‘Kâğıt parçası’ delil olmuş, isyan çıkacakmış [ERMAN YALAZ]

Cezaevlerinde işkence, kötü ve haksız muameleyi önlemeyen ve soruşturmayan AKP hükümeti, sudan bahanelerle tutuklu ve hükümlüleri suçluyor. İki haftadır seri şekilde cezaevlerinde havalandırma boşluklarından bulunan notlar, “Fetö, cezaevlerinde isyan çıkaracak” şeklinde manipülatif haberler yayılıyor.

15 Temmuz darbe girişiminde masum yüz binleri gözaltına alan, işsiz bırakan, 35 bin kişiyi tutuklayan akıl, yaptıklarından tatmin olmamış olmalı ki yeni senaryolar peşinde. Cezaevlerindekileri infaz etme, zarar verme, kalkışma bahanesiyle yeni suçlar icat etme, tıpkı diğer hükümet icraatlarında olduğu gibi projeden ibaret.

BAKIRKÖY’DEKİ ÖRGÜT EYLEMİ NASIL EVRİLDİ?

15 Temmuz’dan kısa süre sonra, Bakırköy Kadın Tutukevi’nde DHKP-C mensuplarının çıkarttığı olaylar, ‘FETÖ’ şeklinde servis edildi. 3 Ağustos’ta jet hızıyla 15 Temmuz darbesinin ilk iddianamesi diye sunulan ve 25 Aralık soruşturmasını yürüten savcılar Muammer Akkaş, Süleyman Karaçöl ve Ergenekon savcısı Zekeriya Öz hakkında müebbet hapis talep eden iddianamenin müellifi savcı Ömer Faruk Aydıner, cezaevindeki örgüt isyanını bir anda “FETÖ isyanına” çevirme becerikliliği gösterdi. Biri doktor, biri  sağlık görevlisi, 2’si gardiyan 4 kişi tutuklandı. Cezaevindeki eylemciler başka yerlere nakledildi. O gün bugündür, cezaevinde gürültü patırtı yok. İsyan da çıkmadı…

ERDOĞAN’IN VİRGÜL’ÜNDEN SONRA HANGİ PROJESİ VAR!

Adliyedeki planlar sarmayınca iş başa düştü siyaset konuyu yeniden ısıttı. Önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ağzından kaçırdı bu projeyi. 13 Eylül 2016 günü “Siz de hazır olun. Dikkat ederseniz biz nokta koymadık, virgül koyduk” diyerek 15 Temmuz’dan sonra ikinci darbe olacağı tezviratı yaptı. ‘Yeni bir kalkışma olacak’ deyip korku imparatorluğuna yeni meşruiyet kanalı açmaya kalktılar. Aradan bir ay geçti, yine isyan yok, ikinci girişimin hikâye olduğu anlaşıldı…

Bu yaygaranın ortasında Avrupa Konseyi’ne bağlı Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi CPT ziyareti geçiştirildi. Birleşmiş Milletler’in (BM) işkence konusundaki özel raportörü Juan Mendez’in 10-14 Ekim tarihlerinde yapacağı ziyaret Ankara’nın diplomatik yalanlarıyla engellendi.

CEZAEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ’NÜN İTİRAFI: SERT MÜDAHALE BİRİMİ GETİRİLECEK

15 Ekim’de bu kez, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda bir itiraf geldi. Cezaevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, yaşanan işkenceleri ve hak ihlallerini araştırmadıklarını ortaya çıkmasına rağmen, “Çıplak arıyoruz. İşkenceler münferit olaylar. Kitapları topluyoruz, sert müdahale için özel gardiyan birimi getirilecek” deyiverdi. Cezaevlerinde 195 bin kişinin olduğunu, doluluğun yüzde 104 olduğunu da açıkladı. Yani 5 kişilik koğuşlarda 10-15 yerine göre daha fazla insanın mahpus yattığını rakamlarla açık etti.

ÖNCE MİLLİYET-DOĞAN, SONRA YANDAŞ PROPAGANDA

Şimdi iki gün önce Milliyet ve Doğan grubu üzerinden servis edilen sonra yandaş medyanın köpürttüğü habere bakalım. “ FETÖ’nün Türkiye genelinde cezaevlerinde büyük bir isyana hazırlandığı ortaya çıktı. Kanlı terör örgütünün hain planı Niğde E Tipi Kapalı Cezaevi’nin havalandırma boşluğunda bulunan bir notla bozuldu.”

Sahipsiz, imzasız, isimsiz mektupta (!) ne yazılı peki? “Selamün aleyküm. Devlet bizi cezaevine atmakla hiç iyi yapma…. (devamı okunamıyor)… Ama sizden haber bekliyoruz. İsyan ne zaman çıkacak? Talimata hepimiz hazırız. Sizden en kısa zamanda haber bekliyoruz. Herkese duyuruyoruz.”

Darp, Filistin askısı, şişe ile işkence, tecavüz, taciz, tırnak çekme, cop ve demir eldivenle dövme, revire çıkartmama, aç-susuz bırakma, tecrit gibi onlarca insanlık dışı muamele ile masum insanlara gadredenlerin cezaevlerinde isyan çıkacak delili bu!

ATİLLA ALBAY’IN KEYFİNE KALDIK!

İsimsiz, imzasız ihbar mektuplarını delil saymayacağız diye yönetmelik çıkaran hükümetin adaletsizliği, zalimliği bu yalancı delilden  daha iyi nasıl anlatılır? Gelelim asıl niyete. 25 Eylül tarihli Yeni Şafak röportajında Emekli Albay H. Atilla Uğur konuşuyor: “İkinci kalkışmaya hazır olun. Ve çok yakın bir zamanda. Çok net bilgi olarak söylüyorum: İkincisi daha kanlı olacak.” Darbeyi de biliyordu Atilla Albay. Yeni Şafak’a 15 Temmuz günü röportaj verecek kadar üstelik!

Eline bırakın silahı, çakı almamış on binleri hapse atarken, 3 aylık OHAL’de her türlü zulmü yaparken isyan çıkmamış. Sokakta derdini anlatacak kitleler bile yok. Ağlayan, evleri matem ve Kerbala evine dönen yüz binlerce aile var oysa. Tek isyan yok. Atilla Albay diyorsa isyan çıkacak! İkinci darbe olacak.

‘FABRİKATÖR’LER İŞ BAŞINDA…

Perinçek ve grubu için ‘fabrikatör’ tabiri kullanılıyordu. MİT eski Müsteşarı Mehmet Eymür’ün istihbarat ve Ergenekon davası delillerine kazandırdığı bir tespitti bu. Anlamı da basitti: Eymür’ün, Ergenekon davasında tanık olarak Silivri’de anlattığı cümlelerle, ‘yalan haber yayan’ manasında kullanılmıştı fabrikatör. Perinçek ve ekibinin devrine göre Ulusalcı, Maocu, Atatürkçü, Apocu hatta ‘Millici-Dindar’ olabilmesi ve gözükmesinin sırrı da bu tanımda gizli aslında.

CEMAATLERİN KÖKÜNÜ KAZIMA PROJESİ NEREDEN BAŞLADI?

Bugün Silivri’ye istediklerini tıkan (!) Erdoğan-AKP rejiminin Ergenekon ekibiyle ilk koalisyonunu Doğu Perinçek ile kurduğunu unutmayalım. Başbuğlar, Balyozcu paşalar sonradan geldi bu koalisyona. Ne demişti cezaevinden çıktığında Perinçek peki? “Kınından çıkmış bir kılıç gibiyiz. Görevlere hazırız. Türk Ordusu ve İşçi Partisi olarak Ergenekon’dan gazi olarak çıkıyoruz. Onların hükümetini yıkacağız. Tayyip Erdoğan’ların, Abdullah Gül’lerin, Fethullah Gülen’lerin iktidarını, hepsini birden yıkacağız. Şimdi Ergenekon’dan çıkıyoruz. Cemaatlerin tarikatların kökünü kazıyacağız!”

Neymiş asıl proje? ‘Kök kazıma’… Nereden başlamak istiyorlar. Cezaevinden. Sahibi kim projenin? Perinçekgiller, yani Ergenekon, onunla nikâh kuran Erdoğan-AKP korku imparatorluğu rejimi. Dışarıda bu rejime alkış tutan dindarlara sıra gelmeyecek mi? Bu niyet ve projelere göre, gelecek. Allah tuzaklarını bozsun.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin