Erdoğan nereye yürüyor, muhalefet neyi bekliyor?

YORUM | TARIK TOROS 

Yaşadığınız yerde…

Bir çocuğun evinin önünde bisikletiyle turlarken polis panzerinin altında kalarak ölme ihtimali nedir?

***

Olay, Türkiye’de Şırnak İdil’de yaşandı.

7 yaşındaki Mihraç Miroğlu, 3 Eylül’de böyle can verdi.

Aynı gün defnedildi.

Polisin başına bir şey gelmedi.

BU YAZIYI YOUTUBE’DA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Olayın tek başına, ne mevcut iktidar ve rejimle…

Ne de ondan öncekiyle münasebeti yoktur.

O toprakların kadim sorunudur bu.

Ülke basını, “güvenlikçi politikalar” gibi süslü laflarla cinayetleri meşrulaştırırken…

Sağlıklı fikir yürütmek güçtür.

Sözümona “genelin refahı” için ağır bir misyon yürütülmektedir.

Küçük Mihraç “görev kurbanı”dır.

***

Son 10 yılda 16’sı çocuk 36 kişi panzerin altında can verdi.

Mihraç, 37’ncisi olarak kayıtlara geçti.

Devlet, kimin kimi öldürdüğünü çok iyi bildiği halde her defasında konuyu kapattı.

Arkasını sağlama alan asker+polis de devam etti insanları ezmeye.

***

Çözüm süreci?

-Buzdolabında!

Niye?

-“Bozulmasın” diye orada tutuluyor.

Amaç?

-Reis sıkıştıkça kullansın.

***

Şu ara ne zaman:

-Seçim barajı

-Yeni Anayasa

-Kürt meselesi, tartışmasına denk gelsem kanal değiştiriyorum.

Ankara’nın “Bir sistem kuralım da 100 sene devam etsin” gibi bir derdi yok, olmadı da.

***

Konu, Erdoğan özelinde daha pragmatist.

Amacı: O günkü mıntıka temizliğini yapmak, sıradaki engeli aşmak, bir biçimde seçimi almak, rakiplerini sindirmek.

Yani, günü kurtarmak.

Sonrasını düşünmedi ki hiç.

“Sırası gelince bakarız” deyip geçti.

Haliyle, laf ve vaatlerinde “tutarlılık” arayanlara şaşıyorum.

***

Milletin bir hafızası yok, evet.

AKP’nin yüzde 30’larda seyretmesi çok acayip, evet.

Kanun kitap hak getire, ne bir meclis var ne de anayasal düzen kaldı, evet.

Durumların kısa vadede değişeceği de yok, evet.

Peki…

Mücadele veya çözüme dair bir ışık var mı?

-HAYIR!

***

Öyle bir bataklık ki…

Debelendikçe içine çekiyor.

Çıkış için sopa uzatan yok.

***

Erdoğan’ın karşısına kimi koysanız seçilir durumda iken…

Adeta…

Kimi aday gösterelim de Erdoğan’ı güçlendirelim gibi bir çaba var.

Bir de demezler mi: “Adayımızı çıkarıp erkenden yıpransın istemiyoruz.”

Sevsinler!

***

Henüz bir cumhurbaşkanı adayları yok.

Hatta:

6 ay-1 yıl içinde seçim meçim olsun, istemiyorlar.

Kendi kendine eriyip gitsin diye bekliyor, zamana oynuyorlar.

2 YORUMLAR

  1. Sorunuza cevap:
    1. Yaşadığım yerde bir çocuğun evinin önünde bisikletiyle turlarken polis panzerinin altında kalarak ölme ihtimali hiç aklıma gelmedi bugüne kadar. 40 yıldır Almanya´da yaşıyorum. Bugüne kadar hiç polis panzeri görmedim. Gördüklerim de televizyondan, Berlin veya Hamburg şehirlerde 1 Mayıs gibi gösterilerde bir ihtimal görülen araçlar.
    2. Ölen çocuk ve ailesi için acı bir durum. Allah çocuğa rahmet eylesin, ailesine sabır versin. Ancak demokrasilerde iktidarı halk belirliyorsa ve sonuç çoğunluğa göre şekilleniyorsa Türkiye halkı bu tür şeyleri hak ediyor demektir. Ateş düştüğü yeri yakıyor, Güneydoğu´da böyle olaylar olurken ülkenin batısında sahilde güneşlenen birileri için bunun haber değeri var mı, emin değilim. Otelin açık büfesinde pastanın üstünde bir sinek görse, buna canı daha fazla sıkılacaktır muhtemelen.
    3. Halk bunu neden hak ediyor? Hakları konusunda bilinç yok, talep de yok. Almanya´da temel haklar anayasanın ilk 20 maddesini oluşturur. Bunlar vatandaşın devlet karşısındaki haklarıdır, vatandaşı devlet gücüne karşı korumayı, devleti de bu haklara bağlamayı amaçlar. Türkiye´de zihniyet devleti vatandaşa karşı koruma esasına dayanır. Vatandaş da bu durumu benimsemiştir, devletin kendine karşı korunması gerektiğini düşünür.
    4. Devlet Avrupa´da rasyoneldir, bürokrasidir, öyle efsanevi, fizikötesi vs. bir şey değildir. Seçim kampanyalarında da vatan-millet-sakarya türü edebiyat yerine daha pratik ve somut konular rol oynar: Savunma bütçesi artsın mı? Otobanlarda hız sınırı kalksın mı? Kiraların yükselmesi kanunen sınırlandırılsın mı? Asgari saat ücreti 12 Euro´ya çıksın mı? … gibi. Türkiye´de ise devlet lafı geçince akan sular durur. Devlet adeta mitolojik, fizikötesi gibi çok farklı bir şeydir. Birileri devlet böyle istiyor deyince söyleyecek fazla bir şey yoktur. Orada artık sorgulama, farklı düşünce yürütme vatandaşın haddine değildir.
    5. Ancak vatandaşın da böyle bir talebi yoktur. Böyle bir talep yerine vatandaşa ve o ülkenin sosyal gruplarına devlet içinde yer almak ve hatta devleti ele geçirmek daha cazip gelir.
    6. Bunun böyle olmasında belki dini kavramların suistimal edilmesi de rol oynuyor. Şimdi belki o ölen çocuğun ailesine diyecekler ki: Üzülmeyin, çocuğunuz cennete gitti, oradan sizi seyrediyor. Ayrıca sizin aileden başka birine de şuradan bir iş ayarlayalım, meseleyi kapatalım vs… Ha, o çarpma anında o panzer devrilse ve içindeki sürücü ölse idi, o da şehit olacaktı ve sorgusuz sualsiz direkt cennetlikti. Biliyorsunuz, devlet hizmetinde ölen herkes cennetliktir, bu dünyadaki davranışlar için hesap verme, mahşer, sırat köprüsü filan kalkar, kendinizi bir anda cennette bulursunuz. Bir düşünün, dikkatsizlik sonucu bir facia yaşanıyor, ama hayatını kaybeden çocuk da cennetlik, o anda devletin aracındaki kişi ölse, o da cennetlik.
    (Bu o kadar enteresan bir şey ki, bir hatırlayın: Bir ara genç kızlara karakolda cinsel tecavüz haberleri çıkmıştı. Orada bu işi yapanlar da devlet görevlisi. Eğer o sırada içlerinden biri kızlardan birinden bir tekme yiyip ölse idi, o kız katil-terörist olacaktı, tecavüze kalkışan kişi de şehit).
    7. Eee, ebedi hayat mevzu bahis olunca temel hakmış, polis panzeriymiş, bunların ne önemi kaldı?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin