
İçişleri Bakanlığı’nın ABB Başkanı Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni vermesine tepki gösteren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ekrem İmamoğlu’na yapılanların amacı neyse şimdi dönüp Mansur Yavaş’a da aynı itibar suikastını gerçekleştirmeye çalışan bir süreci başlatmak istiyorlar” dedi.
Zonguldak’ta bulunan Özel, İçişleri Bakanlığı ABB Başkanı Yavaş ve Özel Kalem Müdürü Nevzat Uzunoğlu hakkında, “görevi kötüye kullanma” ve “denetim görevini ihmal” iddialarının araştırılması için soruşturma izni verilmesiyle ilgili soruya cevap verdi.
Özel şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Zonguldak Belediyemizi ziyaret ettik. 21 il belediyemizden bir tanesidir. 14 Büyükşehir Belediyesi’ni kazandığımız, 21 il belediyesini kazandığımız, Türkiye’nin yüzde 65’ine hizmet etmemiz, millet tarafından görevlendirildiğimiz bir süreçteki hazımsızlıkla ve bunun üzerine ülkeyi yöneten ve bir sonraki seçimi kaybedeceğinden endişe eden birisinin hedef göstermesiyle başlayan bir sürecin içerisindeyiz.
Hazımsızlıkla, ülkeyi yöneten ve bir sonraki seçimlerde seçimi kaybedeceğinden endişe eden birisinin hedef göstermesiyle başlayan bir sürecin içindeyiz.
”İMAMOĞLU GİBİ MANSUR YAVAŞ’A DA AYNI İTİBAR SUİKASTINI GERÇEKLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Bu 19 Mart’ta sivil darbe süreci olarak geleceğin iktidarına, geleceğin Cumhurbaşkanına yapılan darbe sürecinden farklı bir süreç değil bu. Sandıktan korkan, kendi kadın kollarına, gençlik kollarına, ana kademesine güvenmeyen hiçbir partide olmayan Yargı Kolları Başkanlığı diye bir kol kuran birinden muhatabız ve bu süreçte İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na yapılanların amacı neyse şimdi dönüp Mansur Yavaş’a karşı da aynı itibar suikastını gerçekleştirmeye çalışan bir süreci başlatmak istiyorlar. Bu dosyayla ilgili müfettişler geldi, çalıştılar, raporlar yazdılar ve belediye başkanından ilgili özel kalemiyle ilgili hiçbir şey bulmadılar. Şimdi dönmüşler bir kez daha aynı yerden soruşturma izni vererek yeni bir süreç başlatmak istiyorlar. Maksat buradan bir sonuç alamayacakları belli. Yani sonuç odaklı değil, sadece Sayın Mansur Yavaş’ı da tartıştırmak üzerine yaptıkları bir hamledir.
”EN KUVVETLİ CUMHURBAŞKANI ADAYLARINDAN BİRİ DE MANSUR YAVAŞ”
Hiç eğip bükmeyelim yani. Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayımızdı. Ben de, Mansur Bey de gittik kendisine ön seçimde oy verdik. Ama Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını iptal ettiler. 2400 yıl ceza istiyorlar. Kendilerince Ekrem İmamoğlu’nu hallettik. Şimdi bu milletin bizim karşımızda seçebileceği Cumhurbaşkanı adayı kim var? En kuvvetli adaylardan bir tanesi Mansur Yavaş. Şimdi onu hedefe koymaya çalışıyorlar. Millet bunu görüyor.
”MELİH GÖKÇEK 1 MİLYAR DOLAR GÖMDÜ ANKAPARK’A”
Mansur Yavaş’tan yolsuzluğu aynı cümle içinde kuruyorsanız burada kötü niyet var demektir. Bunu çok net olarak görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri yolsuzlukla, usulsüzlükle itham eden kim varsa aslında milletin önünde iftiracı olduğunu ve esas korktuğunun önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu millet biliyor artık. Onun dışında örneğin Antalya’da ya da Bodrum’da gerçekten siyasetle bağdaşmayacak bir ilişki gördüğümüzde zaten o gün, ilk gün parti ile ilişkilerini kesiyoruz. Ancak bu siyasi operasyonlara karşı belediye başkanlarımızın sonuna kadar arkasındayız. Ayrıca Mansur Bey’e Ankapark’la ilgili sorular sormuşlar. Ya Melih Gökçek 1 milyar dolar gömdü Ankapark’a. Dinozorlara, minozorlara milletin boğazından geçecek parayı yedirdi. Ona soru soran yok. Bu böyle ortalıkta gezecek o tapını durduran, orayı Ankaralının hizmetine sunan ve milyarları kurtaran Mansur Yavaş’a Ankapark soruyorlar. Yani hakikaten biraz utanmak lazım, başka bir şey demiyorum. Büyük ihtimalle de zaten Danıştay bu işlemin yürütmesini durduracaktır.
“SİLİVRİ’YE DE GELEBİLECEĞİNİ SÖYLEMİŞ, BUNDAN MEMNUNİYET DUYARIZ”
İmralı’ya gidiyorsa Milliyetçi Hareket Partisi, o zaman Silivri’ye de gelebileceğini söylemiş. Bundan memnuniyet duyarız. Ekrem Başkan Sayın Bahçeli ve üç arkadaşını Silivri’de ağırlamaktan… Ve kendisine ne büyük bir haksızlık yapıldığını, nasıl bir hukuk darbesine muhatap olduğunu, kendisinin tek suçunun hizmet etmek olduğunu, 4.000 sayfalık iddianamenin içindeki bütün somutları da özetleyerek bunların birer iftira olduğunu, hiçbir somut delil olmadığını Sayın Bahçeli’ye anlatır. Sayın Bahçeli de bu büyük haksızlığa da bir çözüm üretimine katkı sağlar diye düşünüyorum. Olumlu görüyorum bu yaklaşımı.”