Ceren Özdemir’i kim öldürdü?

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Ordu’da evinin önünde öldürülen 21 yaşındaki Ceren Özdemir cinayeti sosyal medya aracılığıyla ülke çapında infiale yol açınca AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da olaya müdahil olup Ceren’in annesine taziyede bulunmuştu. Sadece Erdoğan değil hükümetle başı derde girmeyeceğini anlayan her yetkili, her ünlü, her sosyal medya fenomeni, cinayeti kınayan, bu konuda ne kadar hassas olduklarını belirten açıklamalar yapmakta gecikmedi.

Sosyal medya; hikayesi olan cinayetlere karşı hassasiyet oluşturuyor ve kamuoyu baskısıyla sonuç alıyor. Nitekim Şule Çet davasında da şimdilik olayın ört-bas edilmesinin önüne geçip faillerin ceza almasını sağladılar.

Ancak sosyal medyaya ulaşamayan cinayetlerin, cana kasıtların, ne olduğunu ve ne olacağını kimse kestiremiyor, suçluya hak ettiği cezanın verilmesinin mümkün olacağı garantisini kimse veremiyor.

Kimseler duymadan öldüren katiller, öldüremeyip yaralayan psikopatlar iyi halden, mahkemede düzgün elbise giymeden ya da uydurulan hafifletici herhangi bir nedenden dolayı kısa sürede tahliye olabiliyor.

Nitekim iktidardaki AKP Genel Başkanı’nın Ceren’in annesini taziye için aradığı gün, Bursa’da tartıştığı sevgilisini pompalı tüfekle vuran Ahmet Kara ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’ ve silahla tehditten suçlu bulunmasına rağmen tahliye edildi. Sosyal medya konuya yeterince hassasiyet oluşturamayınca cinayete tam teşebbüs etmiş bir adam sokaklara tekrar salındı.

Hele tecavüz, çocuk istismarı gibi suçları, neredeyse mahkemeye çıkarmaya gerek bile duymadan, cezaevlerinde devletin ciddiye aldığı suçlulara yer açılsın diye derhal salıveriliyor.

Burada sorun, yargının mevcut haliyle birlikte devletin cezalandırmaya bakış açısında yatıyor.

Devlet kişilere karşı işlenen suçlarda ya çok lakayt, ya da hakkı ve haddi olmadığı halde çok çok bağışlayıcı. Buna karşılık iktidar sahipleri kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçlarda alabildiğine acımasız. Yani iktidar sahipleri aldıkları vergilerden, topladıkları harçlardan yargıya ayırdıkları payı daha çok kendi iktidarlarının devamını sağlamak için kullandırıyorlar.

Devlet kişilere karşı işlenen suçlarda çok lakayt demiştik ya 21 yaşındaki gencecik bir kızı katleden Özgür Arduç’un babası da iki kişiyi öldürdükten kısa sayılacak bir süre sonra tahliye edilmiş.

Baba Hüseyin Arduç 1989 kayınvalidesini ve bir akrabasını daha öldürmüş ama birkaç yıl içinde hapisten tahliye edilmiş. Ceren’in katili Özgür Arduç’da daha önce başka bir çocuğu öldürmeye tam teşebbüs etmiş ama dışarıda.

Bunlar fakir fukara takımından katiller, bir de hali vakti biraz yerinde olanlar var ki onların tahliyesi kimsenin umurunda bile olmuyor. Şule Çet’in katilleri ceza aldılar ama birkaç yıl sonra neyi bahane edip salıverileceklerini kimse bilmiyor.

Aynı şey kadın cinayetleri konusunda da sayabiliriz. Kadın cinayetlerinin önünü alınamıyor çünkü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşa karşı işlenen suçların sahici bir şekilde cezalandırıldığı bir ülke değil. Devletin bu konuda sahici bir çabası da yok zaten.

Ama devlet iktidarını kullananlar kendilerine dokunan konularda ise alabildiğine sert ve acımasız bir cezalandırma yoluna gidiyor.

Mesela biliyorsunuz bugünlerde cemaat ile ilgili davalarda Türkiye Cumhuriyetinin mevcut yasalarına göre hiçbir suça bulaşmamış on binlerce insan tutuklu. Bu tutuklu olanlar içinde yaşlılar, çocuklar, lohusa annelerin yanında çocukları ya da kendileri çok hasta olan insanlar da var. Ama devlet kendilerine muhalif gördüğü için bunların hiç birisini tahliye etmiyor. Yani devlet kanlı katillere gösterdiği şefkatin yüzde birini bu öğretmenlere, doktorlara, akademisyenlere, öğrencilere, gazetecilere göstermiyor.

Devlet bu konuda sadece bugün değil her zaman böyleydi. Sanatçı Ruhi Su’nun tedavi olmak için yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmadığını ve bu yüzden hayatını kaybettiğini hatırlayın. Kemal Tahir’den, Necip Fazıl’a, Fikret Başkaya’dan, İsmail Beşikçi’ye bu konuda o kadar çok örnek var ki onları yazmaya kalksak sütunlar yetmez.

Son zamanlarda hükümetin gündemine gelen af tasarılarında terör suçluları bu aftan yararlanamayacak diye üstüne basa basa söylüyorlar. Terörü, kendisine muhalif olmak şeklinde tanımladıkları için katillerin, yararlanacağı affın kapsamını daraltıyorlar.

Hasılı; bu devlet cezalandırmada vatandaşa karşı yapılanları merkeze almadıkça biz daha çok Ceren Özdemirlere, Şule Çet’lere ve kadın cinayetlerine ağıt yakarız. Bu toplum olayın farkına varmadıkça da bir sonraki kurbanın kimlerden olacağını kimse kestiremeyecek.

Devlet iktidarını kullananlar toplumsal tepkiye sebep olan cinayetlerde, katledilenlerin yakınlarını taziye için aradığında üzerine düşen bütün görevi yaptığını zannediyor. İşin kötüsü toplum da bunu yeterli buluyor.

1 YORUM

  1. Ceren ne zaman oldu biliyor musunuz? 15 temmuz gecesi ve akabinde sorgusuz sualsiz yuzler, binler ve onbinlerce savci hakim polis asker ogretmen hatta kaloriferci işten atıldığında. Çünkü hukuk öldü o gece. Devlet intihar etti(rildi) ve biz türk toplumu onu kendi ellerimizle gömdük. Zaten 17-25 sürecinde koma halinde idi. Son kalan adalet hukuk esitlik hak vb kavramlarda ondan geriye miras kaldi. Toplum sessiz kalarak hakkını savunanları öldürülmesine izin verdi. Simdi onlar da sosyal birer ölü. Şimdi kimse ağlamasın asgari ücret komisyonuymus, adalet yokmus, eğitim bitmiş dış politika batmış. Devlet bir varmış bir yokmuş, bu masalda burda bitmiş. Ya ne bekliyordunuz ya?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin