Avrupa’yı birleştirdi, Karikatür Krizi’nde sınıfta kaldı: Anders Fogh Rasmussen

anders-fogh-rasmussen protesto

ÖZEL HABER | HASAN CÜCÜK 

Anders Fogh Rasmussen, Danimarka tarihine peş peşe 3 seçim kazanan lider olarak geçmekle kalmadı; NATO genel sekreterliği için başbakanlığı bırakan ilk isim olarak üne kavuştu. 2. Dünya Savaşı’nda bölünen Avrupa’yı yeniden birleştiren lider diye gösterilmesi, NATO genel sekreterliği yolunu açtı. Ancak 30 Eylül 2005’te patlak veren Karikatür Krizi’nde sınıfı geçemedi.

Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak 26 Şubat 1953’te doğan Rasmussen, politikaya 17 yaşında ilgi duymaya başladı. 68 Kuşağı’nın estirdiği sosyalist dalgadan rahatsız olan Rasmussen, 1970’te Liberal Parti’nin gençlik kollarını kurarak ilk genel başkanı oldu. Genç yaşta giriştiği bu politik eylem parti yönetiminin dikkatini çekti. 19 yaşında milletvekilliği teklifi alan Rasmussen’in önündeki tek engel yaşıydı. O tarihte seçme ve seçilme yaşı 20 olduğu için milletvekili adayı gösterilemedi. 1972-78 arasında Arhus Üniversitesi’nde ekonomi okudu. Rasmussen’in politikadaki dönüm noktası, üniversiteden mezun olduğu 1978 yılıdır. Önce Anne-Mette ile hayatını birleştiren Rasmussen, 1 Haziran 1978’de Aksel Pedersen’in belediye başkanlığını milletvekilliğine tercih etmesiyle, yedek vekillikten asilliğe terfi etti. Böylece, 25 yaşında meclisin en genç milletvekili olan Rasmussen için hızlı politik yaşamının startı verilmiş oldu.

1985’te Liberal Parti’nin genel başkan yardımcılığına seçilen Rasmussen, 10 Eylül 1987’de vergi bakanı olurken, ilk kez kırmızı plaka ile tanıştı. 1990’da bakanlık sayısını ikiye çıkaran Rasmussen, ekonomi bakanlığını da üstlendi. Beş yıl vergi bakanlığı yaparak bakanlık tarihinin en uzun süreli ismi oldu. 1992’de hazırlanan bir raporun kamuoyuna sızdırılmasıyla bakanlıktan istifa etti. Liberal-Muhafazakâr koalisyon hükûmetinin 1993’te iktidarı kaybetmesiyle, 1993-98 arasında Liberallerin politik sözcülüğünü yaptı. Parti başkanı Uffe Ellemann Jensen’in 11 Mart 1998’de görevinden ayrılmasıyla da 18 Nisan’da parti başkanlığına seçildi.

20 Kasım 2001’de yapılan seçimlere ‘şimdi değişim zamanı’ sloganıyla giren Rasmussen başkanlığındaki Liberaller, tarihî bir seçim başarısı göstererek 8 yıl sonra yeniden hükûmeti kurma görevini aldı. Liberaller ile Muhafazakârların kurduğu azınlık koalisyon hükümetinin başbakanı olan Anders Fogh Rasmussen, Şubat 2005 ve Kasım 2007’de yapılan seçimlerden zaferle çıkarak üst üste 3 seçim kazanan tek lider olarak Danimarka tarihine geçti.
Anders Fogh Rasmussen’in yıldızı, 1 Temmuz 2002’de Danimarka’nın AB dönem başkanlığını üstlenmesiyle parladı. Avrupa Birliği, tam 10 ülkeyle müzakereleri yürütmekteydi. ‘One Europe-Bir Avrupa’ sloganıyla dönem başkanlığını devralan Danimarka’nın hedefi, müzakereleri nihayetlendirip tam üyelik vizesinin aralıkta Kopenhag’da yapılacak zirvede karara bağlanmasıydı. Özellikle Polonya ile yapılan müzakereler çok çetin geçti. Tarım yardımları konusunda Polonya bastırınca, işler çoğu zaman durma noktasına geldi. AB başkentleri arasında mekik dokuyan Rasmussen, diplomasinin tüm inceliklerini kullanarak iyi bir müzakerecilik örneği sergiledi. Aralık 2002 AB Zirvesi, Rasmussen’in liderliğinin tescili oldu. Polonya’nın son dakika krizleri ikili görüşmelerle çözüldü. Zirve sonunda birliğin 10 yeni üye ile genişlemesine onay verildi.

anders-fogh-rasmussen NATO

2.Dünya Savaşı sonrası doğu-batı diye ikiye ayrılan Avrupa’yı yeniden birleştiren lider olarak tarihe geçen Rasmussen, ‘küçük ülkenin büyük lideri’ olarak sahnedeki yerini aldı. Sosyal demokratların yıllarca uyguladığı ‘sosyal devlet’ anlayışı yerine ‘serbest pazar’ ekonomisini getirerek devletin işsiz ve fakirlere yaptığı yardımları kesen Rasmussen, Danimarka’nın barışçı dış politikasını da değiştirdi. Amerika’nın Irak’ta en yakın müttefiki oldu. Bush ile âdeta ‘kanki’ idi. Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğunun, istihbarat örgütü PET’in hazırladığı raporla ispatlandığını iddia etti. Basra bölgesine asker gönderen Rasmussen’in bu yalanı, PET’in raporlarının basına sızdırılmasıyla ortaya çıktı. Mart 2003’te Irak savaşını protesto için meclise gelen iki genç, Rasmussen ve Möller’e kırmızı boya ile saldırdı. Yıllar sonra bu olay için “İçimden o an saldırganları dövmek geçti; ancak görevim buna engel oldu.” diyen Rasmussen’in bir başka itirafı ise Irak savaşıyla ilgili. “Yeterli hazırlık yapmadan saldırdık.” diyen Rasmussen, Danimarka’nın neden Irak’ta olduğunu izah etmekte zorluk çekti. Bush’un yakın ilgisine mazhar olarak iki kez ABD’ye giden Rasmussen, yakın müttefikini bir kez Kopenhag’da ağırladı.

Aralık 2002 Kopenhag Zirvesi’nde Avrupa’yı birleştiren lider olarak öne çıkan Rasmussen, 30 Eylül 2005’te patlak veren Karikatür Krizi’nde kötü bir liderlik örneği sergiledi.
30 Eylül 2005’te Jyllands Posten gazetesinin yayınladığı Peygamber Efendimiz’e hakaret içeren karikatürlerdi. Efendimizi terörist gibi gösteren karikatürler, İslam dünyasını ayağa kaldırdı. Gözler Başbakan Anders Fogh Rasmussen’e çevrildi. Ülkede yaşayan 300 bin Müslüman, başbakandan içlerini rahatlatacak bir açıklama bekliyordu. Rasmussen ise karikatürleri ‘ifade özgürlüğü’ sınırları içinde görüp Avrupa’nın temel değerinin bu özgürlük üzerinde yükseldiğini ifade etti. Ortam giderek gerginleşiyordu. Kriz artık global boyutlara ulaşmıştı. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 11 Müslüman ülkenin büyükelçilerinin görüşme talebini geri çeviren Rasmussen, yargıyı adres gösterip tüm diyalog kapılarını kapattı.

Şubat 2006’dan itibaren Danimarka’ya olan öfke seli giderek arttı. Büyükelçilikler basıldı, Danimarka ürünleri boykot edildi, bayrakları yakıldı. Daha önce kabul etmediği 11 Müslüman ülkenin büyükelçilerinin de içinde olduğu 56 elçiyi toplayarak ülkesinin görüşünü aktardı. Dışişleri Bakanı Per Stig Möller’in gayretleriyle tepkiler biraz durulurken, Rasmussen bildiğini okumaya devam etti. 2007’nin yeni yıl konuşmasında 2006’nın Danimarka’ya yönelik dramatik boykot ve saldırılara sahne olduğunu vurgulayan Başbakan Rasmussen, “Bayrağımızın yakılması, elçiliklerimize saldırılar ve ülkemize yönelik tehditler, bizde derin izler bıraktı. Bu beklemediğimiz bir durumdu. Birçoğumuz 12 karikatürün bu tür bir öfkeye sebebiyet vermesini anlamada zorluk çektik. Danimarka için zor haftalar geçirdik. Ancak pozisyonumuzu koruyup birlik içinde zor durumdan başarıyla çıktık.” dedi.

Avrupa’yı birleştiren lider konumundan krizi yönetemeyen lider konumuna düşen Rasmussen, 2004 yılından itibaren uluslararası bir görev için kulis yapıyordu. İtalyan Romano Prodi sonrası Avrupa Komisyonu Başkanlığı için adı geçen Rasmussen, bu isteğine ulaşamayınca hedefine NATO Genel Sekreterliği’ni koydu. 2008 yılını adeta yurtdışında geçirdi. Yaptığı kulis faaliyetleri Nisan 2008’de basına yansıyınca, ısrarla görevine devam edeceğini söyleyip haberleri yalanladı. 2009 yılının ilk aylarını yine yurtdışında geçiren Rasmussen, genel sekreterlik yolunda Almanya, Fransa ve İngiltere gibi NATO’nun ağır toplarının desteğini aldı. ‘Kanki’si Bush’un gitmesiyle biraz olsun gözünden düştüğü ABD’den de destek almayı başardı. 2 Nisan 2009’da NATO genel sekreteri seçilen Rasmussen, görevde 5 yıl kaldı. Genel sekreterliği sırasında Karikatür Krizi’nin izlerini unutturma adına İslam dünyasıyla yakın ilişki kurmaya gayret etti. Görevi 1 Ekim 2014’te Norveçli Jens Stoltenberg’e devreden Rasmussen, başbakanlığı bırakıp NATO genel sekreterliğine geçen ilk isim oldu. NATO genel sekreterliği için başbakanlığı bırakan Rasmussen, uluslararası görevi sona erdikten sonra ise danışmanlık firması kurdu. Ukrayna Devlet Başkanı Petro Porosjenko’nun danışmanı olarak çalıştı. Şimdilerde gözden uzak bir şekilde danışmanlık şirketiyle ilgilenmeye devam ediyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin