AKP’li sistematik devlet işkencesine karşı yapılacaklar

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Türkiye’de şu an işkence ve kötü muamele sistematik bir hal aldı ve artarak devam ediyor. Hukuk Devleti olmaktan çıkmış ve polis devletine dönmüş ülkenin karakollarında, cezaevlerinde işkenceler sürerken, bir yandan da insanlar gündüz sokak ortasında kaçırılıp işkence merkezlerinde sorgulanıyor, insanlık dışı muamelelere maruz bırakılıyor. 90’larda JİTEMli beyaz Toroslar ile yürütülen devlet eliyle haydutluk, şimdilerde MİT’in siyah Transporter ile…

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu son zamanlarda işkence ve kötü muamelenin de arttığını, sadece kendisine gelen başvuruların TİHEK’e giden başvurulardan daha fazla olduğunu söylerken, şu bilgileri veriyordu:

“Sekiz kişilik koğuşlara 26 kişi yerleştiriliyor. İnsanlara Adli Tıp Kurumu’na sevkleri sırasında kelepçe takılıyor ve 10 saat yolculuk yaptırılanlar var.” Gergerlioğlu, TİHEK’in işkence ve kötü muamele vakalarına ilişkin sessiz kaldığını vurgularken, “TİHEK bizim nezdimizde eksi puanlı bir kurumdur. İşkence iddialarını TBMM’de gündeme getiriyorum ve TİHEK’in kılı kıpırdamıyor. TİHEK üç maymunun oynayan bir kurumdur” diye ekliyordu.

İŞKENCE ŞİKAYETLERİ

-Diğer birçok kurum gibi- “Görevini hakkıyla yapmadığı” ifade edilen (TİHEK) Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na bu yılın ilk altı ayında 430 başvuru yapılmış ve bu başvuruların 365 tanesi (yani yüzde 85’i) işkence ve kötü muamele kapsamında ve de ilk sırada en insani hak olan ‘sağlık haklarına erişim’ şikâyeti!.. TİHEK, bu başvuruların, “işkence ve kötü muameleye karşı ulusal önleme mekanizması görevi kapsamında olduğunu belirtmiş.

Peki, bu başvurulara karşı ne yapılıyor?… TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili ve CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu cevaplıyor: “AKP her ne kadar işkenceye karşı mücadele iddiasıyla iktidara geldiyse de maalesef işkence derin bir devlet pratiği olarak devam etmekte. Cezasızlık ise yine bir AKP hükümeti politikası olarak geçmiş hükümetlerden devralınan bir uygulamadır. Bu sayılar binlerce kişinin sokakta ve cezaevinde işkenceye maruz kaldığının kanıtı.”

DEVLET SORUMLUDUR

Cezaevlerinde insanlar kötü muameleye uğrarken ve en temel ve hayati tedavi haklarından mahrum bırakılırken, yasalar ise tam aksini emretmekte… Nitekim CEZA İNFAZ KURUMLARININ YÖNETİMİ İLE CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA TÜZÜK’ün, ‘Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler’i düzenleyen 5. Maddesinin f fıkrası gereğince:

‘Kurumlarda, hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.’

Kaldı ki, devletin emaneti durumunda olan ve devletin gözetin ve bakım sorumluluğu altında bulunan tutuklu ve hükümlüler ile ilgili her türlü istenmeyen durum karşısında gerek Ceza Hukuku gerekse İdare Hukuku anlamında devletin tam bir ‘kusursuz sorumluluğu’ bulunmaktadır.

Devlet gücünü kullananların kusur ve kasıtları ile meydana gelen hak ihlallerine, işkence ve kötü muamelelere karşı neler yapmalı o zaman?.. Bunları özetlemeye çalışalım.

İŞKENCEYE KARŞI YAPILACAKLAR

1- İşkence iddiaları konusunda ilk yapılacak işlem: (Yaşananmış kötü muameleyi ispatlamak için) bir doktor raporu almak… Rapor vermezlerse;

Özel bir doktorda / hastanede kendi imkanlarımızla muayene olup bu durumu bir şekilde raporlaştırmanın yoluna bakmalı.

Ama doktorlar işkence lafını duyunca “aman başımız ağrımasın” deyip uzak durabilirler… O yüzden de hiç olmazsa, son çare; bir rahatsızlık ya da sıradan bir kavgaya karışmış gibi beyanda bulunarak vücudunuzdaki izlerin rapora geçirilmesini isteyelim.

2- Serbest bırakılınca da gerekli hususların fotoğrafını ve videosunu çekelim.

3– Yaşananları son derece ayrıntılı şekilde ifade eden bir şikâyet dilekçesi ile işkenceciler hakkında şikâyette bulunalım. Bu olayla ilgili sağlam raporu veren doktorlar varsa, onlar hakkında da şikâyette bulunalım.

4- Tanık isimlerini ve ifadelerini yazalım. Zira aynı konuda, aynı akıbete uğramış başkaları da vardır.

5- Yaptığınız şikâyete takipsizlik kararı verilmesi durumunda takipsizlik kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde bu karara itiraz edelim. Bu itiraz dilekçemizde şu detaylar bulunabilir:

a- Uygun bir raporun verilmediği: (Doktorun sahte rapor vermesi, rapor alınırken aynı odada polislerin de bulunması, kendi ifadenizin alınmadığı, yeni bir doktor muayenesine götürülmediği, şüphelilerin ifadelerinin alınmadığı gibi..)

b- AİHS m. 3 anlamında “etkin soruşturma yürütülmediği”: Evet, netice itibariyle “etkin soruşturma yürütülmediği için” kararın kaldırılması talep edilmeli.

Bu noktada sürelere dikkat:

Süreler her durumda tebliğ ile başlar.

Eğer takipsizlik kararı tebliğ edilmezse savcılığa gidip bu kararın bir örneği istenmeli ve böylece 7 gün içinde itiraz hakkı her hâlükârda kullanılmalıdır.

6- İtirazınız da ret olması halinde:

AYM’ye başvuracaksınız, ret kararının tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde.

(Karar tebliğ edilmese bile ilgili sulh ceza hakimliğinden bu kararı temin edebilirsiniz.)

7- Anayasa Mahkemesi de başvurunuzu reddederse:

Bu durumunda ise 6 ay içinde AİHM’ye başvuracaksınız.

8– Hatırlatalım: İŞKENCE suçunun zamanaşımı yoktur!

İşkence görmüş kişi her zaman işkenceciler hakkında şikâyette bulunabilir. Şikâyetinizi savcılığa bir dilekçe ile yapabilirsiniz her zaman.

İşkencecilerin tam kimliğini bilmenize de gerek yok. İsim bildirmeden de şikâyette bulunmak mümkündür. Ama yer, zaman, unvan, lakap, giysi, eşkal gibi bilgiler vermek kaydıyla…

9- Diyelim ki, hiç birisini yapamadınız, fırsatınız ve imkânınız olmadı… İşkencede zamanaşımı olmadığı için, mahkemede savunma yaparken dahi yaşananları anlatarak mahkemeden suç duyurusunda bulunulması talep edilebilirsiniz.

Mahkeme, bu talebinizi dikkate almazsa:

O zaman kendiniz de -süre sınırlaması olmadan- savcılığa suç duyurusunda bulunabilirsiniz.

10- Önemli bir hatırlatma: Mahkemede savunma yaparken işkence ya da kötü muamele altında verilmiş ifadelerinizin hiç birisini kabul etmeyiniz ve işkence altında bu ifadelerin alındığını kayıtlara geçiriniz.

Bu işkence ya da kötü muameleler her şey olabilir:

– Tehdit, hakaret, yakınına zarar verme ya da onları da tutuklama tehdidi,

– “Bunları söyleyeceksin, yoksa tutuklanırsın, şunları dersen serbest kalırsın, işine geri dönersin…” şeklinde vaatler… Bunların hepsini anlatın.

Evet, yaşamış olduğunuz kötü muameleleri utanmadan, çekinmeden anlatın. Zira siz değil, bu suçta ihmali olanlar, başta da devlet utansın!

Yine rapor verilmeme vb. durumlar olduysa da onları da detaylı şekilde anlatın.

11- Mahkemede bunları anlatmaya çalışıyorsunuz ama hakimler dinlemiyor, tutanağa geçmiyor diyelim, ne yapmalı:

Buna dair itirazınızı tutanağa yazdırmaya çalışın, ayriyeten de yaşadığınız işkenceyi ayrıntılı anlatan yazılı bir dilekçeyi mutlaka dosyaya koyun! Her şey yazılı olsun! Söz uçar, yazı kalır.

12- Her şeye rağmen yine de hakkınızda mahkûmiyet kararı verildi diyelim. Bu iş orada kalmaz:

İstinaf, temyiz, AYM, AİHM var daha. Her aşamada bu hukuksuzlukları sürekli dile getirmeli.

İşkence iddialarınızın da peşini bırakmayınız, sonra da takip ediniz lütfen: Mahkeme sizin adınıza suç duyurusunda bulunsa da siz kendiniz bulunsanız da.

Velhasıl; hukuk çerçevesinde, kötülüğü kimsenin yanına bırakmayalım, elimizden geleni yapalım, haklarımızı arayalım, derim.

***

DİPNOT: Sözümüzü bitirirken tekrar hatırlatıyoruz ki: “İŞKENCE SUÇUNDA ZAMAN AŞIMI YOKTUR!

Ve İşkencecilere, Hırvat işkenceci komutanı hatırlatalım. Bu komutan, 25 sene önce işlediği suçlardan dolayı 13 yıl yargılanmış ve mahkeme temyiz sonrası 20 yıl hapis cezasını kendisine bildirince, zehir içerek intihar etmek istemişti. Yıllar sonra aynı kötü duruma düşmemeniz adına, hatırlatıyoruz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin