Kürtler ‘Evet’ dedi mi? [Haber-Yorum: Deniz Ayhan]

Yaklaşık bir asır kadar önce inşa edilen fakat bugüne değin toplumsal ve siyasi alanda bir çok kriz, gerilim, muhtıra ve hatta darbelerle günümüze kadar gelen ‘parlamenter sistemi’ değiştirmeye çalışan Türkiye, geleceğini belirlemeye aday anayasa referandumunu geride bıraktı.

Devlet sistematiğini yeniden kurgulamak amacıyla yapılan halk oylamasında sonucun ‘evet’ çıkması için devletin sahip olduğu bütün imkanlar maalesef pervasızca kullanıldı ve nihai olarak referandum sonucu ‘evet’ lehine sonuçlandı. Fakat, ‘evet’ oylarının fazla olması mevcut durumu iyileştirmezken, aksine var olan politik ve toplumsal temelli gerilimlere yenilerini ekledi.

Tüm bunları ifade etmekle beraber, referandum sonucunun Türkiye’nin kangrenleşmiş bir çok siyasal ve sosyal meselesini nasıl etkileyeceği de referandumdan bu tarafa merak edilen konular arasında. Şüphesiz bu problemlerin başında Kürt Meselesi gelmekte. Kürtlerin referandum tercihinde etkili olan faktörler neydi, referandum sonucu Kürt Meselesinin geleceğini nasıl şekillendirecek gibi sorular bugünlerde kamuoyunda konuşuluyor.

AK Parti’nin oyları Doğu’da arttı!

Referandum sonuçları ve Kürtlerin genel tercihlerine baktığımızda söylenebilecek ve kesinliği üzerinde tartışma çıkmayacak tek verinin Doğu ve Güneydoğu’dan çıkan evet oylarının, 1 Kasım’da AK Parti’nin aldığı oylarla karşılaştırıldığında yaklaşık 450 bin civarında arttığı olacaktır. Bu rakam kullanılan oyun yaklaşık yüzde 1’ine karşılık geliyor. Hatta Diyarbakır gibi illerde 1 Kasım’da HDP’nin aldığı oylardan 10 puan kadar daha düşük aldığını, seçmenin ‘evet’ cenahına geçtiğini görmek referandum sonrası yapılan oy ve tercihler analizlerinde görmek mümkün. Peki ‘evet’ cephesi lehine olan bu destek artışını nasıl yorumlamak lazım?

Vahap Coşkun: Kürtler AKP dışında alternatif olmadığına inandı

Burada öne çıkan muhtelif yorumlara baktığımızda, örneğin Kürt meselesinde önemli bir otorite kabul edilen Doç. Dr. Vahap Coşkun özellikle Kürt seçmenin Kürt sorununun çözümünde AKP dışında alternatif olmadığına inandığını ve dolayısıyla Kürtlerin önemli bir kısmının hükümetin elini güçlü tutmak gerektiği yönünde irade beyanında bulunduklarının altını çizmekte. Coşkun ayrıca, Kürtler açısından 1982 Anayasası’nın kabul edilebilir tarafı olmadığına ve anayasal her değişikliğin Kürtler adına belki hayırlı bir sonuca yol açar düşüncesinin bir çok Kürt seçmende bulunduğuna da işaret etmekte.

Ümit Fırat: Bezginlik vardı, böyle düşünenler sandığa gitmedi

Kürt meselesinde farklı ve önemli bir ses olarak kabul edilen yazar Ümit Fırat Al Jazeera’ya verdiği mülakatta; “Kürtlerin bir kısmı son iki yılın travmasından sonra siyasetten soğuma, politik aktiviteden uzak durma eğilimine girmişlerdi. Bezginlik vardı. Böyle düşünenler sandığa gitmedi. Bir de HDP’ye oy vermiş, yarın bir seçim olsa belki yine HDP’ye oy verecek bir kesim de referandumda evet dedi” ifadelerini kullanarak referendum ve Kürt seçmenin tercihine dair önemli ifadelerde bulundu.

Mesut Yeğen: Kürtler hayır seçeneği etrafında kaldı!

Kürt Meselesi üzerinde yıllardır çalışmalar yapan diğer bir önemli isim olan sosyolog Prof. Dr. Mesut Yeğen ise farklı görüşte. Yeğen kendi şahsi internet blogunda yazdığı bir makalesinde, “alınan sonuçlara ve yaşanan olumsuzluklara rağmen, HDP etrafındaki Kürtlerin hayır seçeneği etrafında kaldığını” belirtmekte. Yeğen, 2019’un Kürtler için önemli olacağını düşünenler arasında ve bundan sonra başkanlık sisteminde yarışacak tüm adayların, Kürtlerin reyini kazanmak için ciddi çaba sarf etmesi gerektiğini belirtmekte. Yeğen’in yaptığı diğer kritik bir analiz ise referandum sonuçlarına bakıldığında Kürt seçmenin tercihinin hiç bir parti için garanti olmadığını ve bu durumun HDP için dahi geçerli olduğunu söylemekte.

Başkanlık sistemi ve Kürt seçmenin tercihi bağlamında geleceğe baktığımızda şunları ifade etmek yanlış olmayacaktır. Referandumdan sonra Kürt meselesi konusunda, sorunun çözümü için siyasi bir tasarrufta bulunulması gerektiği AK Parti kulislerinde konuşulan önemli gündemler arasında ve hükümet bu gerekliliğin farkında. Sonuçta Kürtler, 16 Nisan’da yapılan anayasa referandumunun getirdiği 18 maddeyi çok benimsedikleri için değil, Kürt meselesini bu iradenin yani AK Parti’nin çözebileceğini düşündükleri için evet oyu verdiler.

İkinci olarak ise, AKP’nin ve Erdoğan’ın Kürt Meselesi’ne dair kullandığı yer yer İslamcı ve ve hatta koyu milliyetçi dilin yumuşayacağı öngörüsünde bulunabiliriz. AKP ve Erdoğan, referandum için yola MHP ile çıkmış ve onunla yürümüş olsa bile, MHP’nin istek ve arzularına göre Kürt siyasetini tayin ederlerse içeride ve dışarıda baskıyla karşılaşacaktırlar. Burada Doç. Dr. Vahap Coşkun’a tekrar dönmek gerekirse, Coşkun Kürt bölgesine bakınca, AKP’nin aldığı oylardan yüksek ‘evet’ oyu çıktığını ve 1 Kasım’da Diyarbakır’da AKP’nin yüzde 21 oy aldığını ama bu oyun referandumda yüzde 33 ‘evet’ yönünde çıktığını belirtmekte. Dolayısıyla bu referandumda uca ucuna elde edilmiş bir evet başarısı varsa, bu artışı evet blokuna MHP’nin oylarının değil Kürtler’in oylarının kazandırdığı bir çok uzmanın ortak kanaati.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin