Biri bine bedel günler geliyor!

Yorum | Cemil Tokpınar

Aslında “biri bine bedel günler” demek bile az. Çünkü öyle bir mevsime giriyoruz ki, içinde binlere, on binlere, hatta otuz binlere bedel günler ve geceler var.

Üç Aylardan söz ediyorum. Kutlu mevsime çok yaklaştık. 7 Mart’ı 8 Mart’a bağlayan gece Regaib Kandili, ertesi gün de Receb Ayının ilk günü.

Rabbim hepimize Üç Aylara ve bilhassa Ramazan’a erişmeyi, hakkıyla değerlendirip arınmayı ve yücelmeyi nasip etsin.

Aslında bu yazıyı gelecek hafta yazabilirdim. Çünkü birçok yazar mübarek aylara bir gün kala veya girdiği gün yazar.

Niçin daha bir hafta varken yazıyorum?

Çünkü önceden hatırlayalım, hazırlanalım, çevremize duyuralım, aile ve arkadaş çevremizle programlar yapalım, herkese ulaşalım. Ta ki, hiç kimse, “Aaa, kandil mi bugün, bilseydim oruç tutardım, geceyi ihya ederdim” demesin.

İstiyorum ki, ömre bedel bu günler ve geceler, gelip geçici gündemlerin gürültüsü içinde kaybolup gitmesin.

Üç Ayları bir bayram gibi karşılayalım, sanki kurtuluşumuzun sırrı bu aylardaymış gibi ihya edelim, bir daha hiç ele geçmeyecekmiş gibi, son Üç Aylarımız gibi değerlendirelim.

Biliyorsunuz, Rabbimizin sürpriz ikram ve inayetlerine ne kadar çok ihtiyacımız var, ekstra lütuf ve ihsanlarını hasretle bekliyoruz, sıra dışı korumalarını ve yardımlarını nasıl da istiyoruz.

İyi ama her şeyin bir bedeli var. Rabbimiz olağanüstü lütuf ve ikramları için kapsamlı ve sürekli dua, ibadet ve gayret istiyor.

İşte tam fırsat ayağımıza geliyor. Adeta fırsatlar denizi olan bu ayları, gaflet içinde değil de, hazırlıklı, planlı, programlı geçirmeli değil miyiz?

Değil bizim gibi günah hamalı olan ahir zaman Müslümanları, İnsanlığın Sultanı olan Peygamberimiz (s.a.v.) bile bu ayların gelmesini dört gözle bekler, kavuşunca da şöyle dua ederdi:

“Allah’ım! Receb’i ve Şaban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır.” (Müsned, 1: 259).

Çünkü Üç Aylarda bulunup ihya etmek, Ramazan’a erişmek ve ibadetle yücelmek, O’nun için de, ümmeti için de muhteşem bir nimet ve muazzam bir lütuftur.

Çünkü büyüklerin derdi de büyüktür. Kendisini nitelendirmek için büyük kelimesinin küçük kaldığı O Yüce Nebi (s.a.v.), tüm zamanlarda gelecek ümmetinin dünya ve ahiret saadetini dert ediniyordu. Hatta bütün insanlığın dert ve ıztırabını ruhunda taşıyor, hidayetleri için çırpınıyor, dua ediyordu.

Fırsatlar geçidi

İşte Allah katındaki itibarı ve kredisi yücelerden de yüce olan O Güzeller Güzeli (s.a.v.), Üç Ayları ve bilhassa Ramazan ayını, fırsatlar üstü fırsat kabul edip ibadet ve duaya dört elle sarılıyordu.

Onu izleyen sahabe efendilerimiz ve Allah dostları da aynısını yapıyorlardı. Bunlardan birisi olan Asrın Çilekeşi Bediüzzaman Hazretleri, Afyon Hapsinde 20 ay sürecek olan ağır bir işkenceyi yaşarken talebelerine yazdığı bir mektupta Üç Ayları şöyle müjdeliyordu:

“Beş günden sonra çok mübarek ve çok sevaplı ibadet ayları olan şuhûr-u selâse (Üç Aylar) gelecekler. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şaban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar.

“Bu pek çok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâseyi böyle bire on kâr veren medrese-i Yusufiyede geçirmek, elbette büyük bir kârdır. Ne kadar zahmet çekilse ayn-ı rahmettir.” (Şualar, 14. Şua)

Aman Allah’ım! Şu bakış açısını görüyor musunuz? Çok zayıf, çok yaşlı, çok hassas olmasına rağmen, soğuk ve hastalık yetmiyormuş gibi bir de zehirlenmeye karşı ibadet ve dua ile direnen, sabreden bu ibadet kahramanı, bunca zahmeti rahmet görüyor, şikâyet etmiyor ve mazeretlere sığınmıyor, adeta bayram ediyor!

Çünkü Üç Aylar, öylesine büyük bir fırsatlar zinciri ki, hapishanenin ağır şartlarında bile ihya edilmesi, Cenab-ı Hakkın ihsan ettiği ecir ve mükâfatları on kat arttırıyor.

Üstad Hazretlerinin verdiği müjdeden anlıyoruz ki, Üç Aylar, bilhassa Ramazan’ın her bir günü, Regâib, Miraç, Berat ve Kadir Geceleri bire binler, on binler, yirmi binler, hatta otuz binler kazandıran fırsatlar geçididir.

Bu rakamlar çokluktan kinaye değildir, hakikatin ta kendisidir. Üç Aylardaki bol sevaplar ve kat kat ecirler tıpkı bire binler veren bir mısır tanesinin bereketi veya bir ürün alana bin hediye veren bir satış mağazasının kampanyasını hatırlatmaktadır.

Dünyadaki geçici kampanyalara olağanüstü ilgi gösteren bizler, ebedî cennet sarayları ve ondan da öte İlâhî rızaya vesile olacak bu mübarek gün ve gecelere daha fazla önem vermeli değil miyiz?

Regâib Kandili

Gelin, Üç Ayları ihyaya Regaib Kandiliyle başlayalım. Allah böyle tevafuk ettirdi, bu yıl Üç Ayların ilk gecesi Regaib Kandili.

Yapılan her bir ibadete ve salih amele yüz kat sevap yazılan Recep ayının ilk Cuma gecesi, yani önümüzdeki Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Regâib Kandilidir.

Arapça bir kelime olan Regâib “kendisine rağbet edilen, arzulanan, talep edilen, değeri yüce, ihsanı bol şeyler” demektir.

Regâib Gecesi, değerini, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) görünen âleme teşrifi demek olan anne rahmine düşmesinden almaktadır.

Bakın bu gece yapılan dualar kabul ediliyor. Abdullah İbn-i Ömer (r.a.) ve Ebû Umâme’nin (r.a.) rivayetine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) duaların reddedilmeyeceği beş geceyi şöyle sayıyor:

“Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri dönmez, kabul edilir: Recep’in ilk gecesi, Şaban’ın on beşinci gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesi.” (Celâleddin Suyûtî, Câmiü’s-Sağîr, 3/454)

Gelin bu fırsatı değerlendirelim. Ajandamıza Üç Ayların programını, önemli geceleri, yapılacak programları not edelim. Ailemizi, çevremizi, hatta teknik aletleri ve sosyal medyayı kullanarak dünyanın dört bir yanındaki akraba ve arkadaşlarımızı hemen haberdar edelim, teşvikte bulunalım.

Regaib Gecesi nasıl ihya edilmeli?

Mübarek geceleri mümkün mertebe akşamdan sabah namazına kadar ibadet ve dua ile ihya etmeliyiz. Yalnız başına yapılan ihya gayreti esnasında nefis ve şeytan uykuya teşvik edebilir. Bu yüzden en güzeli, bir camide veya sohbet meclisinde ihya etmektir. Bu mümkün olmazsa bir dostumuzun evinde toplanıp ibadet etmeli, sahura kadar program yapmalıyız. Bol bol çay kahve içip uykumuzu kaçırmalı, ara sıra soğuk suyla abdest tazeleyip kendimizi diri tutmalıyız.

İhya programını şimdiden planlamalıyız. Öncelikle bir araya geleceğimiz kimselere önemini anlatmalı, yapılacak programı duyurmalıyız. Hatta duyurmakla vazifeli bildiğimiz kimselere bile hatırlatıp teşvik etmeliyiz. Mübarek geceleri, sohbet, gezi, misafirlik gibi uğraşlarla heba etmemeli, sadece tövbe istiğfar, namaz, Kur’an, dua ve salavata ayırmalıyız.

Gece ihyasına sadece büyükler değil, gençler ve çocuklar da katılmalı, program sadece ibadet bakımından değil, ikram yönünden de zenginleştirilmeli, cazip hale getirilmelidir. Bunun için aralarda yapılacak ikramlar ve sahur için gündüzden alış veriş yapılmalı, kandil gecesi adeta bayram sevincine dönüşmelidir.

Evet, ağlayıp inlemeliyiz, çünkü çok günahkârız, çok mazlum kardeşimiz inim inim inliyor. Fakat içimizi sevinç doldurmalı, çünkü dualarımız kabul olacak, çünkü affolacağız inşallah.

Bazı kimseler, ertesi gün okul veya iş olduğu için kandil gecelerini tam ihya etmemektedir. Oysa izin alma imkanı varsa izin almalı, böyle bir imkan yoksa az uykuyla yetinmeliyiz.

Acaba dünyevî bir ihtiyacımız için hiç mi uykusuz kalmadık?

Hiç mi bir hastanenin acil servisinde sabahlamadık, hiç mi havaalanında uykusuz kalmadık, hiç mi bir dostumuzla sabaha kadar sohbet etmedik?

Bu geceler arınma kurnaları ve yücelme rampaları olduğuna göre fırsatı ganimet bilmeliyiz.

Bununla birlikte yine de erken çıkanlar olabileceği için ihyaya önceden başlamalı, en önemli ibadet ve duaları gece yarısından önce bitirmeliyiz.

Gecenin ihyasına katılanlar, gençler ve çocuklar dahil olmak üzere ertesi günü oruç tutmaya teşvik edilmeli, sahur sofrası onların hoşuna gidecek şekilde cazip hale getirilmelidir.

Hangi ibadetler yapılmalıdır?

Bu gecelerde yapılacak beş mühim ibadet vardır:

  • Tevbe ve istiğfar etmek: Bu gecelerde yapılan tövbe ve istiğfarlar inşallah kabul olur.
  • Kur’an okumak: Bilhassa Yasin, Fetih, Rahman, Tebareke, Amme gibi çok faziletli sûreleri okumak veya dinlemek gerekir.
  • Namaz kılmak: Beş vakit namazı cemaatle kılmakla beraber evvabin, teheccüd, tevbe, tesbih ve hacet namazlarını mutlaka kılmalıyız.
  • Peygamber Efendimize (s.a.v.) bol bol Salâvat-ı şerife getirmeliyiz.
  • Dua etmek: Kur’an’da ve hadiste geçen duaları, Cevşen’i, Tevhidname’yi, büyük velilerin dualarını okumakla birlikte içimizden geldiği gibi Rabbimize niyazda bulunmalıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz ifritten süreçten kurtulmak için sabaha kadar Rabbimize yalvarmalı ve mazlumlar için dua etmeliyiz.

Oruç hangi gün tutulmalı?

İhya ettiğimiz Regaib Gecesinin gündüzünde ise oruç tutmak çok faziletlidir. Tutulacak orucun zamanı, kandil gecesinden önceki gündüz değil, sonraki gündüzdür. Çünkü ibadet takviminde gün, akşam ezanıyla başlar, takip eden akşam ezanına kadar devam eder. Nitekim Ramazanın başlangıcında da, önce teravih kılarız, sabahında da oruç tutarız. Ancak kandil gecesinin hem öncesinde hem sonrasında oruç tutan da faziletli bir amel yapmış olur. Bilhassa Regaibin öncesi olan Perşembe günü oruç tutmak zaten sünnettir.

Sadece Cuma günü de olsa oruç tutulabilir. Çünkü bilerek başka gün değil de sadece Cumaya denk getirmek tenzihen, yani helâle yakın mekruhtur. Regaib Gecesinin gündüzü ise her zaman Cumaya rastlamaktadır, başka çözüm ve seçenek yoktur. Bu yüzden Perşembe günü tutamayanlar için Cuma günü oruç tutmak tenzihen mekruh da olmaz. İsteyenler, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günü oruç tutabileceği gibi, sadece Cuma ve Cumartesi de tutulabilir.

Şimdi haydi iş başına dostlar! Hemen çevremize duyurmakla işe başlayıp Regaib Gecesi programını planlamakla devam edelim.

Biliyorsunuz, sebep olan yapan gibidir. Kim bilir sizin duyurmanızla hatırlayıp geceyi ihya edecek nice insan size dünyalar kadar sevap kazandıracak.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin