İslamcıların evrimi (1)

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Lise yıllarımı Anadolu’nun büyük sayılabilecek şehirlerinden birinde muhafazakar bir çevrede geçirmiştim. O yıllar bizi en etkileyen isimlerden birisi Mısır’da Cemal Abdunnasır tarafından idam edilen Seyyid Kutup’tu. Yazdığı Fizilal’il Kur’an ve Yoldaki İşaretler gibi eserlerle sadece bizim çevreyi değil, Türkiye’deki bütün İslami düşünceyi temelden etkileyen isimlerden biriydi.

Seyyid Kutup’un idam edilmesi de İslamcı düşünce sistematiğinin şekillenmesindeki en önemli olaylardan birisiydi.  Kendisini idama mahkum ettirmiş Cemal Abdunnasır yönetimine özür dilemesi karşılığında bağışlanacağı sözüne verdiği cevap, İslami düşüncenin zalim ve baskıcı yönetimlere karşı bakış açısını şekillendiren çok önemli bir ayrıntı olmuştu.

Kendisine tam itaat etmediği için Seyyid Kutup’u idam ettiren Mısır’ın diktatörü Nasır; 1950’lerin başında Mısır’da iktidara geliş sürecinde, Müslüman Kardeşler ile yakın ve iyi ilişkiler içinde olmuştu.

Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hazırlanan İslam Ansiklopedisi Nasır-İhvan ilişkilerini şöyle anlatır:

Nâsır’ın İhvân-ı Müslimîn’le olan münasebeti 1945 yılında başlamıştı. Kısa zamanda teşkilâtın en faal üyesi haline gelen Nâsır gizli toplantılara da katılıyordu. Bir süre sonra başkanla arası açıldığından teşkilâttan yavaş yavaş uzaklaştıysa da 1951 yılında ilişkileri yeniden geliştirdi. Ayrıca ihtilâlden sonra teşkilâta mensup Abdülhakîm Âmir, Abdüllatîf el-Bağdâdî ile Kemâleddin Hüseyin gibi kişileri İhtilâl Konseyi üyeliğine getirdi. Kendisine verilen destek sebebiyle Nâsır İhvân-ı Müslimîn teşkilâtını hemen kapatma yoluna gitmedi. Fakat teşkilâtın kamuoyunda giderek gelişme göstermesi Nâsır’ı rahatsız etmeye başladı. Bu yüzden teşkilâtı çökertmek için önce başkan Hasan el-Hudaybî’ye muhalif olanlarla temasa geçti; bundan bir sonuç alamayınca orduda İhvân-ı Müslimîn’e mensup olanların bir kısmını uzaklaştırırken okullardakileri de sıkı bir kontrol altına aldı

Mısır’da Kralı Faruk, 1952 yılında yapılan bir ihtilalle görevden uzaklaştırılmış yerine ihtilalin başında bulunan Muhammed Necip iktidar olmuştu. Muhammed Necip bir darbe ile göreve gelmişti ancak zaman içerisinde demokratik bir sistem kurmak istiyordu.

Ama yardımcısı Cemal Abdünnasır buna müsaade etmedi ve Muhammed Necip’i ekarte ederek kendi tek adam diktatörlüğü kurdu. Başa geçtikten sonra muhalifleri ve ihvanı ortadan kaldırmak için yoğun bir çaba içerisine girdi. 1954’te Mısır’ın İskenderiye şehrinde konuşma yaptığı esnada patlayan silahları gerekçe göstererek aralarında Seyyid Kutup’un da bulunduğu Müslüman Kardeşlerden geniş çaplı tutuklamalar yaptı. Ve İhvan’ın faaliyetlerini yasakladı. Yöneticilerini idama mahkum etti, bazılarının idamlarını infaz etti, bazıları da hapishanede öldü. Seyyid Kutup’ta 10 yıl kaldığı hapisten Irak Devlet Başkanı Abdusselam Arif’in girişimleriyle serbest kaldı. Ancak çıktıktan sonra yazdığı bir kitap yüzünden tekrar tutuklanıp idama mahkum edildi.

İdam kararından sonra Nasır, Seyyid Kutup’un kız kardeşi aracılığıyla O’na bir teklifte bulundu. “Şimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yanıldığını beyan ederek Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır’dan özür dilediği takdirde, idam hükmü bozulacak ve serbest bırakacaktı. Ancak Seyyid Kutup’un buna cevabı çok açık ve netti. “Eğer idamı hak etmiş olarak hakkın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. Eğer bâtılın zulmüne kurban gidiyorsam, bâtıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!..”

Bu sözleri ve sonrasındaki kararlı tavrı onu o yıllarda İslami düşüncenin merkezine taşımış ve eserleri başucu kitabı haline getirmişti. Seyyid Kutup’a göre bir mümin, zalim bir yönetimden asla özür dilemezdi, o da dilemedi.

İslamcıların evrimi (2)

https://www-tr724-com.cdn.ampproject.org/c/www.tr724.com/islamcilarin-evrimi-2/amp

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin