Malvarlığı dondurulanlar neler yapabilir?

YORUM | Av. NURULLAH ALBAYRAK

7 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan yeni bir kararla, Hizmet Hareketiyle irtibatlı olduğu belirtilen 205 kişi ve toplamda 377 kişinin Türkiye’de bulunan malvarlıklarının dondurulması kararı verildi.  

Bu düzenlemenin dayanağı olarak, terörün finansmanın önlenmesi hakkında kanun gösterildi. Ancak, asıl dayanak 2020 yılının son günlerinde Meclise getirilen ‘kitle imha silahların yayılmasının, finansmanının engellenmesi’ hakkındaki torba yasaya eklenmiş olan yeni düzenlemelerdir. 2013 yılında düzenlenen terörün finansmanının engellenmesi yasasına, 7262 sayılı yasa ile ekleme yapılarak, Türkiye’ye özel yeni bir yasa çıkarılmış oldu. Bu değişikliklerin tamamına bakıldığında asıl amacın, iktidarın motivasyonunu oluşturan muhalifleri nasıl sıkıştırırım, etkisiz hale getiririm, sesini keserim anlayışının ürünü olduğu görülecektir.

Torba yasa görüşüldüğünde kamuoyunda özellikle derneklerle ilgili getirdiği kısıtlamalar eleştiri konusu olmuştu ama her zamanki gibi AKP iktidarı itirazları, endişeleri dinlemek yerine, muhaliflerin yaşam hakkını nasıl kısıtlarım düşüncesiyle aldığı kararları uygulamaya devam etti ve yasa 27 Aralık 2020 tarihinde yürürlüğe girdi.

2013 yılında yürürlüğe giren yasa ile Birleşmiş Milletler Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin uygulanmasına yönelik olarak, terörizmin finansmanı suçunun düzenlenmesi ve bu suçun önlenmesi amacıyla malvarlıklarının dondurulması yönünde alınan kararların yerine getirilmesine ilişkin esasların belirlenmesi amaçlandığı belirtilmişti. Yasanın ilk haline göre sadece BM kararlarında geçen kişi ve kuruluşların mal varlıkları dondurulabiliyordu, yeni düzenleme ile Türkiye’deki muhaliflerin de mal varlıklarını dondurabilmek için yasaya eklemeler yapıldı ve ‘makul sebepler’ diye ucu açık tanımlar getirilerek, keyfi uygulamaların önü bu yasa ile de açılmış oldu. Ve bugünkü karar ile de bu değişikliğin ilk adımı da atıldı.

Makul sebepler konusunun Türkiye’nin idari mekanizmalarında ve hukuk sisteminde nasıl işlediğini biliyoruz. Makul sebep dendiğinde, Cumhurbaşkanının makul gördüğü ve AKP iktidarının iktidarda kalmasını sağlayacak sebepler olarak anlamak gerekiyor. Zira, eğer aksi olsa ve makul sebepten kastedilenin hukuki anlamda yasada belirlenen suçun işlendiğinin tespitine dair makul sebepler olsa terörün finansmanıyla ilgisi olmayan kişilerle ilgili bu şekilde bir karar verilemezdi.

Çünkü, malvarlığının dondurulması için yasada özel olarak belirtilen suçların finansmanının sağlandığına dair makul sebepler değil hukuki gerekçeler olması gerekiyor. Nedir bu suçlar?

Bir halkı korkutmak ve sindirmek ya da hükümeti bir şeyi yapmaya zorlamak amacıyla, bilerek birilerinin öldürülmesi ve yaralanması amacıyla işlenecek suçta kullanılması için maddi destek sağlanması…

Ya da, uçak kaçırmak, diplomat öldürmek, gemi kaçırmak, bombalama eylemi yapmak gibi terör amaçlı suçların işlenmesi amacıyla maddi destek sağlanması…

Yayınlanan listede, özellikle Hizmet Hareketiyle irtibatlı olduğu belirtilen kişilere bakıldığında, hiçbirisinin yasada belirtildiği anlamda bir destek sağlamadıklarını tereddütsüz söyleyebiliriz.

Kurban vermekten, burs vermekten, kermes yapmaktan, okul açmaktan yola çıkılarak insanlara terörün finansmanı suçlamasında bulunulamaz. Birilerinin kasten öldürülmesi, yaralanması, bomba atılması, uçak kaçırılması, diplomat öldürülmesi gibi eylemlerin yapılmasını desteklemek için maddi destek sağlanması gerekiyor, tabi ki yasadan bahsedeceksek.

Burada isimleri olanlardan hangisi bu tür eylemler için bilerek ve isteyerek tek kuruş para verir. Listeden tanıdığım isimlerin hiçbirisi terörün gerçekten finansmanı için tek kuruş para vermez, vermemiştir. O zaman değerlendirme komisyonu ile içişleri ve maliye bakanları hangi makul gerekçelerle bu kararı aldılar. Tek makul gerekçe, AKP iktidarının ana amaçlarından birisi olan muhalifleri sıkıştırmak, sindirmek ve susturmak olabilir. Yani karar hukuki değil, diğer çoğu karar gibi siyasidir.

Bu karar alınmadan önce, MASAK tarafından araştırma yapılıyor ve bu araştırma kapsamında Adalet, İçişleri, Dışişleri bakanlığı ve MİT’ten bilgi, belge ve değerlendirme isteniyor. Toplanan bu verilere göre değerlendirme komisyonu tarafından öneri oluşturuluyor. Listede yer alan isimlerden benim bildiği iki kişi vefat etmiş, bazıları halen cezaevinde, bazıları ise neredeyse çocuk denecek yaşta. Vefat etmiş, cezaevinde bulunan ya da çocuk yaştaki insanların durumunu bile tespit edememiş olan komisyonun, terörün finansmanıyla ilgili ortaya koyacağı gerekçelerin ne kadar inandırıcı olacağı ortada.

Gelelim hukuken neler yapılabileceğine…

Öncelikle, malvarlığının dondurulması demek, malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılması demektir. Yasaya göre dondurulmasına karar verilen malvarlığının yönetimi malvarlığı sahibi kişi tarafından yapılmaktadır. Malvarlığı dondurulan kişiler malvarlığının ortadan kaldırılmasına, tüketilmesine, dönüştürülmesine, transferine, devir ve temlik edilmesine veya sair tasarruflara yönelik işlemlerde bulunamayacaklar.

Bu karar, Resmi Gazetede yayınlandığında uygulanmaya başlıyor ancak, 48 saat içinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin (ACM) onayına sunulması gerekiyor. Bu kararı verecek olan ACM’nin hangisi olacağını HSK’nın özel olarak belirlemesi düzenlenmiş. Aynen, OHAL Komisyonu kararıyla ilgili davalara bakacak olan idare mahkemelerinin ve terör suçlamalarına bakacak mahkemelerin HSK tarafından belirlenmesi gibi. HSK tarafından belirlenecek ACM, 5 gün içinde kararın devamına ya da kaldırılmasına karar verebiliyor. Bu karara karşı da 7 gün içerisinde bir sonraki ACM itiraz yapılabiliyor. ACM tarafından komisyon tarafından ortaya konulan makul sebeplerin ne kadar makul olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılacak.

Değerlendirme komisyonu 6 aylık dönemlerde “makul sebeplerin” devam edip etmediğini değerlendirerek ve önerisini ilgili bakanlara iletecek. Devamı ya da sonlandırılmasına bakanlar tarafından karar verilecek.  

Öncelikle karar resmi gazetede 7 Nisan 2021 itibariyle yayınlandı. Kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasından itibaren 60 gün içerisinde Danıştay’da iptal davası açılabilir.

İkincisi, bugün yürürlüğe girmiş olan bu karar 48 saat içinde Ankara ACM’nin onayına sunulacak. ACM tarafından kararın devamı yönünde verilecek karara karşı muhataplar, kararın tebliği ya da öğrenmelerinden itibaren, 7 gün içinde ACM ye itiraz edebilirler.

Üçüncüsü, muhataplar doğrudan değerlendirme komisyonuna başvurarak kararın kaldırılmasını da isteyebilirler. Eğer talep yerinde görülmezse bu karar da Ankara ACM’ye gönderilecek. Ankara ACM’nin verdiği karar olumsuz olursa o karara karşı da ACM ye itiraz edilebilir. Değerlendirme komisyonuna başvurmak için herhangi bir süre sınırlaması da söz konusu değil, her zaman bu konuda bir başvuru yapılabilir.

İç hukuk yolları usulen takip edildikten sonra Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları başvurusu da yapılabilir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin