Kötülük sarmalı ve işkenceci devlet!

YORUM | ERHAN BAŞYURT

15 Temmuz darbe bahanesiyle gözaltına alınan ve işkence ile öldürülen öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun hücre görüntüleri yayınlandı.

Görüntüleri elde eden gazeteci Sevinç Özarslan’ı ve yayınlayan BOLD TV’yi tebrik ediyorum.

Yürek yakan görüntüler Gökhan Hoca ile beraber izleyenlerin de kalbini sıkıştırıyor, nefesini kesiyor.

Ancak tarihe not düşmek adına yayınlanması acı da verse son derece yerinde bir karar olmuş.

*** Gökhan Hoca’ya gözaltında işkence ediliyor.

İşkence izleri, başındaki darp ve vücudundaki kanamalar, cop ile işkenceye maruz kaldığı Adli Tıp raporunda yer alıyor. 

Öldüğü ana ilişkin görüntüler tek kişilik hücrede 5 kişi konulduklarını, iki kişinin yerde 3 kişinin de aynı yatakta yatmaya çalıştıklarını gösteriyor. 

Fiziki işkence olmasaydı bile bu görüntüler tek başına insan hakları ihlalini ispatlamaya yeter. Psikolojik işkencenin delili… 

Öldüğünde kendisine ‘din adamı’ diyen bir kamu görevlisi imam, cenaze namazını kıldırmayı reddetmiş.

Belediye, ‘hainler mezarlığı’na vatandaşını gömmek istemiş…

***

Gökhan Hoca vefat ettikten 1 buçuk yıl sonra KHK ile haksız yere atıldığı ortaya çıkıyor ve işe iade ediliyor. 

Yani masummuş. Sebepsiz yere gözaltına alınmış. İşkence yapılmış. Öldürülmüş… 

O imam işkence ile öldürülen bir müminin cenazesini kıldırmayı reddetmiş ve parçası olmuş, Belediye kendisi hainlik etmiş…

Yetmemiş, delilleriyle üzerinden 3 yıl geçmiş. Görüntüler mevcut. Ve Gökhan Hoca’ya işkence edenler, öldürenler, ihmali olanlar hakkında soruşturma açılmamış… 

***

İşte bu ‘’kötülük kalkanı’’, işkencecilere, yolsuzluk ve rüşvete sağlanan bu koruma kılıfı, Türkiye’de kötülüğün yayılmasına neden oluyor. 

Hukukun olmaması, hukuksuzluğun ödüllendirilmesini sağlıyor. 

Türkiye’de yaşanan maalesef bu…

Gökhan Hoca, işkenceye maruz kalan tek isim değil. Binlerce isimden maalesef birisi…

Hemen hemen her ilden sistematik ve yaygın işkence şikayetleri geliyor.

Gözaltında işkence ve tutuklulara kötü muamele rutin bir işlem gibi… 

15 Temmuz sonrası gözaltı ve cezaevinde kötü muamele nedeniyle ölümlerin sayısı 100’ü geçti.

Cezaevleri kapasitesinin çok üzerinde hüküm giymemiş insanlarla dolduruldu.

8 kişilik hücrede 25 kişinin kaldığı beyan ediliyor.

***

‘Siyah transporter’lar devrede… İnsanları başkentin göbeğinde kaçırıyorlar. 

Kamera kayıtları ve şahitler var. Ama polis araştırmıyor bile…

6 ay ‘MİT Çiftliği’nde işkence yapıyorlar. Sonra da Emniyet’e teslim ediyorlar.

Kaçırılan 13 insandan, 4’ü daha geçtiğimiz hafta ortaya çıktı.

Emniyet ‘GBT kontrolü’ sırasında yakalandıklarını açıkladı.

Yalan! 4’ü aylardır ortada yok. Ama avukatları ile görüştürülmüyorlar.

Emniyet, doktor muayenesine göndermeyi de ret ediyor. Ankara Barosu’nun konuya ilişkin açıklaması mevcut.

Sadece aileleri ile görüştürülüyorlar. Hepsi solgun. Ürkek ve tedirgin. Ailelerinden aynı şeyi istiyorlar: ‘’Avukat istemiyoruz, twitter hesaplarını kapatın ve uluslararası kurumlara yaptığınız başvuruları geri çekin!’’

Akıl ve mantık ile izahı yok bunun… Kendilerine işkencenin halen devam ettiğinin göstergesi.

***

İnsanlar gözaltında, eşleriyle, kızlarıyla şantaja maruz kalıyorlar. 

Elektrik veriliyor. Taciz ve tecavüze uğruyor. 

Ankara’da gözaltına alınan Dışişleri mensubu diplomatlara bile işkence yapıldı… 

Polisler, MİT mensupları işkence ediyor. Sağlık görevlileri doğru rapor tutmuyor. Devlet soruşturma izni vermiyor. Yargı cezalandırmıyor.

Oysa işkence bir insanlık suçu. Zaman aşımı da yok. Bugün soruşturulamaması, hukuka dönüldüğünde hesap sorulmaması anlamına gelmiyor.

Bir kötülük ve suç sarmalı ülkeyi esir almış durumda…

*** Hamile kadınları tutuklayacak, loğusa kadınlara kelepçe takacak, bebekleri hapse koyacak kadar vicdandan uzaklaşmışlar.

Anayasa ve uluslararası hukukun seri ihlali söz konusu…

İfade ve fikir hürriyeti engelleniyor. 

Yaşam hakkı ve tedavi hakkı ellerinden alınıyor. 

Adil yargılanma ve savunma hakkı ellerinden alınıyor. 

Suçun şahsiliği ve masuniyet karinesi ayaklar altında çiğneniyor. 

Seyahat özgürlüğü ihlal ediliyor. Eşler ‘rehin’ alınıyor. 

Özel teşebbüs hürriyeti ve özel mülkün dokunulmazlığı ihlal ediliyor. 

Nefret suçu, ayrımcılık suçu ve soykırımı işleniyor. 

***

Ne garip! 15 Temmuz’da ne oldu da yargıya, emniyete bu kadar hukuksuzluk hakim hale geldi?

İşkenceye sıfır toleranstan sistematik işkenceye nasıl ve neden dönüldü? Bu kadar keskin zıt dönüşün sebebi ne?

Bu kadar işkenceci nereden çıktı? İnsanlıktan çıkan bu kadar azılı militan nereden geldi? Kendilerini şimdiye kadar nasıl sakladılar?

Yargı nasıl mefluç oldu? Somut ve delilli suçlar bile neden soruşturulamıyor?

Adaleti tesis etmekle sorumlu yargı mensupları nasıl ve neden hukukun gereğini uygulamıyor? Talimata göre karar veren, korkak ve bağımlı hakimler o kürsüde neden oturur?

***

Ortada bir suç sarmalı var. Kötülük sarmalı…

Kötülere sağlanan koruma kalkanıyla büyüyor. Hukukun işlememesinden cesaret buluyor.

İnsanlık suçları ‘kara delik’ gibi işkencecileri, onları destekleyen ve koruyanları içine çekiyor. 

‘Katil devlet’, ‘işkenceci devlet’ vasfıyla ülkeye de kendilerine de yazık ediyorlar. 

Güç sarhoşluğu içinde, er ya da geç insanlık suçlarının hesabını vereceklerinin bilincinden uzak, kötülük sarmalında boğuluyorlar. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin