Mahkeme, Kraliçe’nin kararını nasıl iptal eder?

YORUM | TARIK TOROS

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Avrupa Birliği’nden çıkış sürecinde parlamentonun ayak bağı olmasını istemedi.

Yasal hakkını kullanarak parlamentoyu tatil etmeye karar verdi.

Fakat bir şartla:

Bunu Kraliçe’ye onaylatması gerekiyordu.

Kraliçe 2. Elizabeth, Başbakan’ın gerekçelerini kabul ederek İngiliz Parlamentosu’nun 5 haftalığına tatile girmesini onayladı.

Muhalefet kararı Yüksek Mahkeme’ye götürdü.

“Atı alan Üsküdar’ı geçmeden” hukuk devreye girdi.

Çünkü, geciken adalet adalet değildir.

Mahkeme saatlerce tarafları dinledi, TV’ler baştan sona bunu canlı yayımladı.

Ve konu 1 hafta gibi bir sürede karara bağladı.

Önceki gün, 11 üye oy birliği ile “karar hukuksuz” dedi.

Ve 14 Ekim’e kadar askıya alınan parlamento dün tekrar toplandı.

**

Başa dönelim.

Burada 17 Ocak 2019’da kaleme aldığım, “Birleşik Krallık AB’den sert çıkışa yürüyor” başlıklı yazıda, yeni başlayanlar için süreci tane tane anlatmıştım.

**

Devamla 9 ay sonra gelinen nokta şudur:

Yalan propaganda ile AB’den çıkış referandumunda kamuoyunu etkileyen aktörler sahaya sert biçimde döndü.

Sürecin mimarı Nigel Farage, Brexit Partisi’ni kurdu, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde zafer kazandı.

Asılsız bilgilerle kampanya yapan Boris Johnson, sonunda başbakan oldu.

Misyonu:

Ülkeyi 31 Ekim’de anlaşmasız AB’den koparmak.

Brüksel’e gidiyor filan ama…

AB yetkililerinin oralı olduğu yok.

Dönemin İngiliz hükümetiyle bir anlaşma metninde uzlaşıldı ve bir yıldır bundan geri adım atmadılar.

İngiliz Parlamentosu bu anlaşmayı üç kez reddetti.

Johnson’ın elinde imkan olsa…

Önümüzdeki 5 haftayı ışık hızıyla geçmek ve 1 Kasım sabahına uyanmak isterdi.

Erken seçim istedi, muhalefet destek vermedi.

İstifa ederse Brexit’te yeni erteleme kaçınılmaz olabilir, muhalefet de bunun için bastırıyor.

**

Özetle:

AB’den çıkma kararının toplumsal desteği kalmadı.

Politik savaşta adeta “yangından mal kaçırma hali” yaşanıyor.

Yegane teselli ise ülkede adil hakimlerin olması.

**

8 asır geriye gidelim.

Henüz Osmanlı kurulmadan 1215’te Kral John, Magna Carta’yı imzaladı.

Bu tarihin ilk anayasasının 39. maddesi hukukun temellerini attı.

Özetle:

-Hiç kimse, yasal biçimde muhakeme edilmeden hapsedilemez, malına mülküne el konulamaz, yasa dışı ilan edilemez, kötü muameleye uğratılamaz. 

Magna Carta’nın 40. maddesi de şu:

-Adalet satılamaz, geciktirilemez.

**

İngiltere’de mahkemeler Kraliçe’nin kararını iptal edebilir, “bu karar yok hükmündedir” diyebilir.

Çünkü bu ülke, Magna Carta’nın ülkesidir.

Londra Heathrow havalimanının birkaç kilometre batısına düşen Runnymede çayırlığında imzalanmıştır.

Tahta çıkan her hükümdar bunu onaylamıştır.

Dünya liderliğinin taşları böyle döşenir, kuru gürültüyle değil.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin