Peker ne biliyor?

YORUM | PROF. MEHMET EFE ÇAMAN

Hukuksuz rejimler tekin değildir. Saklayacakları şeyler vardır ve bu sır perdesi, rejimin devamı için elzemdir. Türkiye gibi ülkelerin rejimleri, hukuk dışına çıkmak zorundadır. Hukuk içerisinde kalarak rejimi devam ettirmeleri imkânsızdır. İsterseniz buna hukuksuzluk paradoksu diyelim. Bir defa hukuk dışına çıkmak bile hukuksuzluk paradoksunu başlatır. Bu hukuksuzluğu örtbas etmek için başka hukuksuzluklara ihtiyaç duyulur. Sonra örtbas etmek için yapılan hukuksuzlukların örtbas edilmesi gerekir. Bu silsile, rejim var oldukça devam eder.

Devlet – hukuk devleti veya otoriter bir rejim, fark etmeksizin – kendi başına bir varlık değildir. Biz devleti tıpkı bir insan gibi kişileştiririz. Bunu, onu daha iyi kavramak için yaparız. Ama devlet, onun adına karar veren ve bu kararları uygulayanlardır. İnsan davranışlarıdır. Kurallı ya da kuralsız olsalar da, bu insan davranışları her türlü rejimin ortak özelliğidir. Devletler iyi veya kötü olamaz. İyi veya kötü olanlar, insanlardır. Hukuksuzlukların devleti, hukuksuzlukların yolundaki insanlarca idare edilir. Peker, bu manada devletin bir parçası olmuş, devlet adına birçok şey yapmıştır. Emir almış, emir vermiş, devletin gayri resmi bir enstrümanı olmuştur. Kısmen de olsa devletin hafızasıdır. Devletin dışında kalmasıyla beraber, bildikleri rejim için tehlike arz etmeye başladı.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Suç ortaklığı, sadakate zorlar. Bu nedenle hukuki çerçevede meşru yollarla yapılan muhalefet, otoriter kleptokratik sistemlerde ihanettir. Meşru ve hukuksal rejimlerde sınırları yasalar belirler ve oyun bu kurallara göre şekillenir. Oysa otoriter kleptokratik sistemlerde bu yasal çerçeve olmadığından, çatışmalar eskale olur. Çatışmaların kurallandırılması mümkün olmaz. İskambil kartlarından yapılan bir kule gibi, kleptokratik otoriter rejimler en hafif bir rüzgârla yıkılabilir. Bu nedenle bu rejimler muhalefete tolerans göstermez. Ve sistem içi çıkar çatışmalarından korkar. Sedat Peker, hukuksuz bir rejimin açıklarını biliyor. Çünkü bizzat bu hukuksuzluklara tanık oldu. Videolarında söyledikleri teori, çıkarım ya da analiz değil. Gördüklerini anlatıyor. Ve sadakat üzerine kurulu dengelerini yerle bir ediyor. Yaptığı, kendisini tehdit altında hissedenlerce ihanet olarak algılanıyor.

Bu rejim, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin en kifayetsiz ve en yolsuz rejimidir. Dahası, Türkiye tarihindeki en adaletsiz ve hukuksuz dönemlerden birinin mimarıdır. Bir koalisyondur ve bu koalisyonun ana harçlarından biri, rant bölüşümüdür. Güç paydaşları, iyi işleyen bir soygun ve hortumlama düzeni kurdular. Rejimin ekonomi politiği, onun devamına hizmet ediyor. Tepeden tabana doğru paylaşılan muazzam büyüklükte bir pasta var. Kendi anayasasıyla, yasalarıyla, ahlakla, normlarla, hatta uygarlıkla bağlarını kopartmış organize bir suç örgütü haline gelen devlet, Türkiye’yi yok etti.

Bu artık ideolojik bir mücadele değildir. İyilerle kötülerin mücadelesidir. Hırlılarla hırsızların mücadelesidir. Hukuk talep edenlerle hukuk tanımayanların mücadelesidir. Işıkla karanlığın mücadelesidir.

Bu rejimin aparatları arasında Peker gibi çok insan var. Rejimle ters düşene kadar, yapılanları kabulleniyorlar. Menfaatleri doğrultusunda hareket ederken, rejimin yasalarla veya etik değerlerle ters düşmesini fazla takmıyorlar. Ne zaman ki herhangi bir nedenle rejimle ters düşüyorlar ve sistem dışı kalıyorlar, o zaman rejimin sırlarını ifşa etmeye başlıyorlar. Bu sadece Peker’le alakalı bir durum değil. Davutoğlu veya Babacan gibi aktörler de aynı çizgiyi takip ettiler. AKP içinde önemli mevkilerdeyken, rejimin gayri hukuki ve etik dışı uygulamalarını gayet ateşli biçimde savundular. En iyi olasılıkla sustular, başlarını öteki tarafa çevirdiler. Sonra miatları doldu. Erdoğan’la ters düştüler, sistem dışına itildiler. Ne olduysa işte o zaman oldu: Yapılan hataların farkına varıverdiler. Siyasi veya maddi çıkarları bitince, akıllarına hukuk, ahlak, namus geldi. Hepsi 17 Aralık 2013’te ne olduğunu biliyor. Hepsi Gezi’de olanları biliyor. Hepsi 15 Temmuz’da ne oldu, biliyor. Hepsi, 15 Temmuz’dan sonra, ta bugünlere kadar neler yaşandı, biliyor. Mesele şu ki, sistem içi oldukları sürede hiçbir zaman bu yaşananlardan herhangi bir rahatsızlık duymadılar. Çünkü maddi ve siyasi menfaatleri bunu gerektiriyordu.

Türkiye gibi otoriter kleptokratik rejimlerde, bilgi normal rejimlere oranla daha büyük bir güçtür. Çünkü bildikleri, sırlardır. Ve sırlar, hukuk dışılıkla alakalıdır. Saklayacakları şeyler var. Büyük bir sır perdesi var! Rejimin devamı, bu sır perdesinin kalkmamasına bağlı. Hukuk dışılığın suç kardeşliğinde, ideolojilerin, dünya görüşlerinin, geleceğe ilişkin tasavvurların, kimliklerin, değerlerin falan hiçbir önemi yok. Hukuk dışılığın içine hapsolmuş durumdalar. Dışarı çıkmaları olanaksız! Devlet, insanlardan oluşuyor. Şu an, çok kötü insanlardan oluşuyor. İyi veya kötü olan, bu nedenle devlet değildir. Devleti ellerine geçirenlerin kötülüğüdür, bugünkü süreçte yaşanan acıların kaynağı ve müsebbibi. Peker, verdiği her bilgiyle, bunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir bilen olarak konuşuyor!

Bilmemizi istemedikleri, esasında yıkılmalarına neden olacak şey! Dedim ya; hukuksuz rejimler tekin değildir. Saklayacakları şeyler vardır. Ve bu sır perdesinin muhafaza edilmesi, rejimin devamı için kaçınılmazdır. Hukuksuzlukları gizlemek için bir seri başka hukuksuzluklara ihtiyaç duyulur. Peker bu silsileyi kırdı.

Peki, Peker ne biliyor?

Bu soruya verilecek en kesin yanıt şudur: Peker, devletin kamuoyunca bilinmesini istemediği her şeyi biliyor! Bir başka ifadeyle, Peker rejim tarafından kullanılan bir oyuncu olarak rejimin hukuk dışılığıyla ilgili hayati sırlara vakıftır. Rejimin ölümcül açıkları! En tepedekilerin günahları! Uluslararası örgütlü suçlardan savaş suçlarına, cinayetlerden suikastlara, 17 Aralık’tan 15 Temmuz’a, Diyarbakır-Sur ve Cizre’den Boğaz Köprüsünde yaşanan barbarlıklara, narko-devletten Ergenekon’a, ulusalcılardan İslamcılara, Ülkücülerden derin devlete; yok, yok! Peker’i rejim için tehlikeli kılan da bu zaten! Ve kamuoyu bu nedenle Peker’in videolarını bu kadar yakından takip ediyor. Rejim hakkında edinilen her tür içeriden bilgi, bir ışık huzmesidir.

Enseyi karartmayın! Kâbus sonsuza dek sürmez. Süremez! Işık huzmeleri zifiri karanlığı deldikçe, karanlık giderek azalacak. Belki uzun, hem de çok uzun sürecek, belki kısa, yarın kadar, ya da birkaç yıl. Ama sonunda ışık karanlığı yenecektir.

4 YORUMLAR

  1. Hocam bu yazinızdaki en önemli tesbit kanaatimce Davudoğlu ve Babacan hakkındakilerdir.Bunlara ben Kılıçdaroğlu, ve Akşener”i de ekliyorum. Hepsinin cürümleri de aynıdır. Gerçek olan her biri diğerinin hem yardımcısi, hem koruyucusu, hem tamamlayıcısı hem de altarnatifleri olmalarıdır.
    Sebepler planında halk bunun farkına varabilecek mi varacaksa nasıl olacak nasıl farkına varacak cidden bilmiyorum. Siyaset ve politika bilmi buna ne diyor bilemiyorum.
    Allah bu şerirlerden milleti kurtarsın.
    Tesbitleriniz icin gönlunüze saģlık

  2. HAKİKATİN GÜCÜ

    “Gücün hakta olduğunu” Sedat PEKER, tek başına, pratiğini uygulayak Türkiye’ye ve tüm Dünyaya gösterdi, ispatladı.

    BİR HAKİKATİN, nasıl binlerce yanlışa galip geldiğini, onlarca suçluyu nasıl rezil rüsva ettiğini, sayesinde gözlemledik bir kere daha.

    Buna karşın Şer Odaklarının varlıklarını devam ettirebilmek için en önemli bir taktikleri ise;

    – Hakkı savunan insanların arasındaki GÜVENİ BOZACAK dedikodular çıkarıp, ayrıştırarak birbirleriyle uğraştırıp, aradan sıyrılmak…!!!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin