Gazeteci Cevheri Güven, son yayınında kamuoyunun gündemine oturan üç önemli konuya ilişkin çarpıcı bilgiler paylaştı: MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın muhalefet partileriyle başlattığı görüşme trafiği ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yaptığı özel görüşme, CHP’ye yönelik yürütüldüğü öne sürülen siyasi baskı ve şantaj siyaseti ile Sedat Peker davasındaki gizli tanıklardan İsmail Kocalar’ın şüpheli ölümü.
Cevheri Güven, İbrahim Kalın’ın son dönemde Meclis’teki tüm muhalefet partileriyle birebir görüşmeler gerçekleştirdiğini ve bu temasların temel amacının Cumhuriyet Halk Partisi’ni mecliste kurulacak komisyona katılmaya ikna etmek olduğunu söylerdi. Güven’e göre bu görüşmelerden en dikkat çekeni CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yapılan baş başa 30 dakikalık özel görüşmeydi.
Görüşmenin partinin kurmaylarının bilgisi dışında gerçekleştiğini vurgulayan Güven, bu durumun siyasi açıdan ileride Özgür Özel’in önüne çıkarılabileceğini ifade etti. Kalın’ın yürüttüğü diplomatik temasların esasen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi ve talimatıyla gerçekleştiğini belirten gazeteci, AK Parti’nin doğrudan muhalefetle temas kurmakta zorlandığı için bu görevin MİT Başkanı’na verildiğini öne sürdü.
“CHP’ye Şantaj: Komisyona Katıl, İmamoğlu’na Dokunulmasın”
Güven, CHP’nin komisyondaki pozisyonuna ilişkin alınan tutumun arka planında siyasi bir baskı süreci olduğunu belirtti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın “CHP bu masada olursa İmamoğlu serbest kalabilir” sözlerini hatırlatan Güven, CHP’nin komisyona katılımının bazı davaların seyrine doğrudan etki ettiği yönünde partide güçlü bir kanaat olduğunu aktardı.
Bu çerçevede CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ilişkin yargı süreçleri ve CHP kurultayıyla ilgili açılan dava süreci de bu baskı sürecinin bir parçası olarak değerlendirildi. Güven’e göre, komisyona katılmayan veya iktidar çizgisinin dışına çıkan bir CHP, çok daha ağır bir baskı süreciyle karşılaşma riskiyle karşı karşıya.
Sedat Peker Davasında Gizli Tanık İsmail Kocalar Ölü Bulundu
Güven’in programında öne çıkan bir diğer konu ise Sedat Peker davasının gizli tanıklarından İsmail Kocalar’ın Manavgat’ta bir kulübede ölü bulunmasıydı. Kocalar’ın, bir dönem tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, ancak mafya çevrelerine duyduğu ilgi nedeniyle bu dünyaya yaklaştığını anlatan Güven, gizli tanığın daha sonra Süleyman Soylu’ya bağlı emniyet birimlerince Sedat Peker’e karşı gizli tanık haline getirildiğini öne sürdü.
Güven’in ifadesine göre, hem Sedat Peker’den hem de Soylu’ya yakın çevrelerden korkan Kocalar, psikolojik olarak çöküntü yaşıyor, sürekli yer değiştirerek yaşamını sürdürmeye çalışıyordu. Kocalar’ın kısa süre önce Cevheri Güven’e gönderdiği videoda ise “Benim hiçbir suçla bağlantım yok. Sadece arabamı verdim, başıma gelmeyen kalmadı” dediği aktarıldı.
Güven, Kocalar’ın ölümünün doğal nedenlerle gerçekleşmiş olabileceğini ancak ortada ciddi bir dramatik çöküş hikâyesi olduğunu vurguladı. Dört çocuğunu geride bırakan gizli tanığın ölümüyle ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmış değil.
MİT’in Gülen Hareketine Yönelik Strateji Değişikliği
Programın ilerleyen bölümünde Cevheri Güven, İbrahim Kalın’ın MİT Başkanı olmasıyla birlikte Gülen Hareketine yönelik stratejinin de değiştiğini anlattı. Hakan Fidan döneminde “kaçırma ve zorla itiraf alma” yöntemi uygulanırken, Kalın’ın daha çok elemanlaştırma ve içeriden çözme stratejisine yöneldiğini belirtti.
Güven, yurt dışında yaşayan bazı isimlerle MİT’in Norveç ve İsveç numaraları üzerinden iletişim kurduğunu, bu kişileri zamanla haber kaynağı ve operasyon elemanı haline getirmeyi hedeflediğini ifade etti.
Türkiye’de Mafya Dünyasına Özendirme ve Gençlerin Kırılganlığı
Cevheri Güven, İsmail Kocalar’ın hikayesini örnek göstererek gençlerin mafya estetiğiyle nasıl aldatıldığını da anlattı. Sosyal medya ve televizyon dizileriyle gençlerin suç dünyasına özendirildiğini belirten gazeteci, “Gençler 5 yıl bile güzel yaşasak yeter diyorlar. Mafya gruplarına girmek için adeta sıraya giriyorlar” diyerek mevcut ekonomik ve sosyal tabloya dikkat çekti.
Yunanistan’da cezaevinde öldürülen Barış Boyun grubuna mensup Fırat Babat örneğini de aktaran Güven, mafya yapılarının uluslararası boyut kazandığını ve devletin bu süreçlerde etkisiz kaldığını vurguladı.
