Gezide verilen beraatler “Gezi Dava” Silahı (2)

YORUM | RAMAZAN FARUK GÜZEL

Gezi davası Türkiye’nin yakın tarihinin özeti gibi. AKP yargısı, Osman Kavala ve arkadaşlarını ‘FETÖ’ soruşturmaları kapsamında tutuklarken, avukatları ise ısrarla soruşturmanın ‘FETÖ’ işi olduğunu ispatlamaya çalışıyor.

Gezi’de İstanbul Başsavcılığı hiç tutuklama yapmamıştı. Ceza Muhakemeleri Kanunu 250. madde kalkmış ve terör mahkemeleri vardı. Soruşturmalar genel yetkili savcılıklar tarafından yürütülüyordu.

Olayların büyümesinden sonraki safhada ise gözaltılar olmaya başlamış, 300 gösterici serbest bırakılınca “Cemaat, eylemcileri serbest bırakıp Gezi eylemini destekliyor” propogandası yapmışlardı.

Daha sonra dosya terör savcılarına devredilmişti. Basından da hatırlandığı üzere, o zamanlar savcılar üzerinde ağır baskılar vardı. Muammer Akkaş gibi isimler hakkında “Cemaatçi” söylentisi çıkarılmış ve ardından bir işlem yapmaya kalktıklarında, “Cemaat Gezi eylemlerine, sivil tepkilere karşı”, yazıları devreye girmişti; ‘görevsizlik’ gibi kararlar vermeleri halinde “Cemaat geziyi destekliyor” söylentisini yaymışlardı.

Bilahare o savcılar da bazı eylemciler hakkında “Anayasal düzene karşı işlenmiş suç” nitelendirmesi ile dava açmışlardı… Bu davalar sanırım iktidarın baskısıyla açılmıştı. Sonrasında da zaten hemen hepsinde beraat kararları verilmişti.

Bu kararla kısaca bir göz atalım.

BERAATLİK DAVALAR

Gezi olayları kapsamında bir takım davalar açılmış, “darbe teşebbüsü” vs deseler de nihayetinde beraatle sonuçlanmıştı. Nitekim 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Darbeye teşebbüs değildir” tespitiyle verilmiş olan beraat kararı önemlidir. (K. No: 2015/394. )

Dosya üç yılı aşkındır Yargıtay’da bekliyor ama Kavala gibi bazı sanıklar “Gezi’yi düzenleyerek darbeye teşebbüs ettiniz” denilerek halen cezaevinde tutuluyor! Kavala’nın durumu ile Selahattin Demirtaş’ın yaşadıkları bir bakıma paralellik arz ediyor: İkisinde de siyasi hesaplar, baskılar, Avrupa’nın tepkileri, hükümetin işi sulandırma girişimleri var…

İki olayda da iki önemli şahsiyet şantaj unsuru olarak rehin tutuluyor. Gezi o kadar güçlü bir şantaj unsuru ki Koç Grubu gibi Türkiye’nin en büyük sermaye grubu bile bu tehdidin altında esir tutulmaya çalışılıyor. Diğer davalara bakacak olursak:

1- Beş sanıklı ilk dava, ilk beraat:

Gözaltına alınan şüpheliler hakkında ayrı ayrı davalar açılmıştı. Bunlardan biri de 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen beş sanıklı Gezi davası idi. İddianamesinde “Sanıklar Başbakanlık Ofisini basacaktı” ve “araç ve kamu mallarının zarar verildi” iddiaları olsa da, ‘delil  yetersizliği’ gerekçesiyle beraate hükmedilmişti.

2- Taksim Dayanışması Davası:

33.Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen, aralarında Mimarlar Odası Çevre Etki Değerlendirme Kurulu 2. Başkanı Mücella Yapıcı ve İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu’nun da olduğu 26 kişinin yargılandığı ”Taksim Dayanışması” davasında tüm sanıklar beraat etmişti.

Taksim Dayanışması üyeleri 8 Temmuz 2013’te İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun Gezi Parkı’nı açması sonrası gözaltına alınmışlar, “örgüt kurmak ve yönetmek” ile “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlamasıyla 1 yıl kadar yargılamaları sürmüş, – haklarında 17 yıla kadar hapis istemi olsa da- delil yetersizliğinden beraat kararı verilmişti.

3- 56 Sanıklı davada beraat:

“Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na Muhalefet Etmek” suçundan yargılanan, çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin olduğu 56 sanıklı dava da beraatle sonuçlanmıştı.

4- 20 sanığın davası:

6 Temmuz 2013’te, İstiklal Caddesi’nde düzenlenen yürüyüş nedeniyle İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan 20 sanığın davasında da beraatına  karar verilmişti.

5 yıl süren ve 29 Haziran 2018’de karara bağlanan davanın gerekçesinde, “Bu toplanma bir araya gelmenin barışçıl olmadığını söylemek mümkün değildir. Sanıklar birbirlerini tanımamaktadır. Ortak bir sosyal yapıları ve beraberlikleri yoktur. Sosyal medyada çağrı ve bildirimlerin başlangıcındaki amaç meşrudur. Pek çok sıradan her kesimden insan bir araya gelmiştir” denilmişti.

Gerekçe çok yerinde… Madem öyle bu davalar neden muhalif insanların tepesinde “Demoklesin Kılıcı” gibi sallandı durdu? Açılmış davalar da beraat ile sonuçlanırken, üzerinde koparılan fırtınanın sebebi nedir? AKP’nin son 10 yıllık yargı müdahaleleri sürecine bakıldığında mesele daha iyi anlaşılacaktır.

ÖZETLE GEZİ:

– Gezi olayları, bidayette barışçıl ve şiddet içermeyen bir şekilde başlamış, bu süreçte halktan da destek görmüştü.

– Ancak belli safhadan sonra, sanki gizli bir elin karışması üzerine barışçıl gösteriler ve olaylar çığrından ve mecrasından çıkmıştı… Gösteriler sırasında çevreye ve/veya vatandaşın malına verilen zararların şikayeti/ihbarı üzerine genel yetkiye göre soruşturma başlatılmıştı.

– Kamuoyu ve hatta Kabinede Erdoğan dışındaki herkes, barışçıl gösterilere anlayış, uzlaşı, hoşgörü beklemişti… Erdoğan bilerek ve isteyerek olayları tırmandırma, toplumu bölme, şiddeti hortlatma yönünde politika izlemişti. (Muammer Güler’e ait olduğu iddia edilen konuşmalarda geçtiği gibi.)

– Bu dönemde, Adalet Bakanı büyükşehirlerin Başsavcılarını ve emniyet yetkililerini Ankara’da toplantıya çağırmıştı. Savcıların, bakanın “Sert müdahale ve tedbirler” önermesine karşı CMK hükümlerini hatırlatmışlar ve “En fazla genel hükümlere göre ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü kanununa muhalefetten’ işlem yapılabileceğini, terör soruşturmalarının usulünün ve hükümlerinin ayrı olduğunu belirttikleri” kaydedilmişti.

O savcıların bu toplantıya iştirakine de bir kısım tepkiler gelmişti. Fakat asayişin korunması, bozulmuşsa geri getirilmesi idarenin görevi olmakla birlikte; bu sırada suç ilenmişse savcının görevi başlamaktadır. Tabiatıyla gösteriler sırasında idarenin görevinin bitişi ile savcının/adliyenin görevinin başlaması, birbirine geçişkendir.

Gezi’ye dair genel değerlendirmelerimiz –şimdilik- bunlar… Yeni gelişmeler ve bana yapılmış özel açıklamaların, bilgi paylaşımlarının olması halinde de bunu okuyucularımla paylaşmaya devam edeceğim.

‘Gezi Davası’nda neler oluyor? (1)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin