Yargıda Korona skandalı: Hakimler adliyeye gelmiyor; kararı ‘tutukluluğa devam’ diyerek mahkeme kalemleri veriyor

Koronavirüs salgınında dolayı Çağlayan’daki İstanbul Adalet Komisyonu’nun aldığı ‘4 Mayıs’a kadar nöbetçi mahkemeler çalışacak’ kararının uygulanmadığı ortaya çıktı. Komisyonun aldığı kararla, tutuklu ve acil işlerin dosya üzerinden karara bağlanmasını bu nöbetçi mahkemeler yapacaktı. Fakat hakimlerin mahkemeye gelmeyerek evlerinde olduğu ve dilekçeleri bile görmediği, bu yüzden de hiçbir kararın verilmediği ortaya çıktı. Sadece hakimler adına mahkeme kalemleri otomatik bir şekilde ‘tutukluluğa devam’ kararını verdiği belirtiliyor.

Bu durumu sosyal medya hesabı Twitter’da gündeme getiren Avukat Üsame Ceran, bu yüzden tutuklu müvekkilinin tahliyesi için yaptığı başvurunun sonuçsuz kaldığını açıkladı.

Müvekkili için yazdığı dilekçeye mahkemeye gönderdiğini ve ardından kalemi aradığını söyleyen Ceran, “Aradığımda ‘dilekçe gönderdim yarın duruşma günü verilmişti. ‘Heyet incelemiş midir?’ diye hatırlattım. Kalemdeki kişi bana, ‘Nöbetçi mahkeme heyeti yok ki. Onlar evlerinde. Tüm duruşmalarda erteleme yazıyoruz.” cevabını verdi. Sonra ben, “Tamam da tahliye hakkındaki karar neye göre veriliyor?” diye sorunca bana, ‘Tahliye verilmiyor ki’ dedi. ‘Nasıl yani, bu ay hiç tahliye kararı vermediniz mi?’ soruma da, ‘Yok, vermedik.’ cevabını verdi.” şeklinde ifade etti.

Bu duruma tepki gösteren Ceran, “Yani anlayacağınız bomboş adliyeye hakimler gelmiyor, adliyedeki kaleme talimat vermişler tüm tutuklu dosyalarda kalem heyet adına tutukluluğun devamı kararları yazıyor. Bomboş adliyeye hakimler gelmiyor ama o hakimlerin sorumluluğundaki tutuklular virüs kapma tehlikesiyle devam.” dedi.

İşte o açıklamalar;

Bugün İstanbul Adliyesi’ndeki bir mahkemeyle ilgili çok skandal bir şey öğrendim, sizinle de paylaşmak istiyorum.

İstanbul Adliyesindeki … Ağır Ceza Mahkemesi’nde yarın ilk celsesi görülecek bir dosyam vardı. Biliyorsunuz İstanbul Adalet Komisyonu Başkanlığı Covid-19 tedbirleri kapsamında 04/05/2020 tarihine kadarki tutuklu ve acil işlerin dosya üzerinden karara bağlanmasını kararlaştırdı.

Bu şu demek duruşma açılmayacak sanık getirilmeyecek, yazılı savunma yoluyla müdafilik yapacaksın. Ceza Muhakemesi’nde hepimizin bildiği doğrudanlık, yüz yüzelik ve sözlülük ilkeleri gereği aslında yazılı şekilde etkili bir müdafilik yapmanız mümkün değildir.

Neyse elden ne gelir, elimizden geleni yapalım dedim ve müvekkilin neden tahliye edilmesi gerektiğiyle ilgili birkaç günümü alan güzel bir dilekçe hazırladım. Bugün sabah dilekçeyi UYAP’tan gönderip mahkeme kalemini aradım. Kalemi dürteyim de dilekçeyi hakimin önüne koysun diye

Telefona bakan katip önce bir şaşırdı:
– Ne dilekçesi?
+ Beyan dilekçesi, inceleme için. Malum duruşma yapılamadığı için müvekkili hiç olmazsa yazılı beyanlarla savunmak durumundayız. Yarına duruşma günü verilmişti bu dosyada, heyet incelemiş midir dosyayı bilginiz var mı acaba?

– Heyet mi? Heyet yok ki.
+ Nasıl yani, nöbet usulü hakim de mi yok?
– Yok avukat bey, evlerindeler
+ E peki tahliye haklında neye göre karar veriyorsunuz?
– Tüm duruşmalarda erteleme yazıyoruz
+ Tamam da tahliye hakkındaki karar neye göre veriliyor?
– Tahliye verilmiyor ki

+ Nasıl yani, bu ay hiç tahliye kararı vermediniz mi?
– Yok, vermedik
+ Benim günlerdir uğraştığım dilekçemi hakimlerin okuma ihtimali yok yani?
– Yok avukat bey belki Uyap’tan görür ama (ses tonundan buna inanmadığı anlaşılıyor)
+ Sanmıyorum, peki teşekkürler iyi çalışmalar

Yani anlayacağınız bomboş adliyeye hakimler gelmiyor, adliyedeki kaleme talimat vermişler tüm tutuklu dosyalarda kalem heyet adına tutukluluğun devamı kararları yazıyor. BOMBOŞ ADLİYEYE HAKİMLER GELMİYOR AMA O HAKİMLERİN SORUMLULUĞUNDAKŞ TUTUKLULAR VİRÜS KAPMA TEHLİKESİYLE DEVAM

Mahkeme numarasını bu aşamada açıklamayacağım ama böyle bir skandal yaşandı siz de bilin. Normal şartlarda ilk celsede çok büyük ihtimalle tahliyesini beklediğim müvekkilim, hakimlerin adliyeye gelmemeleri ve dosyaları incelememeleri sebebiyle yok yere 2 ay daha tutuklu kalacak.

Şimdi heyecanla olmayan ve hiçbir zaman var olmayacak kararı bekleyen müvekkilimin ailesine ben ne diyeceğim siz söyleyin :/ Bu olaya skandal dedim ama asıl skandal bu olayın aymazlıkla ve fütursuzca bize kabul ettirilmesi. Buna karşı elimizden bir şey gelmemesi en büyük skandal.

Telefonu kapattım, derin bir iç çektim ve hemen arkadaşlarıma yazdım. Merak ettiğim şey adliye sabit telefonlarıyla yapılan görüşmelerin kaydedilip kaydedilmediğiydi. PVSK Ek-7’ye göre kaydedilebileceği fakat hukuka aykırı delil olduğu için asla verilmeyeceğini düşündüm.

Daha sonra bu durumun hiç olmazsa kayıtlara geçmesi için CİMER’e yazmaya çalıştım fakat sistem hata verdi. Bu aşamada elimden gelen tek şey bu skandalı yaymak ve adliyelerin 15 Hazirana kadar kapatılması kararının ne denli büyük bir hukuksuzluğa yol açacağını göstermek olacak.

Güya cezaevindeki insanların virüsten korunması için infaz (af) düzenlemesi yapıldı. İnfaz düzenlemesiyle salınanların hepsi hükümlü. Yani yargılamaları yapılmış, suç işledikleri sabit görülmüş. Masumiyet karinesine rağmen sanıklara ise hakimlerin keyfine oto-tutukluluğun devamı.

Davası 188’den açılmış ama suç vasfının 191/1 olarak değişeceği kesin. Teknik-fiziki takip yok. Aleyhe sanık-tanık beyanı yok. Miktar kullanım sınırının çok altında kalıyor. Yargılama sonucu en üst hadden ceza alsa bile çocuğun yatarı yok. Ama hakimlerin keyfine 2 ay daha içerde.

İnfaz düzenlemesiyle hükümlüler dışarı, suç vasfının değişmesiyle üst hadden ceza alsa bile yatarı olmayan tutuklu içeri. Biri hüküm giymiş, diğeri henüz masum. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Sanki virüs tutukluyu görünce kardeş rahat ol ben sadece hükümlüye bulaşırım diyo.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin