Bir kutu çikolatanın koltuğundan ettiği politikacı: Mona Sahlin 

Mona Sahlin 

ÖZEL HABER | HASAN CÜCÜK 

Mona Sahlin adı sadece İsveç ile sınırlı kalmadı. Genç yaşında girdiği parlamentoda kariyer basamaklarını bir bir tırmanan Sahlin’i dünya çapında üne kavuşturan olay, politik başarısı değil yaşadığı talihsizlik oldu. Ülkenin en eski partisi Sosyal Demokratlar’ın başkanlığına seçilen ilk kadın olan Sahlin, başbakanlık koltuğuna oturmadan politik kariyerine nokta koydu. 

İsveç Sosyal Demokratlar’ı 1980’li yıllarda efsane lideri Olof Palme ile altın dönemini yaşıyordu. Takvim yaprakları 1982’yi gösterirken yapılan parlamento seçimlerinde Sosyal Demokrat Parti’den iki genç kadın milletvekili seçiliyordu. Biri Mona Sahlin diğeri Anna Lindh’di. 25 yaşında olan ikiliden Sahlin, Lindh’den 3 ay daha küçüktü. Gelecek vaat eden iki politikacıdan biri mutlaka gelecekte parti başkanlığına oturup, ülkeyi yönetecek isim olacaktı. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Henüz 25 yaşındayken 1982’de meclise ‘en genç milletvekili’ olarak giren Mona Sahlin için daha o yıllarda ‘geleceğin başbakanı’ yorumu yapılıyordu. 1990 yılında çalışma bakanı olan Sahlin, 1994 yılında başbakan yardımcılığına getirildi. Sahlin, 1982’de başladığı Meclis kariyerinde adım adım zirveye ilerliyordu. Ağustos 1995 yılına gelindiğinde Başbakan ve Sosyal Demokrat Parti başkanı Ingvar Carlsson hem başbakanlığı hem de parti başkanlığını kısa süre sonra bırakacağını açıkladı. Yerine aday gösterdiği isim ise, başbakan yardımcısı ve eşitlik bakanı olan Mona Sahlin’di. 38 yaşında olan Mona Sahlin her iki görev için gün sayarken, ekim ayında hayatını değiştirecek gelişme yaşandı. 

Ekim 1995’te Expressen gazetesi, Sahlin’in devletin kendisine tahsis ettiği kredi kartıyla özel harcamalar yaptığını ve aynı zamanda Sahlin’in bu kartı ATM’den para çekmek için kullandığını ortaya çıkardı. Devletin bakanlara tahsis ettiği kredi kartları özel işler için kullanılmazdı. Ancak  özel harcamaların kısa bir süre içerisinde geriye ödenmesi halinde bu durum büyük bir sorun teşkil etmiyordu. Ancak bu haberin üzerinden fazla bir süre geçmeden aynı gazeteden yeni iddialar gündeme geldi.  Bir hafta sonra Expressen bir haber daha yayınladı ve Sahlin’in bu kredi kartıyla kendisine kıyafet aldığını, araba kiraladığını ve bu kredi kartını kendi özel yurt dışı seyahatlerinde kullandığını yazdı. Kendisine tahsis edilen kartla Toblerone gibi ufak tefek atıştırmalıklar da aldığı belirtiliyordu.

Devletin tahsis ettiği kredi kartından Toblerone çikolataları da aldığı için Sahlin’in adının karıştığı skandal, Toblerone Vakası olarak tanımlandı. Gelişmeler üzerine Sahlin, parti başkanlığı yarışından çekildiğini açıkladı. Daha bir kaç ay öncesinde ülkeyi yönetmeye hazırlanan bir politikacı olan Sahlin, şimdi hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Sahlin, düzenlediği basın toplantısında, “Kendi faturalarını ödemeyen birinin başbakan olması mümkün mü?” sorusunu dile getirdi ve hemen ardından kendi sorusunu yanıtladı: “Elbette değil.” Kararını verip, politikaya veda etti. 

Devlete ait kredi kartını özel işleri için kullanan Sahlin hakkında Başsavcı Jan Danielson soruşturma başlattı. Ocak 1996’ya kadar süren soruşturma sonunda Başsavcı Danielson, Sahlin’in suç işlemediğine kanaat getirerek, dava açılmasına gerek olmadığına hükmetti. Sahlin, devletin kendisine tahsis ettiği kredi kartıyla yaptığı tüm özel harcamaların tutarını hazineye geri ödemiş ve hatta fazladan 15 bin kron ödeme yapmıştı. 

Politik yaşamını noktalayan Sahlin, ticarete atılırken, bir taraftan da televizyonda program yaptı. 1998’de yeniden politikaya dönen Sahlin, milletvekili seçildi. 1998-2006 arasında istihdam, adalet ve entegrasyon bakanlığı yapan Sahlin’in 1995 elinden kayıp giden parti başkanlığı önüne bir kez daha 2006’da çıktı. 2006’da yapılan seçimler sonunda Sosyal Demokratlar iktidarı kaybedince parti başkanı Göran Persson koltuğu bırakma kararı aldı. 

Ülkenin en eski partisinin başkanlığı için ilk kez kadınların adı geçiyordu. Margot Wallström, Carin Jämtin ve Mona Sahlin parti başkanlığı için yarışırken, koltuğun sahibi Sahlin oldu. 18 Ocak 2007’de Sosyal Demokrat Parti’nin ilk kadın genel başkanı olan Sahlin, ülkenin ilk kadın başbakanı olma hayali ise 4 yıl sonra yapılan seçimlerde gerçeğe dönüşmedi. Ekim 2010’da yapılan seçimlerde partisi istediği oy oranına ulaşıp, iktidara gelemeyince Sahlin için kariyerinin sonu göründü. Mart 2011’de parti başkanlığından ayrılan Sahlin, politik yaşama geri dönüşü olmayacak bir şekilde veda etti.  İsveç hükümeti tarafından 2012’de Uluslararası Olimpiyat Komitesi genel sekreterliğine aday gösterildi ama seçilemedi. 

Geleceğin başbakanı olarak gösterilen Mona Sahlin, 1982’de adımını attığı parlamentoda uzun yıllar bakanlık yaptı ama başbakanlık nasip olmadı. Sosyal Demokratlar’ın ümit bağladığı bir diğer kadın politikacı Anna Lindh’in hikayesi ise trajik bir sonla bitti. Lindh’in hikayesi bir başka yazı konusu olacak. 

1 YORUM

  1. Benim saf Anadolu insanim, bu hikayeleri okudugunda “Bati insani bizden daha durust; daha iyi” diye dusunur.

    Elbette ki Bati insaninin icinde boylesi guzellikler var ve bu insanlar az da degil.

    Fakat Bati ikidir…
    19. yuzyilda Afrika’yi somuren,
    20. yuzyilda Iki dunya savasi cikaran,
    20. yuzyilin son donemi ve 21. yuzyilin basinda Islam topraklarina yonelip, Irak’i once Kuveyt isgaline son vermesi, sonra da kimyasal silah urettigi icin, Afganistan’i Molla Omer’le Usame belasindan ve Taliban’dan kurtarmak icin, Suriye’yi dunya barisini tehdit ettigi icin ve hepsine demokrasi getirmek icin elbirligiyle saldirip, yanlislikla okullari, hastaneleri, dugunevlerini, yas merasimlerini bombalayan, milyonlarca ama mubalaga degil gercekten milyonlarca insan olduren de yine Bati insani…
    Isine gelen liderlerle isbirligi yapan, isine gelmeyen idareleri suikast, darbe vb entrikalarla alasagi eden yine Batili idareciler…

    El hukmu lil ekser.
    Hukum genele goredir.

    Tablorone’u alsinlar da
    yesinler…
    Yiyenlere afiyet olsun.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin