Network Marketing Sistemi’nin İslam Fıkhı açısından tahlili

YORUM | Dr. YÜKSEL ÇAYIROĞLU

Network marketing (ağ pazarlama); toptancı, perakendeci ve dağıtıcı gibi aracı kurumları ortadan kaldırarak ürün ve hizmetlerin bizzat müşterilerin ayağına gidilerek tanıtım ve pazarlamasının yapıldığı “doğrudan satış”ın bir çeşididir. Ağ pazarlamanın diğer bir adı da çok katlı pazarlamadır (multi-level marketing).

Doğrudan satışın tek katlı pazarlama ve çok katlı pazarlama (multi-level marketing) olmak üzere iki çeşidi vardır. Tek katlı pazarlamada, firma adına çalışan pazarlamacılar (distribütörler), tek tek müşterilerin ayağına giderek ürünlerini satmaya çalışırlar. Sattıkları her ürün için de firmadan belirli bir komisyon alırlar. Çok katlı pazarlamada ise her distribütör kendisiyle aynı işi yapacak yeni üyeler bularak bir ekip/ağ oluşturmaya çalışır ve bu ekipteki diğer distribütörlerin satın aldığı veya sattığı ürünlerden de firmanın belirlediği bir plan çerçevesinde komisyon kazanır.

Her iki sistemde de firmaların amacı ürünlerini distribütörler aracılığıyla doğrudan son tüketiciye ulaştırmaktır. Fakat çok katlı pazarlama sisteminin kendine özgü bir kuruluş ve işleyiş felsefesi vardır. Bu sistemde tüketicilerin firmadan doğrudan ürün satın alması mümkün değildir. Ürün satın alımı sadece distribütörler aracılığıyla gerçekleşir. Özellikle dünya çapında ün yapmış büyük firmaların milyonlarca distribütörü vardır. Belli bir miktar giriş aidatı ödeyerek veya ürün paketi satın alarak sisteme dahil olan distribütörler hem firmanın ürünlerinin satışına aracılık etmeye hem de yeni distribütörler bulmaya çalışırlar. Zira bu sistemde para kazanmanın en temelde iki yolu vardır: Birincisi, firmanın ürünlerini satmak veya satışına aracılık etmek, ikincisi de oluşturulmuş alt hatlarda yer alan distribütörlerin yapmış oldukları satışlardan komisyon/bonus/puan elde etmek.

Firmaların, network marketing sistemini tercih etmesinin en temel sebebi, bir kısım teşvik edici veya zorlayıcı şartlar koyarak distribütörleri bilfiil kendilerine bağımlı müşteriler haline getirmek; ikincisi de her distribütörün akrabalık ve arkadaşlık ilişkilerini kullanarak ürünlerini olabildiğince fazla tüketiciye ulaştırmaktır.

Distribütör ağını genişletmek için üyelerine oldukça cazip teşvik ve fırsatlar sunarlar. Elde ettikleri cironun önemli bir kısmını distribütörlere dağıtırlar. Bu oran, bazı firmalarda yüzde 80’lere kadar ulaşır. Belirli bir üyelik aidatı veya ürün paketi satın alma karşılığında sisteme kaydettiği her üyeden, onun sattığı ürünlerden, onun bulacağı yeni üyelerden, yeni üyelerin bulacağı daha yenilerden… komisyon alacağını bilen her distribütör ekibine yenilerini dahil etmek için canla başla çalışır. Sisteme önceden girmiş ve ağını genişletmiş olan bazı distribütörlerin büyük kazançlar elde ettiğini görmek de önemli bir teşvik unsuru olur.

Saadet Zincirlerinden Farkı

Network marketing sistemi sık sık saadet zinciriyle karıştırılır. Fakat bu ikisi tamamıyla aynı şeyler değildir. Bunları birbirinden ayıran en temel ölçüt, ürün satışının olup olmamasıdır. Saadet zincirlerinde ürün satışı söz konusu değildir veya ortada sembolik bir ürün vardır. Yakın tarihte ve günümüzde bu sistemin farklı yapıları kurulmuş olsa da temel mantık sisteme sonradan girenlerin önce girenlere para ödemesidir. Gitgide genişleyen bir piramit yapısı kurulur. Bu sebeple buna “piramit sistemi” de denir veya 1920’de ilk defa piramit yapısını kuran Charles Ponzi’ye atıfla bu sistem “ponzi oyunu/aldatmacası (ponzi scheme)” olarak da isimlendirilir.

Burada piramidin altından üstüne doğru bir para akışı vardır. Herkes daha sonra gelecek büyük meblağlara bel bağlayarak belirli bir ücret karşılığında sisteme üye olur. Piramidin üstündekiler, yani sisteme ilk dahil olanlar, oluşturdukları zincir vasıtasıyla büyük paralar kazanırlar. Piramit büyümeye devam ettiği sürece para akışı devam eder. Fakat bu ilanihaye devam edip gitmeyeceğinden bir yerde kopar. İşte bu durumda sisteme en son dahil olan piramidin tabanı mağdur edilmiş olur.

Saadet zincirinin haramlığı noktasında İslam alimleri ittifak etmiştir. Çünkü bu, dolandırıcılıktan başka bir şey değildir. Haksız ve karşılıksız yere kazanç sağlanan bir sisteme hiçbir âlimin cevaz vermesi mümkün değildir. Bu yüzden biz de çok fazla bunun üzerinde duracak değiliz.

Âlimlerin Konuya Yaklaşımı

Bizim bu yazıda asıl üzerinde duracağımız konu network marketing sistemidir. Her ne kadar bu sistemi saadet zincirinden ayıran önemli noktalar olsa da, aralarında bir kısım benzerliklerin bulunduğu da göz ardı edilemez. İşte bu sebeple network marketing sistemi pek çok fıkıh heyetinin gündemini meşgul etmiş, konu etrafına akademik düzeyde önemli çalışmalar yapılmış ve birçok fetva verilmiştir.

İslâm dünyasında konu etrafında serdedilen görüşlere baktığımızda şunu görürüz: Az sayıdaki ulemanın, bir kısım şartlar ileri sürerek bu şartları taşıması durumunda bu sisteme cevaz vermesine mukabil; büyük çoğunluk naslar ve İslam iktisadının temel ilkeleri açısından network marketing sistemini mahzurlu görür. Mecmeu’l-fıkhi’l-İslâmî ve Din İşleri Yüksek Kurulu’nun yanı sıra Mısır, Ürdün ve Halep’te bulunan Daru’l-ifta kurumları da olumsuz görüş beyan edenler safında yer alır.

a) “Caiz” Diyenlerin Delilleri:

Caiz diyenlerin en önemli dayanakları, “ibaha-i asliye” delilidir. Bu delile göre eşya ve fiillerde asıl olan mübahlıktır. Dolayısıyla herhangi bir şeyin haram kılındığına dair bir delil bulunmadıkça onun mübah olduğuna hükmedilir. Onlar, network marketing sistemini doğrudan haram kılan bir nas olmamasından hareketle onun cevazına hükmetmişlerdir.

Ne var ki bu konuda muayyen bir nas bulmaya çalışmak çok dar ve şekilci bir yaklaşımdır. Akitlerin meşruiyetini belirlemede kullanılan zulüm, haksızlık, aldatma, garar ve cehalet gibi pek çok ilke açısından meseleye yaklaşılması mümkündür.

Öte yandan cevaz hükmünü savunanlar, ağ pazarlamanın bir çeşit komisyonculuk olduğunu; aldatma, hile ve haksızlık olmadığı sürece komisyonculuğun da (simsarlık) “caiz” olduğunu söylemişlerdir.

Bu doğrudur. Gerçekten de distribütörlerin yapmış oldukları iş bir nevi komisyonculuktur/simsarlıktır. Fakat diğer akitlere nispeten suiistimale ve haksızlığa daha açık olan komisyonculuğun İslâm fıkhındaki en tartışmalı meselelerden biri olduğu; fakihlerin haksız kazancı ve oluşması muhtemel mağduriyetleri önleme adına komisyonculuğu olabildiğince sıkı şartlara bağladıkları da unutulmamalıdır. Ayrıca elde edilen komisyonun gerçek bir emek ve çabaya dayanması gerektiği üzerinde de durulmuştur. (Bkz. DİA, “Simsar”)

Ağ pazarlamanın kendisine kıyas edildiği diğer bir akit de “cuale akdidir”. Cuale, yapılması istenen bir iş karşılığında ödül ve mükâfat vadetmektir. Her kim istenilen işi yaparsa ödüle hak kazanır. Caiz hükmünü savunan alimler, distribütörlere verilen komisyon ve bonuslardan hareketle network marketing sisteminin cuale akdi üzerine kurulduğunu ileri sürmüş ve bu akdin de çoğunluk ulemaya göre caiz olduğunu savunmuşlardır.

Bu da sathi bir bakış açısını yansıtır. İçinde taşıdığı belirsizlik ve bilinmezliklerden ötürü Hanefilerin cuale akdini fasit saymasını bir kenara bıraksak bile, yaptığı satışlar, getirdiği yeni üyeler veya onların satışları üzerinden süreklilik arz eden kazançları, bir kerelik iş görme üzerine kurulu olan cuale akdiyle özdeşleştirmek mümkün değildir.

Firmayla distribütörler arasındaki anlaşmadan hareketle network marketing sistemini icare (kira) akdine benzetenler de olmuştur. Onlara göre şirket, kiraladığı kişilere, ürünlerini satma veya satacak yeni kişileri bulma karşılığında belli bir ücret ödemektedir.

İlk nazarda firma adına çalışan satıcıları “ecir-i müşterek” olarak değerlendirmek mümkün gibi görünse de bu kişilerin ürün satma veya üye bulma gibi edimleri yerine getirip getirmeyecekleri, ne kadar süreyle iş yapacakları ve ne kadar ücrete hak kazanacakları belirsiz olduğu için meselenin icare akdi çerçevesinde değerlendirilmesi çok zordur. Çünkü icare akdinde süre ve ücretin akit yapılırken belirlenmesi şart koşulur.

Bir malın karşılıksız temliki anlamına gelen hibe akdi açısından konuya yaklaşanlar da olmuştur. Onlar, sistemin cevazını savunma adına, distribütörlere verilen komisyon ve teşvik primlerinin bir çeşit hibe olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ne var ki hibe akdi teberru akitlerindendir. Yani bedelsiz ve karşılıksız olarak yapılır. Distribütörlerin firmayla yaptığı akitler ise ivazlıdır, yani iki tarafa da borç yükler. Bu sebeple muayyen bir iş yükünün karşılığı olarak verilen ücretin hediye veya hibe olarak isimlendirilmesi mümkün değildir.

Son olarak cevaz hükmünü savunanların öne sürdükleri diğer bir argüman da vekalet akdidir. Bazıları, firmayla distribütörler arasındaki ilişkinin hukukî mahiyetini vekalet akdi açısından değerlendirmiş, vekilin ücret almasının caiz olmasından yola çıkarak, distribütörlerin almış oldukları komisyon ve primlerin de cevazına hükmetmişlerdir. Fakat hem distribütörlerin firmayla yaptıkları anlaşmaları hem de alt hatlar ile üst hatlar arasındaki ilişkileri vekil-müvekkil ilişkisine benzetmek oldukça zorlama yorumlardır.

İşleyişi ve kazanç yolları açısından oldukça kompleks bir yapıya sahip olan ağ pazarlamanın doğrudan fıkıh kitaplarında ele alınan akitlerden birine dahil edilmesi zor görünüyor. Elbette söz konusu akitlerle ilgili hüküm ve ilkeler, ağ pazarlamayla ilgili değerlendirmelere de ışık tutacaktır. Fakat ağ pazarlamanın farklı ve yeni bir akit olarak ele alınıp değerlendirilmesi daha sağlıklı bir yol olacaktır.

Fıkıh kitaplarında ticari akitler ile ilgili temel esaslar belirtilmiştir. Fakihler yaşadıkları döneme göre misaller üzerinden konuları işlemişlerdir. Bu misaller pek çok kere günümüze kıyaslanarak bazı yeni meselelere çözüm getirmede ışık tutmaktadır. Bunun yanında günümüzde network pazarlamada olduğu gibi daha önce şekil ve uygulama yönüyle benzeri görülmemiş kompleks ticari işlemler de vardır. Bunların İslam hukukunun ticaret ile ilgili getirdiği temel prensipler açısından analiz edilmesi gerekir.

b) “Caiz Değil” Diyenlerin Delilleri:

Ağ pazarlama yöntemini caiz görmeyen âlimler de farklı deliller ileri sürmüşlerdir. Bu konuda öne sürülen başlıca gerekçelerden biri distribütörlerin alt hatların yaptığı satışlardan kazandığı paraların haksız veya karşılıksız kazanç olarak görülmesidir. İslâm’ın, kazancın temeline emek, sermaye ve risk unsurlarını koyduğunu belirten âlimler, alt hatların satışlarından gelen komisyonlarda bunlardan hiçbirinin bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.

Din İşleri Yüksek Kurulu’nun, 16.11.2016 tarihinde yaptığı toplantıda konuyla ilgili aldığı kararlardan birisi de şudur: “Sisteme dâhil olan katılımcının bizzat kazandırdığı yeni üyeler sebebiyle bir prim alması caizdir. Ancak kazandırılan üyenin daha sonradan yaptığı satışlardan ve onun da getirdiği yeni üyeler ile onların yaptığı satışlardan, herhangi bir emek veya üstlenilen risk olmaksızın prim almak ise caiz değildir.”

Bu konuda öne sürülen diğer önemli bir delil de sistemin bünyesinde “garar” barındırmasıdır. Garar, bir akdin haksız kazanca yol açacak ölçüde belirsizlik ve kapalılık taşımasını ifade eder. Ağ pazarlamaya dahil olan girişimcilerin de ileride ne kadar satış yapabilecekleri veya yeni üyeler bulup bulamayacakları belirsizdir. Yani bu, akıbeti meçhul bir akittir. Sisteme kaydolmak için ödedikleri giriş aidatının veya ürün paketine yatırdıkları paranın kat kat fazlasını kazanabilecekleri gibi, bunları tamamıyla kaybetmeleri de muhtemeldir. Harcadıkları emeğe de bu gözle bakılabilir. İşte bu sebeple Allah Resûlü’nün garar satışını yasakladığına dair nakledilen hadislerin network marketing sistemi için de geçerli olduğu söylenmiştir. (Bkz. Müslim, Büyû’ 4; Ebû Dâvud, Büyû’ 25)

Bazıları da network marketing yöntemini kullanan firmaların ürün fiyatlarına odaklanmış, bunların piyasa değerlerinin çok üzerinde olduğunu söylemiş ve İslâm iktisadında çok önemli bir kavram olan “gabn-ı fahiş” açısından meseleye yaklaşmışlardır. Gabn-i fahişin akitlere ne ölçüde tesiri olacağı hakkında çok farklı fıkhî içtihatlar bulunsa da bir tarafın bilgisizliği, tedbirsizliği veya güveni diğer tarafça suiistimal edilerek gerçekleşen gabnin, haksız kazanca yol açacağında ve akdin sıhhatine tesir edeceğinde şüphe yoktur. “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, aranızda bâtıl (haksız ve haram yollar) ile yemeyin.” (en-Nisa, 4/29) ayeti kesin bir dille haksız kazancın haramlığını vurgulamıştır.

Network marketing sisteminin İslâmî hükümlerin maksatlarına ve İslâm iktisat felsefesine aykırı olduğunu ileri sürenler de olmuştur. Zira İslâm’ın önemli hedeflerinden birisi, alınacak tedbirlerle malların toplum fertleri arasında sağlıklı bir şekilde tedavül etmesini sağlamak ve böylece büyük servetlerin belirli şahısların elinde temerküz etmesine mani olmaktır. Halbuki bu sistem, çok az sayıda insanın yüksek meblağlar kazanmasına, buna karşılık büyük çoğunluğun mağdur edilmesine hizmet etmektedir.

Bazı fakihler de firmayla satıcılar arasında yapılan akdin hukukî mahiyetini mercek altına almış ve bir akit içinde iki akit yapıldığını, bunun da hadislerle yasaklandığını söylemişlerdir. (Tirmizî, Büyû’ 18; Nesâî, Büyû’ 73) Zira firmayla yapılan akit, hem ürün satışını hem de yeni üyelerin sisteme kaydedilmesini içermektedir.

Sistemin kazanma ve kaybetme riski içermesinden hareketle onu kumara benzeten; daha sonra büyük miktarda para kazanabilmek için az bir para yatırılmasından hareketle onu faiz (ribe’n-nesie) açısından ele alan; faizli bir akdi helal kılmak için araya ürün sokuşturulduğunu yani hile yapıldığını iddia ederek onu î’ne akdi gibi değerlendiren fakihler de vardır.

Ne var ki network marketing sistemini doğrudan kumar, faiz veya î’ne akdi olarak görmek isabetli yaklaşımlar değildir. Fakat network marketing sisteminin özellikle bazı uygulamalarının bütünüyle kumar ve faiz şüphesinden beri olduğu da söylenemez.

Bazıları da network marketing sistemlerinin asıl maksadının mal satmaktan ziyade ağı genişletmek olduğunu ileri sürmüş, akitlerle ilgili hükümlerin isim ve şekillerden ziyade mana ve maksatlara bina edileceğinden hareketle de onun mahzurlu olduğu neticesine ulaşmıştır.

Burada da toptancı bir yaklaşıma gitmemek gerekir. Bazı firmaların veya bazı distribütörlerin maksat ve uygulamaları yeni üye merkezli olabilir. Fakat bütünü için bunu söylemek kolay görünmemektedir.

Ağ pazarlama sistemine yöneltilen itirazlardan bir diğeri de aldatmaya (tağrir) sebep olmasıdır. Onlar, hızlı, rahat ve çok fazla para kazanma gibi büyük vaatlerle insanların ikna edilerek sisteme üye yapıldığını, abartılı reklamlarla satılan ürünlerin etrafında mistik bir hava oluşturulduğunu, bu sayede pek çok insanın mağdur edildiğini ifade etmişlerdir.

Öne sürülen bu gerekçe bütünüyle göz ardı edilemez. Gerçekten de pek çok firmanın veya firma adına çalışan girişimcinin sırf muhataplarını ikna edebilme adına bu tür abartı ve aşırı beyanlara kaçtıkları bir gerçektir. Fakat bunun fıkıhtaki ifadesiyle “tağrir” kabul edilmesi ve bu gerekçeyle akdin sıhhatine zarar vereceğinin ileri sürülmesi daha başka unsurların da göz önünde bulundurulmasını gerektirir.

Ahlakî Endişeler

Bütün bunların yanında meseleye etik ve ahlakî normların ihlal edilmesi açısından yaklaşanlar da olmuştur. Çok katlı pazarlamanın ahlaki yönünün Batı dünyasında da tartışmalı olduğunu belirtmek gerekir. Başta Amerika olmak üzere Batılı devletler büyük mağduriyetlere sebep olan saadet zincirlerini kanunlarla yasaklamış; network marketingle ilgili de önemli düzenlemeler yapmış ve sınırlamalar getirmişlerdir. Batılı araştırmacılar, ilgili düzenlemelere uygun olan sistemlerin yasallığını sorgulamasa da etik açıdan ciddi tenkitler yöneltmişlerdir. Meselenin hükmünü değerlendirirken elbette bunların da göz ardı edilmemesi gerekir.

Bilindiği üzere network marketing sistemlerinin öncelikli amacı, ürünlerinin tavsiye üzerine satışını gerçekleştirmektir. Hatta tavsiyenin de ötesinde onlar, arkadaşlık ve akrabalık ilişkilerini veya belirli bir gruba mensup olan fertler arasındaki ortak duygusal bağları ürünlerini satabilmek ve yeni üyeler bulabilmek için kullanmak isterler.

İşte tam bu noktada bazı eleştirmenler, toplumsal ilişkilerin metalaştırılması ve kazanç kapısına dönüştürülmesi gibi tehlikeleri dile getirirler. Daha da önemlisi uzun vadede bir kısım mağduriyetlerin veya hayal kırıklıklarının ortaya çıkabileceğini, bunun da güven bunalımlarına ve itibar kayıplarına sebep olabileceğini belirtirler. Zira aralarında samimi ve sıcak ilişkiler bulunan şahısların ticaretin ilkelerini bütünüyle gözetmeleri çok zordur. Onlar, yakın çevrelerinden gelen teklif ve telkinlere daha çok açıktırlar. Güvendikleri şahısların yapacakları teklifler karşısında olayın önünü arkasını çok fazla araştırma ihtiyacı hissetmezler. Fakat zamanla kendilerine söylenilen sözlerle fiiliyatta karşılaştıkları durum arasında çelişki görürlerse, ilişkileri yıpranmaya başlar.

Aynı gerekçeyle bir doktorun hastalarına ilaç satması veya bir öğretmenin talebelerine ürün pazarlaması da ahlakî bulunmamıştır. Zira bulunduğu konum ve itibarın gücünü kullanarak ürün pazarlayan bir insanla objektif ticari ilişkiler geliştirmek çok zordur. İnsanlar sırf duydukları güvenden veya muhatabının kalbini kırmamak için ürün alabilirler ki bu da ahlakî bulunmamıştır.

İndirimli ürün satın alabilme veya sosyal aktivite olanaklarından faydalanma gibi gerekçelerden ziyade özellikle daha çok para kazanabilmek için bu sisteme kaydolan distribütörlerin gözü sürekli yeni üyelerde olacaktır. Zira onların bizzat satış yaparak kazanabilecekleri para sınırlıdır. Fakat büyük ağlar kurmasını başarabilirlerse, ekibin kazandığı cironun toplamından onlar da hissesini alacaktır.

Bu hedefe doğru adım adım yürüyebilmek için bütün distribütörler tabii olarak üye bulma çalışmasına en yakın çevresinden başlıyorlar. Bir taraftan onlara sattıkları ürünün reklamını yaparken, diğer yandan da içinde bulundukları ağa dahil olmanın avantajlarından bahsediyorlar. İşte bu da bazı etik soruları beraberinde getiriyor. İnsanların bilerek veya bilmeyerek en yakınlarına zarar verebilecekleri üzerinde duruluyor.

Firmaların ürünlerini dışarıdaki insanlardan daha çok kendi çalışanlarına (distribütörlerine) satmaları veya çalışanların birbirine ürün satması, ürünleri satmak için zorlama denebilecek ölçüde psikolojik baskıların veya mecburi şartların konulması da etik açıdan eleştirilen davranışlardır.

Diğer bir konu ise üyelerin sadece sisteme yeni insanlar dahil etmek için ürün almalarıdır. Bu durumda onlar, isteyerek kullanmadıkları ürünleri başkalarına satmaya çalışmış olacaklardır. Giriş paketi adı altında satılan ürünlerin yüksek fiyatlı olması da asıl paranın networkteki insanlar üzerinden kazanıldığını gösterir. Bunların da ahlakdışı davranışlar olduğu belirtilmiştir.

Bu alanda faaliyet gösteren pek çok çalışanın söylemiş olduğu, “Oturduğun yerden para kazan!”, “Hızlı bir şekilde zengin ol!” gibi sözlerin de, bu düşünceyle sisteme giren insanların niyetinin de ahlaka aykırı olduğu dile getirilmiştir.

Ayrıca ürünlerin serbest piyasaya girmemesi de tenkit edilmiştir. Ürünün serbest piyasaya girmesi rekabete açık hale gelmesini sağlayacak ve aşırı fiyatları dengeleyecektir. Aynı zamanda gerçekçi bir arz talep dengesi kuracaktır. Fiyatların bütün aşamalarda bu şirketler tarafından pazarlıksız ve piyasa rekabetinden bağımsız istenildiği gibi belirlenmesi serbest piyasa ekonomisi açısından doğru görülmemektedir.

Değerlendirme ve Netice

Buraya kadar yapılan kısa izahlardan da anlaşılacağı üzere network marketing sistemi kuruluş felsefesi itibarıyla ihtilaflıdır. Elbette bu, ürün satışının olmadığı veya satılan ürünlerin sembolik bir değere sahip olduğu saadet zincirleriyle bir tutulamaz. Fakat ürün bazlı sistemlerin de kolaylıkla piramit şemasına dönüşme riski vardır. Her ne kadar çok katlı pazarlama sistemini kullanan firmalar asıl amaçlarının ürün satışı olduğunu söyleseler de fiiliyatta işleyen sistemin “ürün odaklı” olmaktan “üye odaklı” olmaya doğru kayma riski çok yüksektir.

İslâm hukuku, akitleri bütünüyle karşılıklı rıza esasına dayandırır. (Bkz. Nisa suresi 4/29; Bakara suresi, 2/188) Fakihler ortaya koydukları şart ve hükümlerle “gerçek rızanın” bulunup bulunmadığını test eder. Mesela akdi yapan tarafların ehliyeti üzerinde durur, irade beyanlarını mercek altına alır, ileri sürülen şartların meşruiyetini inceler, akit konusunun (mahallü’l-akd) mevcut, meşru ve muayyen olup olmadığına bakar ve taraflardan birinin karşı tarafı aldatmaya yönelik sözlü veya fiili bir tavrının bulunup bulunmadığını tahkik ederler. Gerçek rızayı zedeleyeceği gerekçesiyle akitlerdeki bilinmezlik ve belirsizlikleri mümkün olduğunca izale etmeye çalışırlar. Bütün hukuki tasarrufların açıklık, şeffaflık ve dürüstlük esasınca yapılmasını hedeflerler. Zira akitlerden beklenen gaye, adalet ve eşitliği sağlamak suretiyle tarafların en küçük bir haksızlığa dahi uğramasının önüne geçmektir.

Network marketing sistemleri, baştan belirledikleri satış usulü ve ödeme planlarıyla her ne kadar bu şartları yerine getiriyor gibi görünseler de mesele daha detaylı ve derin ele alındığında doğrudan satış veya diğer ticaret usullerine nazaran daha çok risk ve belirsizlik içerdikleri fark edilir. Kimin ne kadar kazanç elde edeceğini tahmin etmek çok zordur. Piyasada ücretle veya komisyonla çalışan satış elemanlarının az çok ne kazanacakları bellidir. Fakat bu sistemde bir kişi aylık 1 milyon dolar da kazanabilir, hiçbir şey kazanamadığı gibi bir miktar parasını da kaybedebilir. Çoğu durumda sisteme önce girenlerin sonra girenlere nazaran daha avantajlı olduğu da bir gerçektir. Bu da haksız rekabeti beraberinde getirebilir.

Farklı firmaların ürünlerini pazarlayan girişimciler üzerinde yapılan anket sonuçları da kazanç vaatlerinin anlatıldığı veya dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını gösteriyor. Konuyla ilgili farklı rakamlardan bahsedilse de çok genel bir ifadeyle sisteme dahil olan üyelerin çoğunluğunun hiç para kazanamadığı görülmektedir. Para kazanamayanların oranını yüzde 99’lara kadar çıkaranlar vardır. Tabii mesele sadece para kazanamamaktan ibaret kalmıyor. Bu, sisteme dahil olurken ödenen paranın da kaybedilmesi anlamına geliyor.

İslam hukukçularını en çok meşgul eden konulardan birisi, meşru ve gayrimeşru kazanç yollarıdır. Onlar, bir taraftan meşru kazanç yollarını detaylarıyla açıklamış; diğer yandan da haksız kazanca yol açabilecek yolları itina ile kapatmaya çalışmışlardır. Bu anlamda kazancın temeline emek, sermaye ve risk unsurlarını koymaları önemlidir. Akitleri ve ticari ortaklıkları hükme bağlamada bunları da göz önünde bulundurmuşlardır. Elbette hibe, vasiyet ve miras gibi tek taraflı kazandırmanın söz konusu olduğu teberru işlemlerini bundan hariç tutmak gerekir.

Network marketing sistemine bu açıdan bakıldığında, zincirin ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci halkasında bulunan insanların satmış oldukları ürünlerden kazanılan komisyonları meşru bir çerçeveye oturtmak gerçekten zor görünüyor. Firmanın bu komisyonları satış yapan girişimcilerin kârından değil de kendi kârından verdiğini ileri sürmesi de problemi çözmeye yetmiyor. Çünkü firma toplam cironun distribütörlere dağıtılacak miktarını tespit ederken bütün bunları göz önünde bulunduruyor. Yani üst hatlarda bulunanlara verilen komisyon dolaylı olarak ya ürün satışlarına yansıyor ya da alt hatlarda yer alan üyelerin kârlarına.

Daha da önemlisi aynı emek ve performansı gösteren üyeler, eşit veya birbirine yakın kazançlar elde edemiyor. Mesela sisteme önceden girmiş bir üye kendine özel bir ekip kurduktan sonra çok az bir gayretle büyük meblağlar kazanabilirken, sisteme sonradan giren bir üye diğerinin on katı fazla bir performans ortaya koysa bile onun onda biri kadar kazanç elde edemeyebiliyor. Onun da zamanla diğerinin seviyesine yükseleceği iddia edilebilir. Fakat bu hem kesin değildir, hem de bu sefer de onunla, yeni üyeler arasında böyle bir eşitsizlik oluşacak ve bu böylece devam edip gidecektir. Şunu belirtmek gerekir ki herhangi bir ortaklık söz konusu olmaksızın başkasının emeği üzerinden bir gelir planlaması yapmak, İslâm fıkhının ilkelerine aykırıdır.

Sisteme dahil olmak için giriş ücreti almak birçok ülkede kanunen yasak olduğu için firmaların çoğunluğu ürün paketi alımını zorunlu koşuyor. Dolayısıyla bazıları üyelerin ödedikleri paralar karşılığında ürün aldıklarını ileri sürerek, sistem içerisinde para kazanamasalar bile, herhangi bir mağduriyetten bahsedilemeyeceğini savunuyorlar. Fakat bunu savunmak o kadar da kolay değildir. En başta gerek sisteme dahil olmak için gerekse sistemde aktif olarak kalabilmek için belirli miktarda ürün alımının zorunlu koşulmasının ne kadar etik ve legal olduğu tartışılabilir.

İkinci olarak üyelerin kaç tanesinin “ihtiyaç” gerekçesiyle bu ürünleri aldığına, onlardan istifade ettiğine de bakmak gerekir. Bunu anlamak için sorulması gereken soru şudur: Acaba bana kazanç sağlamasaydı yine de bu ürünü alır mıydım? Yapılacak küçük bir araştırma dahi çoğu insanın kullanmak için değil, sırf firmanın distribütörü olabilmek için ürün satın aldığını gösterecektir. Peki bu neyi değiştirir? Birincisi israfa sebep olur ve aşırı tüketimi teşvik eder. İkincisi de ürünlerin önemli bir kısmının distribütörler tarafından satın alındığı göz önünde bulundurulacak olursa, firmanın ürün merkezli değil, yeni üye bulma merkezli iş yaptığını gösterir. Bu da onu piramit şemasına yaklaştırır. Çok katlı pazarlama sistemini kullanan firmaların önemli bir kısmının niçin kozmetik ve gıda takviyesi alanında faaliyet gösterdiği de üzerinde durulması gereken bir konudur.

Burada mutlaka sistemin sürdürülebilir olup olmamasına da bakmak gerekir. Ticari hayatı şekillendiren en önemli ilke arz-talep dengesidir. Büyük oranda üretim, pazarlama ve ticaret bu dengeye göre yürür. Arz-talep dengesinin kazançlar üzerinde de büyük etkisi vardır. Mutlaka network marketing sistemlerini kullanan firmalar da talebi göz önünde bulunduruyor, yani toplumsal ihtiyaçlara göre ürün üretiyorlardır. Fakat bu sistem, kazancını büyük oranda oluşturduğu distribütör ağına borçludur. Distribütörlerin kazancı da aynı ağa bağlıdır. Bu yüzden sürekli networkunu büyütmek zorundadır.

Ne var ki dünyada yaşayan insan sayısı sınırlı olduğuna göre bunun ilanihaye (sonsuza kadar) devam edip gitmeyeceğini tahmin etmek güç değildir. İşte burada şu sorunun sorulması gerekir: Acaba bir yerde sisteme yeni üye girişi tamamıyla duracak olsa, eski üyeler ayakta kalabilirler mi? Bu soruya verilecek cevap “evet” ise sistemin ürün satma üzerine kurulu olduğu anlaşılır. Fakat geçmiş tecrübelere bakıldığında “evet” cevabını vermenin hiç de kolay olmadığı görülür. Muhtemelen bu durumda kıdemli üyelerin kazançlarında ciddi azalmalar olacak, sisteme yeni girmiş çoğu üye de ödediği parayı bile geri alamayacaktır. Bu da network sistemine cevaz verilmesine gölge düşüren argümanlardan bir diğeridir.

Firmaların sattıkları ürünlerin meşru ve mubah olması, faaliyet gösterdikleri ülkeler açısından legal problemlerinin olmaması, ürünleri için gerekli belgeleri temin etmiş olmaları, kendileriyle çalışma tecrübesi olan girişimcilerin ne tür değerlendirmeler yaptıkları, ürünlerin iadesiyle ilgili tavırları gibi konulara hiç girmiyoruz. Çünkü bunlar hem zaten herkesin bilebileceği meselelerdir hem de ister ağ pazarlamayı kullansın ister kullanmasın bütün firma ve şirketler açısından geçerli olan hükümlerdir.

Şunu da belirtmek isteriz: Bazıları maddi açıdan sıkıntıda olan insanlara iş olanağı oluşturacağından hareketle bu sistemin desteklenmesi gerektiğini ileri sürüyor. Bir anlığına fıkhî sakıncaları bir tarafa bıraksak ve meseleye salt ticari mantık açısından baksak bile bunun da çok iyi düşünülmesi gerekir. Hakikaten bu sisteme dahil ettiğimiz insanlara iyilik mi yoksa kötülük mü yapıyoruz?

Kanaatimizce zaten bir işi olan insanların ek gelir beklentisiyle bu işe girmeleri ticari açıdan büyük mağduriyetler oluşturmaz. Fakat işsiz bir insanın, büyük beklenti ve umutlarla böyle bir işin içine girmesi oldukça risklidir. Zira o, zamanını ve emeğini bu işe harcayacağından başka bir iş bulamayacaktır. Üstelik mevcut tecrübeler bu işten iyi paralar kazanıp kazanamayacağının da oldukça şüpheli olduğunu gösteriyor. Halihazırda başka bir işle uğraşan kimse emeğinin veya küçük bir miktar parasının boşa gitmesine çok üzülmez. Fakat bütün ümidini bu işe tahsis etmiş bir insan, arzu ettiği başarıyı yakalayamazsa bu, onun için çok daha yıkıcı olur.

İslâm hukukçuları akit ve tasarruflara hem dünyevî hem de uhrevî hükümler açısından yaklaşır. Dünyevî ahkam açısından akitleri sahih, fasit ve bâtıl kısımlarına ayırırken, uhrevî ahkam açısından ise mubah, mekruh veya haram hükmünü verirler. Network marketing sisteminin dünyevî ve uhrevî hükmünü net olarak tespit etmek hakikaten kolay değildir. Fakat kanaatimizce -bütün ağ pazarlama yöntemlerini hatta aynı ağda çalışan bütün distribütörlerin yaptıkları işi aynı kefeye koymak doğru olmasa da- bu sistemin bünyesinde bir kısım mahzurlar barındırdığında şüphe yoktur. Konu etrafında çalışma yapan fakihlerin büyük çoğunluğu da bu mahzurları “caiz değil”, “haram”, “sahih değil”, “fasit” gibi lafızlarla ifade etmeye çalışmışlardır. Onları bu konuda olumsuz tavır almaya sevk eden temel gerekçe ise sistemin bizatihi kendisinin/temel felsefesinin farklı suiistimallere, aldatmalara, mağduriyet ve haksızlıklara açık olması ve pek çok açıdan İslâm iktisadının temel ilkeleriyle çatışmasıdır.


Kyani; fırsat mı, tuzak mı?

53 YORUMLAR

    • Ortada, menfaat,cikar, para varsa orda hizmet abilik,ablalik Yoktur.
      Kyani satisini yapanlar, Bundan para kazananlar, fikhi/ahlaki/etik yonunu nice sayip, dost arkadas, Kardes, abilik, ablalik, hizmet kredisini kullanarak para ve menfaat elde ediyorlar.
      Abi dedigim, guvendegim birisinin isin icine girdim. O diyorsa yalan soylemez herhalde denim ama mesele para olunca, dedigim gibi,degerlerimiz hice sayiliyor. Uyanik birileri bu kredileri kullanip menfaat sagliyor.
      1-Bana ove ove bitiremedigi Urun en fazla 25-30$ Eder. 7-10 kat fazlaya satiliyor.
      2-Gene gunduz cikmayalim diye, bolca sisirilmis,palavralarla, Sanki urun, cennetten cikmis gibi, butun dertlere deva
      Sanirsin ki kullananin Saci yoksa cikiyor, cocugu yoksa hamile kaliyor, bin turlu derde deva. Hatta o kadar abarti varki, kullananin butun gunahlari af oluyor, Direk cennetlik yani, o derece
      3-Eksik bilgi, abrtiyla, hatta yalan da karisiyor, ikna edip urun almani ve baskasina satmani israrla ama israrla tekrar ediyorlar
      4-Vaad edilenler eksik ve yanli. Distributor oluyorsun, hani free araba, hani yillik free ailecek tatil, dur bakalim, sen once pramitin ustlerine cik 1000 lerce insana satarsan sonra alabiliyorsun
      Ama bunlari satarken hic demiyorlar
      5-Zoom toplantilarinda bolca ikna teknikleri kullanilmasi,yeni baslayan baskasini nasil ikna eder falan falan, diyorlarki “ muthis bir is ortagi oldum, bu kadar kazanacagimi tahmin etmiyordum” deyin Contact takiler merak edip gelecekler, ikinci adim su, 3. Adim su
      Yani Urunu dogru durust anlatma yok, iknayla merakla,sisirmeler,aldatmacalarla menfaat,para kazanma var
      6-Telefonunuzdaki contacts listesindeki isimleri ayirmanizi istiyor, bunlara urun satarim, bunlari distributor yaparim, ona gore mesaj merak uyandiriliyor.
      7-Hicbir zaman sen ne kadar kazandin, artisi, eksisi, dogru duzgun cvp Verilmiyor

      Online herkese acid ebay gibi site yok, distributor uzerinden alabiliyorsunuz, cunku bu fiyata kimse almaz, o yuzden ikna teknikleri kullaniliyor.

      Kizdigim, onaylamadigim, arkadas,dost,kardes kredisiyle menfaat para kazanma var. Malesef abi dedigim insanlara guvenim kalmadi. Hepsimi boyle, degil tabi, Eli ayagi opulesi insanlar da cok. Bundan boyle abi var abi var.
      Saf iyi niyetimizden malesef kendince uyanik gecinen bir guruh, bunlari yapiyor, isterseniz milyoner olun, milyarder olun ama saf iyi niyetimizi kullanmayin.

  1. Biraz uzun olmuş. Kısaca anlatmaya çalışayım. Helal ticarette esas olan mümkün olduğu kadar üretici ile tüketici arasındaki mesafeyi azaltmaktır. Kervanı şehrin girişinde karşılayıp malları satın alıp daha sonra şehirde satmak haram kılınmıştır. Bu sebeple komisyonculuk, simsarlık dahi maalesef haramdır. Insanların burada bizim emeğimiz var veya bu işe para koyuyoruz falan demeleri de vicdanlarını rahatlasa da ahirette maalesef hesapları oldukça zor olacaktır. Bu açıdan bakıldığında network marketing kesinlikle haramdır. Yani birinci elden malı ucuza alabilecekken arada birçok insana neden para ödenmelidir. Aradaki bütün satıcılar asalaktan başka ne olabilir. Bir mal piyasada bulunuyorsa zaten network marketingle satılamaz çünkü pahalıya gelir. Piyasada yoksa ya aşırı değerlendirdiği için ya stokculuk olur yani gerekli bir malı elde tutarak pahalıya satmak olur yada değerli değildir ponzi oyununa girer. Bu işi kendisini inançlı hatta takva olarak tanımlayan insanların yapıyor olması da buna cevaz vermeyi gerektirmez. Eğer mesele helal kazanç meselesi ile derhal herşeyi bırakıp üretimin veya lojistiğin bir yerinde rol almak gerekir. Yok mesele zengin olmak veya rahat para kazanmaksa fetva sormaya gerek yoktur.

    • Direk “haram” demeniz çok iddialı olmuş. Hangi sıfat ile söylediğinizi öğrenmek isterim. Eğer haram değilse ciddi bir durum ortaya çıkar

      • Kazancının gerçekten helal olmasını isteyen yaptığı eylemin insanlara faydasını ve katkısını ortaya koymalıdır. Bir komisyoncunun veya network pazarlamacısinin hayata katkısı nedir? Olmasa insanlar ne kazanır ne kaybeder? Bizimki başka deyip 7 liralık kremi 700 liraya satmak helal midir?
        Burada orijinal yazı da bu konuda dikkatli olunmasını nasihat eden yorumlarda ihlasla insanları uyarmak niyetiyle yazılmaktadır. Bundan hiçbir çıkarları yoktur. Yani alternatif olarak o işi yapmayın bizim şu işimizi yapın diye bir argümanla ortaya çıkarmaktadırlar. Network marketing i savunanlar ise maalesef bu işe bulaşmış ve bunun helal olmasını vicdanlarını rahatlatmak ve belki birde yeni kurbanların da bu işe girmelerini sağlamak adına yapılmaktadır. Bu bile düşünebilen insanlar için birşey ifade eder.

        • Ya 100 liralik kremi 70 liraya bu yontemle satinca daha ucuza geliyor ve daha cok kisiye ulasiyorsa? O zaman ne dediginizin farkinda misiniz? Eger buradaki helal satisla insanlara faydali olunmak isteniyorsa, ki en azindan buradaki buyuk cogunlugun niyeti budur, o zaman vay halinize? Allah hepimize akil fikir versin, lafimizin nereye gittigini dusunme basireti versin.

    • Yukarda direk haram demeyip mahsurlu diyerek itidalli yaklaşmasına rağmen sizin direk haram demeniz ilginç. Büyük bir alim olduğunuz için emlak işini bir sorayım dedim bir ev satıyor yada kiralıyor diğeri de aracılık yapıp komisyonunu alıyor. Komisyonculuk haram diyerek bütün emlakçıları haramiliğe hapsettiniz. Derin ilminizle amil olmanız dileğimle MaasSelam

  2. Bu konuda istismar çoğaldı. Hizmet platformlarında önde olan ilahiyatçı bazı isimler refarans gösterilerek pazarlama stratejisi geliştiriliyor.
    Konumlarını kullanarak bu işi yapıyorlarsa “önde olmanın hakkını veriyorlar”.
    Diomand seviyede olan birinden bahsediliyor.
    İsimleri yakında SM de dolaşmaya başlar. Paranın yüzü sıcaktır.

    • Kıskançlık değil, gıcık olduğum,
      1-ürünü doğru dürüst anlatmıyorlar
      2-Laf oyunlarıyla ikna etmeye ki içine yalan, abartı, eksik bilgi giriyor
      3-Hizmet kredisini kullanıp, insanların saf duygularından istifade ediyorlar.
      4-Arkadaşlık, dostluk abilik ablalık konumlarından istifade ediliyor
      5-Piyasada aynı içerikli ürünlerden 7-8 kat pahalıya satılıyor
      6-Vaad edilen çoğu şey, piramit içinde yükselirsen, yüzlerce, binlerce insana satarsan öyle elde edebiliyorsun, ama anlatırken bunu söylemiyorlar

      Kime satarsanız satın, Hizmeti kullanmayın. Bıktık artık Hizmet üzerinden menfaat elde edenlerden.

      • 1. O sistemin degil size anlatmayin beceremeyen acemilerin sucu
        2. Yine urunun veya sistemin degil acemi distributorun sucu
        3. Yine insan faktoru devreye giriyor
        4. Aaaah ah, yine yanlis yapan insanlarin sucu
        5. Burasi tamamen senin sucun cunku her urun icin gecerli olmayabilir bu; hatta bahsi gecen urunu 1,2,3 ve 4. maddelerde de itiraf ettigin gibi dogru duzgun bilmiyorsun bile. Demem o ki, bazi urunler vardir raflarda olsa cok daha pahaliya gelebilir; cok kaliteli bicok urun icin firmalar network marketing tarzi pazarlama sistemlerine basvururlar ama sen bunu once biraz okuyup arastirman lazim tabii ki burdan sallamak kolay millete.
        6. 1,2,3 ve 4. maddelerin eksik oldugu icin burasini da yanlis biliyorsun
        7. Insanin en yakinina iyilik yapma ve duzgun mallar kullandirma niyetinin neresi yanlis anlayamiyorum? Yontemleri yanlis olanlar kendisini duzeltsin sistemde sorun yok. Ayni Islami duzgun anlatamayanlara (yasamayanlara) bakarak yanlis Islam dusuncesine kapilanlar gibisiniz malesef.

        Biz de biktik Hizmet üzerinden menfaat elde edenlerden ve kafasini kullanip dusunmeden yanlis olan seyleri bilmeden IQRA demeden sallayanlardan!

      • Salam. Ömer bey dediyi heç bir sui istimal yoxsa yenədəmi haram?
        Çünki mən baxıram yazılara. Çoxsu yoxdu mən işlədiyim sistemde. Başqası istifade edə biler. Mən kesinliklə bunların heç birini istifade edirem.
        Ürün çox münasib.
        Həm başqaların endirimli almağa çağırıram. Bilirsiz neye göre çünki özüm de baha almağı istemirem. Hətta çox münasib qiymete verirem.
        Kimseden sui istifade etmirem. Məndən təklif etmək. İsteyer özü üçün alsın, isteyer sayın. Özünün bildiyi bir iş.
        Yeni mənə göre öncelik para deyil. Mənə göre öncelik güvendi. Sonra işi fikirlrşirem. Mənə maraqlıdır yenə də caiz deyil?

  3. Tebrik ediyorum sizi Yuksel hoca hem cesarenizden dolayi hemde insanlarin Somurulmesine belki Engel olunmus olur. Ondekiler bu isi yapiyor diye caiz gorenlerde ders almis olur insaallah.
    Kaleminize saglik

  4. Hocam elinize sağlık sonuna kadar nefes almadan okunacak bir yazı; malum mevzu hassas olunca her yönüyle araştırıp bütün görüşlerede yer vermişsiniz nefes alıp verdim yani. Son zamanların en tartışmalı mevzularından biriydi gayet net ve açık bir izah olmuş tekrar elinize sağlık. Sizden birde istekte bulunayım o zaman.
    1- Kripto para meselesini bir yazsanız,
    2- Yapay zeka konusunda bir çalışma yapsanız. Burda esas nokta Fully otonomus olduğunda bir araba nasıl döneceği ne zaman ve ne kadar fren yapacağını, nerde duracağını hesap edip karar veriyor ve sizin izin yada müdahaleniz olmadan icra ediyor olacak, buraya kadar problem yok; aynı mevzu robot asker-polis yada insansız savaş araçları olunca biraz kompleks hale geliyor. İşte tam burada ahlaki ve dini kurallar devreye giriyor. Yapay zekalı bir robot ne kadar ileri gidebilir nerde durması gerekir; vicdan, sevgi, saygı yada ahlak gibi insanın ruhu ilede alakalı özellikleri yapay zeka da olsa robota veremiyeceğimize göre nasıl bir sınırlandırma yapılmalı yada çerçevesi ne olmalı?

  5. Çok güzel bir yazı hazırlamış, özenle, emekle dokumuşsunuz; elinize sağlık.
    “Fakat kanaatimizce -bütün ağ pazarlama yöntemlerini hatta aynı ağda çalışan bütün distribütörlerin yaptıkları işi aynı kefeye koymak doğru olmasa da- bu sistemin bünyesinde bir kısım mahzurlar barındırdığında şüphe yoktur. Konu etrafında çalışma yapan fakihlerin büyük çoğunluğu da bu mahzurları “caiz değil”, “haram”, “sahih değil”, “fasit” gibi lafızlarla ifade etmeye çalışmışlardır” şeklinde sonuçlandırmışsınız.
    Bu işle uğraşanlar kalkıp: “anlatılanlar başka yöntem ve distribütörler için doğru ama Yüksel hocamızın dediği gibi “bizim ağ pazarlama yöntemini” “bizim distribütör arkadaşları” o kefeye koyamazsınız” dediklerinde ne diyeceğiz?
    Sanırım bu konunun daha geniş analiz ve değerlendirmelere ihtiyacı olacak…

  6. Sayın Çayıroğlu, siz hangi nedenlerle ve hangi durumlarla uygun olmadığını belirtirken, -bağışlayın- ilmen sizden çok daha ileride olabilecek biri, doğrudan benimle ve daha kaç kişiyle, hem de telefonla görüşüp, kesin bir dille, belli bir “gıda takviyesi ürününün distribütörlüğünü” teklif ediyor. Teklif eden “abimiz”; hem de en büyüklerden. Hani sadece o da değil; daha önce çok önemli görevlerde bulunmuş abilerimizin ya da eşlerinin distribütör olduklarını ve etrafındakileri de distribütör yapmaya çalıştıklarını biliyoruz. Tıpçı profesörlerin içinde: “Kardeşlerim, bu çok yararlı bir ürün. İnsanlara çok faydalı olduğuna bütün tıp geçmişimle garanti veririm. Bu işi ibadet yaparmış gibi yapın” diyeni var. Profesör bir abimizin bu ürünle ilgili makalesini okudum.
    Şimdi sadece sizin bir makalenize bakıp vaz mı geçeceğiz?

    • Yobaz zihniyetin biat etmeyi seven bireyleri, “büyük” abileri ve “harikalar harikası” profesörlerinden akıl alıyor. Acaba tabiatta bulunan bunca gıda ve hazırlanan bunca ilaç ve takviye vitaminlerde bulunmayan nasıl sihirli birşey icat ediyor ki bu “abileriniz”? Biat kültürüne devam. Yeminle, Allah adı vererek, “en büyük” abi sıfatını kullanarak iş yapmaya devam. Akıl denen şeyi kullanıp birey olmaya ne zaman döneceksiniz abici ablacı insanlar?

  7. Hocam kyani orda kastiniz ise kimsenin urun pazarlama derdi yok onemli olan seni kayit yapip parani almak ve malesef bunu hizmetin ust kadrolarinin da ismini kullanarak yapiyorlar beni de ısrarla hatirla yaptilar netice suan hergun arayan kisi ortada yok..ben helal etmiyorum sizde net bi sekilde saadet zinciri demeniz lazim fazla can yanmamasi adina

    • Arkadaşım az biraz insaf ve izan diliyorum. Yazıyı tekrar okuyunuz net bir dille saadet zinciri ve Network marketingi bir birinden ayırmasına rağmen hâlâ gafilane yorum yapıyorsun. Mahsurlarından bahsediyor sanırım bu tartışma da zaten dostluğunu, yakınlığını, ilmini, konum ve ağırlığını maddi menfaat vesilesi yapan herkesin bildiği tanıdığı kişilerin yanlışlarından ortaya çıkmıştır.
      Peki benim tanıdığım bu işi tamamen ticaret olarak yapan yukarda saydığım hiçbir durumu kullanmayan, bazılarının ortada ürün yok, üründen bahseden yok denilen ürünleri kullanıp 7 ilacını bırakan hatta bu ilaçlarını bırakmasını dahi reklam aracı olarak kullanmayan arkadaşımın hakkına girilmiş olmuyor mu? Üç beş bu işi sui istimal etmiş insanlara HAYIR diyemeyip işi sui istimal etmeyip işini ferasetle ve naif bir şekilde yapanlara Aslan kesilmek doğru mu?
      Her kim ne istiyorsa neyi dinlemek istiyorsa sorup öğrenebilir.
      MaasSelam

  8. Yazdığınız makaleyi birkaç kez okudum. Sonra; iki yıldır zaman zaman peşime düşen gıda takviyesi distribütörü arkadaşlarımla görüşmelerimde aldığım notlarıma göz gezdirdim. (Şahıs ve şirket isimlerini çıkardım)
    Neden network marketing sistemine dahil olmak istemediğimi paylaşmak istiyorum:
    1)Şahsi yönden: “İki yıl kaldığım ülkede, bir defa telefon açmayan bir abim, mübarek bir gecede arayıp yarım saatten fazla giriş konuşması yaptıktan sonra, “x” beyin “y” pazarlaması tekniklerinde ifade ettiği gibi” diye başlayıp, “eee bu konuda sana yardımcı olmamı ister misin?” diye sormasını gerektirecek bir sıkıntı ifade etmememe rağmen, konuşmasının sonunda distribütörlük teklif etti ve zoom adresi verdi…
    2)Tanıtım zoomları: Tanıtımın bir saatlik kısmının %90’dan çoğu, gıda takviyesinin ne kadar iyi, sağlıklı olduğuyla ilgili; insanlara ne kadar faydalı olunduğu ve kazandırdığı . Anlatılanlar, içerik yönüyle bilimsel olarak ölçebileceğim nitelikte değil. “Kendini çok sağlıklı hissediyorsun” (Hissetmenin ölçüsü ne? Kaç kg./lt./m./h vs? ya da hissettiğinin plasebo etkisi olmadığını nereden biliyorsun?)
    3)Ve sonraki görüşmeler: Bana anlatan arkadaşla görüşüyorum; telefona üçüncü bir kişi (uzman) yardıma geliyor. İyi de ben arkadaşımla konuşacağım samimiyetle, üçüncü kişiyle konuşamam ki. O girince, ben iki kişiye karşı tek başıma kalıyorum. Adamın saçmaladığı bir şey olsa bile, telefonda sesini ilk defa duyduğum arkadaşımın arkadaşına “saçmaladığını” söyleyemem; yutkunup geçiyorum.
    4)İnternetten araştırma: Teklif ilk olarak geçen yıl Mart’ta geldiğinde, Google’daki aramalarda aleyhte çok yazı bulunabiliyordu. Bu ay başında (Nisan-2020) yeniden arandığında ilk 130 sitede aleyhte yazı yok denecek kadar azdı. Mesela, “”k”şikayet” ya da “”k” dolandırıcılığı” yazıyorsun, “zem şeklinde meth” siteleri çıkıyor; youtube’a “”k” saadet zinciri” vb. yazıyorsun, “k”nın basit reklamları çıkıyor. Zaten kolay kolay kimse de 100 siteden sonrasını araştırmaz.
    5)Teklif ne?: “Sizden hiçbir şey istemiyoruz. İsterseniz alır kullanırsınız? İsterseniz sisteme dahil olursunuz? İstemezseniz olmazsınız” diye başlıyorlar. İyi de, ben sizi aramadım, siz buldunuz. Ben tekrar aramamama karşın, defalarca zoom adresi, tanıtım reklamları gönderen sizsiniz. “Kullanın iyiliğini görün. Kullanmadığınızı tavsiye etmeniz, satmanız etik olmaz” diyorlar. “Ya ben hayatımda hiçbir gıda takviyesine o paraları ödemedim ki”, “neden kullanmak mecburiyetinde olayım ki !?”… Her ay yüzlerce lirayı kendim için harcayacağım. Merak ediyorum, bu adamlar eşleri, çocukları için de bu ücretleri ödüyor ve distribütör yapmaya çalıştıkları insanlara da ailelerindeki herkesin bu ücretleri ödemelerini teklif edebiliyorlar mı?
    6)Ölçülemeyen bilgiler: “Nobel Tıp Ödünü veren 22 kişilik jürinin 12’si “k” gıda takviyesi kullanıyor”. Çok etkileyici ama doğruluğunu nasıl ölçebilirim? Japonya’dan, İsviçre’den ödüller almışlar. İyi de bir ödülün Japonya’dan ya da İsviçre’den olmasının ne anlamı var? Bulunduğum ülkede üç kişiyle kurum kurabiliyorum. İsteyenlere ödül vereyim onlar da “”z” ülkesinden ödül aldık” desinler. İsteyene madalya/kupa da verilebilir. Böyle mi yani!
    “k” gıda takviyesi ile ilgili, hangi uluslararası hakemli tıp dergisinde kaç makale çıkmış? Hangi üniversite ve hastane laboratuvarında, hangi araştırmalar yapılmış? Bunlardan bahsedileceğine, “sen önce kan değerlerini ölç; sonra ürünü kullan ve üç defa daha ölç. Yani üç ay kullan” diyorlar. Beğenmezsem üç aylık para geri mi veriliyor? Hayır ama istersen kullan, istersen kullanma. Yani kullanmak İstersen üç aylık ürün ve dört kan testi parasını da cebinden öde…
    “Bulunduğumuz ülkede son iki buçuk ayda 10-12 arkadaş devlet yardımı almaktan kurtuldu; aylık 1200-2000 Euro kazanıyorlar”. Nasıl ölçeyim? 15 aydır sistemde olan 4-5 arkadaşım var; birinin bile sistemden çıktığını duymadım.
    7)Sisteme üye olmak için 480-700-1118 Euro yatırmam teklif edildi. İngilizcesi benimkinin yarısı kadar olmayan arkadaşlar, Darwinistlerin evrimi ispatlamak için yaptığı gibi, İngilizce terim kullanmak için özel önem gösteriyorlar. Grana, Jade, Pearl, Sapphire, Ruby, Emerald, Diamond, bunların Red’leri, Black’leri… Sistemdekilerin başarıları… Aylık 100 bin Euro’dan fazla kazananlar… Sanki daha çok etkileneceğim. “Yatırımı tamamen geri alabilmek için ne yapmam lazım?” diye sordum. 20 saate yakın çabadan sonra -özetle- “dört kişiyi sisteme dahil etmem ve biraz da satış yapmam” gerektiğini öğrendim. (Dört kişi tamam da, o “biraz”ın ne kadar olduğunu hala öğrenemedim). Ama şunları öğrendim: “160 Euroluk ürün satarsam bana 20 Euro kalacak”. Demek ki arkadaşların dediği gibi 2000 Euro kazanmak istesem, (distribütör ya da sistemde eklenenlerin satış yapmaması halinde) benim aylık 16 bin Euroluk satış yapmam lazım. Bu kadar parayı ben hayatımda görmedim…
    8)Distribütörlük için (-pardon- “ürün almak”) ödediğim parayı geri “kazanabilmek” için dört kişiyi sisteme kazandıracağım, biraz da ürün satacağım. Onlar da yatırdıklarını geri kazanabilmek için dört kişiyi kazandırmalılar. Bu işin bir ay sürdüğünü düşünelim. Eğer bu iş bir tek kişiyle bugün başlasa yani bu network sistemi bugün kurulsa, sisteme dahil olan herkesin, bir ay içinde dört yeni kişiyi sisteme katıp, yatırdığı parayı geri alacağını varsaysak, ya sistemin iki yıl dayanması mümkün değil ya da aslında arkadaşlar, sisteme dahil olacakların çok önemli bir kısmın zarar ettiğini biliyor ve bunu saklıyorlar. Şöyle ki; ilk ay ben başladım. İkinci ay dört kişi ekledim. Onlar da bir ay sonra dörder kişi eklediler. Yani oldu mu üçüncü ayda 16 kişi. Hesap ortada; Hindistanlı satranç ustasının her kareye öncekinin iki katı pirinç istemesi hesabı gibi, 16. Ay 1.073.741.824; 17. Ay 4.296.967.296; 18. Ay 17.179.869.784, yani 18 ayda 17 milyardan çok insanın sisteme dahil olması lazım…
    ÖZET: Bunu söylemiyorlar. Sisteme önce girenler para kazanabilirler. Para kazanan herkes en az dört kişiye -en azından madden- kaybettirdiğini bilmeli…

  9. “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, aranızda bâtıl (haksız ve haram yollar) ile yemeyin.” (en-Nisa, 4/29) ayetinde geçen “karşılıklı rızaya dayanan ticaret” sayılmıyor mu yani “Kyani” ?
    Eğer sayılıyorsa sorun ne?
    Bence mevzu Kyani ve kyani özelinde yazı kaleme alınmalı. Sözü dolaşdırıp kafa karışıklığına sebebiyet vermemek lazım

    • İşte mesele tamda burada şekilleniyor. Karşılıklı rıza varmı yok mu? Şimdi soru şu: Bunun satışını yapan biri gerçekten faydalı bulduğu için mi satıyor yoksa kazanç elde etmek için mi? Dikkat : satış yaparken sosyal ilişkilerden yararlanarak baskı kuruluyor. Hele dar dairede birinden gelen teklifi kabûl etmek zorunda kalıyorsunuz. Çünkü çok güvendiğin abi abla kardeş den geliyor teklif. Yarın bir gün sistem çöktüğünde birbirimize karşı güvenimiz zedelenmiş olacak. Tehlikeli bir durum.

      Ve de neden marketler de satışa sunulmuyor.. Çünkü sosyal ilişkiler olmadan satmak mümkün değill.. Ya da daha zahmetli.

    • Karşılıklı rıza yok ki, zaten…bir taraf satmak için baskı kuruyor, diğer taraf ta ya arkadaşını kırmamak içim mecburen almak zorunda kalıyor ve ya vad olunan kazanılacak para için razı oluyor… rıza ihtiyaç sahibinin distribütorü arayıp ürünün faydalı olması sebebinden almak isteseydi o da satsa idi olurdu belki…

  10. Hocam gercekten okunmasi ihtiyaç olan bir durumu yazmışsınız, Allah razı olsun. Hizmet çevresinde malum bir network firmasinin faaliyetleri hız kazanmış durumda. Umarım kardeşlerimiz bu yazıyı okur ve durumun hiçte masum olmadığı geç olmadan anlarlar.
    Saygilar

  11. Sayın hocam ;
    Yazdıklarınıza saygı duyuyorum
    4.5 trilyon $ ulaşan bir hacimle dünya ticareti şekil değiştiriyor ve hala hocalarımız bakkal ve market veya kartelleşen firma sistemlerini helal sayıp öneriyorlar. Bu işi doğru bir şekilde nasıl yaparız diyen yok. Bir bilgi birikimi gerektiren bu sektörde doğru çalışanlara asalak diyen türler çıkıyor. Zaten dogru bir şekilde çalışmayanlar hiçbir yerde para kazanamıyor. Neden kartelleşen dünya ticareti helal ?

  12. Basit biriyim; basit düşünürüm.
    Ölçülerimizden biri: “hayır bellidir; şüpheli olandan kaçınız mı?” Evet, öyle…
    Bu meseleye, bu makaleden sonra hala “şüphesiz” diyeniniz, “kesinlikle helal” diyeniniz var mı?
    Ya da siz birine distribütörlük teklifine, “besmeleyle” başlayabiliyor musunuz?
    (Caiz olmayan bir şeye besmeleyle başlamanın hükmünü bu sitenin okurlarına hatırlatma lüzumu hissetmiyorum)

    • Guzel abim bir işe helal haram demek ne sana ne bana nede yaziyo yazana düşmüyor, Helale haram demek yada harama helal demek hafizanallah insani nereye götürür. İslami ticaret alaninda müştehit seviyesinde bir heyet yada kişi çıkar kiyas ve icmale vs. dayanarak fetva verebilir…yoksa bu suna benziyor şöyle oluyor diye fetva vermek sakat bir durum.

      Ve ayrica sen ürün aliyorsan bundan da memnunsan baskasina önermende ne sakinca var.
      Memnun degilsen almazsin bundada kimse sana birsey dayatamaz.
      Gelelim baska mevzuya yillarca bu gazetecilerin yazdigi gazeteleri çoğu kişi okumadigi halde yada okusada 4 -5 tane almak zorunda birakildiginda yada ögretmenin maaşından iş bilmez müdür
      tarafindan parasinin kesilmesi yada
      böl.. ci denen kisiler tarafindan 20-30 gazetenin esnafa milli ve dini duyular üflenerek *** degerli insanin sözünü çarpıtarak abone olundurulmasi,bunlarin hepsi caiz ve helal di degil mi? bir seye helal haram diyenler once kendi kazançlarina bir bakmali sonra başkalarına çamur atmalı.
      Ama Labaratuar ve klinik calismalarinda ispatlanmis insanlara faydasi olan ürünlerin e-ticaret usulüyle satilmasi haram diyorsunuz, ki yazi yazanin kyaniyi hiç arastirmadan kulaktan duyma bilgilerle yazdığı cok ortada…

      • Laf çevirme Hakan. Adam haram dememiş. Şüpheli şeye girmeyin demiş. Ayrıca senin bahsettiğin durumlar da şüpheli ve sakıncalıydı. Sonucun ne olduğunu gördün sanırım. Hassas binalarda şüpheli iş yıkıma yol açar. Eğer bir ürün faydalıysa bunun satışı zaten yapılır. Neden distribütörmüş, katılım modeliymiş vs. lazım bir düşün. Ne yazık ki doğrular açıklandığında çok insan nasihat almak yerine savunma reflekslerine geçiyor. Merak etmeyin yatırdığınız paralar sadaka hükmüne geçecektir. Bu işlerden tövbe edip çekilin yeter

  13. Kusursuz bir yazı olmuş. Önü ile arkası ile çok kapsamlı.

    Kendi fikrime gelince Caiz olduğunu düşünmüyorum. Tamda iki gün önce bir arkadaşımdan teklif aldım. Tevafuk bugün bu yazıyı okudum.

    • Yazının kusursuz olup olmadığını bilmem ama ben iki günden çok önce teklif almış ve distribütör olmuşşam benim suçum ne kardeşim? Beni neden önceden uyarmadınız? Şimdi yatırdığım parayı geri almak için birkaç arkadaşı sisteme kazandırsam caiz olmaz mı?

      • Sevgili kardesim , Sen İslami Yüksel beyin yazisindan sonra mi tanidin? Bana 10 yerden geldi teklif hepsine bir arastirayim dedim uygun bir Lisanla , ve aklimla irademle bu Kyoni nin kesinlikle supheli ve ihtimal caiz olmadigini anladim… Musluman bir ise baslarken once helal haramligina dikkat edicek he etmedi mi o zaman parasini yakar cikar evet acitir biraz Ama otede faydasi cok olur ins. Selametle

  14. Kazancının gerçekten helal olmasını isteyen, yaptığı eylemin insanlara ve hayata faydasını ve katkısını ortaya koymalıdır. Bir komisyoncunun veya network pazarlamacısının hayata katkısı nedir? Olmasa insanlar ne kazanır ne kaybeder? Bizimki başka deyip 7 liralık kremi 700 liraya satmak helal midir?
    Burada orijinal yazı da bu konuda dikkatli olunmasını nasihat eden yorumlar da ihlasla insanları uyarmak niyetiyle yazılmaktadır. Bundan hiçbir çıkarları yoktur. Yani alternatif olarak o işi yapmayın bizim şu işimizi yapın diye bir argümanla ortaya çıkmamaktadırlar. Network marketing i savunanlar ise maalesef çoğunlukla bu işe bulaşmış ve bunun helal olmasını vicdanlarını rahatlatmak ve belki birde yeni kurbanların da bu işe girmelerini sağlamak adına yapmaktadırlar. Bu bile düşünebilen insanlar için birşey ifade eder diye ümit ediyorum.

  15. Bende network marketing yapiyorum ama bütün network marketler aynı şekikde çalışmadığıni,basta uye olurken ayni ücreti verip vermediklerini daha sonrasinda bu üyelik ücretinin kendisine dönüp dönmediğini, altindaki üyelerin işi yapabilmesi için ne kadar emek verdiklerini bilmek gerekir hepsini ayni kefeye koyup insanlari sui zana sevk etmek olduğunuda düşünmek gerekir, bi ürünu kullanmadan kalitesi anlaşilmaz bunun içinde network marketing de reklam şirketlerine para ödemek yerine kullanip test edip sana güvenen insanlara tavsiye söz konusudur . Ben yaşadığım ülkede yeniyim bi arkadaşimin bana A marketinde yada B marketinde John un yada Tom un hiç tanımadığı insanlarin,sahibini tanımadığı marketin ürünlerini tavsiye ettiklerinde güvendiğim arkadaşimin benimle tecrübelerini paylasmasindan memnun olup alip kullaniyoruz hiç rahatsizlik duymuyoruz ama nedense birisi bunu direk market sahibi olarak karşımıza çıkıp anlattiğinda tavsiye ettiğinde ‘beni kandirmaya çalışıyo yada ürünü satmaya çalişiyo’ gözüyle bakiliyo ama benim çalışmış olduğum Amway şirketinde iş ahlaki kurallari gereği böyle bisey yok sadece tavsiye ediyoruz zorla satmıyoruz kullanip faydasini gördugumuz urunlerden insanlarinda faydalanabilmesi için tavsiye ediyoruz kullandiğimiz yada kullanmadiğimiz ürünleri tavsiye ederken memnun kalmazsaniz geri iade edebilir ücretini geri alabilirsiniz diyorum.Bi arkadaşimiz restoran açtiğinda yada evden yemek yapip sattiğinda arkadaşim kazansin arkadaşimi destekleyeyim mantiğiyla gidip orda yiyorum yemeği beğenmezsem bunu söyleyemiyorum ücretini geri alamıyorum ama ben birisine 60 yildir titiz bi şekilde çalişarak insanlar kanser olmasin diye uğraşan zararli kimyasallar içermeyen temizlik güzellik vitamin gibi ürünleri tavsiye ettiğimde insanlari kandirmaya çalışıyorum öyle mi? Benim tavsiye ettigim ürünleri almayip ayni ürünleri benden değil marketten alan arkadaşlarima kirilmiyorum ki neden ilişkilere zarar versin.İşin ayrıntılarıni bilmeden konuşarak hakka giriyorsunuz zannımca…

  16. “İslâm (eşine rastlanmadık bir şekilde) garib olarak başladı, yine ilk başladığı gibi garîb olarak (eski) haline dönecektir. Gariblere müjdeler olsun! Garipler, benden sonra insanların ifsat edip bozdukları sünnetimi düzeltecek olan kimselerdir.” (Müslim, Tirmizi)
    Yüksel kardeşimi tebrik ederim.

  17. İki yıldır en yakın akrabalarımdan tutun da hiç tanımadığım insanlara onlarca kez bu teklifi aldım. Hepsine de söylediğim şey aynıydı. Ürünlerin kendisi yüzde yüz faydalı bile olsa bu sistemin kendisinin hastalıklı olmasından dolayı prensip olarak hiç sıcak bakmadığımı ve bana bu konuyu ikinci bir defa açmamalarını eğer açarlarsa kendileri ile bir daha görüşmek istemediğimi söyledim. İnsanları hırsa ve israfa davet eden bir yöntemdi. Filan abla falan abi yapıyor diyenlere de şunu dedim hep pergelin bir ucunun durduğu yer efendimizin hayatı olmalı, o ucu kaydırdığınız zaman yaşadığınız dairenin alanı değişir.
    Ürünlerin içeriğine gelince ben hekimim ve 25 yıllık mesleğimde şunu gördüm; Allah insanların temel ihtiyaçlarını iklim ve coğrafi koşullardan bağımsız olarak her yere vermiş. Bakınız buğday patates soğan her yerde yetişir ama muz yetişmez mesela. O yüzden size çok uzak bir coğrafyada yetişen bir bitki yada yaşayan hayvanın ürününe mutlaka ihtiyaç duymanız(ürünler gıda takviyesi ilaç değil çünkü) Allah’ın adaletine de sığmaz diye düşünüyorum. Diğer yandan ömrü açlıkla geçen bir peygamberin ümmeti olarak artık ne yememiz gerektiğini değil ne yemememiz gerektiğini sormamız gerekmiyor mu? Diğer üzüldüğüm bir konu da yaşadığımız bunca zorluklardan sonra arkadaşlarımızın bu olaya bu kadar çok teveccüh göstermelerini okyanusu geçtik ama derede mi boğulacağız acaba endişesi ile İzlemem.
    Çok dolmuştum iki yıldır bu yazı bana ilaç gibi geldi Allah razı olsun

  18. Bu pazarlama teklifi ile bana gelenlerde hep şunu gözlemledim. Lafızları ısrarla ürünün faydalarını anlattığı halde hissettiğim niyet (niyet okuma gibi bir durum değil. Sadece benim hissin.) Para kazanma arzu ve hırsı oldu.
    Bunu doğruluk ve dürüstlüğe uygun bulamadığım için hep reddettim.
    Gerçekten ” arkadaşlarımın bu ürünlerden fayda görmesi para kazanma mdan önce gelir” niyeti taşıyan varsa bir adım öne çıksın lütfen.

    • Değerli arkadaşım
      Ürünlerden fayda görüp faydasından dolayı tavsiye eden ben pek çok insan tanıdım hatta ticaretinden bile bahsetmeden sen denk gelmediysen bu olmadığı anlamına gelmez. Ürünlerle yaklaşık 16 yıldır kullandığı muhtelif 6-7 ilacını bıraktığını ve şua anda hiç ilaç almadan yaşayan sağlığı noktasında pek çok fayda görmüş insanı ben bizzat tanıyorum. Yorumları çevrenizdeki para düşünen bir kaç kişiye göre yapmanız doğru olur mu?

  19. Bu ürünün muadili en fazla 20-30$ Civarındayken 5-10 misli fazlaya satılması özellikle bizim arkadaşlara dayatılması ne kadar mantıklı netice de ABD Li bir firma malı götürüyor bizim abilerde 20$ kazanacağız diye adamlara 100-200$ kazandırma derdinde neticede bizim abilerden yada etrafımızdaki tanıdığımız insanlardan bu para çıkıyor yazık değilmi? 20$ ürünü 200$ satmaya kimsenin hakkı yok. Rızkı veren Allah başka kapılarda bunu arayalım veren O alan O helalinden yapalım derim

  20. Üstad, güzel bir yazı olmuş meseleyi sadece fıkhî boyutuyla değil ahlâkı boyutuyla da ele almanız güzel olmuş. fıkhi açıdan mahzurları var, ahlâkı açıdan ise şu anda ve gelecekte büyük sıkıntılar oluşturacak bir işlem olarak gözüküyor. teşekkürler…

  21. Bu yaziya cevap ve serh niteliginde 2 gün önce bir yazi yazilip, bunun bu site tarafindan yayinlanmaya uygun görülmedigini biliyor musunuz?.. Daha da birsey demeye gerek yok sanirim..

    (Bu yorumun da ayni akibete ugramasi kuvvetle muhtemel tabi)

  22. Bu sisteme falancayi kirmamak icin girenler, online ticaret caginda 31 gün dolmadan ürünleri iade edip, paralarini alabileceklerini biliyorlardir saniyorum.. Veysel beyin de yazisinda oldugu gibi insan kalitesi magduru olan arkadaslar cekinmeden yapsinlar, bu kadar faryat figanin geregi yok

  23. Herkes karakterinin geregini yapar. Serbest piyasa urunune guvenen ciksin meydane emsalleriyle boy olcussun. Olmadi internetten dogrudan satsin. Hatir gonul kredisiyle, dini soylem ve argumanlarla ticaret yapilmaz. Bu dogrudan insanligin somurusudur. Yara varsa gocunma normal.
    Yazar kardesim Eline Emegine Saglik.
    Umuldu ki hisse alinsin. Nasip yoksa yapacak bir sey de yoktur.
    Allah rizasi icin ticaretinizle dininizi, ticarettinizle dostlugunuzu ayirin. Yoksa elin gavuru mu somursun, gel bizimkiler sirtina binsin demektir etik degil, medeni degil. Emorlundugumuz Gibi Dosdogru Olabilsek rehherine layik bir ummet olurduk. Dua ile…

  24. Bu urun ve sistem Amerika ve Kanada’da mi cok yaygin acaba? Ben Belcikada yasayan biri olarak hakkindaki negatif ve supheli bakislar sebebi ile ikaz eden bir arkadasin vesilesi ile bugun haberdar oldum. Avrupa buna benzer Ihlas, Yimpas , Kombassan holding vakalarini 2000 in baslarinda aci bir sekilde tecrube etti. O zaman da bizim arkadaslardan da holding temsilcisi olanlar vardi. Hatta oyle bir ruzgar estirildi ki holdinglerden hisse senedi almayana pek de akilli insan nazari ile bakilmiyordu. Zaman herseyi net bir sekilde ortaya cikardi ve o olaydarda payi olup da hayirla yad edilen kimse tanimiyorum sahsen. Bu ruzgarda bir muddet estikten sonra zaman herseyi gosterecek.

  25. https://www.yeniavaz.com/az/news/index/141943/islama-gore-sebeke-marketinq-sisteminin-hokmu-arasdirma
    Salam! Burda mənə qaranlıq qalan meqamlar var.
    “Caiz görməyənlər əsas səbəb olaraq distribyutorların sonradan şəbəkəyə qoşulan üzvlərin satışlarından heç bir qarşılıq olmadan qazanc əldə etmələrini göstərirlər. İslamda qazanc anlayışının təməlində əmək, sərmayə və risk ünsürlərinin olması vacibdir. Ancaq şəbəkə marketinq sistemində sonradan şəbəkəyə qoşulanların satışlarından gələn komissiya və ya bonuslarda bunların heç biri yoxdur”
    Bes satışın teşkilinde eger bir emek varsa, meselen öyredilirse düzgün satış etmeyi. Sırf pul qazanacam deye satış etmemeyi insanların ehtiyacını ödesin və cibinə uyğun olsun. Onda nece? Eger burda ciddi emek varsa niye haram olsun ki, qazanc. Çünki burda zaman vaxt serf olunur. Bunun üçün telimler keçirilir. Düzgün addım atılsın. Hətta biri onu baha satanda belə müdaxilə varsa, yenə de qazanc harammı sayılır? Məncə burda ümumi yanaşmaq doğru deyil. Bu sistemi baxır kim ne cür istifade edir. Eger başqasının deyil öz xeyri üçün edirse, bele burda sorun var.
    “Bu haqda ortaya qoyulan digər mühüm bir dəlil isə şəbəkə marketinq sisteminin quruluş fəlsəfəsi olaraq “ğarar”, yəni əqdin haqsız qazanca yol açacaq şəkildə qapalı olmasıdır. Şəbəkə marketinq sisteminə daxil olan üzvlər gələcəkdə firmanın nə qədər məhsulunu sata biləcəkləri və ya yeni üzvlər tapa biləcəkləri qeyri-müəyyəndir. Buna görə də şəbəkə marketinq sistemi İslam fiqhi baxımından aqibəti məchul bir əqd hesab edilir”
    Elbette bu insanların nece işlemesi elaqelidir. Eger ki, burda boş vedler versen mence doğru olmaz. Ona hansı iş sisteminde olduğunu demək önəmlidir. Eger deyilmese doğru olmayan budu. Çox işlese tez olacaq gec işlese gec olacaq.
    Qazanc itirmə ehtimalı yoxdu. Çünki öz ehtiyaclarını alaraq da bu işi qurmaq mümkündür. Tek satış önəmli deyil. Seçim özünün isteyer özü üçün alsın, isteyer satsın, ister maaş üçün işləsin . Öz seçimidir. Her bir halda mehsul sifariş verdikdə düzgün addım atılmalıdır.
    Doğru şəbəkə marketinq sisteminde bir üstünlük de var ki, sonradan gelen distrubyuter onu devet eden sponsurunu da işine göre gelib keçə bilər. Yeni hemişə üstdəki qazanacaq deye bir şey yoxdu.

    Bu yazıda dırnaq içeridinde qoyulan sizin yazının Azerbaijanca tercümə edilib. Altında ise menim fikrimdi.Sadaladığım hallarda yenə qazanc harammı sayılır? Azerice yazmışam bilmirem size fikrimi tam çatdıra bildim ya yox.

  26. Arkadaşlar akıllı olun. En sevdiğiniz abiniz, ablaniz sizin onu olan güveninizden istofade edip böyle bir işi teklif edebilir. Etmeyin. Ben hata ettim çok güvendiğim abimin israrini kiramayip sisteme dahil oldum. Ama bin pismanim. Caiz olup olmadigi meselesine hic bakmiyorum sistemden para kazanmaniz yok denecek kadar az. İtibariniz gider. Bi de ürünler kesinlikle palavra. Ben de ve esimde ciddi rahatsizlik var. 1 aydan fazladir kullaniyorum hic bir faydasini gormedim. Bunlara kalsa bütün hastaliklara iyi gelecek derece mucizevi bir urun guya. Yok sekwr hastasina iyi gelmis, yok yorgunluga iyi gelmis… Kesinlikle inanmayin. Ben bu urunleri bana iyi gelecek diye inanarak kullandim. Ama ne ben ne esim hic bir faydasini goremedik. Bu urunleri disarida da satmaya calistik. Ne amazonda ne de ebay da satabilirsiniz. Bu tarz takviye gidalar icin ozel izne ihtiyaciniz var. Evayin ikinci el platformunda bile izin vermiyorlar. Sistem tam bir pislik. Kim girmisse hemen ciksin kimseyide bu pislige bulastirmasin. Gozunuzde en buyuttugunuz abi dediginiz kisi bunu soylese bole itimat etmeyin. Abi dedi diye bir sey farz olmuyor merak etmeyin. Benim canim yandi sizin yanmasin.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin