İki devlet ve üç fotoğraf… Hangisi daha tehlikeli?

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Otoriter rejimlerde kanun kuvveti, mahkemeler ve icra tek bir kişinin elinde toplanır. Tek adamın söylediği kanun kabul edilir. O kanuna uymayan da “asi” sayılır.

Yok kanun, yap kanun! Lider neyi münasip görmüşse kanunların hazırlandığı meclis sadece talimatları kanun çerçevesi içine sığdırmanın yollarını bulmakla mükelleftir.

Kanunilik şartını karşılayan otoriter rejimlerde adaletten, ferdin hak ve hürriyetlerinden bahsetmek mümkün değildir.

OTORİTERLİKLE DİKTATÖRLÜK ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ


Kuzey Kore, Çin, Rusya ve İran gibi devletlerde otoriterliğin ideolojik temelleri farklı olsa da icranın denge ve denetim mekanizmalarından müstağni tutulması hepsinin müşterek vasfıdır.

Otoriterlikle diktatörlük arasında çok ince bir çizgi vardır. Rejimin diktatörlüğe kayıp kaymayacağını biraz da bütün imtiyazı elinde tutan liderin vicdan katsayı belirler.

Liderin vicdan kırıntıları ile hakikatte bizzat devletin sahibi olan halkın hürriyet bahçesinin metrekaresi arasında birebir illiyet vardır.

Bir başka ifadeyle tek adamın insafına kalır milyonlarca kişinin hak ve hürriyeti.

TÜRKİYE’DE KİMLER, NEYE ÖZENİYOR?

Bir kişinin iki dudağı arasına sıkışmış rejimlere benzeme yolunda ışık suretiyle ilerleyen Türkiye’de otoriter tavırlar habis bir ur gibi bünyeye yayılıyor.

15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden bugüne yüz binlerce insana reva görülen hukuksuzlukları görmek istemeyenler o otoriterliğe bilerek yahut bilmeden teslim oluyor.

Ahval-i umumîye bakılırsa ilk şıkka girenlerin sayısı hiç az değil

Türkiye’de otoriterleşme temayülünü görmek istemeyenler en azından üç fotoğrafa tekrar bakmalı.

İLK FOTOĞRAF KUZEY KORE’DEN

İlk fotoğrafın adresi Kuzey Kore. Kuzey Kore’nin genç lideri Kim Joung-un bakanları, generalleri arkasına dizip toplantılar tertip ediyor.

Her toplantısı devletin televizyon kanalından naklen yayınlanıyor. Rusya’da devlet başkanı Vladimir Putin de benzer görüntülerle halk nezdinde “demir yumruk” tesiri uyandırıyor.

Orta Asya cumhuriyetlerinden Özbekistan ve Türkmenistan’da sıradan vaka haline gelmiş diziliş şekli Türkiye’de de benimsenmeye başladı.

İKİ FOTOĞRAF ERDOĞAN TÜRKİYESİNDEN

2’nci ve 3’üncü fotoğraflara gelince… Onlar Türkiye’den… İlk fotoğraf Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi’nden evvel devlet televizyonu TRT’ye verdiği mülakatta çekildi.

Erdoğan’ın hemen solunda İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı Binali Yıldırım ile birlikte 39 ilçenin başkan adayları yan yana dizilmişti.

Erdoğan mülakat esnasında sol eliyle içlerinde bakanlık ve başbakanlık yapmış isimlerin olduğu adayları işaret ederek, “Görüyorsunuz hepsi göreve hazır. Öyle değil mi arkadaşlar?” diyordu.

Programın başından sonuna kendisi konuştuğu halde 40 kişiyi vitrin süsü gibi arka fonda bekletti. Arada bir bazı adaylara teberrüken, “Sen ne dersin bu konuda?” hitabı ile söz verdi.

SON FOTOĞRAF DAHA HAZİN

O karenin demokrasinin Erdoğan’ın nazarında ne hale düştüğünü göstermesi açısından hazin bir misal olarak tarihe geçtiğini zannetmiştik. Güya Erdoğan’ın bitmek bilmeyen heveslerinden biri olarak kalacaktı.

Amma velakin Erdoğan mukallitleri için emsal teşkil etti o kare.

3’üncü fotoğraf 2 Ağustos 2019 Cuma gününden ve İzmir’den. Temmuz ayı ihracat rakamlarının ilan edileceği toplantıda Kuzey Kore liderinin izinden giden Erdoğan’ın oturma düzenine benzer bir masa düzeni kuruldu.

Öndeki masada Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) yönetim kurulu başkanı İsmail Gülle ve Ege İhracatçı Birlikleri Başkanı Jak Eskinazi oturdu. Arkada ise ihracatçılar yan yana…

Bakan Pekcan kameralara bol gülümsemeli pozlar dağıtırken arkadaki ihracatçıların ilk defa karşılaştıkları muameleyi hazmetmekte zorlandıkları gün gibi aşikârdı.

HANGİSİ DAHA TEHLİKELİ?

“Üç fotoğraftan hangisi daha tehlikeli?” suâline cevap verirken yok hiçbirinin birbirinden farkı denilebilir. Mamafih 3’üncü fotoğraf en tehlikelisi.

Zira hür teşebbüs dediğimiz sermaye, Kuzey Kore çerçevesinin içine sıkıştırılmayı içine sindirebiliyor.

Erdoğan’ın emrindeki bakan yahut parti teşkilatının bir neferi olmadıklarına göre iş insanlarının el pençe divan durması nasıl izah edilebilir?

Kamu ihaleleri, kamu bankaları ile tevzi edilen rantın peşinde ne kadar zelil hâle düştüklerini görmüyor olabilirler mi?

Ya da vergi dairesi, sağlık müdürlüğü veya belediyeden çat kapı gelecek müfettişlerin tebliği edeceği rekor cezalardan korkmuş olmasınlar!

SİYASETİN DEKORU OLMAYI KABUL ETMEYENLER HAPİSTE


Erdoğan Türkiyesinde sermaye-siyaset ilişkisinin en yılışık vaziyetine dair şıkları çoğaltmak mümkün. Bu hazin teslimiyeti izaha etmek için verilecek en doğru cevap “hepsi” olacaktır.

Boydak, Kavurmacı, Nakipoğlu ve İpek gibi sanayi devlerinin yönetim kurulu üyeleri Kuzey Korevari fotoğraflarda arka fon olmayı kabul etmedikleri için hapse atıldı.

Siyasetin dekoru olmaya dünden razı işadamlarına “marş marş” komutu vermek için AKP iktidarı tarafından pırlanta gibi insanların mülklerine el konuldu.

Üç fotoğrafın hepsi demokrasi namına tehlikelidir. 3’üncü fotoğraf ise diktatörlüğe meşruiyet kazandıran bir dalkavukluğun tecessüm etmiş hâli olduğu için daha tehlikelidir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin