Biz bu haltı niye yedik!

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Türkiye kahramanlık türküleri eşliğinde YPG’yi kuzeyden sıkıştırarak Esed’le anlaşmasını sağladı; böylece rejimin bütün ülkeye tekrar hükümran olmasının önündeki en büyük engeli bertaraf etti. Şimdi ise zamanında besleyip büyüttükleri İŞİD yöneticileri birer birer temizleniyor. Hem de burnumuzun dibinde, taş atımı mesafede saklanıyorlarmış. Biz bu kadar pisliği neden yedik bilmiyorum ama her şey başladığı yere döndü. Türkiyeli bir yazarsanız bir gün mutlaka bu hikayeyi yazarsınız. Aziz Nesin’in hikayesini yazma sırası müsadenizle bende.

Köyün ağası traktörüne binmiş, kasabaya pazara gidiyor. Yolda çoban Memet’e rastlamış onu traktöre çağırmış. Bir süre sonra, traktörü durdurmuş ve dönmüş. ‘Ula Memet’ demiş, ‘şu yolun kenarındaki mayısı gördün mü?’ ‘He gördüm ağam’ deyince Ağa devam etmiş, ‘Ula Memet’ demiş, ‘şu mayısı yersen bu traktörü sana veririm’..

Memet şaşırmış, afallamış. İçinden ‘Ömrü hayatımda bu fırsat bir daha gelmez, gözümü kapatıp yersem, traktörün sahibi olurum’ demiş ve mayısı bir çırpıda yutmuş.

Ağanın maksadı aslında Memet’le dalga geçmekmiş. Ama Memet ummadığı şeyi yapınca sözünde durarak direksiyondan kalkıp traktörü Memet’e teslim etmiş. Akşama doğru işleri bitince traktörün yeni sahibi Memet, ağayı da alıp köye doğru yola çıkmış. Ama ağanın da canı sıkkın, Memet’in de. Ağa biraz eğleneyim derken gül gibi traktörü çoban Memet’e kaptırmış; Memet’in canı sıkkın, çünkü mayısı yediği köyde duyulunca nasıl aşağılanacağını biliyor. Bu düşüncelerle giderlerken, birden traktörü durdurmuş Memet, ağaya dönerek, ‘Ağam, bilirim ki senin de canın sıkkın benim de. Bak şu yolun kenarındaki mayısı görürsün, o mayısı yersen, traktörü geri sana veririm’ demiş. Ağa zaten büyük pişmanlık içinde, içine oturmuş traktör, hemen atlamış yola ve gözlerini kapatarak söyleneni yapmış. Direksiyona tekrar ağa oturmuş.
Köye yaklaşırlarken ağa, Memet’e dönüp
‘Ula Memet, bu traktör kasabaya giderken benimdi değil mi?..’
‘Evet, senindi ağam’ demiş Memet…
Ağa devam etmiş ‘Kasabadan dönerken de benim değil mi?..’
Memet, ‘Senin ağam’ demiş…
‘Peki, o zaman Memet.. biz bu pisliği niye yedik?

Borsacı olsalar ‘işlem hacmi oluştu’ diye sevinirlerdi…

Fıkra Suriye olayındaki dehşeti, vahşeti, hunharlığı hafifletiyor farkındayım. Çünkü sadece bir hayvan pisliği yemek değildi ettikleri.

Suriye’de Esed’e karşı protesto gösterileri başlayınca, durulmaya veya uzlaşmaya zaman vermeden muhalefeti silahlı mücadele için teşvik ettiler! Dünyanın her yerinden silahlı militanların burada toplanması için aracı olup, sonra o militanlara tırlar dolusu silah gönderdiler! Türkiye içinde suhulet, sükûnet, sabır tavsiye edenleri terör örgütü olarak ilan edip, Suriye’de iç savaş çıkardılar; yüz binlerce kişinin ölümüne sebep olup, milyonlarca sivili mülteci durumuna düşürdüler. Mülteci olmak zorunda kalan siviller başka ülkelerde yokluk ve yoksulluk içinde yaşamak zorunda kaldı. Milyonlarca hayat hiç bilmedikleri coğrafyada ser sefil oldu, kadınlar tecavüze uğradı, modern esir pazarlarında satıldı. Dilin çok kolay söylediği, bir istatistikten başka hiçbir şey ifade etmiyor gibi duran milyonlarca insanın hayatı…

Savaşın başlamasından bu yana geçen sekiz yıl boyunca yaşananlar sadece bilgisayar oyunu olsaydı bile insan üzüntüden kahrolurdu. Sadece bir simülasyon olsaydı insanın psikolojisi dayanmazdı. Ama hiç biri simülasyon değil, hayal değil, kurmaca değil maalesef kıpkızıl bir gerçeklik. Hem Suriye’nin hem Türkiye’nin bütün dengelerini alt-üst eden sosyolojisini bozan bu ahmaklıkla ilgili kimsede bir pişmanlık, bir nedamet, bir öngörüsüzlük özeleştirisi var mı?

Yok… Tam tersine üstüne tüy diktiler ve bunu da kahramanlık destanı olarak satıyorlar.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin