Kemalistler nasıl Müslüman ister?

YORUM | Doç. Dr. MAHMUT AKPINAR

Son 10 yılda hakim olan, dinin/muhafazakarlığın ekrana konup, arkasından her türlü soygunun, talanın yapıldığı DALAVERE DÜZENİ’ni dikkate almazsanız Türkiye’nin yüzyılı laiklik, irtica gibi tartışmalarla geçti. Yıllarca laikçi kesimler kimin, neye, ne kadar ve nasıl inanacağı üzerine ahkam kesti. İnsanların kıyafetinden başörtüsüne, ibadet şekline kadar her şeye müdahale etti. Vatandaşı tarikatına, cemaatine, inancına, kıyafetine göre fişlediler, irtica listeleri hazırladılar. Dini bir eğilime, tona sahip olan herkesi “tehlikeli” addedip bazen kamu kurumlarından, bazen hayattan dışlamaya çalıştılar.

AKP’nin dini dibine kadar istismar edebilmesi, her türlü yalana, talana rağmen muhafazakarların desteğini alabiliyor olması Kemalistlerin ve laikçi elitlerin eski tavırlarında saklı. Dün Kemalistler Atatürk ve laiklik arkasına saklanarak devletin gücünü birilerini dışlamak, tasfiye etmek için kullanıyordu. Bugün gücü ele geçiren AKP aynı şeyi dini kavramları kullanarak yapıyor. Birbiriyle kıyaslanmaktan hazzetmeseler de iki kesimin davranış kalıbı aynı. Her ikisi de devleti, hukuku, kamu kaynaklarını babasının malı gibi görüyor ve kendi gibi düşünmeyene hayat alanı bırakmıyor.

AKP tecrübesine rağmen Kemalistler, laikçiler değişmemiş görünüyor. Hala eski günlerin özlemiyle yaşıyor ve hala halka, dindara tepeden bakmaya devam ediyor. Kendi gibi düşünmeyeni linç etme veya değiştirme hakkını hala kendinde buluyor. Bu davranışlarıyla da AKP’ye ve yaptıklarına meşruiyet zemini sağlıyor.

Türkiye’deki Kemalistleri ve laikçileri anlamak mümkün değil. Laikleri demiyorum. Çünkü devletler laik olur. Kişiler bir dine inanır veya inanmaz. Dindar, deist, ateist, seküler olur. Laiklik devletin dini alanda olmaması, dinler ve inançlar karşısında tarafsız olmasıdır. Dine hayatında önem/öncelik vermeyen kişilere de seküler denir. Bu nedenle bizdekiler laik değil, laikçi. Kendi anladığı laikliği herkese dayatan ve herkesi kendi kafasındaki kalıba sokmaya çalışan, dindarın hertürlüsüne kulp takan, ama asla saygı duymayan, yaşam tarzına katlanamayan ve değiştirmeyi gaye edinen kişiler bizim Kemalistler. Laikliği başkalarına ayar vermek için ideoloji olarak kullanıyorlar.

Dünyada seküler kesimler, hayatlarına müdahale edilmedikçe başkalarını inancından, kıyafetinden dolayı aşağılamaz, dışlamaz. Aksine, özgürlük ve insan hakları gereği inanç, ibadet, kıyafet özgürlüğünü savunur. Bunu, ırkçıların saldırı ihtimali doğunca camileri ve Müslümanları korumak için kendini kalkan eden pek çok seküler batılı da gördük.

Kemalistlere sorduğunuzda neredeyse tamamı “biz de Müslümanız” der; ama dikkatli, ibadetinde Müslümanın hiçbir türünden hazzetmezler.

Bizim Kemalistler tarikatları sevmez, “yobaz”, “gerici” , “cahil” bulur. Onlara göre tarikatler kapatılmalıdır. Çünkü varlıkları laikliğe aykırıdır. Atatürk de “Türkiye şeyhler, hocalar diyarı değildir!” dememişmiydi zaten. Sarıklı, sakallı, namazlı insanlara uzaylı yaratık gibi bakarlar. Görünce kırmızı görmüş boğa gibi olurlar. Tarikatlara ait dergah mescit, kurum ne varsa kapatılmasını isterler. Zira onlar mutaassıp, yozbaz insanlar yetiştiriyordur.

Laik Türkiye Cumhuriyetinin denetim ve kontrolündeki İmam hatipleri de sevmezler. Bu sevmeme AKP’nin bütün okulları İHL’ye dönüştürüp parti şubesi haline gelmesi ile de ilgili değil. Eskiden beri sevmezler. Ama ilk imam hatiplerin İnönü döneminde açıldığını bilmezden gelirler.

Diyaneti ve Diyanet mensuplarını sevmezler. Devletin kasasından maaş alan “yobazlar” “asalaklar” olarak görürler. O halde “camiler ve görevlileri devletten bağımsız olsun, vakıflar-dernekler şeklinde yapılansın ve maaşlarını da o vakıflar ödesin, yerelleşsin!” deseniz tedirgin olurlar. Diyanet Teşkilatının Tek parti döneminde dini-dindarı devlet kontrolü altında tutmak için kurulduğunun farkındadırlar. Ama maaşların devletten ödenmesini istemezler.

Bir cemaate, tarikate bağlı olmayan Müslümana razı gibi görünürler. Ama yaşı biraz genç dindar görseler yüzleri ekşir. “Bu yaşta niye camiye gidiyorsun?” “Namaz kılacağına git çalış, çalışmak da ibadettir!” diye nasihat ederler. Bir genç hanımefendi dini gerekçelerle başını örtse tesettüründen fevkalade rahatsız olurlar. “Bu yaşta baş mı örtülür? Bunal mıyormusun?” gibi üst perdeden ve aşağılayan konuşmalar yaparlar.

Dinin fazlasının insanı bilimden, dünyadan kopardığını, yobazlaştırdığını, tarikatların/cemaatlerin gençleri cahil bıraktığını vs söylerler. Ama işi okul açmak olan, dünyanın her yerinde en kaliteli kolejleri, üniversiteleri açan ve dünya çapında bilim olimpiyat madalyaları alan, sürekli Türkiye dereceleri çıkaran dindarları da sevmezler. Onları da tehlikeli, zararlı bulurlar. Çok iyi eğitimli, NASA’da, Google’da çalışan, batının en iyi üniversitelerinde pozisyon bulan ama namaz kılan, ibadetini yapan insanlardan da hazzetmezler.

Ülke için madalyalar almış, her ÖSS’de derece çıkaran, dini eğitim vermeden dindar ama bilimsel yönü güçlü öğrenciler yetiştiren okulların kapatılmasına karşı çıkmalarını beklersiniz. Bilimi, eğitimi, öğrenmeyi bu kadar önemseyen kesimlerin akademisyenler hapse atılınca tepki vermesini beklersiniz. Ama bizim Kemalistler 1200 okulun, 18 üniversitenin neden kapatıldığını sormadığı gibi, kapatıldı diye zil takıp oynar. İşinden atılmış 8.000 akademisyeni, yüzbinlerce öğretmeni, bir gecede işinden olup hapse atılmış 4000 Cumhuriyet yargıcını ağzına almaz.

Hangi tip, hangi sınıftan dindar olursa olsun bir kulp takar ve linç edecek bir yön bulurlar. İşte bundan olayı dindarların hiçbir türü Kemalistlere güvenmez. CHP usulü laiklere itimat etmez. Tek parti döneminde yapılanlarla bugünkü laik seküler kesimlerin tavırlarını beraber okuyup benzer şeylerin tekrar yaşatılacağından hep endişe eder. Dindarı hep aşağılayan ve her an vurmaya hazır bekleyen laiklerin ağına düşmektense dindar görünümlü hırsızlarla, hokkabazlarla olmayı tercih eder halk. Çünkü bizim laikçiler, Kemalistler dini duyarlılığı olan herkesi din tüccarlarının eline terk eder. Zira bunların dindara töleransı sıfırdır; dine dair hiçbir şeye katlanamazlar!

Bizim laikçiler, Kemalistler için yaşlı isen sakal bırakmak, ölüme yakınsan camiye gitmek, nene olmuşsan başını örtmek mazur görülebilir. Ama gençler için bunların hiçbirisi normal ve kabul edilebilir değildir.

Onların aradığı arada cumaya giden, içkisini içen, modern hayatın gereklerini yapan, Kemalizmi din gibi algılayan ama kendini “Müslüman” olarak da tanımlayan insan tipidir. Dindarların taassubunu tartışır, kıyasıya eleştirirler ama 1930’ların liderlik modelini kutsarlar. O dönemin ideoloji anlayışıyla üretilmiş bir izmi dini taassuptan öte savunurlar.

Dindarın okumamışını “cahil” bulursunuz, okumuşunu “kandırılmış”, tarikatları “yobaz”, Diyanet mensuplarını “asalak”, hocaları “hokkabaz”. Camilerin çok olduğundan şikayet edersiniz, tarikatleri, dergahları kabullenemezsiniz. Ama okul-üniversite açana da tahammülünüz yoktur. Diliniz “Bilim! Eğitim!” der; ama dindarın eğitimli halinden hazzetmez, bilim adamını olmasını istemezsiniz.

Kuzum sahi siz nasıl Müslümanlar istiyorsunuz?

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin