Olimpiyatların amatör ruhunu kirleten adam: Samaranch

HASAN CÜCÜK

Şike ve teşvik sadece spor sahalarında yaşanmıyor. IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) gibi sporun en tepe noktasındaki kurumlarda, sahadakilere taş çıkartacak dolaplar dönüyor. Üstelik rüşvet de işin içine giriyor. Olimpiyatların amatör ruhunu kirleten adam olarak tarihe geçen isim ise 29 yıl IOC’nin başkanlığını yapan İspanyol Juan Antonio Samaranch oldu.

PASTAYI BÜYÜTÜRKEN

Olimpiyatlar, dünyanın en prestijli spor olayı. Hele reklam ve televizyon gelirleriyle büyük bir pastaya dönüştüğü son yıllarda her ülke olimpiyatları düzenlemek istiyor. Ancak bunun bir bedeli var. Bu bedel dillendirilmese de IOC üyelerine ödenir. IOC üyeleri şartlar değişse, ülkelerindeki rejimler yıkılsa da değişmezler. IOC’nin hesapları da gizlidir. Bugün beş birleşik halka, parasal açıdan dünyanın değerli malları arasında yer alıyor. Bundan sadece çeyrek yüzyıl önce, daha zor bulunan bir değerleri vardı. Satın alınamazlardı. “Olimpiyatlar bir iş değildir ve amaçları spordan para kazanmak olanları aramızda istemiyoruz. Bu kadar basit işte,” diyordu eski bir olimpiyat başkanı. Ama 1980’de İspanyol Juan Antonio Samaranch’ın başkan seçilmesiyle işler değişti. 1960 Roma Olimpiyatları’nda TV şirketlerinin olimpiyatlar için ödediği para sadece 1,2 milyon dolardı. Bu rakam günümüzde milyar dolarlarla ifade ediliyor.

Samaranch, İspanya’daki faşist Franco iktidarının spor bakanıydı. Medyanın sevgilisiydi ve multimilyonerdi. 1970’te spor bakanlığını kaybetti. 23 Nisan 1977’de 100 bin Barselonalı, Samaranch için Katalan bölge binası önünde toplandı ve şöyle bağırdı: “Samaranch defol!” Çünkü o, hayatı boyunca Franco’yu desteklemişti. Ancak bu faşist spor adamı, ilişkilerini iyi kullanarak IOC Başkanı oldu. 1972 Münih Olimpiyatları’nda Horst Dassler ile tanıştı. Dassler, Adidas’ın patronuydu ve spor camiasında yükselmek isteyen, onun desteğini almak zorundaydı. Samaranch da öyle yaptı. 1980’de başkan seçildiğinde en büyük destekçisi Dassler’di. Samaranch bir keresinde “Dassler, IOC’ye yakındır; ama ben bunda sorun görmüyorum,” diyecekti. Dassler ise, “Ben her şeyi olimpiyat hareketinin iyiliği için yaparım, hiçbir çıkar çalışması yoktur,” açıklamasında bulunacaktı. Dassler, bunu söylediğinde olimpiyatlara katılan sporcuların neredeyse tamamı Adidas markasını üzerinde taşıyordu.

GÖZ GÖRE GÖRE KİRLİ İLİŞKİLER

Barselona, 1980’lerin başında 1992 Olimpiyatları için mücadelesine başladığında Samaranch bir İspanyol ve Katalan olarak bu yarışmada tarafsız kalacağını ilan etmişti. Ama bu iş için devreye Brezilyalı dostu Joao Havelange’yi soktu. Havelange, 1963’te IOC üyesi seçilmiş, 1974’te de FIFA’nın başkanı olmuştu. Havalenge, IOC’nin İspanyolca konuşan ülkelerini Barselona için ikna etti.

Samaranch, 1985’teki IOC toplantısını Doğu Berlin’de düzenledi. Toplantıyı Doğu Alman lider Erich Honecker açtı. Honecker, duvarın yıkılmasından sonra hapiste yatacaktı. Samaranch kendisine Altın Olimpiyat Madalyası’nı taktı. Altın madalyayı böyle birine vermek olimpik idealle alay etmekti. O yıl Olimpiyat Altını’nı ünlü biri daha aldı: “Bükreş Kasabı” Nicolae Çavuşesku… Samaranch, 1987’de ise Bulgaristan’a gitti ve diktatör Todor Jivkov’a Altın Olimpiyat Madalyası verdi. Horst Dassler, 10 Nisan 1987’de 51 yaşında kanserden öldü. Öldüğü zaman Adidas’ın dünya satışları 2,2 milyar doları buluyordu. O da Samaranch’ın elinden Olimpiyat Şeref Madalyası aldı. Coca-Cola Başkanı Roberto Goizueta da 1988’de Samaranch’tan Olimpiyat Nişanı almıştı.

Samaranch, olimpiyatların amatör ruhunu iyice kirleten adamdı. Ona rakip de çıktı. Robert H. Helmick, ABD Olimpiyat Komitesi başkanı ve IOC Yönetim Kurulu üyesiydi. 1991’de Samaranch’ın koltuğuna göz dikti. Ancak olimpik hareketle anlaşma yapmak isteyen spor şirketlerinden, pazarlama ve TV şirketlerinden rüşvet aldığı ortaya çıktı. ABD Olimpiyat Komitesi’nden, sonra da IOC’den istifa etmek zorunda kaldı.

RÜŞVET ÇARKINI BİR KADIN ORTAYA ÇIKARDI

Olimpiyatlar ticari bir boyut kazanınca talip olan kentlerin sayısı da, IOC üyelerine verilen rüşvetler de hızla arttı. Aday kentlerin lobicilik faaliyeti adı altında IOC üyelerine rüşvet teklif ettikleri biliniyordu; ancak hemen her kent bu tür girişimlerde bulunduğu için ‘kral çıplak’ diyen çıkmıyordu. Samaranch dönemindeki yolsuzlukların iplik yumağı gibi sökülmesini, 2002 Kış Olimpiyatları’nı Salt Lake’in kazanmasını sağlayan ABD Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcısı Dave Johnson’un yasak ilişkide bulunduğu ve sonra da terk ettiği bir kadın sağladı. Eski IOC Asbaşkanı İsviçreli Marc Hodler’ın, Salt Lake’in üyelere yüzer bin dolar ve çocuklarına 400 bin dolar burs verdiğini doğrulayarak işin içine Atlanta 96, Nagano 98 ve Sydney 2000’i dâhil etmesi olimpizmi temelden sarstı ve aday kentlerin kaz gelecek yerden tavuğu esirgemedikleri ortaya çıktı.

Bu açıklamalardan sonra Salt Lake’den rüşvet aldıkları belirlenen Malili Maline Keita, Ekvadorlu Agustin Arroyo, Kenyalı Charles Mukora, Sudanlı Abdel Gadir, Şilili Sergio Santander ve Kongolu Jean Claude Ganga’nın üyelikten ihraç edilmeleri kararlaştırıldı. Salt Lake’den 2 bin dolar değerinde tabanca (150 dolardan pahalı hediye almak ve vermek yasak) aldığı söylenen IOC Başkanı Samaranch da söylentileri doğruladı; ancak tabancanın rüşvet değil, hediye olduğunu belirterek istifa etmedi.

Salt Lake’deki yolsuzlukların benzeri, 1998 Kış Olimpiyatları’nı organize edecek olan Japonya’nın Nagano kentinde de patlak verdi. Bazı üyelere rüşvet verildiği iddia edildi. Ardından Sydney 2000’deki yolsuzluklar da ortaya saçıldı. 1997’de Monte Carlo’da yapılan oylamada Pekin’e karşı 45-43 üstünlük sağlayan Sydney’in, oylamadan bir gün önce Kenyalı ve Ugandalı iki üyeye toplam 70 bin dolar rüşvet verdiği iddia edildi. Avustralya Olimpiyat Komitesi Başkanı John Coetes, bu iddiaları doğrulayarak “Ancak bu sadece her iki ülkede sporu finanse etmek içindi. Bu para rüşvet niteliği taşımıyordu,” dedikten sonra “Sadece biz vermedik. Diğer adaylar belki de bizden daha fazla verdi,” sözleriyle yolsuzluklara yeni bir boyut kazandırdı. Coetes, “Atlanta 96 adaylık komitesi de oy satın almak için seferberlik başlatmıştı; fakat hep hasıraltı edildi. 1992 Barcelona ve 1988 Seul Olimpiyatları’nda da öyle. Rüşvet şimdiye kadar gelenek hâline gelmişti. Herkes şimdi uyandı,” şeklinde konuşarak suçlarını azaltmaya çalıştı.

SON İCRAATI ÇİN OLDU

Antonio Samaranch’ın son icraatı ise 2008 Olimpiyatları’nın Pekin’e verilmesi oldu. Oysa Çin, insan hakları ihlalleriyle sürekli dünya gündemindeydi. Çin aleyhtarı Tibetlilerin sürekli gösteri yapmasına rağmen bu ihlaller IOC’nin gündemine kesinlikle gelmedi. Çünkü, 1 milyar 250 milyonluk nüfusuyla Çin, dünyanın en büyük pazarıydı. Üstelik bâkir bir pazardı. Olimpiyatları finanse eden Coca-Cola ve McDonalds gibi büyük sermaye grupları, ev sahipliğinin ısrarla Pekin’e verilmesini istiyordu. Sonuçta istenen oldu ve 2008 Pekin’e verildi. 

Pekin, oyunlar için yarıştığı Paris, Toronto, İstanbul ve Osaka’ya çok büyük fark attı. Bu sonuçla Çin global pazardaki rakiplerine güç gösterisi yapma fırsatı elde etti.

2001’de aday olmayan Juan Antonio Samaranch, 29 yıldır sürdürdüğü IOC başkanlığına veda etti. Döneminde olimpiyat oyunları büyük TV ve sponsorluk anlaşmaları ile finansal açıdan kuvvetli hale gelmesine karşılık, rüşvet skandallarıyla olimpiyat ruhunu kirleten başkan olarak tarihe geçti. Uzun yıllar hastalıklarla mücadele eden Samaranch, 21 Nisan 2010’da kalp ve solunum sistemi yetmezliği nedeniyle Barcelona’daki Hospital Quirón’da 90 yaşında öldü. Geriye iyi bir miras bırakamadı. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin