Kanun sadece fukaraya var

YORUM | TARIK TOROS

Kitabın ortasından konuşalım:

Bugün…

Lohusa bir kadını bebeğiyle hapse atan…

Yarın…

Ananıza bacınıza, kızınıza da aynını yapar.

**

Mala mülke çöken sizinkine de çöker.

Eşinizi dostunuzu kaçıran, gün gelir sizi de kaybeder.

Ankara’nın göbeğinde Emniyet’te diplomatlara işkence yapıldı, baro raporuyla belgelendi, hafta geçti ‘tık’ yok.

Bugün ses etmediğiniz işkenceye yarın siz de maruz kalırsınız.

Bilmem nerenize cop sokarlar, daha ne diyeyim..!

**

“Devletin benimle ne hesabı olur, olan düşünsün” demeyin.

Yangın…

İşinizi aşınızı elinizden aldığında hayli geç olacak.

Belki de oldu bile.

**

Yargı reformuymuş.

Mevcut yasaları uygulayın içeride kimse kalmaz.

Taraf olduğu İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 30 maddesinin 30’unu da ihlal ediyor Türkiye.

İlaç için uyduğu tek madde yok!

**

Önceki yazıda not düşmüştüm.

Batı’daki sistemi alıp ülkeme monte etme gibi fantezilerim yok.

Üç yönden olanaksız bu: Tarih, toplum ve ekonomik gelişmişlik.

**

Devamla…

Bu üç şeyi tek başlıkta toplayabilirsiniz: Potansiyel.

Asıl bu yok.

**

Siyaset bir dava değildir.

‘Dava’ derseniz kendinizi ‘vazgeçilmez lider’ sizi terk edeni ‘hain’ ilan edersiniz.

Siyaset siyasettir.

Ülkeye hizmet aracıdır.

Egosu yüksektir.

Cazibesi bundandır.

Maddi getirisi yoktur bilakis olan olan birikimi de götürür.

**

Bugün ülkede yaşanan siyasi bir kavga değil.

Haliyle mevzu siyaset de değil.

İstanbul seçimini, “seçim kurulu memur olmayanlardan atandı” diye iptal eden Yüksek Seçim Kurulu’nun…

“Soruşturma geçiren kurul üyeleri 23 Haziran’da da görev yapacak” kararı verdiği ülkede yaşanan…

Seçim tiyatrosu bile değildir.

**

Ekleyelim:

Ülkenin başı demiş ki, “Herkesi serbest bırakmak gibi bir şey olmaz. Bırakılması gerekenler noktasında bakanlığımızın çalışması var.”

Haliyle yaşanan…

Yargı tiyatrosu değildir.

Olmayan şeyin tiyatrosu da olmaz.

ABD Başkanı’nın, serbest bırakılan Türk asıllı vatandaşı için “rehine” dediği bir ülkeden bahsediyoruz.

**

Sonra bakıyorsun mahalleye…

İslambol mu, İstanbul mu, Stin Poli mi, Stambuli mi, Stanpoli mi, bilmem ne…

Bunu tartışıyor.

Bir deli kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkaramamış misali.

**

2 Haziran ölüm yıldönümüydü.

Koca şair Ahmed Arif’in vefatının üzerinden 28 sene geçmiş.

Ankara Maltepe Camii’nden kaldırılan cenazesi, dün kadar yakın oysa.

Cenazemi Hacıbayram’dan kaldırın diye vasiyet etmiş.

Ne çare, tamirattan kapalıymış.

Bilen bilir, şöyle harika bir sözü var, onunla bitirelim:

“Kanun! Bu da bir maskaralık, bir dümen. Kanun yalnız biz fukaralar için var. O da cezalandırırken sade!”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin