Bin lokma bin hırka!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Bir komşunuz var. KHK denilen son asrın en büyük zulüm aparatı tarafından hayatı paramparça ediliyor. Hapishane, işsizlik, şeytanlaştırma vesaire. Siz vicdanen kanıyorsunuz, hukukun tamamen bittiği, nefret ve düşmanlığın devlet aklını ele geçirdiği bir dönemde yapabileceğiniz pek bir şey yok. En azından mağdurlar ve ailelerine yardım ederek bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz.

Ancak karşınızda öylesine nefret yüklü bir güç var ki bu asgari insani davranışınıza bile tahammül edemiyorlar ve sizi “yardım ve yataklık” gibi suçlamalarla yeni mağdurlar listesine ekliyorlar. Buyrun size son örnek:

Adana’da tutuklu ailelerine maddi yardım yapmak isteyen kadın, parayı Samsun’dan kitap arasına koyup cemaat bağlantılı bir kadına kargoyla gönderdiği iddiasıyla kuryelik suçlamasıyla gözaltına alındı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu şöyle diyor:

“Bugün Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yapılan tam bir cadı avıdır, sivil ölüme mahkum etmektir. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin KHK’lı diye Ege Denizi’nde vefat edenler için cenaze aracı vermemesi Ortaçağ’daki anlayışın günümüzde de devam ettiğini gösteriyor. O zaman cadının çocuğu da cadıdır deyip ateşe atılıyordu. Bugün de KHK’lının çocuğu da KHK’lı muamelesi görüyor. Mağdurların yüzde 95,3’ü ekonomik sıkıntı yaşıyor. Yüzde 86,6’sı itibarsızlık ve sosyal dışlanma ile karşı karşıya. Yüzde 84,6’sı ile psikolojik sıkıntılarla boğuşuyor.”

Toplumun hiç de küçümsenmeyecek bir kesimi sosyal ölüme mahkum edilirken, bir de madalyonun diğer tarafı var.

Son birkaç gündür sosyal medya bir AKP’li bürokratın çocuğunun mevlit görüntüleriyle çalkalanıyor.

Teoride her fırsatta Hz. Hatice, Hz. Ömer gibi örnekler ile bir “dava” bilincinden bahseden siyasal İslamcı hareket, pratikte bunun tam tersini yaşıyor. Tabiri caizse bal tutan parmağını yalıyor.

Sağlık Bakanı’nın müşaviri ise bu korkunç tablonun görünen yüzlerinden sadece birisi.

Gerçi cılız da olsa kendi içlerinden “5 metrekare odada 3 yıl açlıkla mücadele etmiş peygamberin ümmeti bu olmamalı” şeklinde eleştiri alsalar da, balığın kokan yeri çok daha yükseklerde.

Erdoğan’ın son Amerika ziyaretinde Emine Hanım Bayan Trump’ın konuğu oldu. Manzaraya bakılırsa “Bir lokma bir hırka” felsefesi Müslüman First Lady’den ziyade bayan Trump için daha uygundu.

Onbinlerce dolarlık çanta taşıyan, alışveriş yaparken mağaza, cadde kapatan bir lider eşinin ülkesinde halkın büyük bir sefalet içinde yaşaması nedense iktidardakilerin zoruna gitmiyordu. Bırakınız eleştirel gözle bakmayı, Yeliz mahlaslı vekil, Ahmet Hamdi Bey’e göre bu manzaralar zengin ve varlıklı bir ülkenin göstergesiydi.

Çok enteresan bir istatistik var.

Halkı sefalet içinde yüzen toplumların liderleri dünyanın en zenginleri arasında oluyor nedense.

İşte böylesi ülkelerde, herkes kendi makamı ve mevkii nispetinde bir lüks ve şatafat yaşıyor.

Söylemde Müslüman, eylemde hedonizmin şahı olan bir güruhun ülkeyi koşar adım götürdüğü felaketin dehşetinin farkında değiliz sanırım. İşin en acı kısmı ise, Türkiye’nin debelendiği sefalet sarmalını kendimiz dışında herkesin çok iyi görmesi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin