler biliyor. Sonra tüm dünya da artık biliyor. Bir tek Türk milleti henüz tam olarak kavrayabilmiş değil.

Çok ucuz şark kurnazlığıyla enflasyonu hesaplayan kalemleri değiştirerek yapıyorlar bu çarpıtmayı mesela.

Enflasyon sepetine giren tüketim malzemelerinin sayısından cinsine kadar her şey ile oynayarak istedikleri rakamı bulana kadar deneme yanılma yapıp, öyle açıklıyorlar.

Bazen de geciktirerek kullanıyorlar rakamları.

Misal sigortalar kurumu, geçen yılın rakamlarını bir yıl gecikmeli yayınladı. Ve ortaya çıktı ki, sigortalı sayısında 1 milyondan fazla düşüş var. Yani bir milyon kişi resmen işsiz ama bunun bilinmesini istemiyor muktedir.

Misal işsizlik oranını açıklarken TV skeci gibi açıklama yapıyor Erdoğan, “İşsizlik oranı kadar işlilik oranına da bakın yahu” diyor mesela komik duruma düştüğünün farkında olmadan.

Hatırlarsınız bu konu TV’de şöyle ele alınmıştı:

Ve ilginçtir Erdoğan’ın açıklaması sonra gelmişti:

Örneğin mikrofonu eline alıp;

“2,5 milyar ağaç diktik” diye açıklama yapmıştı.

Yine masum rakamların yalancının amacı uğruna kullanılması durumu. Oysa böyle bir şey matematik ilmine aykırıydı.

Ağaç dikme konusunda rakamları çarpıtan zihniyet elbette ağaç kesme konusunda da aynı yöntemi deneyecekti.

Kazdağları’ndan yaşanan doğa katliamını önce küçümsemeye çalıştılar.

“efendim toplam 13 bin ağaç kesildi” diye açıklama yaptı Orman bakanlığı. Gerçi 13 bin de büyük rakam ama hakikat çok daha farklıydı. TEMA’ya göre kesilen ağaç sayısı 195 bin idi!

Belirttiğim gibi rakamları yalanlara bu kadar alet ederseniz bir süre sonra o rakamlar sizin elinizde değersizleşir ve anlamsızlaşır.

Türkiye bu sıkıntıyı daha yeni anlamaya başladı.

Faiz rakamları gerçekçi değil, enflasyon da öyle, büyüme de, işsizlik rakamları da.

Dolar kuru bile gerçek dolar kuru olarak baz alınmıyor uluslararası piyasada.

Durum böyle olunca iktidar medyası da epey zorlanıyor ve zam haberini tuhaf şekillerde vermeye başlıyorlar. Kimi “tatlı küçük zamlar” filan diyor, kimi ise artık olayı “değişiklik” olarak vermeyi tercih ediyor.

Yalnız işin bir de can yakıcı bölümü var.

Evet rakamlar masumdur.

Evet zalimler ve yalancılar rakamları amaçlarına çok iyi alet ederler.

Amma…

Bir gün mutlaka rakamlar gelir ve alır öcünü.

Tarih boyunca böyle olmuştur. İşte o zaman oluşan illüzyona kendini kaptıran halkı büyük bir kabus karşılar.

Ben söyleyeyim de, yine devam edelim bu toplumsal sirki izlemeye…

1 YORUM

  1. İyi de Sayın Hazar: “yalan ne kadar hızlı olursa olsun, gerçek ona bir gün yetişir ve geçer” iddianızın doğruluk ölçüsü ile ilgili ne düşünüyorsunuz. Mesela gercek, Hristiyanların 2000 küsur yıldır söyledikleri “Hz Isa’nın (AS) (haşa) Allah’ın oğlu olduğuna ilişkin yalanını geçemedi. Ellerindeki kitaptan, sadece Allah’a deği Peygamberlere ait iftira ve yalanları da hala okuyup duruyorlar. Gerçekler, milyonlarca Hinduist’in Ganj ile ilgili yalanlarını da, Krişna, Brahma, Vişnu, Şiva’ya ait yalanları da geçemediler. “Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyları vardır” iddiasının, bu dünya için mutlak olmadığı açık. Bırakın mutlak olmasını, insanların çok büyük bir çoğunluğu, hayatını yalan-yanlış şeyler üzerine kurgular ve çeker gider bu dünyadan… “Mübalağa zımni yalandır”… Sizin de: “yalan ne kadar hızlı olursa olsun, “kimi zaman” gerçek ona bir gün yetişir ve geçer” anlamında yazdığınızı düşünmek istiyorum…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin