Bayram…

YORUM | M.NEDİM HAZAR

Bir kıvam mevsimidir rahmet ayı. Meyveye duran dallar gibi, ruhlar taze bir çiçeği basamak basamak olgunlaştırır.

Her yıl yenilenen bir kanaviçe gibi ilmek ilmek örülür yenilenmenin, tekrar inşa etmenin kozası; şeffaf ve incecik melek parmaklarıyla günler ve geceler boyu. Rahmanî bir âlemin tütsülediği bir şefkat ve anlayış yudum yudum yerleşir gözeneklerine.

Enseler okşanmış, eller karıncalanmıştır şanslılar için. Ve alınlarda seccadelerdeki ıtırlı busenin sıcaklığı tütmektedir.

Ayrılığın hüznünü bayramın neşvesi bastırmasa katlanmak kolay olmaz. İnsan olarak yaratılmanın, şükür idrakinin pratiğidir bayramlar. Ramazan, ardında bin hatıra ve armağan ile veda eden sevgili edasıyla dönerken köşeyi, bayramın kuşatıcı iklimi tek tesellidir.

Dinle bak, nasıl bir diriltici soluk var rahmet esintilerinde! Gerçek ile metafiziğin arasatında bir yerlerde bulur inanmış gönüller kendilerini. İnancın göz yakan aydınlık ikliminden ödünç alınmış yüksek çözünürlüklü sahnelerdir adeta. Mümin için, hayatın tüm boğuculuğuna inat mentollü, nefes açan bir atmosferdir bu kutlu anlar. Hakiki hazzın tadımlık günleri…

Televvüs etmiş ruhların televvünlü bayramlarıyla karıştırmamak lazımdır. Eksiktir her şeyi dünya olan tek boyutluluların; bahtsızlardandırlar dolayısıyla…

En kirletilmemiş günleridir hayatımızın.

Temize çekeriz bir ay boyunca ruh dünyamızı, çekmecelerimizde bahar temizliği yaşanmıştır. Daha hafif, daha nezih, daha mis…

Tebessümle kuşanır tüm çehreler. Gündelik kırgınlıklar, küslükler sımsıkı kilitlenir nefsin sandukalarına.

İnsan ümit ve endişenin evladıdır.

Salınıp dururken bu iki dünya arasında, bir yanda pusuya yatmış karanlığın, diğer yanda kolları alabildiğince açılmış ferah feza bir aydınlık kucağın idrakidir bayramlar. Niçin yaratıldığını ve ne için yaşaması gerektiğini ruh mihrabında yüksek desibelle haykıran ebabiller uçuşmuştur bir ay boyu.

Söz sırası martılarındır…

Kanatlarında kandil taşır martılar; alev yalazına bandırılmış divitten parmak uçları, tül tül gufran gererler gökyüzüne.

En çok bayrama yakışır umut ve bayram en çok çocuklara…

Yakışıklı ve güzel olur tüm çocuklar bayramlarda. Bayramda cıvıl cıvıl koşuşan çocuklar var ise hala umut var demektir o toplum için.

Bayramda sevinmek var…

Bayram biraz da anne elleri demektir. Annesiz bayramlar hüzünlü olur. Ve boynu bükük kalır babasız bayramların. Sevinci idrak, hüzün ile tanışıklıktan geçer her zaman. Bu yüzden bayram biraz da mezar taşlarıyla hatıralara seyahat demektir. Anılar canlanır birer birer geçmiş güzelliklere dair. Söyleyin bana; sevinçli yüz bilir misiniz çocuklarına bayramlık alan babalarınkinden daha fazla?

Bayramlar neşe ile tıka basa dolu büyülü kervansarayıdır ebed yolcularının. Mukaddes bir ‘şehr’in özü, faniliği idrakin usaresidir. Hüzünlü bir bitişin sevinçli bir başlangıçla buluştuğu muhteşem kavşak! Kulluğun rahmetin tüm göz kamaştırıcı rengarenkliliğiyle şehrayini, şahane galası.

Rabbanî bir vakumdur bu; tüm cazibesiyle içine çeker rahmanî atmosferinin. Zerre zorlaması yoktur bunu yaparken; cebri, protokolü, tehdidi olmaz asla! Ancak insan fıtratı gereği selim bir insiyak ile yaşar bu güzelliği. İçinde rahmet, mağfiret ve nihayet azat vardır bilenler için.

Bir kapı sımsıkı kapanmış, diğeri ardına kadar açılmıştır bu günlerde. Ebu Mesud’dan (ra) rivayet: “İnsanlar Ramazan ayının ne olduğunu bilseydi, ümmetim bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederdi” İşte bu idrak ile yaşadığımız bu günlerde yürek mahyamızda hep aynı yazı:

“Rabbim sen affetmeyi seversin!”

Kutlu olsun…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin