Bu iktidar şehitler tepesini boş bırakmaz…

YORUM | ERHAN BAŞYURT 

Türkiye tarihinin en büyük dış politika fiyaskosu, iktidarın Suriye politikasıdır. 

İktidar neo-Osmanlıcı ham hayaller peşinde, halifelik düşleri içinde, ülkeyi bataklıktan bataklığa sürüklüyor. 

Suriye’de içine saplandığı çıkmaz ve hatada ısrar, her gün yeni acı haberlerin, şehit haberlerinin gelmesine neden oluyor. 

Şimdi Suriye’ye, Libya’da bataklığa atlayan iktidarın sebep olduğu yeni şehitler ekleniyor. 

*** 

İktidar, adeta güç sarhoşluğu içinde hatadan mutlu, şen şakrak… 

Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak İzmir’de konuşurken, bakın Libya’da verilen şehitleri halka nasıl anlatıyor:

Lejyoner Hafter’e karşı yönetici kahraman askerlerimiz ve Suriye Milli Ordusu‘ndan ekiplerimizle beraber oradayız. 

Mücadeleyi orada sürdürüyorlar. 

Tabi BİRKAÇ TANE şehidimiz var. 

Bir kaç tane şehidimizin karşılığında yüze yakın orada lejyonerlerden etkisiz hale getirdik. 

ŞEHİTLER TEPESİ hiçbir zaman boş kalmayacak… 

Türkiye’nin Suriye ve Libya politikaları ne bir maceradır ne de keyfe kederdir. 

Bunun için ülke ve millet olarak yeni bir istiklal (bağımsızlık) mücadelesi verdiğimizi söylüyoruz…’’

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Erdoğan bu sözleri söylediğinde dinleyenler alkışlıyor. 

Akıl tutulması bu olsa gerek… 

Ne demek “Şehitler tepesi boş kalmayacak?”

Apaçık, “sürekli şehitler vermeye devam edeceğiz” diyor. 

“Vatan evlatlarını Suriye’de, Libya’da yok yere, boş amaçlarla feda edeceğiz” diyor. 

Askerlerin canını ‘bir kaç tane’ diyerek hiçe saydığını ortaya koyuyor. 

Ama millet yine de alkışlıyor. Allah aşkına neyi alkışladığınızın farkında mısınız?

Utanmasalar onlar da, “Hel min mezid?” yani “daha fazlası” yok mu diyecekler. 

Gladyatörlerin birbirlerini öldürmesini, arenalarda “öldür, öldür…” sloganlarıyla seyredip teşvik eden ve bundan zevk alan Roma halkı gibi… 

Yazıklar olsun! Biz bu hale nasıl geldik?

***

Ne zamandan bu yana, vatan evlatlarının canı rakamlarla ölçülüyor?

Bir şehide karşı 10 can alınınca, acılı aileler teselli bulmuş, halk da onurunu mu kurtarmış oluyor? 

Kan davası mı bu? Her askere karşılık bin kişi öldürseniz ne olur? 

Mesele insan hayatını kurtarmak mı, daha fazla insan hayatını yok etmek mi? 

Ne işiniz var Suriye’de ne işiniz var Libya’da? 

‘’Ne macera ne keyfe keder?’’ diyorsunuz… “İstiklal harbi veriyoruz?” diyorsunuz…

Vatan toprağında değil, başka ülkelerin toprağında neyin ‘bağımsızlık harbi’ bu? 

Libya’yı kimin yönettiği neden Türkiye için ‘bağımsızlık, kurtuluş savaşı’ olsun? 

Nedir derdiniz, kime bu öfke, vatan evlatlarının hayatını bu kadar değersiz kılan nedir sizin için?

*** 

“Bir dokun bin ah işit” derler… Erdoğan’ın o talihsiz konuşması, tam da böyle…

Diyor ki, “Suriye Mili Ordusu’ndan ekiplerimizle Libya’dayız…” 

Türkiye, Suriye İdlib’te Rusya destekli Esed’in saldırılarıyla son bir ayda 16 şehit verdi. 

Rusya, hava sahasını Türkiye’ye kapattığı için, İdlib’te binlerce askerimiz açık hedef konumundalar. 

Türkiye’nin, 13 askeri gözlem noktasındaki askerlerimiz, Esed’in son dönem aldığı bölgede yani ‘kuşatılmış’ olarak kalıyor. 

Suriye’de askerlerimiz şehit düşüyor, Suriye Milli Ordusu da kendi topraklarını korumak yerine, Türkiye için Libya’da mı savaşıyor? 

“Biz sizin için Suriye’de, siz de bizim için Libya’da şehit olun” anlaşması mı imzalandı. 

Bu nasıl rezalet? 

İşin aslı şu… 

Suriye Milli Ordusu diye bir ordu yok… Suriye’de Esed’e karşı çatışan yerli ve yabancı milisler var. Bir kısmını Türkiye eğitti, özellikle SADAT… Bir kısmı, İŞID ve El Kaide ile bağlantılı… 

Türkiye, bu milisleri İdlib’de bir araya getirip, eğitip, donatıp kendince Esed’e karşı “vekalet savaşı” veriyordu. 

Türkiye, bu milis gruplardan bin kadar savaşçıyı, vatandaşlık vaadi ve maaş bağlayarak Libya’ya götürdü… Bu kez Libya’da Türkiye adına ‘vekalet savaşı’ yürütsünler diye… 

“Lejyoner Hafter’e karşı…” diyor Erdoğan konuşmasında, Türkiye de işte Libya’da kendi ‘lejyonerleri’ni yani “paralı askerlerini” kullanıyor.

Sonuç Suriye’de de Libya’da da bataklık… Fiyasko… 

*** 

Libya’da şehit düşen “BİRKAÇ TANE” şehidimizin kimler olduğu, sayısının kaç olduğu, ne zaman ve nerede şehit düştükleri halen meçhul. 

İktidar açıklama gereği duymuyor. Onun sorumluluk alanı “şehitler tepesini boş bırakmamak”… 

Kamuoyuna, Libya’da şehit düşen bir yarbay ve bir binbaşının ismi düştü. 

Erdoğan’ın konuşmasından dört gün önce gizlice, şehit töreni bile yapılmadan defnedilmişler.

Şehit yarbay 15 Temmuz’da ihraç edilmiş, sonrasında ‘ihtiyaç var’ denilerek geri çağrılmış, sonra da Libya’ya gönderilmiş, vatan için canını feda etmesine karşın kendisinden şehitlik töreni bile esirgenmiş… 

Peki, başka kimler var? Kaç şehit bilgisi daha gizlendi halktan? ‘Bir kaç tane’ kaç ediyor, iktidar için? 

*** 

Kamuoyunda “yeni bir darbe olabilir” iddiası nedeniyle çok tartışılan Rand Corporation Raporu’nda 3 önemli tespit vardı. 

 

  • TSK’nın savaş kabiliyeti büyük çaplı tasfiyelerle zaafa uğratıldı.
  • İktidar, Suriye, Libya, Katar, Sudan gibi girişimlerle askeri dışarısı ile meşgul ediyor.
  • Türkiye ile Rusya’nın farklı güvenlik çıkarları nedeniyle çatışmaları kaçınılmaz.

 

Rapor, Suriye başta üst düzey komutanların siyasi davranmalarının, orta kademe subaylarda rahatsızlığa neden olduğunu ileri sürüyordu. 

Şimdi emekli askerler, art arda açıklama yapıyorlar. 

“Suriye’de hava desteği olmadan, askeri oraya göndermek cinayettir… Bu askeri değil, siyasi bir karar…” diye. 

Askerin siyasi kararlara uyması ana unsurdur. Ancak, siyasi karar askeri gerekleri taşımıyorsa, bir komutanın askerini ölüme sürüklemesi kabul edilebilir mi? 

Madem askeri ateşe atıyor bu kararlar, o komutanların en azından istifa etmesi beklenmez mi? 

Askerini, bile bile ölüme gönderen komutan ile hatalı siyasi karar veren iktidarın sorumluluk farkı olduğunu düşünmüyorum… 

*** 

İktidarın dış politikası rüzgar gülü gibi yön değiştirirken, güvenlik stratejileri de belirsizlik sarmalında dönüp duruyor. 

ABD, AB ve NATO ile yakın zamana kadar restleşen, 1 buçuk milyar dolar ödediği halde F-35 son nesil savaş uçaklarını teslim alamayan, “yerine Rusya’nın SU-35’ini alırız” diye efelenen, tüm tepki ve uyarılara rağmen 2 buçuk milyar dolar Rusya’ya verip S-400 füze sistemi alan iktidar, şimdi ne mi yapıyor? 

Rusya savaş uçaklarının İdlib’de Türk askerini bombalaması üzerine, NATO’nun devreye girmesini, ABD’nin PATRIOT füzeleri yerleştirmesini istiyor. 

İktidarın gizli ortağı Perinçek, İran’da basın toplantısı düzenleyip, “30 bin NATO’cu askeri tasfiye ettik” diye zafer naraları atarken, aklınız neredeydi?

ABD’nin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesini sağlayan ve buraları Rusya destekli Esed’e teslim eden, NATO hedeflerine saldıracağını ilan Türkiye sıkışınca bu kez ‘kadim müttefikleri’ni hatırladı. 

Tüm bunlar 6 ay içinde yaşandı… Bir iktidar bu kadar tutarsız ve savrulgan nasıl olabilir? 

Bu şekilde rüzgara göre yön değiştirip duran bir iktidar, ülkesi ve bölgesi için güvenlik ve istikrar üretemez. Olsa olsa daha fazla kaos üretir. 

*** 

İktidar bu kafayla, maalesef sözünü eri çıkıp, olsa olsa “şehitler tepesini boş bırakmaz…” 

Halk anlamadan alkışlamaya devam ettiği mühletçe, her gün yeni şahit haberleri almak ve ülkeyi daha fazla bataklığa saplamak dışında maalesef başka da bir şey beklemeyin, bu iktidardan…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin