Erdoğan-Ergenekon ittifakının stres testi

YORUM | ADEM YAVUZ ARSLAN 

Stres testi’ni duymuşsunuzdur.

Özetle “daha önce planlanmış muhtemel olumsuz senaryoların sisteme vereceği zararı ölçme” olarak tanımlanır.

Bir haftadır gündemi alt üst eden 104 amiral olayı da bir bakıma iktidar bileşenleri arasındaki stres testiydi. Muhtemel olumsuz senaryolardan birisi sahaya sürüldü ve test edildi.

Şimdi taraflar için hasar ve durum tespiti zamanı.

‘İktidar bileşenleri’ yani testin tarafları kendileri açısından kapsamlı bir

değerlendirme yapacaklardır.

Gelişmeleri izleyen bizler tarafların aldığı kararları bir sonraki hamleye bakarak anlamaya çalışacağız.

ÇOK BİLİNMEYENLİ DENKLEM

Yaşananların analizini yapmadan önce ne olduğunu kısaca hatırlayalım.

4 Nisan gecesi 22.54’te Veryansın TV Youtube kanalında bir bildiri yayınlandı. Aralarında kuvvet komutanlığı da yapmış isimlerin bulunduğu 104 emekli amiralin imzaladığı bildiri her ne kadar Montrö merkezli gözükse de ‘sarıklı amiral’ göndermesiyle “Atatürk ilkelerinden sapıldığı” vurgusunu yapıyordu.

Metnin “Yüce Türk Milletine” ibaresiyle başlaması ve ilerleyen bölümlerde “aksi halde” gibi ifadeler içermesi nedeniyle AKP tarafından “darbe bildirisi” olarak lanse edildi.

AKP, 15 Temmuz’da olduğu gibi iyi hazırlanmıştı ve bir bütün olarak ayağa kalktı.

Bir yandan gözaltılar başlarken öte yandan kapsamlı bir medya kampanyası yürürlüğe kondu. İmzacıların arkasındaki üst akıldan amirallerin siyasi parti üyeliklerine kadar kapsamlı listeler medyaya servis edildi.

Hatta Ahmet Hakan’ın yönettiği Hürriyet Gazetesi imzacı amirallerin CHP üyesi eş ve çocuklarını dahi yayınladı. Yani 15 Temmuz öncesi olduğu gibi ‘hedef kitle’ fişlenmişti.

Tepki üzerine haberi revize ettiler ama bildiri ile ilgili ‘merkez’ kendini açık etmiş oldu.

Takip eden günlerde iktidar cenahının amiraller bildirisinden haberdar olduğu hatta ‘uzantıları’ aracılığıyla süreci yönlendirdiği yönünde kuvvetli ipuçları ortaya çıktı.

Dahası hükûmete yakınlığı ve operasyonel haberleri ile bilinen Avaztürk internet sitesinin yayın yönetmeni Zihni Çakır ekranlara çıkıp bildiriyi ilk olarak kendilerinin yayınladığını hatta metin yayınlanmadan önce şu an kabinede olan bir bakanın da konudan haberdar olduğunu anlattı.

Bir haftalık gürültü̈ patırtının sonunda Pazartesi akşamı geç saatlerde amiraller adli kontrolle serbest bırakıldı.

Peki biz ne yaşadık? Bütün bunlar ne anlama geliyor?

ERDOĞAN SİNİR UÇLARIYLA OYNADI

Girişte de dikkat çektiğim gibi Ankara’daki güç odakları arasında bir ‘stres testi’ yaşadık.

17 Aralık 2013 büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası kurulan Erdoğan-Ergenekon (derin devlet) ittifakı arasında yaşanan bu test bir başka ifadeyle el ense çekme denemesi – şimdilik – kavgaya dönüşmeden bitti.

Erdoğan cephesi müttefiklerinin reflekslerini ölçtü, ittifak ettiği çevreler içindeki çatlakların büyümesini sağladı. Nitekim amirallerin bildirisi sonrası Perinçek ve ekibinin söylemleri Ergenekoncu-Ulusalcı ekip içindeki ayrılığınzüne çıkarmıştı.

Bugüne kadar ‘tek parça’ imajı çizen bu kesimler artık çok parçalı bir yapı. Bu durum Erdoğan’ın klasik oyun planına fırsatlar veriyor. Hatırlatmakta fayda var Gülen Cemaati’ni bitirme kararı alan bu ittifak önce Cemaat’i birkaç parçaya bölmeye çalışmıştı.

Erdoğan amirallerin bildirisiyle birkaç alanda birden test yaptı. Kendi tabanının reflekslerini ölçtü. Parti teşkilatlarının ve siyasi arenada boy gösteren herkesin duruşu açıkça görüldü.

Normal şartlarda Erdoğan’ı eleştiren ve mesafeli duran isimlerin darbe bildirisi söyleminde bile iktidar saflarına toplaşması Erdoğan’ı fazlasıyla memnun etti.

rkiye’nin bütünüyle parti devletine dönüştüğü teyit edildi. Düşünsenize Yargıtay’ından Jandarma’sına, Tapu Kadastro’dan Diyanet’ine tüm

kurumlar açıklama yaptılar.

Bildiri yayınlandıktan 24 saat sonra yüzlerce ‘STK’ suç duyurusu için adliye önlerindeydi.

Erdoğan’ın hanesine yazılabilecek başka kazanımları da var.

Ancak en önemli kazanımı şu oldu: 15 Temmuz benzeri bir kumpası kurması halinde sahayı istediği gibi şekillendirebileceğini gördü.

Propagandasını sonuna kadar yaptı. TSK’ya operasyon tehdidiyle (imzacıların muvazzaf uzantıları söylemiyle) ayar verdi.

Erdoğan’ın tepkisine rağmen tutuklamayan yargı ile dünyaya ‘bizde yargı bağımsız’ mesajı vermiş̧ oldular.

Yani Erdoğan ‘kafasının atması’ halinde hepsini bir gecede toplayabileceği algısını güçlendirmiş oldu.

Erdoğan emekli amirallere yönelik bir operasyona girişirse ‘muhalif’ kesimlerin nasıl tepki vereceğini de test etmiş̧ oldu. İnternet sitelerinden siyasi partilere kimin ne kadar tepki vereceğirüldü.

İktidar cephesi Ergenekoncu Ulusalcı kesimin Cemaatçiler kadar sahipsiz olmadığını da görmüş oldu.

Özetle sinir uçları test edildi, hesaplar kitaplar güncellendi ve nihayetinde Erdoğan-Ergenekon ittifakında kılıçların kınına konmasına karar verildi.

DARBEYİ ŞİMDİ Mİ SONRA MI İNDİRELİM TARTIŞMASI

Ancak bu durum ittifakın devam edeceği olarak yorumlanmamalı. Çünkü

Erdoğan’ın müttefikleri içinde iki görüş çatışma halinde.

Bir kesim “Erdoğan bizim hayalini bile kuramadığımız isleri yapıyor, bundan iyisini mi bulacağız istediğimiz istikamette. Kürtler ve Gülencileri temizlediği sürece bizce sorun yok,” derken öbür taraf “Bütün kazanımlarımız bir bir gidiyor. Erdoğan’ın ipini çekmeye karar verdiğimizde çok geç olacak, bizi bitirecek,” tezini işliyor.

Tarafların görüş ayrılıkları nasıl sonuçlanacak bilmiyorum ama Ergenekoncu-Ulusalcı kesim içindeki her iki kanadın da Erdoğan’ı hafife aldığını düşünüyorum.

Amirallerin bildirisi ve bir haftalık stres testinden hareketle rkiye’de gelinen noktayı bir kez daha hatırlatmakta fayda var.

Erdoğan’ın ‘devleti ele geçirme ve dönüştürme projesi’ sona geldi.

Bugün itibariyle MİT ‘Erdoğan Türkiye’sinin merkezi ve artık tüm kararlar burada alınıyor.

Bir zamanlar ‘devletin merkezi’ sayılan TSK artık yok.

Özellikle 2012 itibariyle GES Komutanlığı’nın personeliyle birlikte MİT’e devri ile ordunun gözü r kulağı sağır oldu.

15 Temmuz kumpasıyla felç̧ edilen TSK artık güç odağı değil. Hakan Fidan’ın MİT, Hulusi Akar’ın TSK’da oynadığı rolü bütün çıplaklığı ile görmek mümkün.

MİT artık ‘yeni Türkiye’nin devlet merkezi’ oldu. Artık tüm kararlar politikalar oradan çıkıyor.

Düşünün İYİ Parti lideri Meral Akşener kendi il başkanıyla ilgili ‘temiz kâğıdı’nı MİT’ten almak istemişti. Artık siyasi partilerden sivil topluma, medya kurumlarından dini gruplara her şey MİT eliyle dizayn ediliyor.

‘Yeni devlet’in gerçekten Erdoğan’ın kontrolünde olup olmadığı tartışmalı olsa da kesin olan bir şey var 15 Temmuz kumpası ‘yeni derin devletin’ ne kadar maharetli olduğunu ortaya koydu.

Bu yüzden Amiraller Bildirisi ve sonrasında yaşananları ‘yeni devletin’ bir stres testi olarak görmek gerekiyor.

1 YORUM

  1. ” Tarafların görüş ayrılıkları nasıl sonuçlanacak bilmiyorum ama Ergenekoncu-Ulusalcı kesim içindeki her iki kanadın da Erdoğan’ı hafife aldığını düşünüyorum.”
    Evet, bunu tecrübe eden bir cemaatin mensubu olarak bu tezi destekliyorum.
    Erdoğan sadece Erdogan değil. Hey gidi günler… Yıkar geçeriz….. bla bla…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin