Norveç batmış, haberimiz yok!

HABER-YORUM | ENGİN TENEKECİ

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Türkiye’de tartışma konusu olan erken emeklilik meselesini İskadinavya ülkelerine bağlayıp, bunun,  o ülkeleri batak duruma düşürmesini dile getirmesi beni hayretler içine düşürdü.

Nedeni belli. Zira yıllardır Norveç’teyim. Az çok diğer İskadinavya ülkelerini de tanıyorum. Yıllardır yarım yamalak Norveç’te gazetecilik yapıyorum. Sıkça, ülkenin neredeyse tüm günlük gazetelerine, diğer haber kaynaklarına göz atıyorum. Erdoğan’ın bu sözünü duyar duymaz, “Neticede Norveç’te bir İskandinav ülkesi. Nasıl olurda sadece erken emeklilik uygulamasıyla bu ülke batar. Bunca yıldır bu yeni ifşa olunmuş bilgiyi nasıl farketmedim.” dedim.

İnsan gerçekten şaşırmıyor değil. Öncelikle bu bilgiyi Erdoğan’ın önüne getirenin bir defa Google bilgisinin olmadığı gözüküyor. İnsan,  bir Google arama motoruna müracaat etse, mesela karşısına daha teru taze olan, 2019’da açıklanan şu bilgi çıkar: “Dünyanın en büyük fonu olan Norveç Varlık Fonu, tarihinde ilk kez 10 trilyon Norveç kronu (1,09 trilyon dolar) seviyesini aşarak rekor kırdı.”

Şu anki NATO Başkanı Jens Stoltenberg’in Norveç  başbakanlığı döneminde, emeklilik yaşınının uzatılması gündemdeydi. Bu uygulamayla amaç, belli bir tercübe elde etmiş yaşlı nüfusun yine  bu tecrübelerinden istifade etmekti. Yanlış hatırlamıyorsam bu habere dair, “Norveç’te emeklilik yaşı süresi uzatılmak isteniyor” başlıklı bir haber de yapmıştım. Bir de yaşlı nüfusun çoğunluğu (ki bunların içinde benim de tanıdığım yaşlı Norveçliler var) stress endişesiyle emekli olup evde oturmak istemiyor. Ya emeklilik yaşını uzatıyor ya ülkede önemli bir yeri olan gönüllü sivil toplum hizmetleri yapıyor ya da emekli sonrası belli bir saat farklı yerlerde çalışıyor.

Şu an Norveç’te emeklilik yaş ortalaması 62 ila 67 arası. Bir ailenin aldığı sosyal yardım  yaklaşık 3 bin 200 dolar. Kişi başına düşen yıllık gelirse yaklaşık 81 bin 807 dolar. Bir de, hasta iseniz tam yıl maaş alıyor, hastalık durumunuz eski işinizi yapmaya engelse, devlet sizi ya rehabiliteye ya da yapabileceğiniz farklı meslek kurslarına gönderiyor.

Erdoğan der, arkasındaki şuursuz kitle inanır. Bu şuursuz kitleye, kendini şuurlu zanneden her kesim de dahil. Zira bir Allah’ın kulu kalkıpta şunu demeye cesaret edemez: “Ya bu bilgi külliyen yanlış! Nasıl olurda İskandinavya ülkeleri erken emeklilikten dolayı batar?” Çünkü bunu dediği taktirde ya işinden olur, ya da hakkında, “Cumhurbaşkanını yalancı addetmekten” dava açılır.

Mesele sadece Edoğan’ın ağzından çıkan  bir bilgi değil. Bunun arkasında toplumsal,  külli bir bozulmuşluk realitesi yatıyor. Tabandan tavana, avamdan aydınına, din alimlerinden gazetecilere, hukukçusundan emniyete kadar bir bozulmuşluk. Hikmetsiz güç, korkudan tek adam rejimine boyun eyme, hak ve hakikati dillendirmeme, zalime, “Sen zalimsin” diyememe, “dilsiz şeytan” fıtratına bürünme, korku ile imtihan edilme… gerçekleri yatıyor.

Gün gelecek, nesli ati,  Türkiye’nin bu karanlık günlerini esefle yadedecek. “Haydi avam halk neyse de! Nasıl olurda aydınlar, akademisyenler, hukukçular, gazeteciler bu  ehli nifak şebekesinin zulmüne ortak oldular.” şeklinde serzenişte bulunacaklar. Belkide, “Esefler olsun çıkarları uğruna zalimin zulmüne boyun eyenlere.” diyecekler.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin