Herkes anlamalı ki şu üç aşama geçilmiştir

YORUM | TARIK TOROS 

BİR: Rejim uygulamalarını yasa/anayasa ile kritik etme dönemi bitmiştir.

İKİ: Rejim unsurlarının, başta Erdoğan ve Bahçeli olmak üzere, önceki ve şimdi laflarının/tutumunun kıyaslanmasının manası yoktur.

ÜÇ: Seçimin, mevcut rejimin organize edeceği takvim ve şartlarda çare olacağını zannetmek hafif tabirle safdilliktir.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Bu üç konuda artık analiz yapmanın, polemiğe girmenin anlamı yoktur.

Artık Türkiye’de gündemi belirleyen siyaset değil “güç”tür.

Muhalifler haklılıktan gelen “güçlerini” hoyratça harcadılar.

Rejime gerçekten karşı olan kesimlerin…

-Bunu eyleme geçirmesi,

-Sonuç alıcı hamleler yapması için

… yeni keşifler yapması gerekmiyor.

Gücünün farkında olması, kararlı olması ve harekete geçmesi, geçmek istemesi yeterli.

Sorun şu ki bunu yapmak istemiyor.

İstemedi de.

***

Görüldü ve görülüyor:

-Erdoğan ve Bahçeli birbirinden zerre hazzetmiyor.

-Birbirinin iktidar alanlarından alabildiğine rahatsızlar.

-Ellerinden gelse birbirlerini bir kaşık suda boğarlar.

Ortak ve vazgeçilmez çıkarlar için işbirliği halindeler.

Türkiye muhalefeti, ortak paydada buluşup bir eylem planı kuramadığı için dizini dövecek, lakin tren istasyondan kalktı.

***

Erdoğan ve Bahçeli açık oynuyor.

Haliyle:

Tartışılması gereken, şeytanlaştırıldıktan sonra şimdi boynuna “idam ilmiği” geçirilen HDP değil…

Tartışılması gereken CHP ve İYİ Parti’dir.

***

Görevlerinde henüz 2 yılı doldurmamış Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş güvende değildir.

Gidişata ne Avrupa, ne ABD…

Dünyanın seyirci kaldığı/kalacağı ortadadır.

Keşke…

Çiğnenen yasa ve anayasaya, İstanbul Sözleşmesi kadar bir şey söylenebilseydi.

Bakıyorum, şuradan çıkamadılar:

“Cumhurbaşkanı’nın böyle bir yetkisi yok, fesih yok hükmündedir.”

***

Yok hükmünde olan bir şey varsa o da siyasal muhalefettir.

Nefes alıp verebildiği için yaşadığını sanıyor.

Oksijen kesilene kadar.

***

Bir şey daha:

Bu zalim güruha din, iman, ahiret üzerinden yürümeyin yani.

İnanmıyorlar çünkü!

Ve bir inançsızdan daha çok ölümden korkuyorlar.

1 YORUM

  1. “Çiğnenen yasa ve anayasaya, İstanbul Sözleşmesi kadar bir şey söylenebilseydi.” O Istanbul sözleşmesi de iptal edilemezdi.
    Bir devletin yasama organı çıkardığı yasaların arkasında durmuyorsa, bürokrasi mevcut yasalara ihanet ediyorsa, siyasi iktidar açıkca yasalara saygı duymadığını ifade esiyorsa, toplumun her kesimi kendi ajandasının derdinde ise, yıkılır ve dağılır bu devlet denen yığınlar topluluğu. Alevi ve Kürt olarak hep aşağılandığım bu topraklarda bir kez umutlanmıştım, birileri bu toplumda bir şeylerin değişebileceğinin numunesini ortaya koydu ancak heyhat, mecvut kendi yasalarımiz çiğnenerek üzerlerine beton döküldü bir daha kalkmasınlar diye. O insanlara en yakınları; ana-babaları, kardeşleri dahil size söylemiştik dediler.
    Üzerinde sevilmediğim bir toprağa nasıl vatanım diyeceğim. Yaptığı antlaşmaya ihanet eden bir topluma nasıl insanım diyeceğim. Ben nasıl mücadele edeceğim bu yasa tanımaz, hoyrat, duyarsız yığınlarla. Çekip gitmeme de izin veremiyorlar…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin