O dondurma kaç milyar dolar?

HABER-YORUM | ADEM YAVUZ ARSLAN

Gazetecilikte şüpheci olmak iyidir. Hatta ‘önünüze konan bilgi-belge-görüntü’nün baştan yanlış olduğunu varsayıp doğrulatmaya çalışmak gerekir. Böylece bilgiyi elinde tutan güç odaklarının sizi manipüle etmesine engel olabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’da yapılan Suriye Zirvesi’ne gelen Rusya lideri Putin’i karşılarken “nice to meet you” demesi beni şüphelendirdi.

Sonuçta Putin, Erdoğan’ın en çok görüştüğü dünya lideri. Neredeyse yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor. Erdoğan hafıza sorunu yaşamadığına göre Putin’e ‘sizinle tanışmaktan memnun oldum’ demesi bir dil sürçmesinin ötesinde anlamlar içeriyor olabilir. Sonuç itibariyle Ankara’da yapılan zirve Erdoğan açısından fiyaskoydu ama medya ve siyaset Erdoğan’ın İngilizcesine takıldı.

Fazla şüpheci olduğumu düşünüyorsanız gelin takvimleri biraz geriye alıp 2017 Haziran’ında Soçi’de yapılan Putin-Erdoğan zirvesine gidelim.

Erdoğan yanında Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı ile Putin’in misafiriydi. Gündemde Suriye başta olmak üzere çok önemli konular varken görüşme sonrası yapılan basın toplantısına domates damga vurmuştu.

Putin ile Erdoğan kameraların önünde ‘domates aşağı-domates yukarı’ laf çevirip durdu.

Erdoğan’ın beraberindeki uçak dolusu gazeteci ve medyanın geri kalan kısmı domates muhabbetini çok sevdiği için ‘perdenin gerisini’ araştırma ihtiyacı hissetmedi. Aradan bir kaç ay geçince liderlerin domates geyiği yaptığı o toplantıda S-400 hava savunma sistemlerinin satın alınmasına yönelik anlaşmanın imzalandığı ortaya çıktı.

Türkiye’nin eksenini değiştirecek toplantı domates pazarlığı ile perdelenmişti.

Benzer bir durum geçtiğimiz ay yaşandı. 27 Ağustos’ta apar topar Rusya’ya giden Erdoğan, Moskova’da silah fuarında Putin ile görüştü. Zirve’de çok önemli konular vardı ama Soçi’deki domates muhabbeti gibi burada da dondurma şovu yaşandı. Üstelik Putin ile Erdoğan’ın ‘kanka’ görüntüsü vermesinin hedefi ABD’ydi. Erdoğan uzunca bir zamandır yaptığı “üstüme gelmeyin Rusya’ya yanaşırım” şantajını pekiştirmiş oldu.

Yani pazartesi günü Ankara’da yapılan zirve de ‘Erdoğan’ın İngilizcesi, Putin’in Kur’an’dan alıntı yapması’ gibi konuların ‘perdeleme’ olabileceğini aklınızın bir köşesinde tutun derim.

Suriye’de gelinen nokta Erdoğan rejiminin fiyaskosu.

Eski Washington Büyükelçisi Namık Tan’ın bir tweet ile çok güzel özetlediği gibi “Suriye politikamızda manevra alanı kalmadı. Trump ile Putin arasında sıkışıp kaldık. Bu cendereden çıkmak için gerekli hamleyi yapacak gücümüz de yok. Elimizden, ABD ve Rusya’nın yanıbaşımızda ‘top çevirmelerini’ seyretmekten ve ‘efelenmekten’ başka bir şey gelmiyor.”

Öyle ki Suriye ordusunun kuşatması altında bulunan gözlem noktalarındaki Türk askerinin sağ salim geri çekilebilmesi için bile Putin’in himmetlerine muhtaç halde Erdoğan. Suriye politikası iflas etti ve Erdoğan ‘karizmayı çizdirmeden’ çıkış bulabilmeye çalışıyor.

Kurt bir siyasetçi olan Putin ise Erdoğan’ı bu kadar zayıf yakalamışken maksimum fayda gözetiyor. O yüzden geçen ay Moskova’da Erdoğan’a ısmarlığı dondurmanın parasını milyarlarca dolarlık silah satarak çıkartacaktır.

Erdoğan’ın Putin’e ısmarlattığı ve kahkahalarla yediği dondurmanın şimdilik hesapta olmayan bir faturası daha var. Üstelik bu fatura hayli kabarık.

ERDOĞAN’IN MAVİ BONCUKLARI 

Siyaseten itibarı olmayan, otoriter-totaliter rejimlerin liderleri meşruiyet sorunlarını büyük paralar harcayarak aşmaya çalışırlar. Petrol zengini ülkelerin başta Washington olmak üzere Batı başkentlerinde su gibi para harcaması buna en güzel örnektir.

Erdoğan da aynı yöntemi izliyor.

Özellikle ‘tüccar başkan’ Trump’ın kalbine giden yolun paradan geçtiğini biliyor. Nitekim Soçi’de Ruslarla S-400 anlaşmasını imzaladıktan yaklaşık 3 ay sonra geldiği New York’ta 11 milyar dolarlık bir uçak anlaşmasına imza attı. THY’nin Boeing’ten alacağı 40 uçak için ödeyeceği 11 milyar dolar başkan Trump’ın gönlünü çelmeye yetti. Öyle ki Trump basın toplantısı öncesi Erdoğan’ın sırtını sıvazlayıp ‘dostum’ diye hitap etti.

O günden sonra Türk – Amerikan ilişkilerinde çok sayıda kriz yaşandı.

Hatta Rusya’dan alınan S-400’ler nedeniyle Türkiye ambargo riski altında. Ancak Erdoğan’ın ‘Trump’a oynama taktiği’ başarılı olmuş gözüküyor çünkü Türkiye’ye uygulanacak ambargo ve Halkbank cezası başkan Trump tarafından öteleniyor.

Önümüzdeki hafta BM Toplantıları kapsamında New York’a gelecek olan Erdoğan yine aynı taktiği uyguladı ve daha gelmeden Trump’a mavi boncuk yolladı. Geçtiğimiz Cuma Reuters’e özel bir demeç veren Erdoğan ABD yapımı Patriot füze sistemlerinden alabileceklerini açıkladı. Eğer satış gerçekleşirse 2,5 milyar dolara S-400 alan Türkiye, 3,5 milyar dolara da Patriot almış olacak.

Ancak 3,5 milyar dolarlık patriot satışının Trump’ı tatmin edip etmeyeceği net değil. Çünkü Erdoğan Trump’ı ikna edebilmek için ‘iki ülke arasındaki ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarma’ vaadinde bulunmuştu.

Putin gibi Trump da fırsat kovalamada hayli mahir. Erdoğan’ın bu pasını alan Trump iki ülke arasındaki mevcut 19 küsür milyar dolarlık ticaretin 100 milyar dolara çıkarılmasını hedefliyor. Hatta bu kapsamda Ticaret bakanı Wilbur Ross’u 5 günlük Türkiye seyahatine yolladı.

Türkiye’nin ABD’ye -Rusya’ya olduğu gibi- domates satmasının ihtimal dışı olduğunu düşünürsek söz konusu 100 milyar dolarlık ticaret hacminin Türkiye’nin daha fazla borçlanması anlamına geldiği açık.

Yani önümüzdeki hafta New York’ta yapılacak görüşmede Erdoğan Trump’ı memnun etmek için milyarlarca dolarlık alım yapabilir. Ayrıca unutmamak gerekir ki Trump’ın Erdoğan’a karşı eli çok güçlü.

En başta ABD Kongresi’nden geçen CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) var. Söz konusu yasanın yasanın en hafif maddeleri bile uygulanırsa Türkiye ekonomisi çöker. Kaldı ki Zarrab davasından kalan Halkbank’a ceza da masada. O yüzden Trump’ı memnun etmek için ‘kesenin ağzını’ geniş açmak zorunda.

Daha önce de ifade ettiğim gibi, Erdoğan’ın eli Trump karşısında zayıf. Ancak hiç kozu yok değil. Erdoğan’ın en büyük kozu Türkiye’nin coğrafi konumu. Bir başka ifadeyle Türkiye’nin ‘arsa değeri’ yüksek. Özellikle de Trump’ın İran’a karşı bir hazırlık içinde olduğu şu dönemde bu değer giderek artıyor. Washington’da yapılan değerlendirmelere göre ‘aynı anda iki başkentle kavga etmek mantıklı değil’ o yüzden Ankara ile yaşanan gerginlikler ‘öteleniyor’.

Erdoğan’da bu ‘öteleme’ sürecinde Trump’ın gönlünü kazanacak hamleler yaparak durumu kurtarma  derdinde. Yani Erdoğan’ın Putin’e ısmarlattığı o dondurmanın Türk ekonomisine milyarlarca dolarlık faturası olacak.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin