Başkanlık, istikrar ve refah getirir mi? [Erhan Başyurt]

Başkanlık sistemine geçişi savunanların iki önemli gerekçesi var: İstikrar ve refah artacak!

AKP ve MHP’nin Meclis’e sunduğu başkanlık teklifi gerçekten bunu sağlar mı?

Tek kelimeyle cevap vermek gerekirse; Hayır!

***

Gelişmiş ülkelerin yüzde 90’ı parlamenter sistem ile yönetiliyor. Mesela Almanya ve İtalya, çoğunlukla koalisyonlarla idare ediliyor.

Refah ve istikrarın anahtarı, başkanlık ya da parlamenter sistem değil, ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğüdür.

Erkler arası denge ve denetimin olduğu, yönetimin şeffaf ve yöneticilerin hesap verdiği ülkeler de ancak kalıcı istikrar ve refah yakalanabiliyor.

***

Başkanlık sistemi ile yönetilen ülkeler arasında ABD, dünyada en başarılı ve belki de tek ülke. Nedeni liberal ileri demokrasiyi benimsemiş olması…

AKP ve MHP’nin ortak başkanlık teklifinin, ABD sistemi ile uzaktan yakından ilgisi yok.

ABD’de başkanlar hem parlamentoya hesap veriyor hem de adi suçlarda yargı dokunulmazlıkları yok.

Türkiye’de adeta ‘seçilmiş diktatör’ sistemi öneriliyor (Bir önceki ‘Tek adam veya seçilmiş diktatör rejimi!’ başlıklı yazımda bunun nedenlerini anlattım).

***

İstibdat ile sağlanan ‘istikrar’ ile hukukun üstünlüğü ve özgürlükler yoluyla sağlanan ‘istikrar’ çok farklı şeyler.

‘Tek adam’ rejimlerinde istibdat yoluyla sağlanan istikrar refah getirmediği gibi orta ve uzun vadede fakirliğin artmasına neden oluyor.

***

Kaldı ki, başkanlık sistemi tek başına istikrar kaynağı değil.

AKP ve MHP’nin teklifinde, istibdat ve dikta yönetimine kapı aralama dışında da istikrarsızlığa kapı aralayacak hususlar var.

***

Yeni teklife göre, başkan adayı partisiyle bağını sürdürüyor.

Diyelim A partisine halk destek veriyor ama adayını beğenmiyor. A partisi yüzde 51 ile birinci parti olurken, başkan adayı yüzde 49’da kalıyor ve bir hafta sonra başkanı belirleyecek ikinci tur oylamaya gidiliyor. İkinci turda, en çok oy alan iki aday yarışacağı için C partisinin adayı 51 ile seçimi kazanıyor.

Ne olacak bu durumda… Meclis’in çoğunluğu A partisinden, başkan ise Meclis’teki diğer 3 partiden birinin adayı…

Sistemin kilitlenmesi ve siyasi kriz çıkması riski böyle bir yapıda oldukça yüksek.

ABD dışında başkanlık ile yönetilen Ortadoğu, Latin Amerika ve Afrika ülkeleri, demokrasi kültürü gelişmemiş ülkeler çoğunlukla bu sorunu aşma becerisi gösteremiyor.

Bu siyasi istikrarsızlık demek olduğu gibi bir erken seçim riskini de beraberinde getirir.

Bu siyasi tıkanma ve istikrarsızlığın ekonomiye yansımalarının olmaması da düşünülemez.

***

Başkanın, en az yüzde 51 ile seçilmesi gerektiğinden toplumda siyasi kutuplaşma çoğunlukla artış gösteriyor.

Kutuplaşma, uzlaşma kültürünü öldürdüğü gibi, siyasetin sorun çözme kabiliyetini de en aza indiriyor.

Ortadoğu, Latin Amerika ve Afrika ülkelerinde başkanlık sistemi ile yönetilen ülkelerin çoğunda, iç savaş yaşanması veya darbelerin gerçekleşmesinin ana nedeni artan bu siyasi kutuplaşma…

İstatistikler, başkanlık sistemi ile yönetilen ülke sayısı parlamenter sistem ile yönetilenlerden daha az olduğu halde, darbe oranının daha yüksek olduğunu gösteriyor.

***

Sonuçta, istikrar ve refah artışı, başkanlık ya da parlamenter sistem ile yönetilmeye değil, ileri demokrasi prensiplerine bağlılık, geniş özgürlükler ve hukukun üstünlüğüne bağlı.

AKP ve MHP’nin ortak başkanlık teklifi, rejimi değiştirdiği için değil, ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğünü sağlamadığı, hatta daha otoriter ‘seçilmiş diktatörlere’ kapı açtığı için uzun vadede istikrarı artırmak ve refah sağlamaktan uzak.

Başkanlık rejimine geçmek tek başına refah sağlamayacağı gibi, Ortadoğu, Latin Amerika, Avrasya ve Afrika ülkelerinde olduğu gibi kutuplaşma nedeniyle daha fazla siyasi kırılganlığa ve istikrarsızlıklara da kapı aralayabilmektedir.

Halk, AKP ve MHP teklifini enine boyuna sağlıklı şekilde tartışabilmeli ve bu kadar önemli bir sistem değişikliği, siyasal uzlaşma sağlanmadan, oldubittiler, yalanlar ve algı yönetimleriyle hayata geçirilmemelidir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin