Erdoğan-Ergenekon evliliği (2)

perinçek bahçeli erdoğan

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

1 Kasım sürecinin başlatılmasından sonra yıllarca Erdoğan’dan ve AKP’den nefret çevreler bir anda onun yanında saf tutmaya başladı. 7 Haziran seçimlerinden sonra Devlet Bahçeli tam da Saray’ın istediğini yapmış, koalisyon için bütün kapıları kapatmıştı. Amiyane tabirle ‘Nuh diyor peygamber demiyor, iktidarı elinin tersiyle itiyordu’

Bahçeli siyaseti patinaja mahkum etmişti bu da Erdoğan’ın seçimleri yenileme kararı alması için şartların uygun hale gelmesini sağlamıştı. Yıllarca ağza alınmadık cümlelerle Sarayı tenkit eden Bahçeli, Ergenekon’la evlilik gerçekleştikten sonra kendini kayıtsız şartsız Saray’ın emrine vermişti.

Bu evlilikten sonra bütün muhalif unsurlar Saray’ın hizmetine girdi desek abartmış olmayız. Bütün kritik evrelerde CHP ve İP de tıpkı MHP gibi Saray’ın istediği yönde tavır göstermeye başladı. Bunlar içerisinde en kritik olanı Meclis’in fiilen susturulduğu milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasıydı. Saray ve politikaları artık tartışılmaz olmuştu. CHP’nin yeni Türkiye’nin legal hale gelmesindeki kritik hamlelerine dikkatle bakmanızı öneriyorum. Meclisi emekliler kulübü haline getiren 16 Nisan 2017 Referandumundaki şaibe tartışmalarını CHP’nin nasıl ortadan kaldırdığını, konuyu nasıl yüzde 51-49 tartışmasına getirdiğini hatırlayın. Hele de 24 Haziran 2018 Başkanlık seçiminde halka umutlar veren Muharrem İnce ve Meral Akşener’in o gece nasıl ortadan kaybolduğunu, oy ve ötesinin Saray’ın verileriyle nasıl uyumlu hale getirildiğini bu sayede ülkeyi Recep T. Erdoğan’a nasıl teslim ettiklerini hatırlayın.

Ama hepsinden önemlisi CHP ve İP’in ve kamuoyunda muhalifmiş gibi görünen Ergenekon artığı isimlerin FETÖ iftirasına Saray’dan çok daha iştahla sarıldığını unutmamak gerekir. Neredeyse hiçbir insan hakları ihlalini gündemlerine almazken, cemaatle yeterince mücadele edilmediği konusunda da hükümete eleştiri yapmaya devam ediyorlar.

Davutoğlu’nun 7 Haziran-1 Kasım arasını telaffuz etmesinden sonra en büyük tepki bir dönem Ergenekon’un sesi soluğu olan isimlerden çıkmış olması da manidardı. Hasan Ünal gibi isimlerden Davutoğlu’na Suriye defterini açarız mesajları geldi.

7 Haziran-1 Kasım sürecini, sadece o dönemle sınırlı görmemek gerekir, O sürecin yansımalarını bugün çok daha güçlü yaşıyor Türkiye. Bugünkü 15 Temmuz rejimi aslında o dönemde gerçekleşen Ergenekon-Erdoğan zifafından sonra kurulmuştur. Bugün Doğu Perinçek’in, Metin Feyzioğlu’nun, Ardan Zentürk’ün, Can Okanar’ın, Yiğit Bulut’un ve bilimum eski tüfek Ergenekoncuların böylesine canhıraş bir şekilde Recep T. Erdoğan’ın savunuyor olması 2015 yılında fiilen gerçekleşen Erdoğan-Ergenekon evliliğinden kaynaklanıyor.

Daha önce AKP’ye ve Erdoğan’a ağzına gelen her şeyi sayanların bugün kritik görevlere geliyor olması, hepsinin bir anda Reisci kesilmesi, AK Parti’nin bütün kurucu kadro ve zihniyetinin tasfiyesinin altında da elbette ki Ergenekon-Erdoğan evliliği yatıyor.

Piyasada dindar görünerek en aşağılık işleri yapan isimlere de dikkatle bakmak lazım. 50 yıldır mahallede görmediğimiz tipler en sıkı İslamcı, en sıkı reisci. Yani Ergenekon devletteki bütün kadrosuyla suçu Erdoğan’a yıkarak yeni bir rejim kuruyor.

Ergenekon kendisine hareket özgürlüğü veren Erdoğan’a devleti altın tepside sunuyor. Ama ona ve yandaşlarına nasıl bir tuzak kurduklarını tam olarak bilemiyoruz. Yalnız gerçek olan bir şey var ki bu yapı Erdoğan ve yandaşlarından en az cemaatten nefret ettikleri kadar nefret ediyorlar.

Bir yandan Erdoğan’ın etrafını boşaltırken diğer yandan da gerçek düşmanlarıyla yani cemaatle mücadeleyi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyorlar. Asıl beyin olan cemaatin tasfiye edilmesinden sonra gerçekte kadrosu olmayan Erdoğan’dan kurtulmak onlar için çok kolay. Metin Feyzioğlu ne diyordu ‘cemaat geri dönerse hepimiz hapı yutarız.’

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin