NECİP F. BAHADIR | YORUM
Aradan 10 yıl geçti; 15 Temmuz’un mahiyeti anlaşılabildi mi?
AKP’nin kurucularından Hüseyin Çelik bile “Hayır!” dedi. Eski AKP’li Hüseyin Kocabıyık ise “15 Temmuz gecesi ve sonrası karanlık bir süreç…” diye mesaj paylaştı.
10 yıl uzun bir süre değil mi? Konuşmak tartışmak ve soru sormak neden yasak? O gece neden hala soru işaretleriyle dolu? Meclis’in ‘15 Temmuz raporu’ nerede? Eski Meclis Başkanı İsmail Kahraman kendisine teslim edilen raporu ne yaptı? 15 Temmuz’u ‘bayram’ olarak kutlayanlar 15 Temmuz davalarına neden ilgisiz? Eğer darbe girişimi başarılı olsaydı 16 Temmuz günü ülkeyi kim yönetecekti?
Bir gün sonrasını planlamamış ‘darbe girişimi’ olabilir mi? Eğer arkasında ABD vardıysa (iktidar temsilcileri öyle diyordu) Erdoğan neden Trump’la sarmaş dolaş görüntü verdi? Trump’a 15 Temmuz’la ilgili bir sitem veya bir soru sordu mu?
Yine iktidar medyasına göre Birleşik Arap Emirlikleri darbenin finansörüydü. Manşetler atıldı… O halde AKP iktidarı S-400’leri neden bu ülkeye satabilmenin çabası içinde?
Erdoğan, 15 Temmuz nutukları atarken ‘emperyalizm’ dedi. NATO zirvesinde emperyalistlerin karşısında neden el pençe divan durdu? Yine onların tabiriyle ‘dış güçleri’ Ankara’da sorunsuz ağırlayabilmek için neden ‘seferber’ oldu? Ankara’yı neden ‘hayalet şehir’ haline getirdi?
15 Temmuz benim için soru işareti demek… Üzeri sır perdesiyle örtülü kanlı olaylar kümesi demek. Hiçbir önyargım yok. İkna olmaya hazırım. 10 yıl boyunca AKP’nin anlattıkları beni ikna etmedi. 15 Temmuz’u bir aydınlatma çabası yok. AKP için 15 Temmuz bir ‘propaganda sermayesinden’ ibaret…
Bir Hitler, iki Erdoğan!
Erdoğan açıkça söylemedi mi; “Bu bir Allah’ın lütfudur!” diye…
Tıpkı Hitler gibi… O da meşhur Reichstag yangınından sonra böyle demişti… 27 Şubat 1933. Hitler iktidara geleli henüz dört hafta olmuş. Almanya’nın parlamento binası Reichstag alev alıyor. Yangının faili olarak genç bir Hollandalı komünist, Marinus van der Lubbe suçüstü yakalanıyor. Hitler ve Goebbels olay yerine geliyor. Ve Hitler orada tarihe geçecek şu cümleyi söylüyor: “Bu Allah’ın lütfu. Bunu kullanamazsak korkak oluruz.”
Sözde kanlı bir darbe girişimi var ve Erdoğan bunu tıpkı Hitler gibi ‘Allah’ın lütfu’ olarak yorumluyor! Erdoğan’ın teshiri altındaki AKP tabanı bunu bile sorgulamadı, itiraz etmedi.
O gece Erdoğan’ın hemen yanı başında yer alan damat Berat Albayrak ‘neler yaşandığını’ anlatırken, “Bizimle mezara gidecek sırlar var!” dedi.
Ne sırrı? Kamuoyuna anlatılmayacak ne gibi sır olabilir? O gece yaşamını yitirenlerin hatırasına saygısızlık değil mi bu? O gecenin canlı tanığı olarak neden 15 Temmuz’un iç yüzünü anlatmak çekiniyor? Erdoğan ve Albayrak ‘mezara gidecek sır’ diyerek ne gizliyor?
Damat Albayrak, “15 Temmuz hala esrarını koruyor!” diyen benim gibi insanları haklı çıkarmış olmadı mı? ‘Aya dört şeritli yol yaptık’ deseniz inanacak kitleniz var ama ülke onlardan ibaret değil. Akıl ve vicdan sahipleri de var.
Damat açıkladı, kendilerini getiren uçağın pilotlarından biri ‘F.töcü’ imiş. Onlara göre ‘darbeci’ yani. İstanbul semalarında uçağa eşlik eden F-16 pilotları da aynı şekilde… Dalaman’a getiren uçağın pilotları da öyleydi.
Darbecilerin helikopter ve uçağına bindikten sonra sağ salim İstanbul’a ulaşmak nasıl mümkün oldu? 15 Temmuz’un her tarafı soru işaretleri ve çelişkilerle dolu? Bunu insanlar görmüyor mu?
Aradan geçen süreye rağmen bugün bile ‘15 Temmuz’un sırlarla dolu’ olduğunu söylemek için sadece Damat Berat Albayrak’a kulak vermek kafi…
Bekir Bozdağ sözde o gecenin kahramanlarındandı! Bir programa katıldı. Derdini anlatamadı. İki cümleyi bir araya getiremedi. Yüzüne gözüne bulaştırdı. Çelişki ve yalanını Karar’dan Elif Çakır deşifre etti. Bozdağ sonradan düzeltmeye kalktı. Ve fakat ne dediği tam anlaşılamadı. Çünkü kafasını net değil. AKP’nin yayın organı kendi haberini revize etmekten aciz. AKP tayfası için 15 Temmuz’un sadece ‘propaganda’ için önemi var. Eğer söyledikleriniz propagandaya herhangi bir katkı vermiyorsa anlamsız.
AKP, 15 Temmuz’u ‘Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ ve resmi tatil ilan etti. 10. yılını uzun zamana yaymak istiyordu. NATO zirvesi engelledi. Bu 15 Temmuz’da AKP ‘bayram yaptı’ ülke insanı ise ‘tatil’. Yazılı ve görsel medya ‘tek’ boyutluydu. Askeri dönemlerde bile medya bu denli teslim olmamıştı. Direnenler vardı. Farklı görüş ve politikalar rastlanırdı.
15 Temmuz günü ülke değil medya ‘tek ses’ oldu. AKP gürültüye boğdu. Başka seslerin duyulmasını engelledi. Erdoğan ve ekibi yeni bir şey söyledi mi? Hayır, tekrardan ibaret.
15 Temmuz öncesine göre ‘demokrasi’ daha iyi noktaya ulaştı mı? Ülke demokrasisinin ‘kutlanacak hali’ var mı? Demokrasi karnesinin çok daha zayıfladığı konusunda neredeyse herkes hemfikir. Erdoğan’ın müminleri ve ‘AKperestler’ dışında tabii. Onların ‘demokrasi’ diye bir derdi yok. AKP demokrasiden nasipsiz, kendine ‘demokrat’. Partisinde demokrasinin ‘d’si olmayan ülkeye demokrasi getirebilir mi?
15 Temmuz Erdoğan’ın ‘tek adam rejimini’ inşa etti. Parlamenter sistemi rafa kaldırdı. Meclis anlamını ve işlevini yitirdi. Hele özgürlükler, hak ve hürriyetler… O kadar geriledi ki… Ülke neredeyse Afganistan derecesine düştü.
Düşünmek yasak, yazmak suç!
Muhaliflere her sabah operasyon… AKP’nin bildiği en iyi şey… Eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki gözaltına alınmış. Sebep mi? 15 Temmuz’u sorgulayan bir mesaj atması… Ne büyük suç! Düşüncesini ve fikrini sosyal medyada paylaşmış… Düşünmek yasak AKP Türkiye’sinde.

15 Temmuz deyince ya koroya dahil olacaksın ya da kabuğuna çekileceksin. Mahruki yapamamış… Ve şöyle demiş: “15 Temmuz önceden fark edilmiş ancak rejim değişikliği için bir fırsat olarak görülerek bilerek engellenmemiş, kontrollü bir şekilde kalkışılmasına müsaade edilmiş bir darbe girişimidir. Baş planlayıcısı ABD’dir, Fil’i feda etmiş Vezir’i almıştır. Erdoğan’ı Şah yapmış Türk Milleti’ni mat etmiştir”
Ne var bunda? Bir düşünce… Bütün ekranlarda teziniz boca edildi. Farklı bir görüş de oluversin… Nerede kaldı fikir ve düşünce özgürlüğü?
Erdoğan muhalefetin ‘yaşam hakkını’ yok etti. Rakibi CHP’nin içinden geçti. Kemal Kılıçdaroğlu’nu tekrar partinin başına getirdi. Ana muhalefet partisini kapatmaktan beter yaptı. Bir de bunu ‘CHP’nin iç işi’ diye yutturmaya kalktı.
Ekrem İmamoğlu ile sandıkta başa çıkamadı. 35 yıl sonra ‘diplomasını’ elinden aldı. Şeytanın aklına gelmez bu. Erdoğan’ı eleştiren, sosyal medyadan mesaj atan kendisini hapiste buldu. Hapishaneler ağzına kadar AKP muhalifi siyasi suçlularla dolu. Demokrasi gibi sivil siyaset de çok ama çok ağır yara aldı.
Erdoğan’ın kurduğu tek adam rejimi ülkeyi adam gibi yönetebilseydi bari… Ülkenin felaketi oldu. Erdoğan’ın başarılı olduğu hiçbir alan yok. Ekonomi darboğazda… Enflasyon azdı. ‘Nas nas’ dedi, faizde rekor kırdı. Eğitim ve sağlık çöktü. Gençlik krizde… Bahis, kumar ve uyuşturucu ‘altın devrini’ yaşamakta…
Uyuşturucu orta okula kadar düştü. Erdoğan Anadolu’ya bir ‘haşhaşi coğrafyasına’ çevirdi. Her iddiasının altında kaldı. 15 Temmuz kendi ikbali için bir lütuf olabilir. Fakat hiç de memleketin ve toplumun hayrına olmadı. Ülke karanlık tünele girdi.
15 Temmuz neyin kutlamasıydı?
‘Demokrasi’ desen daha kötüye gitti. ‘Birlik beraberlik desen’ toplum paramparça… AKP’nin politikaları sonucu bir ‘toplumsal Sevr’ yaşanmakta… Millet bölük pörçük… Kutuplaşma had safhada. Kutlanacak ne var?
İşin özü gürültüyle geçen günün gece yarısında ‘ülkenin salası’ okundu!
15 Temmuz mu? Bir gün gerçekler ortaya çıkacak. Sırlar Berat Albayrak’la birlikte mezara gitmeyecek!
