Ey Kavmim!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Entelektüel çabasında olmaya gayret gösteren gençliğin en enteresan problematiklerinden biridir “Ey Kavmim” meselesi. Dünkü yazımda alıntısını yaptığım yazı muhteşemdir. Ancak her kim bu metinden bir alıntı yapsa anında tartışma patlak verir:

Bu yazı Ahmet Altan’a mı ait, yoksa Halil Cibran’ın bir şiiri mi?

Koskoca internet deryasında bu tartışmanın neticesine dair sağlıklı bir bilgiye ulaşmak maalesef mümkün değildir. 

Genelde internetten alıntı yaparken kaynağı sorgulamayan bir kuşağın ahfadı olduğumuz için kısa süre içerisinde tartışma arada kaynar gider. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Peki işin aslı nedir?

Bugün bu tartışmayı bitirelim Allah’ın izniyle…

Yazı her ne kadar üslup itibarıyla buram buram Ahmet Altan koksa da, genelde verilen örnekler ve serzenişi itibarıyla meşhur göç edebiyatının piri Halil Cibran’ın satırlarını da çağrıştırır. 

Şimdi filmi biraz geriye saralım ama çok geriye değil…

Birkaç yıl öncesine.. 

Malum olduğu üzere 15 Temmuz bahane edilerek yüzlerce gazeteci gözaltına alındı ve çoğuna ceza verildi. 

Bunlardan en meşhur olan ve Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı gibi isimlerin de yargılandığı mahkemedeyiz. 

Avukatlar savunma yapıyorlar ve Ahmet Turan Alkan Usta’nın avukatı savunmasında “Ey Kavmim”den alıntı yapıyor. Salonda bulunan Mustafa Ünal gibi entelektüel gazeteciler genç avukatın referans verirken Halil Cibran demesine adabınca itiraz ediyorlar. “Emin misiniz?” diye soruyor Ünal. 

Mahkeme heyetinin derdi elbette başka ve teröristlikle suçladığı insanlar entelektüel bir kaynak tartışmasına girişiyorlar. 

Ali Bulaç usta, “Evet Cibran’ın olması lazım” diyor. Karayeğen de itiraz ediyor. Zira o Ahmet Altan’ın koğuş arkadaşı. 

Söz hakkı Ahmet Turan Hoca’ya gelince o da aynı metinden alıntı yapıyor ama isim zikretmiyor. 

Herkes hücresine dönüyor akşam olunca. 

İbrahim (Karayeğen) Ahmet Altan’ın “Mahkeme nasıl geçti?” sorusuna “isminiz geçti” diyor. Ahmet Altan merak edince meseleyi özetliyor. 

Altan serzenişle şöyle diyor, “Elbette ben yazdım kardeşim ama kimse inanmıyor nedense!”

Ahmet turan Hoca’nın genç avukatı sonradan bir görüş gününde aynı soruyu ziyaret ettiği Ahmet  Altan’a soruyor ve aynı cevabı alıyor. 

Evet hakikat böyle. 

Ahmet Altan “Ey Kavmim” başlıklı enfes yazıyı Yeni Yüzyıl gazetesinde 6 Haziran 1996’da bir köşe yazısı olarak yayınlıyor

Aynı yazı kısa süre sonra Karanlıkta Sabah Kuşları isimli deneme kitabının 48. Sayfasında yayınlanıyor.

Altan, gazeteci Sevinç Özarslan ile 2006 yılında Zaman Gazetesi Cumartesi için verdiği mülakatta da aynı şeyi söylüyor: 

Sevinç soruyor: 

“Bir yılda okurlarınız için sürpriz iki yazı yazdınız. İkisi de Ramazan Bayramı’nda yayınlandı. Size bu yazıları kim yazdırdı?”

Cevap şöyle: 

“Daha önce de “Ey Kavmim” diye bir yazı yazdım. Bazı camilerde okunmuştu bu yazı. Benim yeni bulduğum fikirler değil bunlar. Ben birdenbire hidayete ermedim.”

Mesele bundan ibaret. 

Bu tür meselelerin nasıl yayıldığını göstermesi açısından tuhaf bir ayrıntı vermek isterim. Milliyet Gazetesi’nden Melih Aşık yıllar sonra yazı yayınlanmış, kitap piyasaya çıkmış, bu röportajlar yayınlandıktan filan sonra 29 Aralık 2013’te “Ey Kavmim”i köşesinde şiir olarak yayınlıyor ve şiirin Halil Cibran’a ait olduğunu yazıyor. 

İhtimal ki Ahmet Altan ya Aşık’ı okumuyor ya da yalanlamaya tenezzül etmiyor bilemiyorum.

Ama Ey Kavmim meselesinin hakikati böyle yani. 

Ey Kavmim, dinlemezsin biliyorum ama belki artık bu tartışmayı bitirirsin en azından. 

1 YORUM

  1. Ahmet Altan, Melih Aşık’ı okumamış olabilir.
    Melih Aşık’ın da tr724 ve Mahmut Nedim Hazar okuyucusu olduğunu sanmıyorum.
    Belki bir arkadaşımız Melih beye konuyu iletip açıklama yapmasını ister…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin