Günlük evrad manevi bir zırhtır

Yorum | Cemil Tokpınar

“Duadan başka silâhımız yok” yazısıyla başlattığımız dua yazılarının bugünkü bölümünde “günlük evrad ve ezkârın önemi”ni işleyeceğiz.

Evrad, Rabbimizi düzenli zikretmek için tertip edilen zikir ve dualardır. Başta Kur’an ve hadisteki dua ve zikirler olmak üzere maneviyat büyüklerinin tertip ettiği birçok evrad vardır.

Kur’an’da Allah’ı zikretmekle ilgili yüzlerce ayette dikkat çeken önemli bir husus da, bu zikrin çok yapılmasıdır. “Ey iman edenler! Allah’ı çok zikredin, O’nu sık sık anın. Sabah akşam O’nu takdis ve tenzih edin” mealindeki ayet bunlardan sadece biridir. (Ahzab Suresi: 41-42)

Rabbimiz kendisini zikretme konusu üzerinde o kadar çok durmuştur ve “Ey iman edenler! Cuma namazına ezan ile çağrıldığınız zaman derhal Allah’ı zikretmeye gidin, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır” (Cuma Suresi: 9) ayetinden hemen sonra şöyle buyurmuştur:

“Namaz tamamlanınca yeryüzüne yayılın, işinize gücünüze gidin, Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Felaha ermenizi ümit ederek Allah’ı çok zikredin.” (Cuma Suresi: 10)

Herkesin aklına şu gelebilir: Daha az önce namaz kılmak için camileri doldurduk ve Rabbimizi andık. Hemen peşinden rızık için çalışmanın yanı sıra Allah’ı çokça zikretmenin emredilmesinin hikmeti nedir? Demek ki zikir öyle bir ibadettir ki, günün her saatinde, hatta en yoğun çalışma ortamında bile ihmal edilmemelidir.

Hatta Allah için cihat bile zikre engel olamaz. Müslümanların ilk büyük savaşı olan Bedir harbinde namazı iki grup hâlinde ama tek imam arkasında cemaatle kılan sahabe efendilerimiz Rabbimizin şu emrine muhatap olmuşlardır:

“Namazı tamamladıktan sonra gerek ayakta durarak, gerek oturarak ve gerek yanlarınız üzerinde uzanarak hep Allah’ı zikredin. Derken, korkudan güvene kavuştunuz mu, o vakit namazı tam erkânıyla eda edin. Çünkü namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır.” (Nisa Suresi: 103)

Peki, Cuma namazından sonra, yoğun iş ortamında, savaşta ve savaştan sonra bile “Allah’ı çokça zikretmek” emredilirse bizim rahat ve müsait zamanlarımızda bile zikri ihmal etmemiz uygun olabilir mi?

Hizmet ediyorum diye evrad ihmal edilir mi?

Hayatının her safhasında evrada büyük ehemmiyet veren Fethullah Gülen Hocaefendi, evradın önemi hakkında şöyle diyor:

“Evrâd u ezkârla meşgul olma, insanın günlük yaşantısının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. İnsan, kendisini zorlamalı ve gününün iki-üç saatini evrâd u ezkârla donatmalı ve zenginleştirmelidir.

“Evrâd u ezkârın dağıtılarak okunması ‘iştirak-i a’mal-i uhreviye’ açısından çok bereketli bir davranış olsa gerek. Bazı yakın arkadaşlarım, okudukları dualardan bana da birer küçük dilim takdir etmişler. Ben de onların duaları arasında benimki de kabul görür mülâhazasıyla, böyle bir virdi aksatmamaya çalışıyorum. Esasen bu şekilde verilen bir evrâd u ezkârı okumak, nezir ölçüsünde bir taahhüt olduğundan dolayı gereklidir de. Onu terk etmek uygun olmaz. Böyle bir organize içine dâhil olan herkes, bu umum yekûna hissedar olabilmek için iştirak-i a’mal-i uhreviye vadisinde nasiplerini tastamam alacaklardır.

“Her bir mü’min, hayat-ı içtimaiyede konumu itibarıyla durumu neye tekabül ediyorsa, temsil seviyesine göre evrâd u ezkâr okumalıdır. Meselâ hayatın herhangi bir basamağında sorumluluk yüklenen biri temsil ve idare alanının genişliğine göre Rabbine karşı şükür ve zikirde de daha hassas olmalı, en az beş-on insanın okuyabileceği kadar evrâd u ezkâr okumalıdır. Evet, bazılarımız, kaderin bir cilvesi olarak liyakati olmadığı hâlde böyle bir konuma getirilmiş ise, en az on insan kadar evrâd u ezkâr okumalıdır.” (Prizma Serisi: Yol Mülâhazaları)

Üstad Hazretlerinin evrad hassasiyeti

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, onca yoğun hizmetleri yanında evradını asla terk etmemiştir. Yakın talebeleri Üstadın her gün Büyük Cevşen’in tamamını okuduğunu, Mecmûatu’l-Ahzâb’ı on beş günde bir hatmettiğini belirtmektedirler.

Hocaefendi Üstadın evrad hassasiyetini anlatırken şu bilgileri vermektedir:

“Fakat maalesef, evrâd u ezkâr mevzuundaki farklı düşüncelerde bir çarpıklık görüyorum. ‘Biz milletimize hizmet ediyoruz, insanlara Allah’ı (celle celâluhû) anlatıyoruz, yol kaçkınlarını hidayete çağırıyoruz… Evrâd u ezkârda kusur etsek de, bazen okumasak da olur” şeklindeki mülâhazaların bir kuruntu ve şeytan fısıltısı olduğunu düşünüyorum. Hayır, yapıp ettiklerinize güvenip evrâd u ezkârınızda kusur ederseniz, işte o zaman en büyük kusuru yapmış olursunuz. Eğer çağırdığınız davaya yürekten bağlıysanız, o dava sizin içinizde magmalar gibi köpürmeli ve size, güle âşık bülbül gibi aşk besteleri söyletmeli değil midir? Seherler sizin Cenâb-ı Hakk’a karşı muhabbet türkülerinizi dinlemeli değil midir?

“Hiçbirimiz Üstad’dan daha ileri bir seviyede hak ve hakikati anlatma, i’lâ-yı kelimetullahta bulunma gayreti içinde olamayız. Hiçbirimiz dine ve ülkeye hizmette onun kadar cehd, himmet ve meşguliyete sahip değiliz. O, bizim altından kalkamayacağımız hizmetlerinin yanında evrâd u ezkârında da hiç mi hiç kusur etmemiştir. En ağır şartlar altında Risaleleri yazmış, tashih etmiş, onları çoğaltıp her tarafa dağıtmış, talebe yetiştirmiş, ehl-i dünya ile yaka paça olmuş, hapishanelerde gezmiş dolaşmış, fakat evrâd u ezkârını hiç aksatmamıştır. Talebelerinin şehadetiyle o, gecelerde, göz kamaştıran bir huşû ile sabaha kadar ubûdiyette bulunmuş; yaz kış bu âdetini değiştirmemiş; teheccüd, münâcat ve evrâdlarını asla terk etmemiştir. Hatta bir ramazan-ı şerifte pek şiddetli hastalıkta, altı gün bir şey yemeden savm-ı visal tutmuş; ama ubûdiyetteki mücahedesinden vazgeçmemiştir. Komşuları her zaman derlermiş ki: ‘Biz, sizin Üstad’ınızı sekiz sene boyunca yaz ve kış gecelerinde hep aynı vakitlerde kalkıp sabaha kadar hazin ve muhrik sadasiyle münâcat okuyorken görür, onun mahzun sesini dinler; böyle fasılasız ve devamlı mücahedesine hayretler içinde kalırdık.’ (Kırık Testi-1)

Evrad düzenli olarak nasıl okunur?

Bu zamanda evradı düzenli okumanın önünde bazı engeller vardır. Bunlar güncel haberlerle ve yorumlarla çok fazla ilgilenmek, sosyal medyaya fazla zaman ayırmak, dünya işlerini öncelemek, misafirlik ve arkadaş muhabbetlerinde boşa zaman harcamak gibi hususlardır. Ne yazık ki, sosyal medyaya 8-10 saatini ayıran kimseler var.

Aktüel konuları fazla takip ederek bu konulara yön veremeyiz. Tam tersine fiilen üstümüze düşen vazifeleri de yaptıktan sonra günlük evrada önem verirsek, asla ihmal etmezsek müjdeli haberleri bekleyebiliriz. Başta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) olmak üzere bütün İslam büyükleri dua, evrad ve ezkara büyük ehemmiyet verdikleri için başarılı olmuşlardır.

Günlük evradı düzenli hale getirmek için şunları yapabiliriz:

  1. Kendimize günlük evrad programı oluşturmalıyız. Okuyacaklarımız Kur’an, Efendimizin (s.a.v.) evradları, Büyük Cevşen ve Kulûbü’d-Dâria’dan seçilebilir. Böyle bir seçim bizi programlı bir şekilde uygulamaya zorlayacaktır.
  2. Evradımızı gece yatmadan önceye sıkıştırmadan 24 saatin her yanına yaymalıyız. Şüphesiz en faziletli vakit gece ve bilhassa teheccüd vaktidir. Ama o vakitte evradını bitiremeyenler gün içindeki müsait vakitlerinde okuyabilirler.
  3. Evradımızı her müsait vakitte okuyabilmek için başta Kur’an olmak üzere tüm evradlarımızı cep telefonumuza indirerek birkaç dakikalık boş zamanları bile değerlendirebiliriz.
  4. Mümkün mertebe evradlarımızı abdestli okumak daha güzeldir. Ancak abdest almak için müsait bir zaman ve ortam yoksa evradlar abdestsiz de okunabilir. Hanefî mezhebinde Kur’an’a dokunmak için abdestli olmak gerekir. Ama dokunmadan veya ezberden okumak için böyle bir şart yoktur.
  5. Mümkün mertebe evradlarımızı çok yavaş okumaktan kurtulmalı ve makul bir hıza ulaşmalıyız. Çünkü yavaş okuduğu gerekçesiyle maalesef evrad okumayanlar var. Oysa az da olsa her gün düzenli okundukça insan hızlı okumaya başlar. Ama hiç okumayan ölünceye kadar öyle kalır.
  6. Evrad hafızamızı güçlendirirsek bazen yürürken, yolculuk yaparken, eşya taşırken, elimizle bir iş görürken hatta uykuya dalarken bile evrad okuyabiliriz. Ezberleyeceğimiz evradlar, kısa ayetler, küçük dualar, bazı salavatlar olabilir. Ama isteyen Cevşen’i bile kolaylıkla ezberleyebilir.
  7. Evrad okumayı arkadaş çevremizle düzenli bir paylaşım şeklinde programlarsak, kendimizi mecburiyet altına sokmuş oluruz. Bu durum nefsimizi ikna etmeyi kolaylaştırır.

Özellikle içinde bulunduğumuz şu süreçte evrad ve ezkara sarılmak daha çok önem kazanmakta ve sorumluluğumuzu arttırmaktadır. Nefsimiz evrad okumaya karşı bahaneler üretirken, bütün dünyada ve ülkemizde zulüm gören kardeşlerimizi, hanımları, çocukları, hastaları düşünerek aşk ve şevkle evrada ve duaya sarılalım. Aksi takdirde dünyada ve ahirette hesabını veremeyeceğimiz bir vebal altında kalırız.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin