Avrupa Konseyi’nden KHK’lılara tam destek: “Söz veriyorum, sizin için daha çok mücadele edeceğim”

SEVİNÇ ÖZARSLAN –  TR724

Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Strazburg Adalet Buluşması’nın beşincisi, bugün Fransa’nın Strazburg kentinde Avrupa Konseyi binası önünde gerçekleştirildi.

Avrupa saatiyle 11.30’da yürüyüş ve sloganlarla başlayan programa, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) üyeleri Fransa Milletvekili Sandra Regol ile Birleşik Krallık Milletvekili James MacCleary’nin yanı sıra Amerikalı gazeteci ve yazar Sophia Pandya, Enes Kanter ve yazar-sanatçı Hilal Nesin katıldı.

Avrupa Parlamentosu üyesi 11 isim gönderdikleri video mesajlarla adalet buluşmasına destek verdi. Destek mesajı gönderen parlamenterler arasında Daniel Freund, Michael Bloss (Almanya), Raquel García Hermida-van der Walle (Hollanda), Sakis Arnaoutoglou (Yunanistan), Brando Benifei (İtalya), Carla Tavares ve Ana Vasconcelos (Portekiz), Hanna Gedin (İsveç), Vladimir Prebilič (Slovenya) ve Kathleen Van Brempt (Belçika) yer aldı.

JAMES MACCLEARY: “SİZE SÖZ VERİYORUM”

James MacCleary

Toplantının en dikkat çeken konuşmalarından birini Birleşik Krallık Milletvekili James MacCleary yaptı. Birleşik Krallık Milletvekili James MacCleary, Avrupa Konseyi önünde yaptığı konuşmada, Konseyin temel görevinin hakları ihlal edilen insanların yanında durmak ve seslerini duyurmak olduğunu söyledi.

Türkiye’de belediye başkanları, öğrenciler, öğretmenler ve akademisyenler dahil birçok kişinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığını belirten MacCleary, katılımcılara “Size söz veriyorum; haklarınızı savunmak, özgürlüklerinizi korumak ve adalet mücadelenizde yanınızda olmak için elimden geleni yapacağım. Haklarınız elinizden alınmış olabilir ama yalnız değilsiniz.” dedi. Türkiye’de uluslararası mahkeme kararlarının uygulanması gerektiğini vurgulayan MacCleary, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yargı makamlarına seslenerek siyasi nedenlerle özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin serbest bırakılması ve mahkemelerin yeniden bağımsız ve tarafsız hale getirilmesi çağrısında bulundu.

SANDRA REGOL: ADALET TALEBİNİZDEN ASLA VAZGEÇMEYİN

Sandra Regol

AKPM üyesi ve Fransa Milletvekili Sandra Regol da Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti.

“Bugün burada olmamızın sebebi Türkiye için adalet istememizdir” diyen Regol, çok sayıda belediye başkanının ve hukuksuz şekilde cezaevine konulan kişinin bulunduğunu belirtti. Kadın hakları savunucularının, gazetecilerin ve farklı kesimlerden insanların adaletsiz biçimde hapsedildiğini ifade eden Regol, katılımcılara “Davalarınızdan ve adalet talebinizden asla vazgeçmeyin” çağrısında bulundu.

SOPHIA PANDYA: CİNSEL ŞİDDET GÖREN KHK’LILARLA GÖRÜŞTÜM

Sophia Pandya

Amerikalı gazeteci ve yazar Sophia Pandya ise dayanışma mesajı verdi.

Kaliforniya’dan katıldığını belirten Pandya, “Yaşadığınız tüm zorluklardan sonra bugün burada sizinle birlikte olmaktan mutluyum. Haklarınız elinizden alındı. Ben sizin için ve adalet için buradayım” dedi.

Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Pandya, buna rağmen birçok kişinin temel haklarından mahrum bırakıldığını söyledi.

Özellikle annelerin ve çocukların yaşadığı mağduriyetlere dikkat çeken Pandya, Yunanistan’da 25 aileyle görüşmeler yaptığını anlattı. Gülen hareketi mensubu oldukları gerekçesiyle zulüm gördüklerini söyleyen insanların hikâyelerini dinlediğini belirten Pandya, işkence, kötü muamele, cinsel şiddet ve zorla kaybetme iddialarını kayıt altına aldığını, bu tanıklıkları daha sonra kitaplaştırdığını ifade etti.

“BİZİM HİÇBİR ZAMAN VATANIMIZLA BİR DERDİMİZ OLMADI, TÜRKİYE’NİN DÜŞMANI DEĞİLİZ”

TR724 editörlerinden gazeteci Mehmet Şahin’in sunduğu program TR724 ve Bold Medya‘nın youtube kanallarından canlı yayınlandı. NBA yıldızı ve aktivist Enes Kanter ile Mehmet Şahin Adalet Buluşması ile ilgili önemli bir noktaya dikkat çekti.

“Bu vesileyle buradan bir kez daha seslenmek istiyorum. Maalesef bu toplantılar ve burada toplanma amacımız bazı çevreler tarafından çok farklı şekillerde manipüle ediliyor.” diyen Kanter, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim hiçbir zaman ülkemizle, vatanımızla, milletimizle bir problemimiz olmadı. Bizim tek derdimiz; bugün binlerce masum insanın cezaevinde olması ve hiçbir ayrım yapmadan herkesin sesi olabilmektir.”

HERKES İÇİN ADALET

Katılımcılar yıllardır hapiste olan Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu, Mehmet Baransu, Hidayet Karaca başta olmak üzere mağdur maskeleriyle cezaevlerindeki masum inanların sesi olmaya çalıştı.

Avrupa merkezli Peaceful Actions Platformu’nun (Barışçıl Eylemler Platformu) düzenlediği 5. Strazburg Adalet Buluşması bu yıl da “Herkes İçin Adalet” teması çerçevesinde gerçekleştirildi. Avrupa Konseyi ile AİHM binalarının önündeki Allée de la Robertsau Caddesi üzerinde 900 metrelik alanda gerçekleştirilen programa, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildikten sonra Türkiye’den ayrılan beş binden fazla KHK’lı katıldı.

Geçen yıl Avrupa Konseyi’ne “Yalçınkaya kararı uygulansın” çağrısında bulunan KHK’lılar, Konsey’den insiyatif almasını, Yalçınkaya, Kavala ve Demirtaş kararlarının Türkiye tarafından geciktirmeden uygulanmasını talep etti. Ayrıca hala Türkiye’de Yalçınkaya kararına rağmen insanların kanunsuz suç ve ceza uydurularak hapse atılmasının önüne geçilmesini istedi.

AVRUPA KONSEYİ’NE SLOGANLARLA ÇAĞRI YAPILDI 

Türkiye’yi de ilgilendiren önemli kararların alındığı Avrupa Konseyi’ne önüne gelen sarı tişörtlü KHK’lılar, Konsey’in kapısında durarak, “Konsey uyuma, adalet gecikme”, “Geciken adalet, adalet değildir”, “Dur de, dur de, gecikmeye dur de”, “Mağdurlar burada, Konsey nerede?”, “Hak, hukuk, adalet” şeklinde Türkçe ve İngilizce sloganlar attı ve Konsey’in ile AİHM’in ana kapısında yetkililere taleplerini ileten mektuplar verdi.

AVRUPA KONSEYİ VE AİHM TEMSİLCİLERİNE MEKTUP VERİLDİ

Soldan sağa: Alain Berset, Petra Bayr, Michael O’Flaherty, Isabelle Berro-Amadei, Mattias Guyomar.

Peaceful Action Platform yetkilileri tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Ms. Petra Bayr, Bakanlar Komitesi Başkanı Isabelle Berro-Amadei, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty ve AİHM Başkanı Mattias Guyomar hitaben mektup yazıldı.

“AİHM’İN KARARLARININ UYGULANMAMASI AİHS’Nİ ZAYIFLATIYOR”

Avrupa Konseyi’nin üst düzey kurum ve temsilcilerine sunulan mektupta, Türkiye’de 2016 sonrası yaşanan insan hakları ihlalleri, yargı bağımsızlığı sorunları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmamasına dikkat çekildi. Mektupta, sorunun yalnızca Türkiye’deki mağdurları değil, Avrupa insan hakları sisteminin güvenilirliğini de ilgilendirdiği vurgulanarak, AİHM tarafından tespit edilen ihlallerin sürmesinin ve mahkeme kararlarının uygulanmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin otoritesini zayıflattığı ifade edildi.

“İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ETKİLİ BİÇİMDE İNCELENMELİ”

Mektubu, International Journalist Association (IJA), Human Rights Defenders (HRD) derneğini yetkilileri ve KHK mağdurlarının çocukları Avrupa Konseyi’ne sundu.

Platform, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri’nden terörle mücadele mevzuatının kötüye kullanılması, keyfi tutuklamalar, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar, avukatlara yönelik baskılar ve 2016 sonrası ihraçların insan hakları üzerindeki etkilerini daha görünür biçimde incelemesini istedi. AİHM Başkanı’na ise OHAL kararnameleriyle yapılan ihraçlar, pasaport iptalleri, mal varlığına el koymalar ve diğer kitlesel mağduriyetlere ilişkin başvurulara öncelik verilmesi ve benzer ihlal iddialarının etkin şekilde değerlendirilmesi çağrısında bulunuldu.

“AVRUPA İNSAN HAKLARI SİSTEMİ KRİTİK BİR SINAVLA KARŞI KARŞIYA”

Mektupta ayrıca Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nden Türkiye’den yargı bağımsızlığı, terörle mücadele uygulamaları ve sınır ötesi baskı iddiaları konusunda ayrıntılı açıklama talep etmesi; Bakanlar Komitesi’nden Türkiye hakkındaki AİHM kararlarının uygulanmasını daha sıkı denetlemesi; Parlamenter Meclis’ten ise demokratik gerileme, yargı bağımsızlığı ve mahkeme kararlarının uygulanmaması gibi konuları gündemde tutması istendi. Platform, beş yıldır Strazburg’da sürdürülen barışçıl çağrıların Avrupa Konseyi kurumlarına duyulan güvenin göstergesi olduğunu belirterek, Avrupa insan hakları sisteminin kendi ilkelerini savunma kapasitesinin kritik bir sınavla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

HAKKINI ARAMAKTAN VAZGEÇMEYEN KHK’LILAR DA STRAZBURG’DAYDI

Tuncer Çetinkaya, Gurbet Karabağ, Erhan Doğan, Harun Ataç.

Yaklaşık beş bin kişinin katıldığı programda, 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan ve hem gözaltında hem cezaevinde kötü muamele ve işkence gören Tuncer Çetinkaya, Sincan Cezaevinde 18 ay hapis yatan KHK’lı öğretmen Erhan Doğan, bebeğiyle tutuklanan ve çıplak arama ve kötü muamele mağduru Gurbet Karabağ bir konuşma yaptı.

Gazeteci Tuncer Çetinkaya, Strazburg’daki konuşmasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) geçen hafta verdiği kararla haksız tutuklandığının, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğinin ve cezaevinde hukuka aykırı şekilde tutulduğunun tescillendiğini söyledi. Ancak kararın dokuz yıl sonra geldiğine dikkat çeken Çetinkaya, “Gecikmiş adalet, adalet değildir” diyerek, buna rağmen kararın yalnızca kendi davasıyla ilgili olmadığını, gazeteciliğin suç olmadığını ortaya koyan önemli bir hukuk tespiti niteliği taşıdığını vurguladı.

KHK’lı öğretmen Erhan Doğan ise 15 Temmuz sonrasında gözaltına alındığını, işkence gördüğünü, 18 ay cezaevinde kaldığını ve suçsuz olmasına rağmen hapis cezasına çarptırıldığını anlattı. Cezaevinden çıktıktan sonra da dışlanma ve baskılar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kaldığını belirten Doğan, bugün Almanya’da yeni bir hayat kurmaya çalıştığını ancak yaşadıklarının yalnızca kendisine ait olmadığını, Türkiye’de adalet arayan binlerce insanın ortak hikâyesini temsil ettiğini ifade etti.

“40 GÜNLÜK BEBEĞİMLE GÖZALTINA ALINDIM, TEHDİT EDİLDİM”

Adalet Buluşması’nda konuşan ev hanımı Gurbet Karabağ, 2017 yılında Afyonkarahisar’da henüz 40 günlük bebeğiyle birlikte gözaltına alındığını ve bu süreçte ağır psikolojik baskılara maruz kaldığını anlattı. Emniyette bebeği üzerinden tehdit edildiğini belirten Kaya, daha sonra pandemi döneminde tutuklanarak Afyon Cezaevi’ne gönderildiğini söyledi.

Cezaevine girişte çıplak aramaya maruz kaldığını, ardından insan onuruna aykırı koşullara sahip tek kişilik bir hücrede yaklaşık 75 gün tutulduğunu ifade eden Kaya, cezaevi yönetiminden daha insani koşullar talep ettiği için tehdit edildiğini ve aynı dönemde avukatının da kendisine “etkin pişmanlık” baskısı yaptığını dile getirdi.

Yaşadığı tüm baskılara rağmen kendisine güç veren şeyin, cezaevindeki diğer mahpuslardan gördüğü dayanışma olduğunu belirten Karabağ, yalnız olmadığını hissettiği o anın kendisine yeniden yaşama gücü verdiğini söyledi.

Annesi Zekiye Ataç ve babası Harun Ataç tutuklandıktan sonra kansere yakalanan ve annesine pasaport verilmeyerek tedavisi engellenen Ahmet Burhan Ataç (8), 7 Mayıs 2020’de hayatını kaybetti.

Adana’da KHK ile kapatılan özel bir yurtta müdürlük yaptığı gerekçesiyle 9 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan ve 20 Şubat 2018’de tutuklanan Harun Reha Ataç, cezaevinde kalması gereken süreyi tamamlayarak 8 Haziran 2024’te tahliye edildi. Beşincisi düzenlenen Adalet Yürüyüşü’ne ilk kez katılan Ataç, önceki yıllarda cezaevinde olduğu için aralarında olamadığını belirterek yürüyüşü yıllardır büyük emek ve fedakârlıkla düzenleyenlere teşekkür etti.

“Kara Efe” olarak tanınan Ahmet Burhan Ataç’ın babası olduğunu söyleyen Ataç, konuşmasında yalnızca evladını kaybetmiş bir baba olarak kendi acısını anlatmak için değil; cezaevlerinde sevdiklerine hasret kalanlar, hastalıklarla mücadele eden mahpuslar, ülkesini terk etmek zorunda kalanlar, ailesinden ayrı düşenler, türlü türlü ağır imtihanlardan geçenler ve yıllardır adalet bekleyen milyonlar adına konuştuğunu ifade etti.

5. Strazburg Adalet Buluşması’na bebekli anneler, engelli çocukları bulunan aileler uzak yollardan gelmişti.

Adaletin yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret olmadığını vurgulayan Ataç, adaletin insanın yalnız bırakılmaması, bir annenin, bir babanın ve bir çocuğun sesinin duyulması, insanların sahipsiz bırakılmaması anlamına geldiğini söyledi. “Oğlumu artık geri getiremem. Ama hiçbir çocuğun, hiçbir annenin, hiçbir babanın bizim yaşadığımız acıları yaşamaması için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz” diyen Ataç, adaletin sadece kendilerinin değil herkesin ihtiyacı olduğunu belirterek, “Bugün burada bunun için bulunuyoruz. Adalet için. Merhamet için. İnsan onuru için. Ve kimsenin bir daha böyle acılar yaşamaması için” ifadelerini kullandı ve yürüyüşe katılanlara teşekkür ederek konuşmasını “Ayağınıza, yüreğinize sağlık” sözleriyle tamamladı.

Buluşmaya birçok mağdur da katıldı. Eşini ve oğlunu Ege’de kaybeden Hasan Aksoy’un kızkardeşi Hatice Aksoy, Harbiyeli annesi Melek Çetinkaya, 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan ve yaklaşık bir cezaevinde kalan gazeteci merhum Mehmet Kamil Oğuz’un eşi Demet Oğuz, adalet için Strazburg’daydı.

SANATSAL ETKİNLER DE YAPILDI

5. Adalet Buluşması’nda, insan hakları ihlalleri, hukukun üstünlüğü ve adalet taleplerini görünür kılmayı amaçlayan çeşitli sanatsal etkinlikler yer aldı. Etkinlik boyunca uzun yıllardır devam eden hak ihlallerinin insani sonuçlarına dikkat çekilirken, mağdurların sesinin duyurulması ve Avrupa kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmesi yönünde çağrılar yapıldı.

ADALET DUVARI VE TİYATRO GÖSTERİSİ DİKKAT ÇEKTİ

Etkinliğin öne çıkan çalışmalarından biri olan “Adalet Duvarı”, AİHM kararlarının uygulanmamasının bireyler ve aileler üzerindeki etkilerini görseller ve katılımcıların mesajlarıyla yansıttı. Göç yollarında hayatını kaybeden çocuklar, cezaevlerindeki hasta ve yaşlılar, sosyal dışlanma ve farklı meslek gruplarının yaşadığı hak kayıpları duvarda işlendi. Ayrıca sahnelenen tiyatro gösterisinde, bir öğretmenin hikâyesi üzerinden hukuki güvencelerin zayıfladığı dönemlerde yaşanan mağduriyetler ve adalet arayışı anlatıldı.

CEZAEVİ MEKTUPLARI VE ÇALAR SAATLERLE MESAJ VERİLDİ

“Cezaevi Mektupları” çalışmasında Türkiye’deki cezaevlerinden gönderilmiş gerçek bir mektup önce sahnede okundu, sonra da mektubu yazan mağdurun arkadaşı tarafından katılımcılarla paylaşıldı. “Çalar Saatler” enstalasyonu ise cezaevlerinde bekleyen insanları, ailelerinden ayrı kalan çocukları ve uygulanmayan AİHM kararlarını sembolize ederek geciken adalet sorununa dikkat çekti.

EVRENSEL ADALET VURGUSU YAPILDI

Etkinlik kapsamında ayrıca Batman ve Superman karakterlerinden ilham alan “Justice League”, Dünya Kupası konseptiyle hazırlanan “Justice XI”, çocukların gözünden hak ihlallerini anlatan “Ege ve Meriç” karakterleri ile “Esir Oyuncaklar ve Avrupa Yıldızları” enstalasyonu da sergilendi. Farklı anlatım biçimlerinin kullanıldığı tüm çalışmalarda, adaletin yalnızca mahkeme kararlarının verilmesiyle değil, bu kararların zamanında ve eksiksiz uygulanmasıyla anlam kazandığı mesajı öne çıktı.

DÜNYA KUPASI’NDAN İLHAM ALAN JUSTICE XI TAKIMI DA ORADAYDI

Etkinliğin dikkat çeken çalışmalarından biri de “Justice XI – Adalet İçin Onbir” konsepti oldu. 2026 FIFA Dünya Kupası’ndan ilham alınarak hazırlanan performansta, farklı ülkeleri temsil eden 11 futbol forması ve dünyaca tanınan futbolcuların maskelerini taşıyan katılımcılar sessiz bir kortej oluşturdu. Futbolun milyonlarca insanı ortak bir heyecan etrafında buluşturan evrensel dilinden yararlanan çalışma, adalet talebinin de sınır, dil ve milliyet farkı gözetmeksizin tüm insanlığın ortak değeri olduğunu vurguladı.

“Farklı bayraklar altında oynayan insanlar, adalet söz konusu olduğunda aynı takımın parçasıdır” mesajının öne çıktığı performansta, insan hakları ve hukukun üstünlüğü mücadelesinin evrensel niteliğine dikkat çekildi. “One World, One Justice” (Tek Dünya, Tek Adalet) sloganıyla sunulan çalışma, sporun birleştirici gücü ile adalet arayışını bir araya getirerek etkinliğin en dikkat çekici sembolik eylemlerinden biri olarak öne çıktı.

Süvari ve Grifon şarkılarıyla KHK’lıların adalet arayışına coşku kattı.

Peaceful Actions Platform’un öncülüğünde; Solidarity With OTHERS, HRD, HRD ve HRS gibi 17 uluslararası sivil toplum kuruluşu ve derneklerin katkılarıyla düzenlenen program saat 14.30’da sona erdi.

KHK’lıları yalnız bırakmadılar: Avrupa Konseyi milletvekilleri 4. Strazburg Adalet Buluşması’na katıldı

1 Yorum

  1. Türkiye’nin bugünkü rejiminin sahibi ve hamisi İngiltere’dir. Recep Tayyip Erdoğan isimli sahte diplomalı cahil hırsıza Türkiye Cumhuriyeti devletini yıktırarak yüz sene önceki yenilgilerinin intikamını almak istiyorlar. Türkiye’nin doğusunu ve güneyini İsrail işgal etsin istiyorlar. 15 Temmuz tiyatrosunu organize edip rejisörlüğünü yapan büyükelçi Moore’u MI6’nın başına getirdiler. İngiltere’den AP’ne gelen bir milletvekili olan James MacCleary’nin söyledikleri, bana hiç samimi gelmedi. Tilkinin tavuklara vaaz etmesine benziyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin