Devlet-i Adiyye’ye hoş geldiniz!

Yorum | Naci Karadağ

Şaka ya da kötü bir rüya filan değil, göz göre göre demokrasiye veda edildi ve Türkiye’nin yönetim şekli sultanlığa dönüştürüldü. Bu sebeple başlığa bir de isim bile eklenebilir: Devlet-i Adiyye-i Tayyibiye…

Hayat hakikaten çok enteresan. Bir ay bile geçmedi, bu köşede “Amerikalılar tarafından arandım” şeklinde ironik bir yazı kaleme almış ve Muharrem İnce’nin palavrasından yola çıkarak “Atanamamış Tayyip” esprisi yapmıştık ki, CHP’li arkadaşların taşlı-sopalı (mecazen) saldırısına maruz kalmıştık.

Gariplik şurada; çok değil 15 gün öncesine kadar CHP’liler için umut, AKP’liler için tüm kötülük ve şerrin kaynağı, sapık (havuz medyasının kullandığı tabir buydu), dış güçlerin maşası olarak görülen ve ciddi bir çatışma noktası olan Muharrem İnce’yi bugün CHP’liler yerden yere vururken yandaşından yalakasına, havuzundan maaşlı trolüne kadar tüm iktidar cenahı İnce güzellemesi yapıyor.

Hayat böyle garip elbette ama Türkiye hayattan çok daha garabetlerle dolu.

İnce’ye kaybetme korkusu sardığı için 6 ay önce reddettikleri hayvanlara şiddet, vatana ihanet saydıkları bedelli askerlik, aksini savunmanın vatan hainliği sayıldığı OHAL’i kaldırma gibi yasaları çıkarma sözü veren Erdoğan yapılan baskılar neticesinde OHAL’i kaldırır gibi görünecek. Bu sebeple daha önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi son bir vurgun mahiyetinde son bir KHK yayınladı.

Havuz kendince gördüğü güzellikleri öne çıkararak yazdı, yazıyor.

Oysa bu KHK Türkiye Cumhuriyeti ve demokrasisinin ölüm fermanının ete kemiğe bürünmüş hali. Siz bakmayın Erdoğan’ın toplantı yapıp kabineden filan bahsetmesine. Yerli yabancı herkes çok iyi biliyor ki, kabine filan hikaye olduğu isim falan da önemsiz. Bu yüzden “yeni dönemde ekonominin sorumlusu kim olacak?” diye sorduklarında, “kim olacağı önemli değil, adımları Erdoğan atacak” diyerek meselenin iç yüzünü söylemişlerdi yabancı yatırımcılara… Dolayısıyla birbirimize numara yapmaktan vazgeçelim artık.

KHK ile Meclis filan kalmadığı gibi ülkedeki her şeyi Erdoğan’ın iki dudağı arasına bırakılıyor. Hani ayıp olmasa balkona çamaşır asmak için bile Erdoğan’dan izin almak gerekecek bundan sonra.

Üstelik bu daha başlangıç sayılır. Tayyip Erdoğan’ın yaptıkları yapacaklarının da delilidir zira. Elinde hiçbir yetki yok gibi görünürken ülkeyi tımarhaneye çeviren birinin önünde hiçbir engel kalmadan ve kulak memesi kıvamında muhalefet varken neler yapabileceğini kendi yandaşları bile tahmin etmekten korkuyordur eminim. Allah bu milletin masum insanlarının yardımcısı olsun.

Kesinlikle okumadığınızdan eminim, çünkü yaptığım minik ankette okuyana henüz rastlamadın eski rejimin son, yeni rejimin ilk kararnamesinde (bundan sonra ferman olarak tanımlayacağız) 74 madde ve geçici 2 madde ile pek çok alanda tek yetkili Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. Reis’in yetkileri arasında sıtma ile mücadeleden çeltik ekimine kadar çok önemli işler var.

Hadi biraz okuyalım, gülelim ağlanacak halimize

Yeni dönemin bu ilk fermanında işi baştan sıkı tutmak adına 1924 yılından bu yana çıkartılan çok sayıda kanunda yer alan “İcra Vekilleri Heyeti”, “Bakanlar Kurulu” ve “Başbakanlık” sözcükleri “Cumhurbaşkanı” ve “Cumhurbaşkanlığı’nca” olarak değiştirildi. Bu şu demek artık meclis filan yok, bakanlıklar da. Varsa da şekilden ibaret. Takılsınlar öyle maaşlarını alsınlar efendi gibi evlerine gitsinler işte.

Bugüne kadar fiilen paramparça ettiği anayasayı artık kendine uyarlayan ve ülke yönetiminde resmen “tek söz sahibi” konumuna gelen Erdoğan, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu, Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu, Ekonomi Politikaları Kurulu, Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu, Hukuk Politikaları Kurulu, Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu; Sosyal Politikalar Kurulu ve Yerel Yönetim Politikaları Kurulu ile Finans, İletişim, İnsan Kaynakları, Teknoloji ve Yatırım ofisleri ve atadığı 16 bakanla çalışacak.

477 Sayılı KHK’da neler yok ki!

Erdoğan’ın kendisi için hayati olarak gördüğü bazı alanlar aceleyle pakete dâhil edilmiş ve ayrıntısı sonra çalışılmak üzere en baştan KHK’ya eklenmiş.

Örneğin Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun… Ya da Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun… Bu iki önemli alanın niye ilk KHK’ya konulduğunu sanırım hepimiz biliyoruz. Bu kanunların yan süsleri de mevcut. Misalen; İcra ve İflas Kanunu, Tapu Kanunu, İkamet Mukavelenamesi Aktedilmeyen Devletlerle Yapılacak Muvakkat Mukavelename Hakkında Kanun, Askeri Ceza Kanunu gibi…

Zaten bugüne kadar öyleydi, öyle önüne gelen iflas filan edemiyordu, bunun da onayını alması gerekiyordu Saray’dan. Şimdi artık kanunen böyle. Tapu meselesi de öyle, artık Saray arzu ettiği yere kendisi el koyabileceği gibi herkesin tapusu üzerinde istediği tasarrufa sahip. Paşa gönlü bilecek yani, ister el koyar, ister bir yandaşa verir TOKİ ile ortaklaşa bilmem ne konakları yaptırtır!

Bakmayın gülüp eğleniyor gibi olduğumuza aslında korkunç şeyler bunlar. Koca bir ülkedeki iğneden ipliğe her şeyin yetkisini bir kişiye vermek ve sıfır denetim. Ha biraz muhalefet var gibiydi seçimden önce ama şimdi maşallah Erdoğan’ın seçim meşruiyeti kampanyasını bizzat muharrem İnce yapıyor CHP ise kendi iç kavgasına yoğunlaşmış durumda KHK filan ile ilgilenecek halleri yok. Yarın öbür gün muhalif partilerin kapanmasıyla ilgili kanun da çıkarsa belki anlarlar durumun vahametini.

Mesela şöyle bir madde var: Memleketlerinde Türk Tebaasından Kavanin ve Tedabiri İstisnaiyei Harbiyeyi Refetmiş Olan Devletlerin Türkiye’deki Tebaasına Mevzu Tedabirin De Refine Dair Kanun…

Şimdi alıp alıp istediğin yere sündürebileceğiniz, arzu ettiğiniz kıvamda kullanabileceğiniz bir yetkiyi alıp Padişah efendimize veriyor bu kanun. Artık nasıl isterse öyle yapacak.

Mesela Çeltik ekimini yetkisini de ona veriyor, sıtma ile mücadeleyi de. Öyle her önüne gelen sıtma ile filan mücadele edemeyecek Dingo’nun Ahırı mı burası, Saray’dan al izni öyle yap mücadeleni!

Akşamcılara kötü bir haberim var.  Hazır internet filan yasaklanmadan, kısıtlanmadan evde içki yapımına dair ne öğrenebilirseniz kârdır. Zira İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu ile bütün alkol meselesi saraya bağlanmış durumda. Menn-i müskirat da dahil. Yarın öbür gün vay ben duymadım filan diye ağlamayın! Zira Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun da son KHK’da var.

Çok geniş bir alan hepsini yazamayacağız kusura bakmayın ama mesela örnek olarak Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanunu söyleyebiliriz. Ya da Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun… Yarısını TUGVA’ya kalan yarısını da MİT’e havale ederek her otoriter rejimin yaptığı gibi yurtdışındaki her öğrenciyi istihbarat personeli gibi kullanmanın yasal zemini olduğunu bu işi bilen herkes kolayca tahmin edebiliyor tabi. Ancak sayın devletlûlarımız bu konuyu da üzerine alarak büyük bir feragat ile işe koyuluyor.

Askeri Ceza Kanunu’ndan Zeytinciliğe, denizde müsadereden sıtmanın imhasına kadar pek çok alan artık saraya bağlı durumda.

Bugüne kadar belki yüzlerce kere yazılmış ve siz de okumuşsunuzdur Nazilerin Alman halkı ile ilgili o meşhur sözü ama bir kez de biz yazalım, “Bizi onlar seçki hiç acımıyoruz” denilecek bir dönem tüm şiddetiyle başladı. Bundan sonra her sabah birkaç yüz gözaltı, tutuklama, birkaç müsadere ve birkaç yandaş kıyağıyla uyanacak yeni Devlet-i Adiyye’ye hoş geldiniz. Yılda bin tane cezaevi açılsa yeterli olmayacaktır artık.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin