Narin Güran cinayeti dosyasında mahkemenin reddettiği keşif talebi yeniden gündeme geldi. Halk TV yazarı İsmail Saymaz, Tavşantepe’ye giderek Narin’in geçtiği belirtilen güzergâhta aile ve avukatlarla görüştü. Dosyada karara dayanak alınan Ulusal Kriminal Büro raporunda Narin’in patikayı çok kısa sürede geçtiği kabul edilirken, sahadaki yürüyüş 2 dakika 35 saniye sürdü. Bu ölçüm, dosyadaki zaman ve güzergâh hesaplarına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu.
Baba Arif Güran, kızının eve ulaşmadığını, patika başında Nevzat Bahtiyar tarafından durdurulduğunu savunuyor. Güran, mahkemeye yaptığı keşif talebini, “Ben keşif istiyorum. Çekirdek ailem yok oldu. Kızımın hakkı yerde kaldı.” sözleriyle hatırlattı. Aile ve avukatlar; yeniden keşif, yeni bilirkişi raporu, telefon imajlarının bağımsız incelenmesi ve PSA verisinin araştırılmasını istiyor. Dosyanın yeniden yargılamaya açılmaması halinde Narin Güran cinayeti üzerindeki adalet tartışması kapanmayacak. Güran ailesi, Narin’in annesi, ağabeyi ve amcası tarafından değil, komşuları Nevzat Bahtiyar tarafından öldürüldüğünü savunuyor. Baba Arif Güran’a göre Narin, eve çıkan patikayı hiç aşamadı; patika başında Bahtiyar tarafından durduruldu ve cinayet Bahtiyar’ın ahırında işlendi.
Gülistan Doku dosyasının yeniden açılması ve yeni gözaltı-tutuklama kararları, Türkiye’de faili meçhul, şüpheli ölüm ve kayıp dosyalarına ilişkin beklentiyi artırdı. Bu dosyalar arasında Narin Güran cinayeti de yeniden tartışmanın merkezine girdi. Narin Güran dosyası diğer örneklerden farklı bir yerde duruyor. Sekiz yaşındaki Narin’in cansız bedeni bulundu, dava açıldı, mahkûmiyet kararları verildi. Ancak tartışma, cinayetin kim tarafından ve nasıl işlendiği noktasında hâlâ kapanmış değil.
- Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Narin’in amcası Salim Güran, annesi Yüksel Güran ve ağabeyi Enes Güran tarafından müşterek şekilde öldürüldüğü kanaatine vararak üç sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Narin’in cesedini dere yatağına götürdüğü kabul edilen Nevzat Bahtiyar’a ise ilk aşamada “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, anne, amca ve ağabeye verilen cezaları onadı. Bahtiyar yönünden ise cezanın az olduğu değerlendirmesiyle hükmü bozdu. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Nisan’daki duruşmada Bahtiyar’ın cezasını 17 yıla çıkardı.
Ancak dosyadaki asıl tartışma, mahkemenin hiç keşif yapmadan karar vermesi ve bazı bilirkişi raporlarının sahadaki gerçeklikle uyuşup uyuşmadığı noktasında yoğunlaşıyor. Baba Arif Güran, duruşmada mahkemeden Tavşantepe’de keşif yapılmasını istedi. Güran’ın talebi dosyanın merkezindeki güzergâh, zamanlama ve kamera kayıtlarının yerinde test edilmesine dayanıyordu. Arif Güran, mahkemedeki talebini şu sözlerle dile getirdi: “Ben keşif istiyorum. Çekirdek ailem yok oldu. Kızımın hakkı yerde kaldı. Kızımın hakkını istiyorum.”
Mahkeme bu talebi reddetti. Oysa dosyadaki bilirkişi raporlarının doğru olup olmadığı, Narin’in gerçekten iddia edilen güzergâhtan geçip geçmediği ve zaman hesabının tutup tutmadığı ancak olay yerinde yapılacak keşifle netleşebilirdi. İsmail Saymaz, mahkemenin reddettiği keşfi Tavşantepe’de aile ve avukatlarla birlikte yaptı. Baba Arif Güran, ağabey Baran Güran ve avukatlarla birlikte Narin’in camiden çıktıktan sonra geçtiği belirtilen güzergâh yüründü.
Dosyaya göre Narin, 21 Ağustos günü saat 15.03’te camideki Kur’an kursundan kuzenleriyle birlikte çıktı. Bir süre sonra kuzenlerinden ayrıldı ve evine çıkacağı patikanın başına geldi. Karara dayanak alınan Ulusal Kriminal Büro raporunda, Narin’in patikayı aştığı ve ahırların bulunduğu noktada görüntü verdiği kabul edildi. Bu kabul, dosyada anne, amca ve ağabeye verilen ağır cezaların temel dayanaklarından biri oldu. Ancak bilirkişi Tuncay Beşikçi’nin raporuna göre, Ulusal Kriminal Büro’nun kabulü doğruysa Narin’in patikayı 51 saniyede tırmanmış olması gerekiyor. Tavşantepe’de yapılan fiili yürüyüşte ise aynı güzergâh hızlı sayılabilecek bir tempoyla 2 dakika 35 saniyede çıkıldı. Bu fark, dosyadaki kamera yorumu ve zaman hesabının güvenilirliği konusunda ciddi bir tartışma yaratıyor.
Patika, Nevzat Bahtiyar’ın evinin ve bahçesinin çok yakınından geçiyor. Buna rağmen Narin kaybolduğunda Bahtiyar’ın evi ilk günlerde etkin biçimde incelenmedi. Cesedin bulunduğu 8 Eylül’e kadar Bahtiyar’ın şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmadığı, evinin aranmadığı, ailesinin de dinlenmediği belirtiliyor. Dosyadaki en kritik sorulardan biri burada ortaya çıkıyor: Narin patikadan gerçekten yukarı çıktı mı, yoksa patika başında mı durduruldu?
Baba Arif Güran, kızının eve hiç ulaşmadığını savunuyor: “Kızım patikayı aşamadı. Nevzo, kızımı ahırda boğdu. Cinayet olayı Nevzo’nun ahırıdır.”
Güran’a göre Nevzat Bahtiyar’ın anlattığı senaryo keşifle test edilmeliydi. Güran, mahkemeden tam olarak bunu istediğini belirtiyor: “Benim delilimle değil. Bu adamın ifadesine göre keşif çıkarılsın. Önce okuldan benim evime keşif yapsınlar. Yokuşu çıksın. Nevzat aşağı insin. Eğertutmaz deresi kenarına gitsin. Ondan sonra okulun oradan Nevzo’nun evine, patikanın yarısından Nevzo’nun ahırına ve oradan da Eğertutmaz’a bir keşif tutsunlar. Bakalım hangi senaryo tutuyor.”
Dosyada Ulusal Kriminal Büro raporu, Narin’in patikayı aştığı ve evin bulunduğu noktaya ulaştığı kabulüne dayanıyor. Buna karşılık Tuncay Beşikçi’nin raporunda, görüntülerde “ahırın önü” diye yorumlanan karartıların aslında ahırın başka bir yönüne ait olduğu, Narin’in yürüdüğü varsayılan patika ve ev güzergâhıyla uyuşmadığı savunuluyor. Bu nedenle aile ve avukatlar, mahkemenin Tavşantepe’ye gitmeden, patikayı yürüyerek test etmeden, Bahtiyar’ın evi, Güranların evi ve ahır çevresinde keşif yapmadan karar vermesini dosyanın en büyük eksikliği olarak görüyor. Saymaz’ın sahadaki gözlemi de bu itirazı güçlendiren bir noktaya işaret ediyor: Dosyada 51 saniye gibi görünen güzergâh, fiili yürüyüşte 2 dakika 35 saniye sürdü.
Telefon imajları ve PSA verisi de araştırılsın talebi
Ailenin avukatları, yalnızca keşif değil, dijital delillerin de yeniden incelenmesini istiyor. Avukat Mustafa Demir, daraltılmış baz raporuna ilişkin yeni bir rapor alınmasını, telefon imaj kayıtlarının bağımsız bilirkişiye gönderilmesini ve Nevzat Bahtiyar’ın telefonundaki formatlama iddiasının araştırılmasını talep ettiklerini belirtiyor. Dosyada ayrıca PSA verisi de tartışmalı başlıklardan biri. PSA, erkeklerde görülen bir protein olarak biliniyor. Narin’in iç çamaşırında PSA bulunduğu yönündeki veri, aileye göre cinsel saldırı ihtimalinin araştırılmasını zorunlu kılıyor. Ancak bu başlığın yeterince derinleştirilmediği savunuluyor.
Baba Arif Güran, bu konunun kendisi için en ağır başlıklardan biri olduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Bu kelimeyi söylediğim zaman ruhum gidiyor. Canım gidiyor. Her söylediğimde ölüp diriliyorum. Bu vahşi (Nevzat Bahtiyar’ı kast ediyor) benim kızıma bir şey yaptı. Eğer PSA varsa bu vahşi benim kızıma bir şey yaptı.”
Bu ifade, kesinleşmiş bir tespit değil; babanın, dosyadaki verinin araştırılmadığına ilişkin itirazı ve şüphesini yansıtıyor.
Aileden işkence iddiası
Arif Güran ve aile bireyleri, soruşturma sürecinde jandarmada işkence gördüklerini de iddia ediyor. Bu iddialar dosyanın başka bir ağır tartışma başlığını oluşturuyor. Devran Güran, annesinin yanında darp edildiğini, kendisine baskı yapıldığını ve sekiz saat boyunca kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürdü: “Beni yere yatırdılar, annemin gözü önünde bana vuruyorlar sopayla. Annem diyor ‘Oğluma vurmayın.’ Diyorlar, ‘Söyleyeceksin.’ Annem diyor ‘Vallahi bir şey bilmiyorum.’ Kerpeteni ağzıma atıyor, annemin gözü önünde. Diyor ki ‘Konuşuyorsan konuş, konuşmuyorsan çocuğunun dişlerini çekeceğim.’”
Arif Güran da aile bireylerinin işkenceden geçirildiğini savundu: “Aile bireylerini işkenceden geçirdiler. Kimse bize inanmadı. Biz baroya koştuk, dedik baro işkenceye karşı, onlar bile bize sahip çıkmadı. Kıyametin ne olduğunu bilmiyorum ama gerçekten biz kıyameti gördük.”
Arif Güran, ailesinin yargılamasının mahkeme salonundan çok sosyal medyada yapıldığını savunuyor. Güran’a göre ilk günden itibaren kamuoyuna belli bir senaryo sunuldu ve mahkeme süreci de bu baskının gölgesinde ilerledi. Güran, Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasını da adaleti sağlayan bir karar olarak görmüyor: “Ailemin yargılaması adliye koridorlarında olmadı. Sosyal medyada oldu. Sosyal medyada ceza verildi. Nevzat’a 4.5 yıl ceza verildiği zaman sosyal medyada herkes bağırdı. ‘En azından 20 yıl verin.’ Bugün 17 yıl ceza çıktı. Demek ki ne oluyor? Mahkeme aileme sosyal medya üzerinden ceza kesti.”
Güran, ailesine yöneltilen suçlamaları reddediyor ve kızının gerçek failinin Nevzat Bahtiyar olduğunu savunuyor. Ona göre bu iddianın test edilmesinin yolu, Bahtiyar’ın kendi anlatımı üzerinden yapılacak ayrıntılı keşif.
