Bu sadece ekonomik kriz değil

YORUM | HAKAN TANER

Türkiye’nin yakın tarihinde en derinlikli kriz 2001 yılında yaşanmıştı.

O kriz Türkiye’de iktidarın ve devamında rejimin değişmesine sebep oldu.

2001 krizinde halkın bankalara tüketici kredisi borcu 1,2 milyar dolar. 2020 yılında 78,8 milyar dolar.

2001 krizinde işsizlerin yüzde 15’i bir yıldan uzun zamandır iş aradığını belirtirken, bu oran bugün yüzde 25. O gün işsizlik yüzde 6,5, halihazırda yüzde 14.

2001’de işsiz sayısı 1 milyon 967 bin kişi, 2019 yılı kasım ayı itibarıyla 4 milyon 650 bin kişi.

O gün halk derdini anlatmak için kasa fırlatıyor ve gündem oluyordu, bugün açlık, sefalet sebebiyle insanlar intihar ediyor, kendini yakarak hayatına son veriyor. Bu trajedi haber bile olmuyor.

O gün rakamlar bugünkü gibi eğilip bükülmüyordu. Bugün tüm eğip bükmelere ve masa başı düzeltmelere rağmen sonuçlar ürkütücü.

Tekstilin önemli ismi Abdullah Kiğılı “54 yıllık sanayiciyim. Ben böyle bir kriz görmedim. Bu böyle sürerse 450 alışveriş merkezi batar.” diye açıklama yapıyor, fakat bir süre sonra kendisinden bunu inkâr etmesi isteniyor.

2001 yılında durum tespiti yapmaktan dolayı kimse tehdit edilmiyordu .

Önceden kriz çıktığında hükümet krizin sebebi olarak kendinden önceki iktidarı suçlardı. Şimdi öncesi ve sonrası da aynı olduğu için kriz inkâr ediliyor.

Resmi olarak işsizlik oranı düşerken işsiz sayısı sürekli artmaya devam ediyor.

Şimdi bütün rakamları bir kenara koyarak 2020 yılında yaşanan buhranın ne sadece bir ekonomik kriz ne de  sadece bir toplumsal kriz olmadığının altını çizmek istiyorum.

2020 krizi topyekün bir çöküştür ve tüm alanlarda yaşanan krizlerin toplamından daha büyüktür.

ÇÜNKÜ;

2020 yılında sosyal hayatta kutsal olarak görülen hiçbir şey kalmadı. İtibarlı ne bir kurum ne bir kişi var.

Güven ve inanç duygusu dip yaptı. Ne kimsenin birbirine ne de dine ve din adamına güveni kaldı.

İnsanların çok iddialı içi boş sözleri hiçbir anlam ifade etmiyor, çünkü sözleri iddia yaptıkları ve yedikleri ikrardır.

2020 yılında umut duygusu da ağır yaralı. Eğer umutsuz yaşanabilir olsaydı umut da çoktan intihar etmiş olurdu.

2020 yılında toplum paramparça. Toplum ve millet olmanın en büyük göstergesi bir ve bütün olmaktır. Aynı duyuş ve düşünüşe sahip olmaktır.

2020’de herkes kendi acısının yasını tutuyor. Herkes kendisi dışındakinin ötekisi…

Velhasıl-ı kelam; yaşadığımız günler topyekün bir krizdir.

Hem de tepeden tırnağa, iliklerimize kadar.

Bu krizi artık sıradan insanların çözebilmesi mümkün değildir.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin