Atarlar Kurulu

YORUM | NACİ KARADAĞ

Tarihin hangi dönemi olursa olsun, zalimin ve zulmün davranış refleksleri bu kadar mı birbirine benzer? Bu kadar mı birbirinin aynı karakterler ortalıkta gezinir, hayret etmemek mümkün değil.

Detaylarıyla bilmiyoruz ama Nemrut’tan Firavunlara kadar eminim pek çok bilinen zalimin bilinmeyen ayakçıları, yancıları, çıkarcıları ve de atarcıları vardı.

Bu meyanda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gerçekten tarihi bir karakter. Siyasi hayatı ve bugün bulunduğu konum açısından, bir tür klonlanmış tarihi karakterdir Süleyman Soylu.

Hazreti Bediüzzaman’ın en muazzam tespitlerinden biri şudur;

“Tesadüf, ancak cehlimizi örten bir perdedir.”

Günümüz karakterleri için minik bir tarih yolculuğuna çıktığımız anda belki binlerce dip koçanı görmek mümkün.

Adolf Eichmann mesela.

Bu köşede kimi zaman bu isimden bahsettiğimizi anımsayanlar vardır şüphesiz.

Eichmann, kendisi Hitler Almanyasının en önemli SS’lerinden. (Süleyman Soylu’nun baş harfleri olması tamamen tesadüf, gönderme yapmıyorum)  “Yahudi meselesi” ile yakından ilgili ve “Nihai Çözüm Projesi”nin mimarlarından’dır Hitler’in bu çakaloz adaşı.

Ünlü siyaset kuramcısı ve özellikle Nazi uzmanı Hannah Arendt’in şu tespiti çok enteresandır;

“Asıl sorun tam da Eichmann gibi onlarca insan olmasından, onlarcasının ne sapık ne de sadist olmasından; ne yazık ki hepsinin eskiden de, şimdi de dehşet verici biçimde normal olmasından kaynaklanıyordu.”

Soylu’nun geçen günkü konuşmasını herkes biliyor artık. Bir ülkenin en büyük kentinin halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanını düpedüz tehdit etmesini.

Atanmış birinin emrinin altındakilere atarlanması belki anlaşılabilir bir şeydir ama bugün seçim olsa belki partisi kadar oy alacak olan birini bu kadar pervasızca tehdit etmek ancak ve ancak Eichmann Sendromu ile anlaşılabilir.

Ki aynı Soylu, hatırlarsınız birkaç yıl önce aynı atarlanmaları bugün dizinin dibinden ayrılmadığı Erdoğan için söylüyordu:


Videoyu sonuna kadar izleyemezsiniz belki ama sonunda şöyle atarlanıyor:

‘’Eğer ben Süleyman Soylu isem Erdoğan’dan tüyü bitmemiş yetimin hakkını sormaz isem namerdim!”

Arendt’in dediklerini hatırlayalım;

“Bu insanlar ne sapık, ne de sadist… Dehşet verici şekilde normal!”

Aynı Soylu bugün İmamoğlu’nu perişan-pejmurde etmekten bahsediyor.

Bu karakterlerin tarihsel portrelerine bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz ki;

Ola ki Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterildi ve ola ki hilesiz hurdasız seçimler yapıldı ve ola ki Erdoğan ülkeyi kana bulamayıp İmamoğlu’na koltuğunu bırakmayı kabul etti. İmamoğlu için en çok bağıran kim olur biliyor musunuz?

Elbette Süleyman Soylu!

Hitler elbette kötülüğün en sembol ismi ve alınan milyonlarca hayatın sorumlusu.

Ancak tüm bu fenalıkları Yahudilere, Almanlara ve tüm dünyaya tek başına yapmadı Adolf Hitler. Etrafını kuşatan bir kötülük çembere vardı. Bunlardan biriydi Adolf Eichmann.. Şu sözü ile tarihe geçmiştir;

“Yaptığınız eylem ve konuşmaların hepsini Hitler’in bir şekilde duyup öğreneceğini bilin ve eylemlerinizden haberdar olsa Führer’in mutlu olacağı şekilde hareket edin!”

Bundan dolayıdır ki Soylu o sözleri aslında İmamoğlu’na söylemiyor, bizzat Erdoğan duysun diye söylüyor. Çünkü hayat bulduğu vasatta liyakatin değil sadakatin, eylemin değil söylemin, atarlanmanın, tehdit etmenin geçerli ölçüt olduğunu çok iyi biliyor ve siyasi ikbalini bir miktar daha uzatabilme amacıyla yapıyor bu atarlanmaları.

Ve kendisi gibi tüm kabine, parti ve Erdoğan’ın çevresi de çok iyi biliyor ki, “Reis duyduğunda hoşuna gideceği şeyler söylersek ya da yaparsak abad oluruz!”

Herkesin atarı kadar kıymetli olduğu bir dönemde Süleyman Soylu figürü gerçek bulunmaz bir hazinedir!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin