JİTEM de ‘AK’lanmış; kanlı sicili ne olacak?!

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Yakın zamanda “Jitem Cizre Davası”nda bütün sanıklar için beraat kararı gelmişti… Dün de “Ankara JİTEM Davası”nda benzer bir aklama yaşandı. Buna göre; içlerinde dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Eski Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın gibi tanınmış derin isimlerin olduğu sanıklar, duruşma savcısının “Tanıkların ifadeleri denetime tabi tutulamayacak derecededir” sözlerine atfen beraat etti.

“Jitem Cizre Davası”nda sanık Adem Yakin’in de dediği gibi, “JİTEM değil de JÖTEM varmış” meğer. Jötem, Fransızca “Seni seviyorum” demek.

JİTEM Davası’nda verilen beraat kararına tepki gösteren Cumartesi Anneleri‘nin sorduğu gibi biz de soralım şimdi: “Söyleyin o zaman; Polis Özel Harekât envanterinde bulunan silahlarla işlenen bu cinayetleri kim gerçekleştirdi?”

Davaya konu faili meçhul maktullerden Abdülmecit Baskın’ın oğlu Eren’in sosyal medya hesabında da dediği gibi, “Devlet, kirli elleri ile üstünü başını temizlemeye çalışsa da” hukuken ve tarih önünde daha da kirleniyor! Ve hak savunucularının mücadelesi de devam ediyor…

YA OLAYIN TANIKLARI..?

“Cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlamasıyla yargılanan sanıklar duruşmaya katılmazken, tanıkların dosyadaki ifadelerini okuyan duruşma savcısı mütalaasında, “Tanıkların ifadeleri denetime tabi tutulamayacak derecededir” diyerek sanıkların “beraatını” istemişti.

Bu bile başlı başına skandaldır! Ortada onca tanık, onca tutanak ve kriminal incelemeye ve delile rağmen “bunlar şaibelidir” denildi ve geçildi. Bundan önce Ergenekon davalarında da yapıldığı gibi…

Hatırlarsınız, yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin sonrasına ertelenen ve sonucu merakla beklenen Ergenekon davası karara bağlanmış ve Yargıtay’ın bozma kararının ardından görülen 235 sanıklı Ergenekon Davası’nda; örgüt üyeliği ile suçlanan tüm sanıklar beraat ettirilmişti!

Şimdi de JİTEM davalarında aynı prosedür işliyor.

Bundan önce de “Cizre JİTEM Davası”nda sanıklara Beraat Kararı verilmişti.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde 1993-1995 yılları arasında meydana gelen 20 faili meçhul cinayetle ilgili olarak haklarında dava açılan, aralarında emekli Albay Cemal Temizöz ile Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ’ın da bulunduğu 8 tutuksuz sanığın tamamı beraat etti. Sanıklar devletin gücünü ele geçirdiklerinden o kadar eminler ki; adeta dalgalarını geçiyorlar… Bu rahatlıkla şimdilerde Doğu’da Kürtlere ve HDP’lilere, ülke genelinde Gülen Hareketi mensupları gibi muhalif gruplara pervasızca zulmetmeye devam ediyorlar… Bir de dönüp cinayetlerinin vebalini bu insanların üstüne atıyorlar…

Nitekim “Jitem Cizre Davası”nda Emekli Albay Cemal Temizöz karar duruşmasında aynen şöyle demişti: “Yıllarca terör örgütü ve örgütlerle mücadele ettik. Tehditler altında yaşadık. Türk Silahlı Kuvvetleri subayı olarak yıllarca görev yaptım. Adaleti sağlayanlar, hakkımızda suçlamalar yapmışlardır. Paralel yapı ve bölücüler bu işte etken olmuştur.

Sahi, JİTEM diye bir şey var mıydı ki?!

Bundan 10 yıl önce gazetelere şöyle bir haber geçmişti, “Genelkurmay Başkanlığı, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda, başkanlık bünyesinde “JİTEM” adında kurulmuş herhangi bir birimin mevcut olmadığını bildirdi”.

Genelkurmay’ın JİTEM’e dair “Böyle bir yapının olmadığına” diye başlayan cevabi yazısı üzerine, bundan 10 yıl önce Taraf gazetesi için “Bütün bunlar ‘bir rüyaydı’ farzet” başlıklı bir yazı kaleme almıştım… JİTEM ve Ergenekon’a dair peş peşe beraat kararları gelmeye başlayınca yakın zamanlarda “Bütün bunlar ‘bir rüyaydı’ farzet” başlığı ile güncellenmiş yeni bir yorum yazmıştım.

Bu yazılarda da değindiğim gibi, ben bu davaların dolaylı da olsa şahitlerindenim! İhracımdan önceki Ağır Ceza hakimi olarak görev yaptığım Diyarbakır’da iken, orada bu işin şahitleri bizzat JİTEM’in mekanlarını göstererek “Burada işkenceler yapıldı, burada da insanlar gömüldü” diye göstermişlerdi… Diyarbakır’da kime sorsanız derin devletin yaptıkları icraatları size detayları ile anlatırlar zaten… Kazılarda da nice cesetler, kemikler çıkmıştı.

Nitekim 2006’lı yıllarda, soruşturmalarda adı da geçen, şu an İsveç’te yaşayan siyasi ilticacı Abdülkadir Aygan ile bir dizi röportajlar yapmış ve bunları kamuoyu ile de paylaşmıştım. Orada Aygan, belgeleri ile birlikte: “Ben JİTEMciydim, işte maaş bordrolarım, işte kimliğim” demişti.

Temizöz ve ekibinin cinayetlerine de ayrıntılı bir şekilde değinen Aygan, o karanlık 1993 yıllarına dair çok ürkütücü detaylar vermişti! Ve ben bu anlatılanların canlı şahidiyim!

Şimdi de “Ankara JİTEM Davası”nda kalmış mahkeme “beraat” diyor… “Beraat” yönünde mütalaa vermiş olan duruşma savcısı da, “Tanıkların ifadeleri denetime tabi tutulamayacak derecededir” demekte…

Sizlere, o cinayetlerin işlendiğine dair ne gibi deliller getirelim o zaman?

Faili meçhul maktulleri ruh çağırma seansları ile dinletip, “Bizleri şunlar şunlar öldürmüştü” demesini mi istiyorsunuz, tek delil olarak?

Yoksa bütün bu yaşananlara, Sertap Erener’in şarkısındaki gibi,

 “Hadi hadi yüreğim ha gayret/ Bu bir rüyaydı farz et…” deyip geçelim mi?!

**

“ALTIN DEVRİN YARGISI”

Perinçek’in, “Türk yargısı son 50 yılın altın çağını yaşıyor” dediği şu günlerde, Türkiye tarihine damgasını vurmuş olan JİTEM tarzı davalar bir bir aklanıyor ve dosyalar kapatılıyor…

Buna karşılık HDP’nin belediyelerine bir bir el konulmakta;

Hem de çok komik ve saçma suç isnatları ile…

Ve böylesi gerekçelerle yüzlerce siyasi (Başta Selahattin Demirtaş ve arkadaşları) adeta cezaevlerinde rehin tutulmaktalar…

Buna paralel olarak da ortada hiçbir suç ve delil olmadığı halde, icat edilmiş bir “Fetö” projesi ile o torbaya yüz binlerce insan dolduruluyor… Hapis cezaları havada uçuşuyor; 6 ile 20 yıl arasında… Ortada delil diye dolaşan, ne idüğü belirsiz bazı gizli tanıkların ve itirafçıların, “O da olabilir” tarzı müphem ifadeleri…

Savcılar ve mahkemeler, o tanıkların ifadelerini “denetime tabi tutulabilecek derecede” mi görmekteler sanki?

Yargının siyasetin köpeği” ilan edildiği bir yerde ne desek, ne sorsak boş.

Suçlunun beraat ettiği yerde yargıç hüküm giyer. Ve de “Kadı mürteşî olursa, tabiîdir ki adalet mezada çıkar.” (Cenab Şahabettin)

Ama “Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er-geç varır.” (Mirabeau) Zamanını bekleme, o an için çabalama gerekiyor biraz…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin