31 Mart’ın intikamı; AK-CHP’ye doğru!

NECİP F. BAHADIR | YORUM

Siyaset alev aldı. Erdoğan cehennemin kapılarını açtı. Bekleniyordu, sürpriz değildi ama yine de “Bu kadarını da yapmaz!” umudu taşıyanlar vardı. AKP’li Şamil Tayyar geçen hafta, “Karar verildi, tam UYAP’a yüklenecekti, son anda ileri bir tarihe ertelendi.” dedi. Kapalı kapılar ardında pazarlıkların sürdüğü düşünüldü. İki partinin gün görmüş, ak saçlı isimleri devrede miydi? İsmail Kahraman ve Hikmet Çetin gibi… Savaş sırasında bile diplomasi kanalları açık tutulur. AKP ile CHP arasında bir trafik olduğunu bilmeyen yok.

Mutlak butlan konusunda AKP içinde itirazlar vardı. Demokrasi endişesinden falan değil; keşke ilke uğruna olsa! Kaygı politikti, partinin zarar göreceği kanaati yaygındı. Fakat Erdoğan’a ‘söz dinletmek’ çok zor. Saray’ın duvarlarının ses geçirmediği görüldü. Toplumu ve devleti ayakta tutan ‘demokrasi ile adalet’ kavramlarının Anadolu topraklarını terk edeli yıllar olmuştu.

Bunu en son CHP anladı. Üstelik çok acı biçimde… Tabii iş işten geçtikten sonra… “Bu bana ders olsun!” diyen idam mahkumundan farksız Özgür Özel ve arkadaşlarının durumu budur…

İki belediye başkanının ‘itirafçı olması’ Erdoğan’ın işini kolaylaştırdı. Özkan Yalım ve Muhittin Böcek’in anlattıkları ‘kurultay dosyasında’ yerini aldı. Yargının kararını temellendirmek veya gerekçelendirmek gibi bir endişe hiç olmadı. Uygun olsun ya da olmasın, kararı verip geçti. Ankara istedi, yargı gereğini yaptı.

AKP tipi yargının nasıl işlediğini bilmeyen mi var? CHP yıllarca kulakları tıkadı. Ta ki kendi kapılarına dayanınca uyandı ama ‘atı çalan Üsküdar’ı çoktan geçmişti.’

Kulis bilgisini ilk duyuran TGRT’den Fatih Atik’ti. “Karar verildi, UYAP’a yüklenecek.” dedi. CHP ise gelişmeleri ancak ‘medyadan’ takip edebildi. Kurultay tartışmaları karşısında ‘sessizliğe bürünen’ Kemal Kılıçdaroğlu kafasını kaldırdı. Görüntülü bir mesaj paylaştı. ‘Arınma’dan söz etti. Açık açık, “Ben buradayım ve göreve hazırım!” mesajı verdi. Saray ile Kılıçdaroğlu arasında da bir ‘trafik yaşandığı’ belliydi. Kılıçdaroğlu’nun olacaklardan haberi vardı. ‘Mutlak butlan’ haberi çalışma ofisinde bayram havası estirdi. CHP Genel Merkezi ise şoktaydı.

Sıcağı sıcağına Adalet Bakanı Akın Gürlek kameraların karşısına geçti, heyecanlıydı, titrek sesiyle bir metin okudu. Karardan memnundu. Özel ile arasında kan davası vardı. Özel’e ağır darbe vurduğunu düşünüyordu. “Karar hukuki!” dedi ama kendisinden başka inanan yoktu.

Türk siyaseti bugüne kadar çok tartışmalı, kavgalı kurultaylara sahne oldu. Yargı böylesine müdahil değildi. Bu karar sadece kurultayla sınırlı kalmaz; bundan sonra ‘seçimler için’ de emsal oluşturur. Seçimi kaybeden, eğer yargı üzerinde ağırlığı varsa, sandık sonuçlarını pekâlâ iptal ettirebilir.

Bu karar kesinlikle demokrasiye ve siyasete darbe… Kararın altında her ne kadar ismi ve imzası görünmese de ‘son sözü’ söyleyen Erdoğan’dan başkası değil. Bu, oyun planının ve seçim stratejisinin bir parçası…

Demokrasi Erdoğan için bir araç!

Sandıktan çıkamayacağını gördü, yargılı sahaya sürdü. Ekrem İmamoğlu’nu Silivri’ye gönderdi. Diplomasını iptal ettirdi. En ciddi rakibiydi. Defalarca ona yenildi. 31 Mart’ta siyasi yaşamının en büyük bozgununu yaşadı. Bunu CHP’den bildi. Kendisine yenildiğinin farkında değildi. CHP’nin yerine bir başka parti olsaydı, hezimetin boyutu çok daha ağır olurdu.

Erdoğan ve AKP’nin demokrasiden ne kadar uzak olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Demokrasi Erdoğan için bir araçtı, bir trendi; menzile ulaştıktan sonra ‘gerçek yüzü’ ortaya çıktı. Demokrasiye tahammülsüzlüğünü gösteren örnek o kadar çok ki… Mutlak butlan hepsinin üstüne tüy dikti. Bundan sonra ağzıyla kuş tutsa kendini temize çıkaramaz. Demokrasi ve CHP’ye ‘darbe vurmaya’ çalışırken asıl darbeyi kendisi aldı. Basit bir yara değil, ölümcül bir darbe bu…

Kılıçdaroğlu’nun durumu da farklı değil. “Bir bilen” olabilirdi. Parti büyüğü olarak kalabilirdi. ‘Bir bölen’ olmayı yeğledi. Nefsine yenildi. 2023 Mayıs seçimlerinde tüm kozlar elindeydi. Erdoğan zorlanıyordu, rüzgar karşıdan esiyordu. Kılıçdaroğlu çok kötü bir yenilgi aldı. Toplumun siyasete olan umutlarını söndürdü. Ülke iktidarını yitirdikten sonra CHP’de tutunmaya çalışmanın ne önemi var! Erdoğan’ın yılların CHP’sini ‘AK-CHP’ye dönüştürme projesinin gönüllü aktörü oldu.

CHP ve siyaset buradan nasıl çıkacak? Ankara’da ‘baskın seçim’ senaryosunu tekrar dillendirenler var. Yeniden Refah lideri Fatih Erbakan ‘mutlak butlan’ kararını yorumlarken ‘erken seçim’ çağrısı yaptı. Saadet ve Deva gibi partilerde de AKP’nin baskın seçimi hedeflediği kanaati yaygın. Hazır CHP’yi felç etmişken… Kendini toparlamadan… Sonbaharda seçim…

Normal şartlarda kazanamayacağını gören Erdoğan’dan her türlü hamle beklenir. Onun koltuk ve iktidarını sürdürmekten başka kutsalı yok. Bu uğurda her şeyi göze alır. Tekrar adaylığının önünü açmak için ‘yeni anayasa’ vurgusunu artırmaya başladı.

Özgür Özel bunu hak etti!

Erdoğan’ın hesabı belli… Kılıçdaroğlu’nun niyeti de öyle… Fakat Özgür Özel de masum değil. Bir demokrasi ve adalet cephesi açamadı. 31 Mart’ta büyük zafer kazandı. Fakat hakkını veremedi. AKP’nin kapısına koştu. Erdoğan’la buluştu ve ülke yanarken ‘normalleşme politikası’ başlattı. Oysa Erdoğan halkın desteğini yitirmiş, güvenoyu alamamıştı. Bir ‘siyasi meşruiyet’ tartışması bile başlatamadı. Erdoğan’ı sorgulayamadı. İki partinin yakınlaşmasından medet umdu. Erdoğan’ın oyununa geldi.

AKP’nin zamana ihtiyacı vardı. Özel fazlasıyla verdi. Erdoğan düştüğü yerden kalkınca 31 Mart’ın intikamını almak için tüm düğmelere bastı. Gemileri yaktı. CHP’yi dört koldan kuşattı. İmamoğlu’nun mahpusluğu da ‘mutlak butlan’ kararı da 31 Mart’ın rövanşından başka şey değil. İmamoğlu gözünü Ankara’ya dikmemiş olsa, başına bunlar gelmeyebilirdi. CHP sandıktan birinci parti çıkmasaydı, Özgür Özel’e dokunulmazdı. Erdoğan sadece kutsallarıyla değil halkla da inatlaşmaktadır. İşin özü bu…

Bu zor gününde söylemeye dilim varmıyor ama Özgür Özel bunu hak etti. Erdoğan’ın gölgesinde bir gelecek aradı. Onun dilini ve siyaset tarzını benimsedi. Oradan yürüyeceğini sandı. Safça siyasetin ve ülkenin de normalleşeceğine inandı.

Ve sonuç ortada…

CHP tarihinin en ağır kriziyle karşı karşıya… Siyaset ve ülke de öyle… Erdoğan yakarak, yıkarak gidiyor. Ve fakat unutmamak lazım ki ağır buhran ve krizler aynı zamanda büyük fırsatları barındırır.

Bakalım bu sancı neler doğuracak?

2 YORUMLAR

  1. Bastaki fotoğraf çok anlamlı olmuş. Zalim diktatörlere karşı çok fazla hareket seçeneği yok. Ya başını eğmeyip dünyalık eziyet ve zulümlere inancını, ahiretini ve Allah’ın rızasını düşünerek sabredeceksin, ya da Özgür gibi başını eğip boynunu zalime uzatıp yular takılmasına ses etmeyeceksin. Herkes meşrebine, mezhebine, inancına göre birini seçsin.

  2. Piro Kemal piyon Kemal oldu. Hırsız Recep’in her yaptığının İsrail’e yaraması gibi, bu piyonun da her yaptığı Hırsız Recep’e yarıyor. Bu herif namussuzun önde gideni.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin