Özür ve özeleştiri demişken…

YORUM | MAHMUT AKPINAR

Kürtler İslam dünyasının mazlum milleti. Türkiye, İran ve Arap devletleri arasında kalıp hep ezilmiş bir topluluk. Kürtlerin haklarını savunmak İslami ve insani bir vecibe. Şiddet içeren örgütler/eylemler hariç bunu her dönemde yapmaya çalıştığımı söyleyebilirim.

Hizmet Hareketi bugünlerde Kürtlerin yüz yıldır yaşadığına benzer bir durumu yaşıyor. Bu nedenle Kürtlere ve diğer ezilmiş kesimlere empati yapma konusunda kendilerini ciddi geliştirdiler. Ama günümüz Ortadoğu toplumlarında düşene vurmak ve zalime laf edemeyip mazluma efelenmek milli spor olduğu için, kendisi de Erdoğan zulmünden zarar görenler bazen Hizmet insanlarını sorgulamayı yiğitlik sanıyor. Avukatların dahi davalarını almaya cesaret edemediği Cemaat’e vurmayı cesaret zannediyor.

BU YAZIYI YOUTUBE’DA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Bu yazıyı daha önce taslak olarak yazmıştım. Hasip Kaplan’ın “Fethullah Gülen Cemaatının AKP ile İktidar olduğu günlerde, Kürtlere karşı düşmanca Tutumları ve eylemleri konusunda, Artık; Bir özeleştiri ve Özür bekliyoruz..!” tweet’i yazının yayınlanma zamanını belirlemiş oldu. Hasip Kaplan böyle bir yazı için muhatap alınmalı mı? Kürt siyasal Hareketi içinde ağırlığı nedir bilmiyorum. Kendisini spekülatif konuşmalarla gündem oluşturmada başarılı bir siyasetçi olarak görüyorum. Tweet’inin muhtevasına katılmamakla birlikte herkesin besmele çeker gibi “FETÖ” dediği bir dönemde, Erdoğan’ın ürettiği lanet kavramı kullanmadığı için kendisine teşekkür ediyorum. Tweet’in muhtevasına dair cevaplar doyurucu şekilde tweet’in altına yazılmış zaten.

Yaşanan bunca zulmü, adaletsizliği, bebekleri, hamile kadınları görmeyen, ağzına alamayan ama avurtlarını “FETÖ” diye şişirerek kin kusanlara karşı içimde volkanlar patlıyor. Fakat Kur’an’ın, Hizmet’in verdiği terbiye gereği gayzımı, öfkemi yutmaya ve yine Kur’an ifadesiyle afla yaklaşmaya çalışıyorum. Bir eğitim ve iyilik hareketine bir diktatör “terörist” dedi diye o yapı “terörist”, “suçlu” olmaz. Erdoğan işbirlikçisi bir avuç ülke hariç hukukun olduğu hiçbir devlet “FETÖ” kavramını kullanmıyor. Zira yasal ve evrensel tanımlara uyan teröre dair hiçbir faaliyeti yok. Ama 40,000 kişinin ölümüne sebep olan, uluslararası tüm kuruluşların ve bütün devletlerin “terör örgütü” olarak tanıdığı bazı PKK mensupları bile “FETÖ” demekten utanmıyorlar.

Yazının konusu Hasip Kaplan ve mağduriyetler değil, özeleştiri ve özür.  

Hizmet’in muhasebe yapmasını, bazı konularla yüzleşmesini gerekli görüyor ve güçlü şekilde destekliyorum. Bunu kendimce yapmaya da çalışıyorum. Ama Hizmet’in Kürt siyasetçiler dahil Türk toplumunun hiçbir kesimi karşısında özeleştiri ve özür noktasında ezileceği, utanacağı bir durumun olmadığını düşünüyorum. En azından zulüm olanca şiddetiyle devam ederken hariçten gazel okuyup özre, özeleştiriye davet etmeyi mağdurlara saygısızlık, zalime prim olarak görüyorum. Kolektif veya bireysel Hizmet insanlarının elbette hataları olabilir. Nitekim şu anda hiçbir grupta olmadığı kadar Hizmet içinde özeleştiri yazıları yazılıyor, yayınlar yapılıyor. Cemaat mensupları geleceğe daha sağlıklı yürümek, hatalardan kurtulmak için konuşuyor, yazıyor, çabalıyor. Ama zulüm devam ederken zalime laf edemeyip mazluma “özür dile!”, “itiraf et!” diyenler sakil kaçıyor. Bu tipler bana mahallenin magandası, abazası tarafından tecavüze maruz kalan kadına, “Ama sen de…”  diye cümleler kuran tırsak, vicdansız kişileri hatırlatıyor. Mahallelinin bazısı o kadının güzelliğine, erdemine erişemediği için “oh olsun” modunda hasetle yapıyor bunu. Kimisi ideolojik nefret saikiyle çaresiz kadına iftira yağdırmakla meşgul. Az sayıda gönlü güzel insan hariç “Bu zulümdür, kabul edilemez!” dahi diyemiyorlar.

Yüzleşme demişken diğer mahallelere bir bakmak lazım.

Son zamanlarda dil ucuyla da olsa KHK’lılara sahip çıkan, adaletsizlikleri dile getiren CHP’yi takdir ediyoruz. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, en eski partisi CHP’de bir özeleştiri kültürü var mı? Özeleştiri konusunu kendi siyasetçileri bu iddia ile tutuklanıp hapse atıldığı halde, hala ağzını doldura doldura “FETÖ” diyen CHP’lilere hatırlatmak lazım. Partinin başında Dersimli bir genel başkan olduğu halde CHP’nin Dersim Katliamını gündemine alıp özeleştiri yapmasını hayal edebiliyor musunuz? Keza Kürtlere, dindarlara Tek Parti döneminde yapılan kıyımlara CHP’lilerin iki laf ettiğini duydunuz mu?

Mustafa Kemal’i tarikatların kerametlerine taş çıkartan mucizevi hikayelerle anan Kemalistlerden Atatürk’ü hata yapabilen bir insan olarak görüp, “Şurada hatası vardı” diyen gördünüz mü? Ellerinden gelse kendilerini dünyada faşist partilerin egemen olduğu, Türkiye’de ise Mustafa Kemal’in Tek adamlığında otoriter uygulamaların yaşandığı 1930’lara ışınlatmak isterler.

Seküler kesimlerin hiçbir hukuki metinde tanımı olmayan kaypak “irtica” kavramıyla insanların hayatlarına müdahale edip milyonları mağdur ettiklerinden dolayı mahçup olduklarına şahit olduk mu? Laik(çi)ler 28 Şubat uygulamalarıyla, “Ordu göreve!” pankartı taşıyan Cumhuriyet mitingleriyle yüzleşebildi mi? Başörtüsü yasaklarının saçma ve insan haklarına aykırı olduğunu itiraf edebilen kaç Kemalist, laik(çi) biliyoruz?

Kürtçü arkadaşlar bütün dünyanın terör örgütü olarak tanıdığı PKK ile yüzleşebildi mi? Pek çoğumuzun takdir ettiği Selahattin Demirtaş dahil hangi HDP’li “PKK terör örgütüdür, silahı, şiddeti bırakmalıdır!” diyebildi? Dağda olanından ovada siyaset yapanına kadar hangi Kürtçü PKK katliamlarını kınayabildi, Öcalan’a, Kandil’e laf edebildi? Laf edenlerin başına Suriye, Lübnan kamplarında neler geldi? Bu ülkede, dünyanın en büyük ve kanlı terör örgütü liderinin akrabaları aynı soy ismi taşıyor diye hapse atılmadı. Yeğeni milletvekili olup parlamentoya girdi, kardeşi TRT’de konuşturuldu. Ama bugün, hiçbir suçu olmadığı, şiddetin hiçbir türüne bulaşmadığı halde sadece Gülen soyismini taşıyor diye kadın, erkek, yaşlı, genç yüzlerce insan hapiste. Toplumun büyük kısmı bunun farkında bile değil. Sanırım pek çok Kürtçü “FETÖ” kavramı üzerlerindeki “terör” yükünü hafifletiyor diye masumlara “terörist” denmesinden memnunlar. Ne dağdan ne de siyasi yapılardan “Görüşlerine katılmıyoruz, ama bu kesime terörist diyemezsiniz!” denilmedi.

Sol gruplarda pek çok terör örgütü var. DHKP-C, TİKKO, DEV SOL, DEV YOL vb. her dönemde kanlı eylemler yaptılar. Bunların mensuplarınca kınandığını, cinayetlerinin lanetlenip yüzleşme yaşandığını duydunuz mu? Aksine banka soymuş, cinayet işlemiş gençler hala “en büyük devrimci”, “kahraman” olarak mitinglerde anılır, 1 Mayıs’larda dövizlere resmedilir. Devrimci, idealist gençlerdi ama banka soymaları, cinayet işlemeleri kabul edilemez diyeni dahi duymadık.

Ülkücüler 1980 öncesi pek çok kanlı olaya imza attı, çok genç öldürüldü. Devletle iç içe karanlık işlere bulaştı, mafyalaşıp insanları haraca bağladılar. Bunları cesaretle ve net şekilde kaç ülkücü ret edebildi. İktidar ortağı Bahçeli bebekli kadınlar, öğretmenler, yargıçlar, gazi polisler “terör”den hapiste tutulurken Çakıcı’yı hepimizin önünde afla dışarı çıkarttı. “Neden her suç örgütünün içinden ülkücüler çıkıyor? Kendimize bir çeki düzen vermeliyiz!” diye özeleştiri görmedik. Aksine Mümtaz’er Türköne, Ahmet Turan Alkan gibi kendi mahallelerinden çıkan aydınları, arzularına uygun yazmıyorlar diye hapse attırdı ve haklarını savunmadılar.

Düne kadar devlete “tağut” diyen İslamcılar kendileri iktidar olunca devleti “mabud” ilan ettiler. Artık gücü-devleti-lideri eleştirenleri hapse atmakla yetinmiyor, nerdeyse tekfir ediyorlar. Dün Allah’ın ayetleriyle hükmetme imkanı yok diye yargıç olmayı ret edenler bugünlerde hem Kur’an’a, hem de cari yasalara aykırı şekilde en büyük zulümlere imza atıyorlar. Ülkeyi cezaevine çevirdiler. Kendilerine mutlak tabi olmayan müminlere dahi hayat hakkı tanımıyorlar.

Çocuk tecavüzleri, tacizler ile adı anılan, kirli bir sürü ilişkisi ortaya çıkan cemaatler, tarikatlar var. Hangisi özür diledi? Hangisi kamuoyuna mal olmuş, hatta yargıda hükme bağlanmış konularla yüzleşti, aklanma yoluna gitti. Aksine hepsi kirlerini örtmenin, yok saymanın yollarını aradı. Ayıplarını örtecek AKP ile işbirliğine gittiler. Diyanet dahil dini gruplar tabanlarını, halkı Hz. Ömer’in adaletiyle, gömlek hikayeleriyle uyuttular ama şeffaf, hesap verebilir yapılar kurma kaygısı taşımadılar.

Hizmet insanları Kürtlerin acısını yeterince anlayamamış olabilir. Ama Güneydoğu’nun bütün ilçelerine okuma salonları açıp fakir Kürt çocuklarının eğitimi için çaba sarf etti. Her bayram binlerce esnaf bayramlarını Doğu’nun, Güneydoğu’nun varoşlarında yardım kampanyalarında geçirdi. Doğu görevi bittiği halde – bugün muhtemelen hepsi KHK’lı olan – pek çok memur halkla devleti barıştıralım, devletin sıcak yüzü olalım diye yıllarca mahrumiyet bölgelerinde gönüllü kaldı. PKK tarafından kurumlar yakılmasına, öğretmenler kaçırılmasına rağmen bu insanlar Hizmet’ten ve eğitimden vazgeçmediler. Fakat Kürt çocuklarını kendi ideolojilerine ve dağa ipotekli gören Kürtçüler ve ülkedeki her bireyi resmi ideolojinin kalıbına sokmak isteyen Kemalistler bu işlerden rahatsız oldular.

Demokratik dünyada sokakta birine çarpıyorsun, çarptığın kimse senden özür diliyor. Maalesef bizim dünyamızda özür dileme, hatasını kabul, empati yapma, özeleştiri kültürü çok çok az. Sebepsiz husumet, peşin hükme sahip olma, haset, mahallecilik sari illetler. Türkiye’de bir ülkücü ile bir Kürtçü yan yana gelemez. Bir tarikatçı ile Kemalist aynı ortamda olmak istemez. Kendini toplumdan farklı gören aristokrat kesimler köylüye tepeden bakar. Aynı dinin ve kültürün nüansları oldukları halde Alevi Sünni uzlaşamaz. Maalesef bu topraklarda her kesimin her kesime karın ağrısı var. Cehalet ve fanatizm husumeti kolayca çatışmaya dönüştürebilir. Cemaat binlerce yurt, 1,200 okul, 17 üniversite, yardım kuruluşları açmakla kalmadı, toplumun farklı kesimlerini bir araya getirdi. Cehaleti bitirmeye, köprüler kurmaya, husumetleri yok etmeye çalıştı. İnsanların birbirini anlaması için didindi, türlü programlar yaptı. Cami-cemevi projeleri geliştirdi. Orta Asya’da okullar açtığı gibi Irak Kürdistanı’nda Kürtçe eğitim veren okullar açtı. Kürtçe özel TV kanalı açtı. İnsanımızı aynı masada oturabilir hale getirmek için uğraştı.

Elbette Cemaat özeleştiri yapmalı ama keşke herkes önce kendi mahallesine baksa!

10 YORUMLAR

  1. Türkiye toplumu bütün grupları ile kendi ideolojilerinin kör kütük sarhoşları ve faşitleridir. Hepsinin gözünde kendinden olmayanlar hain ve terörist olup, topluca imha edilmelidir. Malesef eldeki kumaş bu.

  2. Cok guzel yazi..
    Hizmet harekatin kotuleyenlere sunu demek lazim:tamam cemaat muslumanliga iyi ornek olmadi diyorsunuz,madem oyle,samimi iseniz Peygamber efendimizin(sav)yolundan gidin

  3. Hasipin devletle bir sorunu yokda, daha çok cemaat ile bir sorunu var sanki. Zaten rejimden bahsetmiyor. Akp ve cemaatten bahsediyor. Yani rejimle bir dertleri yok. Hatta şu anki rejimle de sorunları yok. Yani avrupadan kopmuş, güçler ayrılığı sonlanmış, hukukun olmadığı bir rejimle dertleri yok. Önceki rejimde kürtleri tanımıyordu, bu rejimde. Kürtler yokmuş gibi davranıyorlar. Birisi sen yokmuşsun gibi davranıyor. Asıl sorun kürtlerin çoğu hasip gibi düşünmemektedir. Adamın derdi bu. Ortak bir düşman üretmeye çalışıyor. Cemaati ortak düşman belirlemeye çalışıyor. Belki cemaat üzerinden kürtleri kendime çekerim düşüncesinde. Ama sorun şu ki artık cemaat yok. Olmayan cemaatin edebiyatını neden yapar ki? Demek ki cemaatin “onlara vaadedilen” bölgede olması onları çok rahatsız etti. Pkk, hergün kürtlerin eğitim kurumlarını yaktı. Bu gerçek tüm çıplaklığı ile ortada durmaktadır. Bu gerçeği hafızalardan silebilmek çok zor. Bu sahne hafızalara kazındı. Ve cemaat kurumları korkup okulları kapatmadı. Psikolojik bir savaş vardı. Savaş uzadıkça iki taraf arasındaki fark net ayırt edilmeye başlandı. Birisi okul yapıyordu, diğeri bildiği tek işi yapıyordu, yıkmak. Bu sahne hafızalara o kadar kazındı ki çünkü herkesin gözü önünde yaşandı, bunu kürtlerin hafızasından uzun süre silemezler. Pkk nın kimliği sorgulanır olmuştu. Kürtlere bir tane okul bile açmamıştı. 40 yıl boyunca pkk kimliğini hep taze tutmaya çalıştı, o yüzden aralıksız çatıştı. Pkk kimliği artık kürt kimliği yerine kullanılıyordu. Pkk kürtçe eğitimi diretmiyordu yani kürtlere haklarının verilmesini talep etmiyordu, o bahane, rejimin zaten vermeyeceğini biliyordu, bu sayede kendini eminde hissediyordu. Asıl toprak kopartmak istiyordu. Bunu da kürt ve türk kimliği çatıştırarak yapmaya çalışıyordu. Toprak kopartmak için en iyi kullanılabilecek şey kürtlerdi. Pkk dağda üzerine askeri çekiyordu. Askeri kışkırtıp üzerine çekiyordu. Oyun böyle başlıyordu. Pkk kendini kürtlerin hakkını savunan olarak tanıtıyordu. Pkk, şehitler arttıkça dikkatleri kürtlere çekmeye çalışırdı. Kürt düşmanları ortaya çıktı. Pkk, kürt düşmanlarını göstererek, bir ilüzyon ile sanki bu bütün türklerin görüşüymüş gibi yapar, “türkler sizi istemiyor” diye kulağına fısıldardı. Kürtlerde öfkeyi büyütür ve öfke, kin, nefrer pkk nın adı olduğu için, onları kendine çekerdi. Şimdi birileri geldi ve pkk nın “bölgesinde” farklı şeyler söylüyor. Türkler sizi istemiyor propagandasını pkk nın elinden alıyor. Kurulan tezgahı, oyunu bozuyor. Yani hasipe karşı bunu yüzüne söylemek yeter. Bu şekilde konuşarak aslında canının ne kadar yandığını göstermektedir. İçindeki nefreti, öfkeyi yenememiş.

  4. Hasip Kaplanın, arada insancıllığa bürünüp mazlumların hakkını savunuyor durmasının arka planı demekki buymuş, KOMMENSALİZM.

    Kommensalizm iki organizmanın kurduğu ortak yaşamda, bir canlının yarar sağladığı, diğerininse bu ortaklıktan etkilenmediği yaşam türüdür. Ortam bir yaşam alanı olduğu gerçek şu an, hizmet insanının Kürt halkıyla mağduriyetler noktasında. Buluştuğumuz bir gerçek. Ama bahsettiğim Kommensalizm burada değil, haksız yere acı çeken insan her ikisinde de var, birininkisi yoğun ve kısa sürede, diğerininkisi yıllara yayılmış durumda.. Ama burada Kommensalizm, buna Hasip KAPLANIN maydanoz olması, siyasi gerekçelerle PRİME çevirme gayretidir. Kommensalizm de, birir diğerinden faydalanır, diğerinin hiç karı olmaz.

    Hasip Kaplan şunu bilmelidir ki, kendisinin mağduriyetleri savunma noktasında yaptıklarının pozitif bir etkisi bulunmamaktadır. Hatta hizmet insanına bunlar daha da zulüm olarak dönmektedir. Burada, faydalanan, YOĞUN bir şekilde dikkat çeken Hizmet insanı mağduriyetlerini kullanan Hasip Kaplan vb leridir.

    Hizmet insanını Hasip Kaplan sanırım tamamen Yozgatlı, Çorumlu, Maraşlı sanmaktadır. Şunu bilmelidir ki, Hasip Kaplan, hizmet insanı yarı yarıya belki Doğu, güneydoğu Anadolu bölgesinde doğup büyümüş insanlardan oluşmaktadır. Bugün, özlenen kardeşliği hem de hiç sorun yaşamadan ve hatta fark etmeden yaşayan bir harekettir hizmet hareketi. Mütevellisinde Maraşlısı ile Şırnaklısı yanyanadır, öğrenci evinde de aynıdır.

    Hasip Kaplanın amacı üzüm yemek değildir anlıyorum FETÖ demesinden de, bağcıyı döverek neyi hedeflediğini anlamak oldukça güç. Tamam Siyasidir. Oh olsunun değişik versiyonudur. Lakin, hizmet insanının sırasını savduğunu, DAVULA tokmağın çok vurulduğunu, sıranın yeniden ZURNAYA geldiği, bir zulm havasını hissetmemesi çok ilginçtir. Hasip Kaplan bu konjonktürel şımarklığı derhal bırakmalıdır, ZURNAnın çalma vaktini asla uzak görmemelidir.

    .Hasip Kaplan bir Ömer Faruk Gergerlioğlu olmadığını bu twitiyle belli etmiştir. Hasip Kaplanın lutfuna kimsenin ihtiyacı yoktur. Ve hatta Hasip Kaplan bir mazlumun hakkını savunduğu durumda onu daha da zora sokması muhtemeldir, bu ondan kaynaklanmamaktadır elbette, ama realite budur. Masum insanlara FETÖ deyip meclis kürsülerinde, Fetö diyerek bu iftirayı atma onursuzluğunu gösterip, ardından benim hakkımı savunuyor numarası yapmamalıdır. Benim hakkımı savunma, senin benim hakkımı savunmanı istemiyorum, bana hakaret edip, insancıllık numarası yapmanı istemiyorum.EN ÖNEMLİSİ DE, benim hakkımı savunarak PRİM yapma. Ağızlarınıza sakız olan “HUKUKSUZLUKLAR ne boyutta, ülke ne hale geldi” lafının nesnesi hizmet insanıdır, hizmet insanı soykırıma uğradığı için, sizin elinize malzeme geçmiştir. Bunu da kullanırken, utanmadan FETÖ demektesiniz.

    Hani bahsetmişsin, öyleyse Kürtlere yapılan zulmler üzerinden de prim yapmaya çalış. Bir yankı yok dimi. Sende bulmuşsun yolunu arkadaş, biliyorsun Kürt Halkına yapılan haksızlıkları savunmanın prim yapmadığını o topraklarda, dönüp dolaşıp bizim gibilere yapılan zulmleri perde yaparak Mesajı veriyorsun. Hasip Kaplandan bağımsız olarak söylüyorum, ister beğenin ister beğenmeyin, Kürt halkına bu ülkede el uzatan, onu içine düşürüldüğü açmazdan bir şekilde elini uzatarak yardım etmek isteyen Hizmet insanıdır, niyeti güzeldir en azından. Bölge de, binlerce yurt, okul açmış, o çoçukları daha iyi bir seviyeye taşımıştır. Bu realitedir.

    Hasip Kaplan, çok samimi söylüyorum, yaptığın çok çirkin görünüyor taa buradan. Dayak yedik diye, onursuz olacağımız aklına gelmesin. Boğazı gırtlanırken kalan iki nefesini de, hadi benden özür dile diye yandan seslenen adam rolünden derhal çık. Bu çok çirkin. PKK ayrıdır, Kürt Halkı ayrıdır. Bu söylemin, PKK söylemidir, Kürt halkı hizmet insanın ta kendisidir.

    Devletin gücünü kudretini kullanırken yapılan haksızlıklardan dem vuruyorsa ve bunu da hizmetinsanına atfediyorsa bunu daha açık söylemelidir. Her sakallıyı dede sandığı gibi, her şapkalıyı hizmet insanı sanma vahametinden vazgeçmelidir.

    Mahmut Akpınar hocanın bu yazısını o nedenle değerli buluyorum. Şiddete bulaşmış kısmını daha da çok vurgulamasını istiyorum hatta. Yoksa Hasip Kaplanın ufaktan ufaktan konuya girmek istedii alanlar, pekte tasvip etmeyeceğimiz alanlar. Zira, sanki Hasip Kaplan gibiler, araya başka işleride karıştırıyormuş gibi durmaktadır. O bu satırlarımı okursa eğer, elbette ne dediğimi anlayacaktır. Şu unutulmamalıdır, Kürt halkına zulm yapılmıştır, Hizmet insanına zulm yapılmıştır, zulm genişlemekte ve tüm topluma yayılmaktadır. Bu kesindir. Lakin, hesabı başka olanlarda şunu bilmelidir ki, dayak yerken dahi, şiddet yanlısı, ayrımcılık yanlısı insanlara asla prim verilmemelidir. Mağduriyetimi kullanarak, seni savunurum ama karşılığında da şunu şunu savunursan türü, ilkelerime uymayan hele ki şiddeti tercih edenleri savunmamı isteyecek hiçbir ŞANTAJa gelmeyeceğimi bildirmek isterim. Kürt Halkına zulm yapılmıştır, hizmet insanında yer alan Kürtler de bu zulmden nasibini almıştır. Biri özür dileyecekse, Bunda hizmet insanı değildir kısaca. Bunun muhatabını Hasip Kaplan çok iyi bilmektedir.

    Öyle garip ülke de, herkes yumruğu kimin attığını biliyor, dayağı kimden yediğini biliyor, dönüp “FETO Yaptığııyyydıı” diyor. Bu mahalle ağzından vazgeçmedikçe, bundan daha yumşak satırları sayın Hasip Kaplan Hizmet insanından göremezsin.

    Hasip Kaplan, ŞANTAJ dan vazgeç.

    Bak, geçen turkey tribunal oldu, oradaki insanların mağduriyetlerine asla sözüm olamaz, ama gördün mü, yine hizmet insanına yamanarak derdini anlatabiliyor Kürk Halkı. Bu arada, sen Kürk halkının temsilcisi değilsin, bir vekilsin, ama Kürtleri temsil ediyor konforuna kapılma. Ama eğer illa da öyle hissediyorsan, şunu söyleyim, gördüğün üzere, hizmet insanına ihtiyacı olan yapı aslında sensin, bu konuda bir özeleştiriyi senin yapman gerekir. Mağduriyetlerine sığınıp, organizasyonların arasına sığınıp kendi mazlumiyetini araya sıkıştırma uyanıklığını yapıyorsan, şu FETÖ lafını kullanmaktan vazgeçmelisin.

    Hasip Kaplanın hizmet insanına yapılan soykırımı savunması kendi vicdani ile ilgili durumdur, kendisinin sınanmasıdır, imtihanıdır, az önce dediğim gibi, bu konuda oluşturduğu ortam hizmet insanına operasyon olarak hatta dönmektedir. Bu nedenle, Hasip Kaplana şunu hatırlatmak isterim, sakın ha “al gülüm, ver gülüm” ilkesizliğine düşülmesin.

    • “… yine hizmet insanına yamanarak derdini anlatabiliyor Kürk Halkı.”

      Nasıl bir bakış açısı? Halen şu cemaat enaniyetinden vazgeçilemedi. Dünya cemaatin etrafında dönmüyor.

      Aslında sorulması gereken, neden farklı kesimlerden daha fazla mağdur gelip anlatmadı? En fazla mağdur olduğunu ifade eden kesimler gelip de bu devletin sistematik olarak her fırsatta zulüm yaptığına, neden şahitlik etmediler !?

      Neden cemaat mağdurlarıyla, yurtdışında bile yan yana görünmekten bu kadar çekiniyorlar?

      • Sevgili Murat Yavuz, cımbızla neden o ifadeyi alıpta yazdın. Bağlamın içinde gayette güzel ne demek istediği anlaşılıyor. Ve gayette güzel ,nasıl bir bakış açısı? şeklindeki itirazına çok sağlıklı, mantıklı bir cevabın parçası oluyor. O yazı, Hasip Kaplan ve onun gibilere yönelik bir cevap. Muhatabının çileli doğu insanının, yurdumun insanına özellikle kürtlere yönelik olmadığı da bir gerçek. Defalarca da, Kürt halkına zulm yapılmıştır diye de bunu bizzat anlattım. Ve devam ettim. Bunu görmek istememen benim suçum değil sevgili Murat Yavuz. Orada cevap, kürtlerin ardına saklanırken kendi “megola idea”larına psikolojik üstünlük vermeye çalışanların rajon çeken twitlerine yönelik. Yazının devamını da okuduysan, Hasip Kaplan bu yazdıklarımı okuyorsa ne demek istediğimi de çok iyi anlıyor elbet yazdım. Hasip Kaplan vb tiplere bir cevabım o. O cevap, ben Meriç nehrini geçtikten sonra nezarette karşılaştığım “Ben TR de 20 yılla yargılanıyorum şu an vs diyen, üstelik de esaslı bir suç olduğunu bir şekilde kendi de ikrar eden adam tipolojisine yönelik bir cevap”. Suç “Biz devletimizi kuracağız, onlar size göre katliam bize göre mücadele” diyenlere cevap. Mülteci kampında kalırken, ismini bile anmak istemediğim bir örgütün şiddet eylemlerine, yaptıklarına “oh ne güzel yapıyoruz” diyen tiplere yönelik. O mazlum ve mağdurluğumuzdan aslında daha ötesi efendiliğimizi hissederek, kendi kaba kuvvetinin etkisiyle duvarlarımıza “….fetöcü” diyen, kavga çıkarmak için fırsat kollayan ve aynen Hasip Kaplanın kullandığı bu dili kullanan tiplere yönelik. Kürt halkına değil, onun ardına saklanmış bir grup marjinal gruba yönelik. O yamanma olayı da o bağlamda kullandığım bir ifade. Demokrasiyi savunan, demokratik hak arayan hiç kimseye yönelik değil.Sayın Hasip Kaplan ne demek istediğimi çok iyi anlamıştır.

        Ayrıca, neden yan yana görünmek istememekten çekiniyorlar? sorusunun cevabı benimle ilgili değil. Can Dündar, bile bile 15 Temmuzun ardını, nasıl eğip büktüğünü görmedin mi. Sen farkındasın ya da değilsin, bugün Erdoğan tarafından hizmet dışında dayak yiyen tüm kesimlerin can simidi hizmet. Bize yapılanları kullanarak yayın yapıp, bir nebze anlatıyorlar. Ve kendileri yanaşmama tilkiliğindede bulunuyorlar. Benim suçum yok arkadaşım kısaca. Ne diyeyim, güzel yaptın Can Dündar, ne doğru söylemişsin, ne kadar enfes, herşeyi açık açık dosdoğru analiz mi ettin diyeyim. Adam yanaşmıyor, çünkü işine gelmiyor. Bu benim suçum değil. Bende onun işine gelecek diye, aa ne kadar da suçluyum ben, tuh bana yazık bana mı diyeyim, suçsuz olduğum halde.
        Ama şunu net biliyorum ki, PKK nın propagandasını yapan, şiddeti savunan ve sırf ideolojik gerekçelerle nefret kusan ifadeleri duydum mülteci kampında. Diyeceğim şu ki Sevgili Murat, asrın büyük zalimininde söylediği gibi “at izi, it izine karışmış” ve şahit olduğun şeyler kesinlikle uyanık olmanı gerektiriyor. Benim tecrübem, bahsi geçen twitte kullanılan dilin bir şantaj dili olduğu, peşin kabullu, siyasi bir dil olduğu. Benim cevabım kibir değil asla. Tüm bağlamda bunu hedefledim.

        Hasip Kaplan “Kürtlere karşı düşmanca tutum ve eylemleri nedeniyle..” diye buyurmuş. Dikkat ediyor musun bu buyurganlığı. Kesin yaptınız bunu siz diyor, oysa ne bir delil bir somut olgu yok. Şiddete bulaşmış bir insanı Polis yakaladı, görevi gereği kanuna uygun şekilde işlemlerini yaptı, cezasını mahkeme verdi diye bunu yapan insanlara ateş püskürmediklerini nereden biliyorsun. Söylesin ki, yazsın ki bilelim, demiyor, uyanık davranıp, peşin kabulle yaklaşıyor. Kimse yemez o dili. Asla yemez. Ben yemem. “Kürtlere yapılan düşmanca tutum ve eylem…” ifadesi komple İFTİRA. Bunun üzerine, yan yana gelsem ne olur böyle düşünenle, gelmesem ne olur. Kaldı ki, bu dili PKK kullanır. Zira, şiddete başvuranların tekerine Hizmet çomak sokmuştur, kardeşliği, eğitimi teşvik etmiştir doğuda. Bu cümleyi asla bir yurdum Kürdü kurmaz, zira öyle birşey yok. Kürtlere yapılan sistematik zulmün, siyasi baskının ardına saklanarak ondan prim çıkaran ve kendi şiddetine mazeret oluşturan insanlarda duydum Mülteci Kamplarında bu tarz lafları. Dil aynı dil. Zira mağdurun mazlumun türü olmaz.

        İfadelerimde enaniyet yok, Hasip Kaplanın o buyurgan, “..düşmanca tutum ve eylemlerine..” karşı oldukça nazik bir dildir hatta. Çamur atıp, böyle bir intibayı oluşturdu mu oluşturmadı mı? Bal gibi oluşturdu. Hasip Kaplanın tırnak içinde söylüyorum kastettiği Kişiler!! kimmiş ki, tüm doğu halkı, Kürt halkı, becersin becermesin, rızayı ilahi yolunda yaptıkları şeyleri, düşmanca sanıyormuş. Hizmetin evrensel değerlere yönelik doğuda yaptığı eğitim faaliyetleri kime düşmancaymış.
        Kime düşmanca geldiğini hepimiz biliyoruz, lakin kesinlikle Kürtlere gelmiyor. Herkesde hüsnü kabul gördü kardeşim. Kimin kirli çarkına çomak sorulmuşsa onlar rahatsız olmuşlardır.

  5. Aslında bu kendi kendisini itiraf etmektir. Birine diziyle çökmüş ve ondan özeleştiri ve özür istiyor. Adamın üzerine çökmüş, “özür dileyeceksin!, özeleştiri getir!” diyor. Kendini pkk cumhuriyetinde sanıyor. Bunlar pkk hukukunu çiğnediklerinde demek bu şekilde özeleştiri getirttiriyorlar. Kendini bayağı kaptırmış. İyi de bu cesareti kimden alıyor?

  6. Doğru sanki sadece doğruyu bilenler dinleyip okuyor. Doğruyu anlama ve dinleme tüm kesimlere maledilince İnşaAllah evrensel barış ve anlayışta doğal olarak gelecek. Çünkü, demek ki doğruyu anlamak için sadece dışlanmak yetmiyor. Yoksa başta yahudiler olmak üzere dünyanın çoğu birbirini anlıyor olurdu. Bazıları ayrımcılığa maruz kalınca empati yeteneği değil herkesi düşman görme özelliği gelişiyor

  7. Hizmetten bir Türk olarak yazıyorum. Hizmet Hareketi doğu ve güneydoğu Anadoluda da – geç de olsa – aynen Batı’da olduğu gibi eğitim faaliyetlerinde bulunmuş, maddi durumu iyi olmayanlara yardım etmiş. Allah razı olsun.
    Hizmet tabanının argümanlarına bakınca dedikleri de şu:
    Çocukların daha çıkmasına Engel olduk, devletlerini sevmelerini sağladık, eğitim götürdük, cehaletin önüne geçtik, fakirliğe karşı mücadele ettik.
    Buradaki irite edici üstten bakışı, meseleyi anlayamamış olmayı görünce üzülüyorum.
    Bu devlet kürtlere zulm etti, ediyor. Dillerini yasakladı, kimliklerini inkar etti. Yıllarca asimilasyon politikası güttü. Hizmet Hareketi (tabanı) devletçi yapısıyla, bu meselelere karşı tek kelime etmeden, o insanları pkk kandırıyor derin devlet yanlış tanıtıyor, biz bu cahilleri kurtaralım bakışıyla yaklaştı.
    Türk Kürt kardeştir saçmalığıyla insanlar küçük görüldü.
    Kurt sorunu her konuya eğitim zaviyesinden bakan cemaatin yıllarca gördüğü gibi bir cehalet, eğitimsiz kandırılmış kürtler problemi değil, bir kimlik problemi, siyasi bir problem. Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşamam diyen birini takip eden bir hareketin mensuplarının, hizmet fakir kürtlere maddi yardım verdi, kurban dağıttı ya bu hizmet size daha ne yapsin demesi meseleden ne kdr uzak kalındığının göstergesi.

  8. Değerli hocam öncelikle bu yazınız için teşekkür ediyorum. Bir kürt olarak ve hizmet camiasında bulunan biri olarak hizmetimiz Allah rızası için yaptığı organizasyonlar gerçek saymakla bitmiyor. Ve elbette hatalarımız vardır. (daha önce Bahattin Karataş abinin sözü hariç) hiç bir hizmet erbabı ben niye yaptım gibi bir pişmanlık yaşamadı. Hasip Kaplan cemaat özür dilemeli gibi bir ifadeyi özelikle önce
    1. KCK davalarında görüldüğü gibi Kürt hareketi adına yapılan eylemlerin çoğunda zamanla kendilerine gül ikram edilen derin devletin yaptığını ve onlarla beraber yürüdüğü için
    2.dün onlara gül ikram edenler ile bugün onlara ve bizlere zülüm eden aynı kişiler olduğu ve kaplan ve o duygu ve düşüncede olan fark etmediği için
    3.KCK davaları sulandırmasalardı çözüme yardımcı olsalardı eğer tüm kürtler olarak bizim sorunlarımızın daha kolay olacağını çünkü Kürt hareketi olarak bilinen pek çok kişinin aslında bir MİT mensu olduğu gerçeğini engelledikleri için
    4.avrupanın göbeğinde iki kürt hareketinin önde gelen kadın üyelerini dün onlara gül takdim eden derin güçlerin işi olduğu bildiği halde hala Onlara yaranmak için ÖZÜR DELEYECEK Mİ
    1.Evet hizmet hareketi tıpkı batıda olduğu gibi doğudada karşılıksız ettiği hizmetler için acaba daha fazla yapabilirmiydik düşüncesiyle YARATICISINA bir özür borcu olabilir
    2. Efendimizin adını daha çok kişiye ulaşma adına biraz daha fazla çalışıp biraz daha olayları iyi okuyup anlamladırıp daha çok insana hakiki İslamı anlatabilirmiydim acaba diye dinin sahibinin bir özrü olabilir.
    3. İslamı hösgürü ve evrensel değerleri özelikle geçtiğimiz asrın müceddidimin o engin duygu düşüncesini daha çok anlatmak adına afaki bazı konulara zaman harcadığı kadar( mesela exel kilişeleri doldurmak) onun duygu ve düşünceleri tam olarak yansıtmadığı için ona bir özür borcu olabilir.
    4.bu cemaat değerlerin olması için bütün ömrünü fade eden gece gündüz demeden gözyaşı döken dünya adına hiçbir zevk yaşaman yaşatma ideali ile yaşayan büyük mefkure insanını tam anlamadığı için bir özür borcumuz olabilir.

    AMA ASLA VE ASLA HASİP KAPLAN VE BU DUYGU DÜŞÜNCE DE OLANLARA BİR ÖZÜR BORCUMUZ YOKTUR. Bunu onlarda çok iyi biliyorlar. Ama onların varmı yok mu onu kandi camiaları ve ALLAH Bilir. Saygılarımla

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin