Bir suç belgeselinden çok fazlası: American Murder

FİLM-ANALİZ | M. NEDİM HAZAR

İngiliz belgeselci Jenny Popplewell kelimenin tam anlamıyla bir agorafobik sinemacı. Hayatıyla ilgili bilgi paylaşmakta son derece ketum ve 3 çocuğuyla uğraşmak ona sosyal medyada yer almaktan çok daha fazla haz veriyor. İnternet ortamında doğru dürüst görselini bulmak bile oldukça zor.

Ancak bu asosyal görünümlü kadın muazzam bir hayat gözlemcisi. Yaptığı belgesellerin hepsi farklı ve sosyal dokuyu abartısız ön plana iterek muazzam derinlikli bir yapıya sahip.

Jenny Popplewell bugüne kadar otizmliler, şişmanlar, çingeneler üzerine şahane dokümanterlere imza atmış.

Yönetmen Jenny Popplewell

Son belgeselini ise Netflix için çekmiş.

“American Murder: The Family Next Door” (Amerikan Cinayeti: Komşu Aile) isimli belgesel izleyenin kanını donduracak sahicilikte. Olayı tüm dehşetine rağmen muazzam bir gerçeklik hissiyle seyirciye aktarmayı başarıyor.

Hikaye şu:

2018’de Amerika/Colorado’da 38 yaşındaki Shanann Watts ve küçük iki kızı aniden ortadan kaybolur. Olay kısa sürede eyalet boyutunu aşıp tüm Amerika’nın gündemine girer. Sosyal medyayı inanılmaz başarılı kullanan Shannan görünüşte hiçbir sorunu olmayan sıradan bir Amerikalı kadındır. Ancak olay incelendiğinde içinde kan donduran gerçekler olduğu ortaya çıkar.

Literatürde “True Crime” (Gerçek Suç) olarak geçen bu türün başarılı örneklerine sık rastlanmaz aslında. Zira sinema yapısı gereği dramatize edip abartmaya meyilli olduğu için gerçeküstü görünme riski daima vardır.

This was premeditated": Netflix's "American Murder" shows toxic masculinity at its deadliest | Salon.com

Film yüzeyde pastoral görünen bir Amerikan ailesinin seyirciyi içine çektikçe ürküten hayatını anlatıyor ve insanoğlunun en karanlık dehlizlerinde yaşanmış bir örneğe götürüyor.

Belgeselin en önemli özelliği ise şu:

Yönetmen Jenny Popplewell hiç anlatıcıya ya da röportaja yer vermiyor belgeselinde. Bakınız bu bir dökü-drama değil. Yani sıfır canlandırma var. Belgeselin tamamı gerçek kayıtlardan oluşuyor. Yani tamamen arşiv görüntülerinden mürekkep bir anlatı var karşımızda.

Baştan sona bizzat olayın kahramanlarının kayıtları, polis kayıtları ve güvenlik kamerası kayıtlarıyla ilerliyor hikaye.

Shanann’ın aralıksız sosyal medya güncellemeleri, video itirafları ve kocasıyla yazışmaları, filmin anlatısının ana malzemesini oluşturuyor. Bu unsurlar sonunda polis vücut kamera görüntüleri ve Christopher’ın itirafının yalan makinesi gözetleme videosuyla zirve yapıyor.

Sonuç şu: Ürkütücü bir şekilde samimi hissettiren ama aynı zamanda mutlu bir evliliğin çevrimiçi performansı ile bir ilişkinin çözülmesinin yıkıcı gerçeği arasındaki mesafeyi yansıtacak kadar kapsamlı bir belgesel çıkıyor ortaya.

Netflix's American Murder making killer Chris Watts 'feel awful' | Metro News

Anlaşılacağı üzere İngiliz yönetmen çekim yapmaktan ziyade neredeyse yapım süresinin tamamını arşiv görüntülerini anlamlı bir kurgusal düzleme çekmeye ayırmış.

Jenny Popplewell zamanda ileri geri oynayarak gerçeklik hissine merak ve gerilim unsuru ekleyerek izleyiciyi giderek kaskatı hale getiren bir ruh yapısına yuvarlıyor.

Belgeselin yayınlanmasından sonra en az olay kadar kendisi de tartışma konusu oldu ve pek çok pedagog özellikle hassas yapılı (ve kız çocuklu) ebeveynlerin bu filmi izlememesi gerektiğini söyledi.

1 saat 22 dakikalık gerçek suç belgeseli olan “American Murder: The Family Next Door” tahmin edilebilir finaliyle değil, finale kadar taşıdığı gerilimi ve izleyiciyi çıkardığı ruh haliyle takdire değer ve sıradışı bir yapım.

Belgeselin pek çok katmanı mevcut.

Standart bir Amerikalı ev hanımının dünyası, paylaşımları, eşiyle olan ilişkisi ve evlatlarını sevmesi gibi, yüzeyde gezinen pek çok ayrıntı ile beraber, medyanın, polisin, özellikle sorgu polislerinin abartısız gerçekliği neredeyse başka hiçbir belgeselde olmayacak kadar sahici.

Evlilik ve sosyal medyanın aldatmacası üzerine tematik bir film aynı zamanda bu belgesel. Yine aynı zamanda özenle ve yadsınamaz zanaatla inşa edilen aile içi şiddetin delici bir incelemesi.

Sahici, çünkü görevliler kameraların kendilerini kayıt ettiğini biliyorlar ama bu kayıtların bir gün birileri tarafından, hele hele bir belgesel film olarak yayınlanacağından habersiz gerçek halleriyle abartısız görünüyorlar.

Shannan ve kocası Criss’in görünen mutlu aile tablosunun karanlık yüzünü gösterene kadar seyircinin içinde demirden bir kitle gittikçe büyüyor adeta.

Belgeselin bir önemli güçlü unsuru ise müziklerin seçimi ve kullanımı.

“American Murder: The Family Next Door” belgeselini izlemenizi tavsiye ederim. Eğer çok hassas bir ruh sahibiyseniz sizi birkaç gün etkisi altına alması muhakkak.

Filmi izledikten sonra direkt olarak Rabia Naz vakıası geldi aklıma.

Talihsiz yavrunun belgeselini çekebilecek çapta yönetmenimizin olmaması mı yoksa bu kalibrasyonda olanların bu tür işlere hiç bulaşmak istememesi mi gerçek trajedi karar veremedim açıkçası.

Belgeseldeki olaylardan neredeyse her güne bir tanenin düştüğü (sadece Türkiye’de olmadığını Amerika’da da her gün 3 kadının kocası ya da eski kocası tarafından katledildiğini belgeselin sonunda öğreniyoruz) Türkiye’de bizim sadece Müge Anlı’ya kalmamız büyük bir bahtsızlık olsa gerek.

Tekrar ediyorum hassassanız bu belgeselden uzak durmanızı salık veririm.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin