‘Hayat hakkı’nı ihlal edenler sorumluluklarının farkında mı?

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Bütün dünyada toplantılar iptal ediliyor, bazı ülkelerde 2 kişiden fazla bir araya gelmeler cezalandırılıyor, toplu ölümlerin önüne geçmek için acilen cezaevleri boşaltılıyor, sokağa çıkma yasakları ilan edilip insanların evlerinde kalması sağlanıyor…

Türkiye cezaevlerinde ise 300 binden fazla tutuklu var ve bunların çoğunluğunu siyasi tutuklu. Bu insanların tahliyesi yönünde düzenleme beklenirken AK’nin Meclis’e sevk ettiği taslak tam bir hayal kırıklığı. Siyasi tutuklular içeride tutulmaya devam edilirken, başta örgüt liderleri olmak üzere adi suçluların tahliyesi istaniyor.

Bunun anlamı şu: Ahmet Altanlar içeride, Alaattin Çakıcılar dışarıda olacak! 

Adalet Bakanlığı’ndan ısrarla, ‘Cezaevlerinde Koronavirüsü yok’ açıklamalarıyla bunu gizlemeye çalışsa da bazı cezaevlerinin personellerinde tahlil sonuçları pozitif çıkmaya başladı. Mardin 4. ACM, sanık N.Ö.’de virüs tespit edilmesi üzerine “toplum sağlığını tehlikeye atmamak” için tahliye kararı verdi. Salgın riskine karşı birçok mahkemenin kapatıldığını, duruşmalarının ertelendiğini de hatırlatalım.

Peki, durum bu kadar vahim iken insanları ısrarla içeride tutmaya çalışanlar ‘Yaşam hakkı’nı ihlal ettiklerinden ve bir gün bunun hesabını vereceklerinden haberdar değiller mi? Bilmiyorlarsa ya da görmezden geliyorlarsa biz kendilerine madde madde hatırlatalım: 

DEVLETE DÜŞEN…

T.C. Anayasasının Genel Esaslar’ının yer aldığı giriş kısmındaki MADDE 2’de Cumhuriyetin nitelikleri şu şekilde sıralanmıştır:

“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

Değiştirilemeyecek hükümlerin düzenlendiği MADDE 4’de de “Anayasanın 2.nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri hükümlerinin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceği” ifade edilmektedir.

Sosyal bir hukuk Devleti olarak da toplumun huzurunu sağlama adına da “Devletin temel amaç ve görevleri” yerine getirilmelidir. Nitekim bu konuda MADDE 5 şöyle çerçeveyi çizer:

“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

ULUSLARARASI HUKUK

Ülkenin sözleşmeler ile bağlı olduğu uluslararası sözleşmeler ve mahkemeler de bu yönde bağlayıcı hükümler vaz etmektedirler…

Nitekim yine Anayasanın 90.m gereğince de AİHM gibi mahkeme karar ve içtihatları de iç hukuk gibi bağlayıcıdır… Peki bu konuda AİHM içtihatları neler diyor:

– AİHM; Devletin bireyi, yaşama yönelik risklere karşı koruması gerektiğini, 

– Devletin, egemenlik alanında bulunanların yaşamını koruma noktasında pozitif yükümlülüğü olduğunu,

– Yaşama hakkının tehlikeye girebileceği her türlü durumda bunun uygulanması gerektiğini ifade eder…

Nitekim AİHM, AİHS 2. maddesini devlete üç tür yükümlülük yükleyecek şekilde yorumlamıştır. 

1-Devletin bireyi ‘öldürmeme yükümlülüğü’; 

2-‘Yaşamı koruma yükümlülüğü’; 

3-‘Ölümü soruşturma yükümlülüğü’.

Dolayısıyla da AİHM, -diğer insan hakları- gibi “yaşama hakkı” sorumluluğunu da sadece devlete yükler. Binaenaleyh devlet, ulusal hukukunu uygulayarak, üçüncü kişileri bireyin yaşama hakkına saygı göstermeye de zorlar/ zorlamalıdır!

Bu yöndeki öne çıkan içtihatlara bakacak olursak:

– AİHM; “Cezaevindeki bireylerin yaşamını koruma yükümlülüğünde yetkililerin bu kişilerin yaşamını korumak için gerekli sağlık hizmeti sağlama yükümlülüğünü de kapsadığını” belirtir. (Bkz. Tais v. Fransa Kararı)

– AİHM ayrıca; “Bireyin sağlığı için ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine erişim sorunları ve bu hizmetlerin veriliş tarzında yaşama karşı bir risk oluşturması halinde, Devletin ‘Yaşamı koruma’ şeklindeki pozitif yükümlülüğünü, sağlık hizmetleri alanında da uygulaması gerektiğini” hüküm altına almaktadır. (Bkz. Vo v. Fransa Kararı)

– AİHM; “Devletin, özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişilerin sağlık ve esenliğini koruma yükümlülüğü olduğunu” bir kez daha hatırlatmıştır. (Bkz. Khudobin v. Rusya, §96; Naumenko v. Ukrayna davaları)

– AİHM; “Cezaevinde, halka genel olarak sağlanan tedavi ile karşılaştırılabilir bir düzeyde tedavi sağlanmalıdır” demektedir. (Mirilashivili v. Rusya [k.k.]; Blokhin v. Rusya) (Halbuki Türkiye’de “Revir talebi” iki haftadan önce sağlanamamaktadır! Bu şartlarda nasıl tedbir alınabilir ki?!)

Ve AİHM; “Devletin, tehlikeli bir olay nedeniyle oluşan risklerin sonuçlarının farkında olmasına rağmen bu riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemlerin alınmadığı durumlarda, yaşama hakkı ihlali olduğunu” net bir şekilde ortaya koyar! (Bkz. Öneryıldız V Türkiye Davası)

SÖZLERİ HATIRLATIRIZ!

Yaşam hakkı tüm hakların üzerindedir ve bu, düşmanınızın canı bile olsa değişmez.

Halbuki şu an Meclis’te cezaevlerindeki mahkumların hayatlarını oylamakta olan o milletvekilleri, görevlerini başlarken ettikleri yeminlerinde “Herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma” şeklinde “ant” içmişlerdi!

Anayasa, Anayasa’nın da kendisini bağladığı AİHM gibi uluslararası kurumlar da bunu emretmekte…

Tüm dinlerde de “Yaşam hakkı” tüm hakların üzerindedir. O meclistekiler hangi inanç üzerineler bilemiyorum ama çoğunluğu İslam üzerine olduklarını iddia etmekteler sanırım. Kuran’da da Yaratıcı şöyle emretmekte: “Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide Suresi 8. ayet)

Beşerî hukuku, evrensel hukuku tanımıyorsanız bari İlahi emirlere kulak verin!.. Ama sizin bu tasarınız bu hakkı yok sayıyor. İnsanlara/ tutuklulara “Eşit” ve “adil” davranmıyorsunuz ki, bu Anayasal (m.10) bir zorunluluktur.

Bunun da Türk Ceza Kanunu’nda bir karşılığı var ve ileride ölümler yaşanmaya başlandığında bu ölümlerde payı olan herkes “adam öldürme suçu”ndan yargılanacaktır. Kimin payına, hangi madde gereği ne düşer, onu da başka yazılarımızda ele almaya çalışalım.

İki hatırlatma ile yazımıza son verelim:

1- Bu “infaz düzenlemesi”nden bağımsız olarak, tutuklular ve hüküm özlüler (yakınları/ avukatları) acilen tahliye dilekçeleri vermelidir… Bu dilekçelerinde özellikle: “Tahliye talepleri reddedilirse ve talep edenler enfekte olursa, reddeden hakimlerin (adam öldürmeye dair) TCK m.83 ve devamı maddeler kapsamında sorumlu olacağı” belirtilmelidir.

2- Ülkenin üzerine bir karabasan gibi çöken “15 Temmuz Kurgusu” ile birlikte nice hayatlar karardı, yüz binlerce insan işinden, mesleğinden ve cezaevlerinde hayatlarından oldu. Dün benim yeni yaşıma girişimin 49. sene-i devriyesi idi. 2 Nisan’ın benim için bir anlamı daha var. “15 Temmuz Kurgusu” sonrası tutuklanan ve iki yıldır tutulduğu hücrede can veren ağır kalp hastası Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Dairesi üyesi Teoman Gökçe’nin vefatının 2. yıl dönümü idi.. Teoman Hâkim hayata gözlerini yumduğunda 49 yaşındaydı ve hep öyle kalacak…

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu eski üyesi hâkim Teoman Gökçe’nin tutuklu iken cezaevinde ölümüne ilişkin İtalyan Yargıçlar Birliği (ANM) tarafından yapılan açıklama, cezaevlerindeki diğer tutukluların ahvalinin de özeti idi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümetinin ağır baskısının ardından gözaltına alınan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu eski üyesi hâkim Teoman Gökçe’nin tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevinde öldüğünü öğrenmiş bulunmaktayız. Gökçe, 2016 yılından beri cezaevinde vefat eden 4. yargıç olmuştur. Sessiz bir şekilde sürdürülen ve insanlık onurunun yanı sıra en temel demokratik ilkeleri ihlal eden bu dramatik gidiş ANM tarafından bir kez daha en güçlü şekilde kınanmaktadır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin