AKP’nin iktidar sigortası

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Suriyeli mülteciler meselesi AKP için ahlaki bir sorumluluk olmaktan çıkalı uzun zaman oldu. Suriyeliler, tepeden tırnağa uluslararası suça batmış Erdoğan yönetimi için, batıya karşı kullanacağı en büyük belki de tek şantaj malzemesi. Üzerime gelirseniz, beni yargılarsanız, beni dışlarsanız, ambargo koymaya kalkarsanız ben de kapıları açarım şantajıyla, batının kucağına bırakılacak devasa bir sorundan başka bir şey değil Suriyeliler. Bugün mültecilerin Türkiye’de varlıklarını devam ettiriyor olmasının en büyük nedeni AKP’ye ve Saraya sigorta olmasıdır. Kapıları açarım tehdidi tek kalemde bütün Batı’yı hizaya sokan bir cümledir.

Suriyeli mültecilerin AKP iktidarı için başkaca bir anlamı bulunmuyor. Zorda kalmış kardeşlerimiz cümlesinin iktidardaki AKP’lilerin ruhunda hiçbir karşılığı yok. Öyle ki daha dün yola çıkardıkları, silah verip sahaya sürdükleri silahlı unsurların üzerine bomba yağdırıyor. Sosyal medyadaki trollerin Suriyeli mazlumlar paylaşımları sizi yanıltmasın. Bir tarafta Rusya ile İdlib’i bombalarken diğer yandan o bombaların öldürdüğü sivillerin fotoğraflarını sosyal medyada tabanı gazlamak için kullanıyor.

AKP mülteci meselesini en başından beri olabilecek en kötü şekliyle yönetti. AKP’nin yardım ve yataklığıyla başlayan Suriye iç savaşından sonra, Türkiye’ye sığınan mülteciler meselesi başından beri MİT üzerinden yönetildi. Gerçek anlamda bağımsız insani yardım kuruluşlarının onlara yardım etmesi engellendi. Bir insani yardım organizasyonundan çok istihbarat operasyonuna dönüştürüldü. Öyle olunca da insanlar satranç tahtasındaki piyonlar olarak görüldü.

Erdoğan dışa karşı bir pazarlık unsuru gördüğü insanlara içeride ‘saldım çayıra Mevlam kayıra’ ciddiyetsizliği ile yaklaştı. Sonuç hem ev sahibi hem de misafir için bir fiyasko.

Zorda kalmışlara yardım etmek elbette ki insani bir davranıştır ama devlet aklının bunu gerçeklik üzerinden çözümlemesi gerekirdi. Devlet duygular üzerinden mesele çözemez. Duygu ile en yakınlarınız bile sorunlarını çözemezsiniz. Mesela işsiz kalmış öz kardeşiniz ailesiyle gelip evinizin bahçesine çadır kursa, iyi niyetle ona yardım etmeye çalışsanız bile sorun çıkmama ihtimali yok. Tuvalet, banyo, çamaşır gibi çok basit gibi görünen meselelerin dahi bir zaman sonra tahammül edilmez sorun haline gelmemesi mümkün değil?

Bırakın Suriyelileri yüzbinlerce Tokatlı kısa bir süre için Sivas’a taşınsa bir müddet sonra benzer tepkiler olur. Ekonomik, demografik, sosyolojik hazmetme kapasitesinin üzerinde olan her şeyi duygusal açıklamalarla çözülemeyecek problem meydana getirir.

Sadece Türkiye değil ‘Onlar zorda kalmış kardeşlerimiz’ yaklaşımıyla meselinin çözülme ihtimali dünyanın hiçbir coğrafyasında yoktur. Çok yüksek inanmışlık ve inanç hallerinde olabilecek bir durumu toplumun genelinden beklemek gerçekçi bir durum değildir. Sivil toplum bu konuyu her açıdan tartışır, konuşur ancak aklı başında bir devletin bütün bu sorunları önceden görüp gerekli hamleleri yapması gerekirdi. Bu yüzden toplumda Suriyelilere karşı oluşan her tepkinin tek sorumlusu vardır o da baştan beri politikalara kimseyi karıştırmadan tek başına belirleyen AKP’dir. Basit siyasi amaçlarla değil insani yardım için yola çıkılsaydı, ne o insanlar mağdur edilirdi, ne de toplumun tahammül sınırları zorlanırdı.

İsviçre’de yaşayan ve Türkiye’de yaşananlara karşı derin bir üzüntü hisseden yakın bir aile dostumuz  bir yolunu bulup Türkiye’den kaçıp, İsviçre’ye sığınan akademisyen bir hanım ve çocuğuna kapılarını açmış tam üç ay evinde barındırmıştı. Kültür merkezinde tevafuken karşılaştığı zor durumdaki çocuklu bir kadını hiç tereddüt etmeden aylarca evinde barındırmıştı. Evini hiç tanımadığı birine aylarca açan bu hanım kardeşimiz gibi bir yaklaşım göstermek için çok yüksek bir inanmışlık, çok yüce bir ruha sahip olmak gerekir. Bütün toplumun aynı duyarlılıkta olması mümkün mü?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin